Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Selçuk Özdağ’dan “Trump” eleştirisi: “Küresel barış tehditlerle sağlanamaz. Dünya ‘ben istersem vururum’ diyen bir zihniyetle asla yönetilmez”

Yeni Yol Grubu Başkanvekili Selçuk Özdağ, ABD Başkanı Donald Trump’ın “zorbalık” üzerine kurulu dış politikasının dünyayı krize sürüklediğini belirterek “Küresel barış tehditlerle sağlanamaz. Dünya ‘ben istersem vururum’ diyen bir zihniyetle asla yönetilmez” dedi.

Yeni Yol Grubu Başkanvekili Selçuk Özdağ, ABD Başkanı Donald Trump'ın "zorbalık" üzerine

(TBMM) – Yeni Yol Grubu Başkanvekili Selçuk Özdağ, ABD Başkanı Donald Trump’ın “zorbalık” üzerine kurulu dış politikasının dünyayı krize sürüklediğini belirterek “Küresel barış tehditlerle sağlanamaz. Dünya ‘ben istersem vururum’ diyen bir zihniyetle asla yönetilmez” dedi.

Yeni Yol Grubu Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ABD’nin son dönemde izlediği dış politika, İran gerilimi ve Türkiye’nin dış politika yönelimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdağ, küresel siyasetin Donald Trump’ın tehdit dili üzerinden sarsıldığını belirterek, bu anlayışın dünya barışı açısından ciddi riskler taşıdığını söyledi.

ABD yönetiminin zorbalığı esas alan bir politika yürüttüğünü ifade eden Özdağ, “Amerika Birleşik Devletleri’nin yönetimini ele geçiren Donald Trump’ın hukuku değil zorbalığı esas alan anlayışı tüm ülkeler için kaldırılamayacak bir yük haline gelmiştir. Trump’ın tehdit ve şantaj siyaseti yalnız hedef aldığı ülkeleri değil, zincirleme şekilde tüm ülkeleri ekonomik olarak etkilemektedir” dedi.

Trump’ın dış politikayı “ya boyun eğ ya bedel öde” anlayışı üzerine kurduğunu dile getiren Özdağ, bu yöntemin uluslararası hukukla bağdaşmadığını vurguladı. Trump’ın önceki başkanlık döneminde Kuzey Kore, İran, Çin ve Avrupa ülkeleriyle yaşanan gerilimleri hatırlatan Özdağ, ticaret savaşlarının küresel ekonomiyi kırılgan hale getirdiğini ifade etti. Kanada’ya yönelik ilhak söylemleri, Avrupa’ya karşı gümrük tehditleri ve Venezuela’ya yönelik müdahale girişimlerinin zorbalık siyasetinin açık örnekleri olduğunu söyledi.

Özdağ, “Bazılarına havuç siyasetiyle, bazılarına sopa siyasetiyle, bazılarına da dosyalar ve zaaflar üzerinden, Epstein dosyalarında olduğu gibi siyaseti yönetmeye çalışmaktadır. Milletlerin iradesine ipotek koymaya çalışan bir kovboyla, bir eşkıya ile karşı karşıyayız. Bu tablonun bir de Ortadoğu ayağı vardır” diye konuştu.

“Küresel barış tehditlerle sağlanamaz”

Ortadoğu’da İsrail Başbakanı Netanyahu’nun saldırgan politikalarına verilen desteğin bölgedeki şiddet sarmalını büyüttüğünü belirten Özdağ, ABD’nin İran’a yönelik tehditlerinin yalnızca bir ülkeyi değil tüm bölgeyi ve küresel ticareti riske attığını dile getirdi. “Küresel barış tehditlerle sağlanamaz. Dünya ‘ben istersem vururum’ diyen bir zihniyetle asla yönetilmez” diyen Özdağ, savaş diliyle yürütülen politikanın daha büyük krizlere yol açacağını söyledi.

“Trump’ın tehdit siyasetine hem de halktan kopuk rejim anlayışlarına mesafeli durulmalı”

Özdağ, İran yönetimine de eleştiriler yönelterek rejimin kendi halkına kulak tıkadığını, ekonomik çöküşün ve toplumsal huzursuzluğun derinleştiğini ifade etti. İran halkının enflasyon, işsizlik ve baskılarla mücadele ettiğini söyleyen Özdağ, halktan kopuk yönetim anlayışlarının ülkeleri iç patlamalara ve dış müdahalelere açık hale getirdiğini vurguladı. Bir ülkenin gerçek gücünün askeri kapasiteden değil halkla kurulan bağdan geçtiğini belirten Özdağ, Türkiye’nin hem Trump’ın tehdit siyasetine hem de halktan kopuk rejim anlayışlarına mesafeli durması gerektiğini söyledi.

Trump’ın ilk başkanlık döneminde Türkiye’nin ağır ekonomik bedeller ödediğini dile getiren Özdağ, “papaz krizi” sonrası yaşanan dolar şokunun doğru yönetilemediğini, kur korumalı mevduat uygulamasının kamuya büyük maliyet getirdiğini ifade etti. Türkiye’nin dış politikasında ilkelere dayalı bir çizgiye dönmesi gerektiğini belirten Özdağ, diplomasinin sessizlik değil zamanında ve doğru söz söylemek olduğunu vurguladı.

“Avrupa Birliği perspektifinin Türkiye için yeniden stratejik bir fırsata dönüştürülmeli”

Avrupa Birliği perspektifinin Türkiye için yeniden stratejik bir fırsata dönüştürülmesi gerektiğini ifade eden Özdağ, refahın ve istikrarın hukuk devleti ilkesinden geçtiğini söyledi. “Dünya tehditle yönetilemez. Türkiye şantajla hizaya sokulamaz. Bu millet hukukun gücüne inanır” diyen Özdağ, muhalefet olarak adalet temelli bir yönetim anlayışı için mücadele etmeye devam edeceklerini kaydetti.