Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ulaş Karasu: “Anayasa’ya göre çocuk işçiliği ile mücadele etmesi gereken iktidar, kılını kıpırdatmadı”

Sosyal Demokrasi Derneği’nin (SDD) düzenlediği “Dokuz Umde’den Sosyal Demokrat Programa” etkinliğinde konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, “Son 2 yılda çalışırken 55 yaş üzeri bin 242 insanımız iş cinayetinde hayatını kaybetti. Son üç yılda tam 6 bin 215 işçi iş cinayetinde öldü. Yetmedi 94 çocuğumuzu MESEM adı verdikleri ucube sistemde kaybettik. Anayasa’ya göre çocuk işçiliği ile mücadele etmesi gereken bu iktidar, bırakın mücadele etmeyi, bu mücadele için kılını kıpırdatmadı” dedi.

Sosyal Demokrasi Derneği'nin (SDD) düzenlediği “Dokuz Umde’den Sosyal Demokrat Programa”

(ANKARA) – Sosyal Demokrasi Derneği’nin (SDD) düzenlediği “Dokuz Umde’den Sosyal Demokrat Programa” etkinliğinde konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, “Son 2 yılda çalışırken 55 yaş üzeri bin 242 insanımız iş cinayetinde hayatını kaybetti. Son üç yılda tam 6 bin 215 işçi iş cinayetinde öldü. Yetmedi 94 çocuğumuzu MESEM adı verdikleri ucube sistemde kaybettik. Anayasa’ya göre çocuk işçiliği ile mücadele etmesi gereken bu iktidar, bırakın mücadele etmeyi, bu mücadele için kılını kıpırdatmadı” dedi.

Sosyal Demokrasi Derneği (SDD), bugün, Ankara Kocatepe Kültür Merkezi’nde “Dokuz Umde’den Sosyal Demokrat Programa… Cumhuriyet’in Köklerinden Halkın Yarınına: Parti Programından Hükümet Programına” başlıklı etkinlik düzenledi.

8 Nisan 1923’te yayımlanan Dokuz Umde’nin yıl 103’üncü dönümünde, CHP’nin 5 Genel Başkan Yardımcısı ve 9 Politika Kurulu Başkanı’nın kendi alanlarında partilerinin hükümet programını anlatacakları etkinlikte “Demokrasi, Yönetim ve Adalet” başlıklı oturum gerçekleştirildi.

Ekin Sarı Akalın’ın moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda CHP Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu ve CAO Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politikaları Kurulu Başkanı Gamze Taşcıer konuştu.

Ulaş Karasu, konuşmasında şunları söyledi:

“Bugün, ülkemizde toplam 16 milyon 619 bin işçi var. Ve bunlardan 8 milyon 326 bini, 30 ve altı çalışanın bulunduğu iş yerinde çalışıyor. Yani, ülkemizdeki her iki emekçiden biri, iş güvencesinden yoksun olarak çalışıyor. Aynı zamanda mevcut İş Kanunu da çalışanlara tam anlamıyla güvence sağlamıyor. Keza, örgütlenme ve toplu pazarlık hakkı fiilen ortadan kaldırılmış durumda. Çalışma Bakanlığı’nın son verilerine göre ülkemizde sendikalı işçi sayısı sadece 2 milyon 413 bin 790 kişi. Bu durum, işçilerin sadece yüzde 14’ünün sendikalı olduğu anlamına geliyor. Bir başka ifadeyle; ülkemizdeki her 100 işçiden 86’sı, anayasal bir hak olan sendika hakkından yararlanamıyor. Kamuda ise yaklaşık 3 milyon kamu çalışanımızın 2 milyon 320 bini sendikalı. Yani her dört kamu görevlisinden üçü sendikalı. Günümüzde bu sendikalara üye olmak, iktidarın zorunlu parti üyeliği gibi bir hal almıştır. Çünkü; muhalif konfederasyonlara üye olan bir kamu emekçisi iseniz, doğrudan fişlenirsiniz! Özel sektörde ise sendikalaşma oranı vahimdir. Özel sektör işçilerinin yüzde 5,9’u sendika üyesi iken toplu sözleşme kapsamında olan özel sektör işçilerin oranı ise sadece yüzde 4,3 civarındadır. Sendikal örgütlenmenin ve toplu sözleşme hakkının önünde yer alan yüzde 1’lik örgütlenme şartı, sendikal örgütlenme özgürlüğünün en önemli engellerden biridir. Örgütlenme baraj şartı, 1980 darbesinin bir ürünüdür. 24 yıldır tek başına iktidar olan AKP, bu darbeci anlayışı sürdürmektedir.

Karasu: “Bugün ülkemizde 5 emekli aylığı, 1 yoksulluk sınırı etmemektedir”

Ülkemizin yaşadığı çoklu ekonomik kriz, her geçen gün derinleşmektedir. Bu krizden en çok etkilenen kesimlerin başında ise emekliler gelmektedir. Bugün ülkemizde açlık sınırı 32 bin 793 lira, yoksulluk sınırı ise 106 bin bin 817 liradır. Emekliler bu ortamda açlık, yoksulluk ve sefalet koşullarında yaşam mücadelesi vermektedir. Bugün ülkemizde 5 emekli aylığı, bir yoksulluk sınırı etmemektedir. En düşük emekli aylığı 20 bin TL. Ortalama emekli aylığı ise açlık sınırının da çok altında kalmıştır. Bu tablonun sorumlusu olan AKP iktidarı, Sosyal Güvenlik Kurumu’nu adeta bir ticari işletme gibi yönetmektedir. Son 2 yılda çalışırken 55 yaş üzeri 1242 insanımız iş cinayetinde hayatını kaybetti. Son üç yılda tam 6 bin 215 işçi iş cinayetinde öldü. Yetmedi 94 çocuğumuzu MESEM adı verdikleri ucube sistemde kaybettik. Anayasaya göre çocuk işçiliği ile mücadele etmesi gereken bu iktidar, Bırakın mücadele etmeyi, bu mücadele için kılını kıpırdatmadı. Yani yoksulluk, denetimsizlik, cezasızlık ve bitmeyen bir adalet arayışı sürüp gidiyor!

Çalışma hayatının en yoğun ve dikkat çekici sömürü alanlarından biri de kadınlar ve çocuklardır. Sizlere Erdoğan’ın yalan makinesi TÜİK verileri üzerinden değerlendirme yapıyorum. Bugün ülkemizde; 15-24 yaş aralığındaki 11 milyon 400 bin gençten, 4 milyon 300 bini istihdam ediliyor. İş gücüne dahil olamayan genç sayısı ise 6 milyon 332 bin. Yine TÜİK’in son çeyreklik iş gücü verilerine göre; 2 milyon 567 bin gencimiz ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Bu durum da borç, yalnızlık ve psikolojik yıpranmayı beraberinde getirdiği gibi, gençlerimizi de geleceksizliğe itiyor. Yine, bu iktidarın kara düzeninden kadınlar da nasibini alıyor. Ülkemizdeki toplam istihdam edilen kişi sayısı 32 milyon 158 bin. Bu istihdamın sadece 10 milyon 500 bini kadın! Yine TÜİK verilerine göre; 31 milyonun üzerindeki istihdama erişemeyen dar tanımlı insan içerisinde 22 milyonu kadın. İşte size Türkiye’de kadın erkek fırsat eşitsizliğinin en net fotoğrafı.”

Taşcıer: “CHP, tarihinin en köklü ideolojik dönüşümünü yaşamış; emek ilk kez açık biçimde siyasal özne haline getirilmiştir”

Gamze Taşcıer de konuşmasında şunları kaydetti:

“Türkiye bir kez daha bir eşiktedir. Ekonomide, demokraside, toplumsal yapıda derin bir kırılma yaşanmaktadır. Böyle bir tabloda görevimiz seyretmek değil, müdahale etmektir. Şimdi emek ve çalışma yaşamı çerçevesinde, Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihini belirleyen altı temel kırılmaya birlikte bakalım. 8 Nisan 1923 tarihli Dokuz Umde, kurucu siyasal öznenin inşası olması ve egemenliğin toplumsallaştırılması bakımından tarihsel ilk eşiktir. 9 Umde, yeni cumhuriyeti ayakta tutacak ekonomik ve toplumsal düzenin kurum ve kurallarına öncelik vermiştir. Dokuz Umde’yle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasal hattı yani ulusal egemenliğe dayalı yeni bir siyasal düzenin kurucu ilkeleri ortaya konmuştur. Tarihimizdeki ikinci eşik partimizin gerçek anlamda ilk programı olma özelliğini taşıyan 1931 Programı’nın kabul edilmesiyle başlamış ve partimizin iktidarı yine demokratik yollarla Demokrat Parti’ye devrettiği 1950 yılına kadar sürmüştür. Bu dönemde emek-sermaye ilişkisi, devletin düzenleyici ve dengeleyici rolü üzerinden ele alınmış; sosyal güvenlik ve çalışma hayatı, sınıfsal mücadele perspektifi dışında, kamu düzeninin bir parçası olarak şekillendirilmiştir.

“Emek merkezli ortanın solu ve düzen değişikliği iddiası partimizi iktidara taşımıştır”

1950 bir dönüşüm tarihidir. Ve Cumhuriyet Halk Partisi tarihi bakımından üçüncü eşiktir. 1970’e kadar devam eden bu süreci çözülme ve ideolojik arayış dönemi olarak adlandırabiliriz. 1950 sonrasında iktidardan düşmüş olmamız, partinin kurucu devlet partisi kimliğinde bir çözülme yaratmış; bu durum ideolojik yeniden konumlanma arayışını beraberinde getirmiştir. Sanayileşme, kentleşme ve işçi sınıfının büyümesiyle birlikte emek ilk kez toplumsal bir kategori olarak görünür hale gelmiş; ancak programatik düzeyde henüz belirleyici bir eksen haline gelmemiştir. CHP tarihi açısından dördüncü eşik 1970-1980 arasını kapsayan dönemdir. Emek merkezli ortanın solu ve düzen değişikliği iddiası partimizi iktidara taşımıştır. 1969 programı ile başlayan ve 1970’lerde olgunlaşan süreçte CHP, tarihinin en köklü ideolojik dönüşümünü yaşamış; emek ilk kez açık biçimde siyasal özne haline getirilmiştir. Beşinci eşik, 80 darbesi sonucu partimizin 1981 yılında kapatılması ile başlamış, 1992’de yeniden kuruluşla devam etmiş ve 2024’teki değişim kurultayı ile iktidar hedefine evrilmiştir. Tarihimizdeki altıncı eşik ise değişim kurultayı sonucunda şekillen 2025 programıdır. Cumhuriyet Halk Partisi, bugün kurucu ilkelerinden aldığı güçle, çağı aşma hedefiyle hak temelli yeni bir sözleşmeyi yaşama geçirmek üzere 2025 programıyla birlikte iktidar yürüyüşünü de başlatmıştır. ‘Güçlü Yurttaş, Güvenli Gelecek Kazanan Türkiye’ programımızın özü çalışma hayatı ile sosyal güvenlik ve adalet arasında bağ kurmaktır.

“Emeklilik tarihi üzerinden yaratılan adaletsizlik ortadan kaldıracağız”

AKP’nin kurduğu bu düzende en ağır yük emeklinin omzuna bindirilmiştir. Yıllarca çalışan, prim ödeyen, bu ülkenin yükünü taşıyan insanlar; hayatlarının en kırılgan döneminde geçim derdiyle baş başa bırakıldı. Emekliler artık ne yapılacağını öğrenmek istiyorlar. Açık, net, somut bir irade görmek istiyorlar. Biz halihazırdaki programımızla o iradeyi ortaya koyuyoruz. Emekli aylığı sistemini değiştireceğiz. Çalıştıkça artan, primle güçlenen, adalet duygusunu koruyan bir yapı kuracağız. Çalışan, prim ödeyen yurttaşın hakkı teslim edeceğiz. İntibakı sağlayacağız. Aynı emeğe aynı karşılık verilecektir. Emeklilik tarihi üzerinden yaratılan adaletsizlik ortadan kaldıracağız. AKP yıllardır tüm ücret ve aylıkları dipte eşitliyor. Biz ‘en düşük aylık’ adı altında yürütülen sefalette eşitleme anlayışına son vereceğiz. Emekliye hak ettiği güvenceyi yeniden kazandıracağız. Programımız nasıl bir Türkiye kurmayı hedefliyor? Çalışanın yoksullaşmadığı, emeğin karşılığının insanca yaşamı mümkün kıldığı bir Türkiye hayal ediyoruz. Ücretin yalnızca geçimi sürdürmeye yarayan bir araç olarak kaldığı bir düzen yerine, net gelirin korunduğu, vergi yükünün adil dağıtıldığı ve toplu pazarlığın güç kazandığı bir ücret rejiminin kurulduğu bir Türkiye istiyoruz. Ve nihayet, sosyal devletin yaşamın her evresinde hissedildiği bir Türkiye hayal ediyoruz. Çalışırken geçimi sağlayan, işsiz kaldığında koruyan, emeklilikte onurlu bir yaşam sunan bütüncül bir sosyal güvenlik sistemini sıfırdan oluşturacağız. Yurttaşın devleti karşısında yalnız kalmadığı, haklarının güvence altında olduğu, adaletin hayatın her alanında hissedildiği bir toplumsal düzen birlikte kuracağız.”