Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Safranbolu’daki “Peron – Doyuranadam” Et Lokantası, Türkiye’nin En Prestijli Lokantası Ödülüne Değer Görüldü

Uluslararası İş Kadınları Derneği, Karabük’ün Safranbolu ilçesindeki “Peron – Doyuranadam” et lokantasına, Türkiye’nin En Prestijli Restoranı ödülünü değer gördü. Restoranın sahibi Gültekin Burhan, “Ödülümüz Türkiye’nin en samimi en prestijli restoran ödülünü aldık onore olduk. Safranbolu gibi küçük bir yerden ama şirin bir yerden bu ödülün duyurulması, İstanbul’da ödülümüzü alabilmemiz bizi onore etti. Kısmen Safranbolu’ya bu anlamda katma değer kattığımı düşünüyorum” dedi.

Uluslararası İş Kadınları Derneği, Karabük’ün Safranbolu ilçesindeki “Peron – Doyuranadam”

TUNAKAN YILDIRIM

Uluslararası İş Kadınları Derneği, Karabük’ün Safranbolu ilçesindeki “Peron – Doyuranadam” et lokantasına, Türkiye’nin En Prestijli Restoranı ödülünü değer gördü. Restoranın sahibi Gültekin Burhan, “Ödülümüz Türkiye’nin en samimi en prestijli restoran ödülünü aldık onore olduk. Safranbolu gibi küçük bir yerden ama şirin bir yerden bu ödülün duyurulması, İstanbul’da ödülümüzü alabilmemiz bizi onore etti. Kısmen Safranbolu’ya bu anlamda katma değer kattığımı düşünüyorum” dedi.

Şef Gültekin Burhan, yaklaşık dört yıl önce Karabük’ün Safranbolu ilçesine gelerek kendi el işçiliği ile lokantasını kurdu. Burhan, nostaljik Taksim tramvayından; çatal-kaşıklardan yapılan biblolara, bisiklet tekerleklerinden avizelere, su borularından ve yatak yaylarından aydınlatmalara kadar el işçiliği ile süslediği lokantasında ünlü isimleri de ağırladı.

Burhan’ın işlettiği “Peron – Doyuranadam” isimli lokanta, Uluslararası İş Kadınları Derneği (UİKAD) tarafından Türkiye’nin En Prestijli Restoranı ödülüne değer görüldü.

Burhan, şunları söyledi:

“BU RESTORANIN OLUŞUMUNDA YÜZDE 95’LİK BÖLÜMÜ KENDİ EL İŞÇİLİĞİM”

“Peron’ dediğin zaman tabii mekânın ne olduğu anlaşılmamakta diye düşündüm. Kafe midir, restoran mıdır, bar mıdır, sanat evi midir? Ne olduğu belli değil. Dedik ki biz yan dal olarak bir ‘Doyuranadam’ koyalım. Doyuruyoruz sonuçta burada, gelen konuklarımızı. ‘Doyuranadam’ fikri oradan çıktı. Ama ‘doyuranadam’, Peron markasına biraz solladı gözüküyor. ‘Doyuranadamın’ sanatsal yönü ağır basıyor, kısmen sanatçı kimliğim de biraz ağır basıyor. Bu sanatçı kimliğimi önce işletme yansıtmaya çalıştım ki işletmelerin, mekânların ruhları olduğunu düşünürüm. Ben de burada bir ruh ortaya çıkarmaya çalıştım.

Yüzde 95’lik bir bölüm hakikaten el emeği diyebilirim. Burada benim parayla satın alabildiğim tek şey masa ve sandalye. Tramvay 45 gün gibi bir zamanımı aldı, tavan kaplaması bir ayımı aldı, yatak yaylarından avizeler yapıyorum, bisiklet tekerleğinden, çatal kaşıklardan biblolar yapıyorum, aynı şekilde birçok obje var banyo pis su giderlerinden pimaş borulardan ışıklandırmalar yapıyorum. Bu sanatsallığı buraya yansıttığımız andan itibaren geri kalan şey tabii ki lezzet ve ruh. Önce ruhların doyması gerekiyor, ruhların doyması gerektiğini düşünüyorum çünkü samimiyetin olmadığı bir mekânda ruhun olmadığı bir mekânda insanlar maalesef huzursuz oluyor.

“KENDİMİ SAFRANBOLU’NUN TANITIMINDA TURİZM ELÇİSİ OLARAK GÖRÜYORUM”

Ödülümüz Türkiye’nin en samimi en prestijli restoran ödülünü aldık onore olduk. Safranbolu gibi küçük bir yerden ama şirin bir yerden bu ödülün duyurulması, İstanbul’da ödülümüzü alabilmemiz bizi onore etti. Kısmen Safranbolu’ya bu anlamda katma değer kattığımı düşünüyorum. Ben kendi çapımda da Safranbolu’ya ona ne dersiniz bilmiyorum ama turizm elçisi gibi öngörüyorum kendimi, turizm elçiliği yapıyorum tabiri caizse.

“HAYATTA AŞIK OLDUĞUM 3 ŞEY VAR; İŞİM, EŞİM, KIZIM…’’

22 Eylül’de tekrar bir ödül daveti aldım yine Türkiye’nin en iyi restoran ödülü olarak geçti o da. Bekliyoruz bakalım 22 Eylül’de sabırsızlıkla. Yani Google maps’teki puanlanmamız çok yüksek olduğu için oradaki puanlamaları görmüşler onun yansıması önüne kadar geldi işte açıkçası. Gelen ünlülerimizin sosyal medyalarında paylaşması bizi o noktaya getirdi. Hayatta aşık olduğum 3 şey var derim işim eşim kızım… Benim felsefemdir.’’

“İKİ KELİMEYİ BİR ARAYA GETİREMEYEN ŞEFLERİ ARTIK TEZGÂHLARIN BAŞLARINA, MİSAFİRİNİ KARŞILAMAYA DAVET EDİYORUM’’

“Eskişehir temellidir 1998’den beri sektörün içerisindeyim. Bir mekânın önceliği lezzet sonra samimiyet sonra dekorasyon. Bizim ülkemizdeki ağa babaları maalesef parası olan insanlar önce dekorasyondan başlıyorlar ki hem misafiri ağırlayıp hem para kazanayım diye bir süre sonra kaybolmaya yüz tutuyorlar. İki kelimeyi bir araya getiremeyen şefleri artık tezgâhların başlarına konuklarını, misafirini karşılamaya davet ediyorum.”

Karabük

ANKA Haber Ajansı