Haber: Feyaz ÇANAK – Kamera: Yasin KABADAYI
(ANKARA) – Sosyal Demokrasi Derneği’nin(SDD), düzenlediği “Dokuz Umde’den Sosyal Demokrat Programa” etkinliğinde konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında bağımsız ve tarafsız yargıyı yeniden tesis edecek, hakim ve savcıların hiçbir baskı altında kalmadan kanunlara, hakkaniyete ve vicdanlarına uygun bir şekilde karar verdiği masumiyet karinesinin hiç tartışılmadığı ve gerçekten temel ilke olarak kabul edildiği, tutukluluğun istisnai olduğu, hiç kimsenin daha yargılama başlamadan suçlu ilan edilmediği bir hukuk düzeni kuracağız” dedi.
Sosyal Demokrasi Derneği (SDD), bugün, Ankara Kocatepe Kültür Merkezi’nde “Dokuz Umde’den Sosyal Demokrat Programa… Cumhuriyet’in Köklerinden Halkın Yarınına: Parti Programından Hükümet Programına” başlıklı etkinlik düzenledi.
8 Nisan 1923’te yayımlanan Dokuz Umde’nin yıl 103’üncü dönümünde, CHP’nin beş genel başkan yardımcısı ve dokuz politika kurulu başkanının kendi alanlarında partilerinin hükümet programını anlatacakları etkinlikte Demokrasi, Yönetim ve Adalet başlıklı oturum gerçekleşti.
Serpil Ejder’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda CHP Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Adalet Politikaları Kurulu Başkanı Şule Özsoy Boyunsuz konuştu.
Demokratik restorasyonun nasıl olacağını anlatan CAO Adalet Politikaları Kurulu Başkanı Şule Özsoy Boyunsuz, CHP’nin, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yerine önerdiği Demokratik Parlamenter Sistem’den bahsetti. Türkiye’nin içinde bulunduğu sistemi neopatrimonyalizm olarak tarifleyen Özsoy Boyunsuz, “Sağlıklı bir yapı içinde değiliz. Bu hastalığın kökenlerini doğru tespit edersek, tedaviyi de doğru uygulayabiliriz. Bu sistemlerde kamu gücü siyasi gücü satın almak için kullanılır. Siyasi olarak rejimin devamı bu kaynakların dağıtımına bağlı. Ama liyakate dahil olmadığı için de sorunları doğru tespit etmek ve çözmek böyle sistemlerde mümkün olmuyor” dedi.
“Yönetimde kalma becerisi yüksek, istikrarlı bir yürütme yapısını hedefliyoruz”
CHP’nin demokrasiye dönüşü başaracağını söyleyen Özsoy Boyunsuz, şunları kaydetti:
“Tarihimizde daha evvel olduğu gibi yine demokrasiye döneceğiz. Peki sarkacı demokraside nasıl durduracağız? Ne getireceğiz? Getireceğimiz şey demokratik bir parlamenter sistem olacak. Bu parlamenter sistem daha önce yaşadığımız, çeşitli örneklerini gördüğümüz parlamenter modellerden farklı. Getireceğimiz sistem iktidar ve muhalefet arasında bir güç dengesine dayalı olacak. Kuvvetler ayrılığını şekillendirirken Meclisi tekrar siyasi iradenin merkezine alacağız. Meclis içindeki siyasal çoğunluk kanun yapıp istikrarlı bir yönetim yaratabilecek bir siyasal çoğunluk olacak. Burada azınlık vetolarını öngörmüyoruz. Yani yönetirken rahatça kanun yapan, yönetimde kalma becerisi yüksek, istikrarlı bir yürütme yapısını hedefliyoruz. Bunun için de kurucu güvensizlik oyu dediğimiz yani yeni başbakanı seçmeden eski başbakanın görevden alınamadığı bir yapı. Halkımızın tarafsız, partisiz cumhurbaşkanlığına olan talebi çok eski ve çok nettir.
Benim bu şahsi önerim henüz parti kurullarından çıkmış bir şey değil. Diyorum ki ben cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde üye tam sayısının üçte beşi tarafından üç turda 20 günde seçilecek. Her turda en alttaki bir aday elenecek. Üçüncü turda en çok oyu alan iki üyeden hiçbiri yeterli sayıya ulaşamazsa en çok oyu alan bu iki üye halk oyuna gidecek. Yani burada önerdiğimiz model Meclis’te başlayan ama halkın önünde biten bir model. Bu hem siyasal elitlerin hem de halkın sürece katılımını sağlayacak olan bir model. TBMM, başbakanı seçecek, başbakanı da cumhurbaşkanı atayacak. Demin söylediğim gibi yenisini seçmeden eski başbakanı gönderemeyecek. Yani bu ne demek? hükümetsiz kalınmayacak demek. Hükümet kurulacak eğer hükümet kurulamazsa 30 gün içinde göreve başlayamazsa otomatik olarak seçimler yenilenecektir. Cumhurbaşkanına bu konuda bir takdir hakkı bir yetki verilmeyecek.
Karar alma çoğunluk iktidar grubunda olacak. İktidar grubu yasa yapabilecektir ama denetim ve müzakere fonksiyonunu harekete geçirme gücü muhalefete bırakılacaktır. Bu ne demek? İktidar karar alacak, muhalefet onu denetleyebilecek. Bugün Almanya ve İspanya’da olan bir model. Bizde de olmasını kuvvetle tavsiye ettiğim bir model. Temel meseleler Meclis’te konuşulacak ve siyasetin kalbi uzakta bir saray değil, halkın Meclisi olacak. Vatandaşlarımızın anayasal karar alma süreçlerine katılma ve gerektiğinde seçtikleri temsilcileri denetleyip seçimleri yenileme gücü olacaktır. Vatandaşın patron olduğu bir sistem inşa edilecektir. Belediye başkanları ve meclislerinin seçimlerini kayıtlı seçmenin yüzde 20’sinin 90 gün içinde toplayacağı imzayla yenilenmesini öneriyorum. Azil müessesesi özellikle belediye seçimlerinde uygulanabilecek olan bir sistem olduğunu düşünüyorum. Ayrıca yine 500 bin kayıtlı seçmenin kanun teklifi önerisinde bulunabilmesi gündem teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görüşmek zorunda olacağı bir takım koşullarla insan haklarıyla ilgili olmayan kanun önerisini vatandaşlar sunabilecek.”
“TBMM’yi yeniden siyasal sistemin merkezine konumlandırmayı hedefliyoruz”
CHP Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci de demokrasinin yurttaşların seçimden seçime hatırlandığı değil, yurttaşın yönetime düzenli katıldığı bir sistem olduğunu söyledi. CHP’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeniden siyasal sistemin merkezine konumlandırmayı hedeflediğini söyleyen Çiftci, “Saraydan çıkan Kanun Hükmünde Kararnamelerle devlet yönetiminin sekteye uğratılmayacağı bir Türkiye’yi öneriyoruz. Yine yürütmenin Meclis’e karşı sorumlu olduğu ve halka hesap veren bir yürütmeyi hayata geçireceğimizi yurttaşlarımıza bu parti programıyla anlatıyoruz. Kurmak istediğimiz Türkiye, hayal ettiğimiz Türkiye aslında bir değişimden ibaret değildir. Bir kurumsal reformu da hayata geçirmekten ibarettir” dedi.
Reformların merkezinde adaletin olacağını belirten Çiftci, şunları kaydetti:
“Tam da bu noktada bağımsız ve tarafsız bir yargıya ne kadar ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında bağımsız ve tarafsız yargıyı yeniden tesis edecek, hakim ve savcıların hiçbir baskı altında kalmadan kanunlara, hakkaniyete ve vicdanlarına uygun bir şekilde karar verdiği masumiyet karinesinin hiç tartışılmadığı ve gerçekten temel ilke olarak kabul edildiği, tutukluluğun istisnai olduğu, hiç kimsenin daha yargılama başlamadan suçlu ilan edilmediği bir hukuk düzeni kuracağız. Elbette parti programımız, sadece yönetim anlayışını değil, bunu ne şekliyle hayata geçireceğimizi ve seçim sistemine nasıl baktığımızı da anlatıyor. İlk yapacağımız işlerden birisi Seçim Kanunu ile Siyasi Partiler Kanunu değiştirmek. Çünkü biliyorsunuz darbe dönemine ait bir kanun var. Bu noktada serbest seçim hakkı oy kullanma anını değil oy kullanma anından yani seçim takviminden öncesinin ve sonrasının da yani halkın iradesinin de aslında korunması gerektiğini değerlendirdiğimiz bir serbest seçim hakkından bahsediyoruz programımızda.
“Seçim barajını yüzde 3’e indirmeyi vaadediyoruz”
Her bir yurttaşın eşit değerde oyunun olduğunu düşünen sosyal demokrat anlayışıyla biz seçim barajını yüzde 3’e indirerek herkesin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsiliyetinin doğru bir şekilde sağlanmasını hayata geçireceğiz. Çünkü Türkiye’nin toplumsal çeşitliliğini yansıtan çoğulcu bir demokrasiye, çoğulcu bir parlamentoya ihtiyacı olduğunu değerlendiriyoruz ve bunu güçlendirmek için seçim barajını yüzde 3’e indirmeyi vadediyoruz. CHP iktidarını siyaseti daraltan, rekabeti sınırlayan, yurttaşı dışlayan bir anlayış yerine katılımcı, çoğulcu, şeffaf ve hesap verebilir bir demokratik siyasal düzenin hep birlikte inşa etmeyi vadetmek. Bizler yerel yönetimleri aslında merkezi idarenin bir alternatif olarak elbette görmüyoruz. Yerel yönetimler merkezi idareyle birlikte birbirini dengeleyen ve denetleyen yönetimlerdir. Yerel yönetimleri öyle önemsiyoruz ki yerel yönetimlerin doğrudan yurttaşla temas eden aslında merkezi idarenin de yurttaşa açıldığı bir alan olarak görüyor ve yerel yönetimlerin hem yönetim alanlarının hem de finansmanlarının güçlendirileceğine ve onların destekleneceğine dair vaatlerimizi de parti programımızla dile getiriyoruz. İktidara geldiğimizde ilk yapmamız gereken değişikliklerden bir tanesi de antidemokratik kayyum uygulamasına son vereceğiz.
Yargı bağımsızlığı bu ülkenin en temel yapı taşı. Hakimlerin coğrafi teminatını sağlayacağız. Anayasada sadece hakimlik teminatı bir cümle, bir madde olarak geçmeyecek ve bunu gerçekten korur hale getireceğiz. Hiçbir hakim vermiş olduğu karar yüzünden yarın hangi ile sürülürüm diye bir korku içerisinde olmayacak. Kanuna ve hakkaniyete uygun kararlar vermesini sağlayacağız ve bir liyakat sistemiyle hukuk sisteminin üstünlüğünü esas kılmaya çalışacağız. Ve bizim iktidarımızda hiçbir avukat mesleğini yaptığı için tutuklanma endişesiyle karşı karşıya kalmayacak. Ben biliyorum ki bu salonda, sokakta, ülkemizin her yerinde bu iradeyi birlikte hayata geçirmek isteyen milyonlar var.
Hepimizin bunu yapacak da gücü var. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi iktidarının kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum.”

