Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’li Kartaloğlu: “Kur Korumalı Mevduat olmasaydı bizim 67 milyar dolarımız olacaktı”

CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Ticaret Politika Kurulu Başkanı Emre Kartaloğlu, “Kaynak ne?” sorusuyla çok fazla karşılaştıklarını belirterek, “Sadece Kur Korumalı Mevduat olmasaydı bizim 67 milyar dolarımız olacaktı. Aslında bu ülkenin çok kaynağı var. CHP’nin vaatlerinin tamamı da aslında bu şekilde somut kaynaklarla belirlenen, tespit edilen kaynaklar. Söylediğimiz her şeyin kaynağı var” dedi.

CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Ticaret Politika Kurulu Başkanı Emre

(ANKARA) – CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Ticaret Politika Kurulu Başkanı Emre Kartaloğlu, “Kaynak ne?” sorusuyla çok fazla karşılaştıklarını belirterek, “Sadece Kur Korumalı Mevduat olmasaydı bizim 67 milyar dolarımız olacaktı. Aslında bu ülkenin çok kaynağı var. CHP’nin vaatlerinin tamamı da aslında bu şekilde somut kaynaklarla belirlenen, tespit edilen kaynaklar. Söylediğimiz her şeyin kaynağı var” dedi.

Sosyal Demokrasi Derneği (SDD) tarafından “Dokuz Umde’den Sosyal Demokrat Programa… Cumhuriyet’in Köklerinden Halkın Yarınına: Parti Programından Hükümet Programına” başlıklı etkinlik Ankara Kocatepe Kültür Merkezi’nde düzenlendi. 8 Nisan 1923’te yayımlanan Dokuz Umde’nin yıl 103’üncü dönümünde, CHP’nin beş genel başkan yardımcısı ve dokuz politika kurulu başkanının kendi alanlarında partilerinin hükümet programını anlatacakları etkinlikte Kalkınma ve Ekonomi başlıklı iki oturum yapıldı.

Umut Cevrem moderatörlüğünde gerçekleşen Kalkınma ve Ekonomi Makro Politikalar başlıklı oturumda CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay ve CAO Hazine ve Maliye Politika Kurulu Başkanı Kerim Rota konuştu.

“Modern bir üretime ulaşmamız gerekiyor”

Oturumda ilk sözü alan CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay, Türkiye’de kurumsal demokrasinin tekrar rayına oturtulması, bunun için de hukuk devletinin restorasyonunu yapmak gerektiğini söyledi.

Üretim, bölüşüm ve refahı öne çıkartacak bir çerçeveyi oluşturmak gerektiğini belirten Atabay, “Burada kamuculuktan bahsediyoruz ve aslında yine yüz yıl öncesiyle çok örtüşüyor. Çünkü buradaki kamudan, kamuculuktan anlamamız gereken belki yüz sene öncesinin devletçiliği değil ama kamunun, kamu kaynaklarını kullanarak attığımız her adımın refahının sadece bir zümre tarafından paylaşılması değil; herkes tarafından, bütün halk tarafından, onların yararı gözetilerek birtakım kararların alınması gereği bizim programımızın ana aksı” dedi.

CHP’nin yeşil, mor ve dijital dönüşümden söz ettiğini, Türkiye’nin üretim merkezlerinin çeşitlendirilmesi bunun dünyayla bağlantılaştırılması, sadece enerji koridoru anlamında olmayan bu koridorun bir üretim tedarik zincirine bağlanması gerektiğini belirten Atabay, şunları kaydetti:

“Bugün için politika önerileri ararsak yüz sene öncesinden egemenlikten bahsetmemiz lazım. Tekrar Meclis’in söz hakkının olmasından hukuk devletinden ve kurumların bağımsızlığından, kurumların kalitesinin artmasından, liyakatın artmasından bahsetmemiz lazım. Yine yüz sene önce Türkiye Cumhuriyeti’nin oluşturmanın yola çıkış noktasını üretmemiz lazım. Bunu üretmek için plan yapmamız lazım. Çoklu krizler var. İklim krizinden bahsedebiliriz. Savaşlardan, dünyanın düzenin kırılmasından bahsedebiliriz. Tarımı tekrar ön plana çıkarmamız lazım. Gıda güvenliği, maliyet düşüşü, kırsal refah ve elbette herkesin, çocukların, artık insanların açlık altında yaşamadığı çocukların gelişimine yol açabilecek temel maddeleri, proteine, gıdalara her öğün ulaşabildiği ailelerin sofrasının eksilmediği bir tarım ve tarıma dayalı sanayi oluşturmamız gerekiyor. Ve dışa bağımlılığı bizim azaltmamız gerekiyor. Dış finansman kırılganlığını azaltmamız gerekiyor. Üretim yapımızın yarattığı dışa bağımlı kırılganlığı azaltıp modern bir üretime ulaşmamız gerekiyor.”

“Doğrudan sosyal harcamalar milli gelirin yüzde 1’inden az”

Atabay’ın ardından konuşan CAO Hazine ve Maliye Politika Kurulu Başkanı Kerim Rota, şunları kaydetti:

“CHP’nin kalkınma anlayışının temelinde yer alıp kamu yararı gözetmek, planlılık, etki analizi ve ölçüme, değerlendirmeye devam edecek, öngörülebilik, hesap ve şeffaflık, maliye politikanın temel ilkeleri olacaktır. Bunları okuduğunuzda en başta çok fazla anlam ifade etmese de bunların her birinin çok derin anlamı olduğunu düşünüyorum. Bir kere kamu yararı gözetmek çok önemli bir yaklaşım. Çünkü bir işi yaptığınızda onun kamu yararının olmadığını en başta etki analizleriyle belirlemeniz gerekiyor. Eğer bunun kamu yararı olduğu düşüncesindeyseniz bunu vergi teşvikleriyle, finansman teşvikleriyle desteklemeniz gerekiyor. Öngörülebilirlik ve hesap verilebilirlik çok önemli. Yani 2023’teki Mehmet Şimşek’in devir teslim törenine bakarsanız bunların hepsi vardı. Öngörülebilirlik, hesap verilebilirlik ve şeffaflık bunlara yönelecekti.

Şeffaflıktan başlayayım, Merkez Bankası son 5 senede yüz milyarlarca doların üstünde müdahaleler yaptı. Hala Merkez Bankası’nın sitesine bugün girin bakın. En son müdahalesi 2021 yılında görülüyor, yani şeffaflık bu kadar olabildi. Hatta o günün üstüne herhangi bir raporda bir güncelleme bile yapılmadı. Şeffaflık toplumsal mutabakatı elde edebilmek anlamında da çok önemli. Hesap verilebilirlikse yaptığınız bir işin sonuçları konusunda toplumla, seçmenlerinizle veya size oy vermeyenlerle bir şeyleri paylaşmak. Bunun çok kritik olduğunu düşünüyorum. Çünkü bazen bir iş yaparsınız, başarılı olmayabilir, en azından bundan yakın yoldan dönmenin de imkanı olabilir. Bakın Cumhurbaşkanlığı’nda bazı kurumları yakın zamanda kapatıldı. Cumhurbaşkanı Finans Ofisi mesela bunlardan bir tanesi. Üç sene boyunca, dört sene boyunca, belki de daha fazla süre boyunca onlarca, yüzlerce insana maaşlar ödenden bir aktivite yapıldı mı? Yapılmadı. Yine aynı şekilde İnsan Kaynakları Ofisi kapandı. Şeffaflık yaptığınız işlerin başarısını anlatmak değil, başarısız işlerinizi de zaman içinde toplumla paylaşmaktır. Yine programda adil bölüşümü güçlendiren sosyal harcamalar sosyal yatırım olarak değerlendirecektir ve bunun çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Programın en önemli varlıklarından bir tanesi temel vatandaşlık geliri. Türkiye’de maalesef sosyal harcamalar, yani doğrudan sosyal harcamalar milli gelirin yüzde 1’inden az. Ama vergi istisna ve teşvikler milli gelirin yüzde 4’üne yakın. Sadece kurumlar vergi istisna ve teşvikleri bu sene ortalama 20 milyar dolar düzeyinde olacak. Ama sosyal harcamalar yüzde 1.”

Kalkınma ve Ekonomi Makro Politikalar başlıklı oturumun ardından Kalkınma ve Ekonomi Sanayi, Ticaret ve Hizmetler başlıklı oturumda CHP İşveren Örgütleri, Meslek Birlikleri ve STK’lardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bihlun Tamaylıgil, CAO Sanayi ve Teknoloji Politika Kurulu Başkanı Yalçın Karatepe ve CAO Ticaret Politika Kurulu Başkanı Emre Kartaloğlu konuştu.

Karatepe, Osmanlı İmaratorluğu’nun son döneminde gerçek anlamda bir sanayi olmadığını, cumhuriyet ilan edilmeden önce İzmir’de iktisat kongresinin toplandığını anlattı. O günden bugüne bir dizi değişim olduğunu belirten Karatepe, Türkiye’de ekonomiye ilişkin konuşan birçok kişinin ilk vadettiği şeyin ihracatı arttırmak olduğunu ifade etti. Ancak asıl ithalatı azaltmanın konuşulması gerektiğini belirten Karatepe, şunları kaydett:

“Piyasa mekanizması yüksek risk taşıyan ve uzun vadede sonuç veren stratejik sektörlere yeterli yatırımı kendiliğinden yönlendirmemektedir. Bu teorik bir önerme değildir. Deneyimsel bir gözlemdir. Erken Cumhuriyet’in bu soruna verdiği yanıt devleti üretimin içine çekmek olmuştur. Bugün de savunma, enerji, makina ve elektronik gibi kritik alanlarında kamu yatırımlarının arttırılması ve devletin yalnızca düzenleyici değil, yatırımcı bir aktör olarak konumlandırılması gerekmektedir. Özel sektör bu alanlardan dışlanmayacak. Aksine kamu öncülüğünde bir ekosistem içerisinde teşvik edilecektir. Bugün ihtiyaç duyulan sektörel hedefleri, bölgesel öncelikleri ve zaman çizelgelerini bütünleşik biçimde belirleyen eğitim ve finansman politikalarıyla uyumlandırılmış bir stratejik planlama çerçevesidir. Piyasayla çelişen değil, piyasayı yönlendiren bir planlama anlayışı. Tabii bütün bunları yaparken Türkiye’deki özel sektörün özellikle işletmelerine de dikkatli bir biçimde bakıyoruz. Türkiye’de istihdamın ve işletme sayısının büyük çoğunluğunu oluşturan küçük ve ortak ölçekli işletmeler bugün büyük ölçüde stratejik üretim zincirinin çeperlerinde kalmaktadır. Bu işletmelerin teknolojiye erişimini kolaylaştırılması, yerlik tedarik zincirlerine entegrasyonunu desteklenmesi ve finansmana erişimlerinin güçlendirilmesi hem verimliliği arttıracak hem de sanayileşmeyi tabana yayacaktır.

Yüzde 3,8 olan yüksek teknoloji ihracat payının anlamlı bir biçimde yükseltilmesi Türkiye’nin orta teknoloji tuzağından çıkabilmesinin ön koşuldur. Bunun için üniversite sanayi kamu işbirliği modellerinin güçlendirilmesi, AR-GE harcamalarına ayrılan kamu kaynaklarının arttırılması ve yüksek teknoloji sektörlerinde yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi zorunludur. Hedef teknoloji transferi değil, teknoloji üretimidir. Tabii bütün bahsettiğimiz bu üretim süreçlerinin içerisine yer alan önemli kesimde çalışanlar, emekçiler bizim CHP olarak bu konuda da çok yüksek sesle söylediğimiz bir şey var. Düşük ücret temelli rekabet stratejisi bizim reddettiğimiz bir şeydir. Bu kısa vadeli ihracat kazanımları sağlayabilir. Ama uzun vadede verimlilik artışını ve teknolojik dönüşümü engellemektedir. Emek gelirinin arttırılması güvenceli ve nitelikli istihdam olanaklarının genişletilmesi hem sosyal bir hedef hem de verimliliği ve iş talebi destekleyen bir ekonomi politikası aracıdır. Şunu açıkça ifade etmek isterim. Biz aslında burada yeni bir şey söylemiyoruz. Cumhuriyetin kurucu aklını yeniden sesli okuyoruz. Onlar nasıl ki yoksul, bitkin, savaştan çıkmış bir ülkede biz yapabiliriz dedilerse biz de bugün dışa bağımlılıkla kronik krizlerle boğuşan bir ekonomide aynı şeyi söylüyoruz. Yapabiliriz, yapacağız. Çünkü bu yolu daha önce yürüdük, şimdi yeniden hep birlikte yürüyeceğiz.”

“Söylediğimiz her şeyin kaynağı var”

Karatepe’den sonra konuşan CAO Ticaret Politika Kurulu Başkanı Emre Kartaloğlu ise Türkiye’nin nitelikli iş gücüne ihtiyaç olduğunu, mevcut durumda mesleki eğitimin bir aldatmacaya döndüğünü, bu nedenle de nitelikli personel istihdamında sorun yaşandığını belirtti.

Türkiye’de öğrenilmiş bir çaresizlik olduğunu söyleyen Kartoğlu, CHP iktidarında yapacakları projeleri anlattıklarında en çok “Kaynak ne?” sorusu ile karşılaştıklarını belirterek şöyle konuştu:

“AK Parti’nin kaynakları yok ettiğinin herkes o kadar farkındaki ve bunların gelemeyeceğinden de tekrar yaratılamayacağından da endişe ediyor. Bir tane örnek aldım sadece. Bu iktidar aynı iktidar. Bunu getirdiğinde halka müjde olarak söyledi ‘Kur Korumalı Mevduatı getirdik’ diye bir müjde verdiler. Bunu kaldırdıklarında yine müjde verdiler. ‘Kur Korumalı Mevduatı kaldırdık’ diye müjde verdiler. Bak sadece onun maliyeti; vergi harcaması 60 milyar dolar, yani zengin olana sermayeye ‘kur az artarsa sana faiz kadar para vereyim. Aman faiz az gelir de kur yüksek gelirse aradaki kuru da vereyim’ dediği bir kur korumalı mevduat vermişti. Ve Merkez Bankası 60 milyar dolar zarara uğradı. Tamam bunu zengine ödediler. Bir de almadıkları vergileri kendi raporlarında var. İlgili döviz kurlarıyla güncellemeye çalıştım. 7 milyar 134 milyon da vergi almamışlar Kur Korumalı Mevduat’tan. Bakın sadece Kur Korumalı Mevduat olmasaydı bizim 67 milyar dolarımız olacaktı. Aslında bu ülkenin çok kaynağı var. CHP’nin vaatlerinin tamamı da aslında bu şekilde somut kaynaklarla belirlenen tespit edilen kaynaklar. Sadece bir örnek aldım buraya. Toplam vergi harcaması 2026 yılında bu devletin 3,6 trilyon lira. Söylediğimiz her şeyin kaynağı var.”

Kartaloğlu’nun ardından konuşan CHP İşveren Örgütleri, Meslek Birlikleri ve STK’lardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bihlun Tamaylıgil, iktidarın yıllardır “büyüyoruz” dediğini ancak Türkiye’nin yalnızca teknolojinin montajcısı haline getirildiğini söyledi.

Özellikle gençlerin işsiz kaldığını belirten Tamaylıgil, şunları kaydetti:

“Biz ekonomik süreçlerin gelişmesini ve yaşanmasını sadece ve sadece cebimizdeki paranın artmasıyla görmüyoruz. Onun için de sosyal demokrat partiyiz zaten. Sosyal demokrasinin ruhunu vicdanla birleştirip hesap vermek, eşitçe paylaşmak ve eğer ki bu toplumda dengesizlikleri yaratan, huzursuzlukları yaratan gelişmeler varsa onları tespit edip çözmek üzere hedeflerini ortaya koymuş Cumhuriyet Halk Partisi olarak mücadelemizi gerçekleştireceğiz. Benim sorumlu olduğum birim ekonomik aktörlerin çatı kuruluşları ve onlarla beraber yapacağımız çalışmalar. Bakınız Türkiye’de ekonomi deyince herkese soruyorsunuz piyasalara bakıyor. Ekonomi ne oldu deyince ya dolar ne oldu? İşte avro ne oldu? Faizler nereye gitti? Aman Allah’ım şimdi bir de altın çıktı, gümüş düştü. Birçok farklı farklı piyasa göstergeleri üzerinden ekonomi değerlendirilmesi yapıyor. Ekonomi sadece piyasa değildir. Ekonomi üretmektir. Ekonomi ürettiğinin yaratacağı istihdamla ülkenin kalkınmasındaki önemli bir yol haritasını oluşturmaktır. Ekonomi verimliliktir. Ekonomi çağdaşlaşmaktır. Çağdaş teknoloji içerisinde mücadeleyi sürdürmektir.”