Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ali Babacan: “Ülkemiz tekrar nefes alır, yeter ki yönetim anlayışımızın merkezine adaleti koyalım”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye’de yoksulluğun derinleştiğine dikkati çekerek, “Bu ülkenin kaynakları var. Bu ülkenin çalışkan insanları var. Bu ülkenin potansiyeli büyük gençleri var. Peki eksik olan ne? Eksik olan adaleti, liyakati önceleyen bir yönetim anlayışı. Eksik olan dürüst ve ehil kadrolar. Biz inanıyoruz ki doğru politikalarla, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla, güçlü kurumlarla ülkemiz tekrar nefes alır. Yeter ki yönetim anlayışımızın merkezine adaleti koyalım” ifadesini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye'de yoksulluğun derinleştiğine dikkati

(İSTANBUL) – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye’de yoksulluğun derinleştiğine dikkati çekerek, “Bu ülkenin kaynakları var. Bu ülkenin çalışkan insanları var. Bu ülkenin potansiyeli büyük gençleri var. Peki eksik olan ne? Eksik olan adaleti, liyakati önceleyen bir yönetim anlayışı. Eksik olan dürüst ve ehil kadrolar. Biz inanıyoruz ki doğru politikalarla, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla, güçlü kurumlarla ülkemiz tekrar nefes alır. Yeter ki yönetim anlayışımızın merkezine adaleti koyalım” ifadesini kullandı.

Saadet Partisi’nin Geleneksel İstanbul İftarı, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın ev sahipliğinde Yenikapı’daki Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde yapıldı. İftara CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nuri Aslan ve davetliler katıldı.

İftarda söz alan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, şunları söyledi:

“Bu ramazan ayında ülkemizde yoksulluğun derinleştiği günlerden geçiyoruz. Emeklimiz, asgari ücretlimiz, esnafımız, çiftçimiz, alın teriyle çalışan herkes, sıkıntılı günler geçiriyor. Gençlerimiz hayallerini bu ülkede değil, başka ülkelerde kuruyor artık bugün. Sanal bahis, sanal kumar, uyuşturucu toplumun iliklerine kadar nüfuz etmiş durumda. Hemen her kesimde bir ortak duygu var. Sıkışmışlık, umutsuzluk. İşte bizim görevimiz tam da burada başlıyor. Türkiye çok büyük ve çok güzel bir ülke. Avrupa’nın en büyük toprakları bizim. Avrupa’nın en büyük tarım alanları bizim. Avrupa’nın en büyük ve en genç nüfusu bizim. Bu ülkenin kaynakları var. Bu ülkenin çalışkan insanları var. Bu ülkenin potansiyeli büyük gençleri var. Peki eksik olan ne? Eksik olan adaleti, liyakati önceleyen bir yönetim anlayışı. Eksik olan dürüst ve ehil kadrolar. Eksik olan, güven, güven, güven.

Biz inanıyoruz ki doğru politikalarla, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla, güçlü kurumlarla ülkemiz tekrar nefes alır. Ramazanın ruhuna yakışır bir şekilde, israfın değil üretimin, ayrışmanın değil dayanışmanın, belirsizliğin değil güvenin hakim olduğu bir Türkiye’ye ulaşmak mümkün. Yeter ki yönetim anlayışımızın merkezine adaleti koyalım. Yeter ki vicdanı rehber alalım. İnşallah bugünleri hep birlikte dayanışma içinde, çözüm üreterek, siyaset üreterek ve çok çalışarak atlatacağız.

Ülkemizde sorunlar büyük ama müsaadenizle bugün sizlere bir başka büyük feryadı da hatırlatmak istiyorum. Bugünlerde dünyanın gözünü kapattığı, gündemlerin arasına sıkıştırıp unutturmaya çalıştığı bir başka büyük acıyı hatırlatmak istiyorum. Gazze’den, Batı Şeria’dan yükselen o feryadı hatırlatmak istiyorum. Filistinli kardeşlerimiz, masum siviller ağır bedeller ödemeye devam ediyor. Anneler evlatsız, evlatlar annesiz kaldı. Şehirler yıkıldı, hastaneler hedef alındı. 70 binden fazla insan canından oldu. Bütün bunlar olurken, dünyanın büyük bir kesimi sustu. Ateşkesin ilanından sonra bile yüzlerce insan hayatını kaybetti, çoğu kadın, çoğu çocuk. Kim ne derse desin bizim duruşumuz net. 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin devleti kurulmadan, kalıcı barıştan söz etmek mümkün olmayacak. Bir kez daha altını çizmek zorundayız, Gazze Gazzelilerindir. Gazze, bağımsız bir Filistin Devleti için direnenlerindir. Gazze, saldırılara, tehditleri, tacizlere, üzerlerine yağan bombalara rağmen topraklarını terk etmeyen Filistinli kardeşlerimizindir. Gazze’deki yetimin hakkını da savunacağız, alın terinin hakkını alamayan insanımızın hakkını da savunacağız.”