Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Şavşat ve Artvin’deki madencilik tehdidi panelde ele alındı: “Çıkarılan madenler ham madde olarak yurt dışına gidiyor, geriye kirletilmiş bir doğa kalıyor. Bunun adı açıkça sömürge madenciliğidir”

İstanbul’da Şavşat Dernekleri Federasyonu tarafından düzenlenen panelde, Şavşat ve Artvin genelindeki madencilik faaliyetlerinin doğa ve yaşam alanları üzerindeki etkileri ele alındı. Panelde konuşan Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, bölgedeki maden ruhsatlarının doğayı ciddi biçimde tehdit ettiğini belirterek, madencilik anlayışını “sömürge madenciliği” olarak nitelendirdi. Kurdoğlu, “Çıkarılan madenler ham madde olarak yurt dışına gidiyor, geriye kirletilmiş bir doğa kalıyor. Bunun adı açıkça sömürge madenciliğidir” ifadelerini kullandı.

İstanbul’da Şavşat Dernekleri Federasyonu tarafından düzenlenen panelde, Şavşat ve Artvin

Haber: Uğur İstanbullu

(İSTANBUL) – İstanbul’da Şavşat Dernekleri Federasyonu tarafından düzenlenen panelde, Şavşat ve Artvin genelindeki madencilik faaliyetlerinin doğa ve yaşam alanları üzerindeki etkileri ele alındı. Panelde konuşan Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, bölgedeki maden ruhsatlarının doğayı ciddi biçimde tehdit ettiğini belirterek, madencilik anlayışını “sömürge madenciliği” olarak nitelendirdi. Kurdoğlu, “Çıkarılan madenler ham madde olarak yurt dışına gidiyor, geriye kirletilmiş bir doğa kalıyor. Bunun adı açıkça sömürge madenciliğidir” ifadelerini kullandı.

Şavşat Dernekleri Federasyonu’nun çağrısıyla Sefaköy Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele, İstanbul’da yaşayan çok sayıda Şavşatlı katıldı. Buluşmada, Şavşat’ta planlanan maden ve enerji projelerine karşı sessiz kalınmayacağı vurgulandı; toprağın, suyun ve ormanların korunması gerektiği ifade edildi.

“Şavşat’ı savunmak, geleceğimizi savunmaktır”

Panelin açılışında konuşan Şavşat Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Ertan Karagöz, “İnsan yaşamının temel özellikleri gerçek etkinliğini anlatacaktır. Çünkü biliyoruz ki Şavşat’ı savunmak, yaşamı savunmaktır. Şavşat’ı savunmak, geleceğimizi savunmaktır. Katkı sunan tüm hocalarımıza, emeği geçen herkese ve bu salona Şavşat’a sahip çıkmak için gelen siz değerli dostlara teşekkür ediyorum” dedi.

Panelde sunum yapan Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, Şavşat ve Artvin genelinde maden ruhsatlarının yaygınlığına dikkatİ çekti. Kurdoğlu, “Bu arazide toplam 525 ruhsat alanı bulunuyor. Meraların yüzde 54’ü, tarım alanlarının yarıya yakını, korunan alanların yarıya yakını, ormanların ise yine yarıya yakını ruhsatlı durumda. Toplamda alanların yaklaşık yüzde 70’i maden ruhsatına açılmış” ifadelerini kullandı.

Ruhsat süreçlerinin yeni yasal düzenlemelerle daha da kolaylaştırıldığını belirten Kurdoğlu, ÇED süreçlerine ilişkin uygulamaların doğa açısından ciddi riskler barındırdığını söyledi. Bugün maden faaliyeti olmayan alanların gelecekte de korunacağının garantisi olmadığını vurgulayan Kurdoğlu, şöyle konuştu:

“Eğer ihaleyi alırsanız, bu alanlar hemen sarıya dönüyor. Yani ihaleyi aldığınız anda arama ruhsatıyla birlikte fiilen işletme ruhsatını da almış sayılıyorsunuz. 7554 sayılı yeni torba yasayla bu durum daha da kolaylaştırıldı. Ayrıca ÇED almak için başvuru yapıldığında, eğer alan orman ya da tarım arazisi ise ve ilgili kurum üç ay içinde yanıt vermezse, ÇED’e ‘olumlu’ cevap verilmiş sayılıyor. Böyle son derece ilginç yasal düzenlemeler yapılıyor.”

“Bu alan korunması gereken özel bir coğrafyadır”

Şavşat’ın dünyanın en güzel kırsal alanlarından biri olduğunu belirten Kurdoğlu, “Bu alan üstüyle, doğasıyla, yaşamıyla korunması gereken özel bir coğrafyadır” dedi. Murgul ve Hopa örneklerini hatırlatan Kurdoğlu, madenciliğin bölgede yarattığı tahribata işaret etti.

Türkiye’de madenciliğin milli gelir içindeki payının düşük olduğuna dikkati çeken Kurdoğlu, çıkarılan madenlerin büyük bölümünün ham madde olarak yurt dışına ihraç edildiğini, geride ise kirletilmiş bir doğa kaldığını söyledi. Devletin madencilik faaliyetlerinden aldığı payın çok düşük seviyelere indiğini belirten Kurdoğlu, “Bu madenciliğin adı artık ‘sömürge madenciliği’dir” dedi. Kurdoğlu, madenciliğin ülkeyi kalkındırdığı yönündeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, doğal varlıkların korunmasının geleceğe yapılacak en önemli yatırım olduğunu ifade etti.

“Murgul’a bakın, artık bitmiş durumda. Hopa’ya bakıyorsunuz, 186 alan ruhsatlı” diyen Kurdoğlu, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

“Türkiye, maden çeşitliliği bakımından zengin bir ülke olmasına rağmen dünya pazarındaki pay sıralamasında 52. sırada. Madenciliğin millî gelir içindeki payı ABD’de yüzde 4,5, Kanada’da yüzde 7,5, Avustralya’da yüzde 8 civarında. Türkiye’de ise sadece yüzde 1,3. Çünkü kendi maden teknolojimiz yok. Madenler ham madde olarak ihraç ediliyor. Maden Petrol İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre yaklaşık 6,1 milyar dolarlık ihracattan söz ediliyor ve bunun neredeyse tamamı ham taş, ham madde olarak yurt dışına gidiyor. Üstelik sonsuz teşvik var. Teşvik dediğiniz, devlet kasasından, yani bizim cebimizden çıkan para. Elektrik bedava, su bedava, toprak bedava; neredeyse her şey bedava. Ama ‘ülkeyi kalkındıracak’, ‘bizi uçuracak’ gibi söylemlerle bu gerçeği gizlersek, bu ülkenin kaynaklarını bile bile başkalarına vermiş oluruz. Kimse ülkesinin geri kalmasını istemez. Ancak yakın gelecekte kullanabileceğimiz değerleri başkalarına teslim etmek, bu ülkenin geleceğine katkı sunmak değildir.”