Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Saadet Partisi Kadın Kolları Başkanı Ekinci: “Bugün toplumdaki şiddetin, çatışmanın ve cinayetlerin artmasının ana nedenlerinden bir tanesi de siyasilerin Meclis’teki kavgalarıdır”

Saadet Partisi Kadın Kolları Başkanı Beytiye Nurgül Ekinci, “Biz bugün çürümenin ana kaynağının hükümet olduğunu düşünüyoruz. Çünkü balık baştan kokar. Meclis’te iki partinin karşı karşıya gelmesi; sokağa çıktığımızda parkta iki gencin, iki grubun, iki çetenin karşı karşıya gelmesi, daha da yaydığınızda aile içerisindeki farklı görüşteki insanların karşı karşıya gelmesi ve bu açının giderek büyümesi anlamına geliyor. Yani bugün toplumdaki bu kadar şiddetin, çatışmanın ve cinayetin artmasının ana nedenlerinden bir tanesi de bence hükümetin, siyasilerin, Meclis’teki kavgalarıdır” dedi.

Saadet Partisi Kadın Kolları Başkanı Beytiye Nurgül Ekinci, “Biz bugün

(ANKARA) – Saadet Partisi Kadın Kolları Başkanı Beytiye Nurgül Ekinci, “Biz bugün çürümenin ana kaynağının hükümet olduğunu düşünüyoruz. Çünkü balık baştan kokar. Meclis’te iki partinin karşı karşıya gelmesi; sokağa çıktığımızda parkta iki gencin, iki grubun, iki çetenin karşı karşıya gelmesi, daha da yaydığınızda aile içerisindeki farklı görüşteki insanların karşı karşıya gelmesi ve bu açının giderek büyümesi anlamına geliyor. Yani bugün toplumdaki bu kadar şiddetin, çatışmanın ve cinayetin artmasının ana nedenlerinden bir tanesi de bence hükümetin, siyasilerin, Meclis’teki kavgalarıdır” dedi.

Saadet Partisi Kadın Kolları Başkanı Ekinci, parti genel merkezinde gazetecilerle sohbet toplantısında bir araya geldi.

Partisinin ve Kadın Kolları’nın yaptığı çalışmalara değinen Ekinci, “Türkiye’de Çocuk”, “Sosyal Çürüme” ve “Türkiye Kalkınma Planı” başlıklı çalışmalarını anlattı.

Çocuklarla ilgili olarak yaklaşık bir yıl süren ve dokuz ana başlıkta multidisipliner bir çalışma yürüttüklerini belirten Ekinci “Bugün çocuklar en büyük güvenlik meselemiz. Neden? Çünkü uyuşturucunun 13 milyon insana ulaştığından, uyuşturucu kullanma yaşının 9’a indiğinden bahsediyoruz. Çocuklar çalıştırılıyor. Epstein dosyalarıyla tekrar gündeme gelen kaçırılan çocuklar var” diye konuştu.

Türkiye’de 2008 -2016 arasında 100 binden fazla çocuk kaçırıldığını, 2016 sonrasında ise bu konuda hiçbir veri olmadığını aktaran Ekinci, “Kaçırılan çocukların ne kadarı geri döndü, ne kadarı ölümle sonuçlandı, ne kadarını kim kaçırdı, hiçbir şey yok. 2016’dan itibaren yok. Bu durumda bizim gelecekte çocuklarımızı bekleyen çok ciddi tehlikeler var” şeklinde konuştu.

Çalıştırılan çocukların eğitimden, sağlık koşullarından uzak olduğuna işaret eden Ekinci, şunları söyledi:

“Bu ülkenin bekası nasıl sağlanacak? Bizim, çocukların üzerine ciddi şekilde eğilmemiz gerekiyor. Ama sadece şiddet noktasına değil, çocuğa bir bütün olarak bakıp, hangi sıkıntılarımız var, bu sıkıntıları nasıl gidermemiz gerekiyor buna odaklanmamız lazım. Şiddeti önlemek için ne yapmamız gerekiyor? Herkes Ahmet Minguzzi’yi, Atlas’ı konuşuyor. Bunlara sebep olan nedenleri ortadan kaldırmadığımız takdirde Atlas’ın canına kastedenleri istediğimiz kadar cezalandıralım, cezaevinden çıktığında suça bulaşmış çocuklar olarak çıkartılıyor. Bu noktada devletin, ailenin ve toplumun ciddi olarak elini taşın altına koyması gerekiyor. Ama ailenin elini taşın altına koyabilmesi için maddi imkanlara ihtiyaç var. Karnını doyuramadığınız yerde herhangi bir kültürel ya da siyasi katılımdan bahsetmeniz mümkün değil.”

“Toplum modelleyerek öğreniyor ve model olarak karşısında gördüğü en büyük yer Millet Meclisi, milletin vekilleri”

“Sosyal Çürüme” konulu çalışmalarına ilişkin de bilgi veren Ekinci, şöyle devam etti:

“Biz sosyal çürümeyi üç boyutta inceledik. Bireysel, toplumsal, siyasi çürüme. Herkes bireysel çürümeden, toplumsal çürümeden bahsediyor ama biz bugün çürümenin ana kaynağının hükümet olduğunu düşünüyoruz. Çünkü balık baştan kokar. Yani baştakiler ne yapıyorsa toplum da onu yapıyor maalesef. Siyasetteki bu çürümeyi biz aşağıya doğru görüyoruz. Meclis’te iki gün önceki kavganın ana yansıması şöyle devam edecek, hatta açılarak devam edecek: Meclis’te iki partinin karşı karşıya gelmesi, sokağa çıktığımızda parkta iki gencin, iki grubun, iki çetenin karşı karşıya gelmesi, daha da yaydığınızda aile içerisindeki farklı görüşteki insanların karşı karşıya gelmesi ve bu açının giderek büyümesi anlamına geliyor. Bugün toplumda şiddetin, çatışmanın ve cinayetlerin bu kadar artmasının ana nedenlerinden bir tanesi de bence hükümetin, siyasilerin, Meclis’teki kavgalarıdır. Bunu bilerek söylüyorum. Meclis’teki kavgalar sadece orada kalmış olsa deriz ki, çok özür diliyorum, ‘Lanet olsun ne yapacaksanız yapın.’ Ama öyle değil. Oradaki kavga topluma ulaşırken açı 0.1 ile başlıyor ve topluma ulaşırken 180 dereceye dönüşüyor. Yani bu kadar tehlikeli ve ne yazık ki toplum açısından etkili. Çünkü toplum modelleyerek öğreniyor ve model olarak karşısında gördüğü en büyük yer Millet Meclisi, milletin vekilleri. Maalesef onlar da doğru şekilde adım atmayınca bu şiddetin yaygınlaştığını görüyoruz. Bunu kadına şiddet olarak görüyoruz, çocuğa şiddet olarak görüyoruz, çocukların çocuklara şiddeti olarak görüyoruz maalesef. Ve bu devam ediyor.

Sosyal çürüme noktasında ise Türkiye’de hükümetteki siyasi çürüme… Aile kayırmacılığı, grup kayırmacılığı ya da ‘Bu yaptı benim adamımdır’ ya da ‘Liyakatı olması önemli değildir’, ‘Yediyse benim adamım yedi’ çürümesi veya bugün hukuk sistemi içerisinde küçük bir dosyanız için dahi adam bulma ihtiyacı aslında hükümet açısından çürümüşlüğü ortaya koyuyor. Bu çürüme de aşağıya inerken toplumda açının genişleyerek devam etmesine neden oluyor.”

“Eril dil Türkiye’yi kutuplaştırdı”

Diğer siyasi partilerin Kadın Kolları ile de zaman zaman ayrı ayrı veya toplu olarak bir araya geldiklerini anlatan Ekinci, siyasetin “ataerkil, eril” olduğu yönündeki eleştirilere de değindi.

Ekinci, şunları söyledi:

“Türkiye’de siyasetin ataerkillikten ziyade eril olduğu kısmı çok ciddi sıkıntılı ve o eril dil, hareket Türkiye’yi kutuplaştırdı yeterince. Ve biz bütün partilerdeki Kadın Kolları ile konuştuğumuzda, AK Parti de dahil, DEM de MHP de dahil olmak üzere hepsi şikayetçi bundan. Çünkü biz kadın-erkek eşitliği derken kadınların erkekleşmesinden değil, kadınların kadın olarak kalmasından bahsediyoruz. Ama maalesef siyasete girdiğinizde bunun kalamayacağını görüyorsunuz. Türkiye’deki bugün var olan bu kutuplaşmanın, bu kavganın önüne, bu çatışmanın önüne geçebilecek olan kadınlardır. Neden böyle düşünüyoruz çünkü medeniyeti kuran da sürdüren kadınlar. O medeniyeti kurarken eğer çatışma üzerine kuruyorsanız çatışma üzerine devam ediyor ama medeniyeti kurarken vatandaşlık üzerine kuruyorsanız vatandaşlık üzerine devam ediyor. Bu noktada da bizim bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da siyasi partilerin Kadın Kolları ile görüşmelerimiz, çalışmalarımız, fikir alışverişlerimiz devam edecektir.”

“ ‘Pişman değilim’ açıklaması daha ağır”

Adalet Bakanlığı’na Akın Gürlek’in atanmasına ilişkin olarak Ekinci, “Bana göre beklenmedik değildi çünkü adalet davalarının bu kadar siyasileştiği bir durumda Adalet Bakanlığı’na böyle birisini seçilmesi Türkiye’nin sürecinde normal” dedi.

Ekinci, TBMM’de yemin töreni sırasında yaşanan tekmeli yumruklu kavgaya ilişkin, “İşin kötü yanı ‘yaptığıma çok memnunum, pişman değilim’ açıklamaları çok daha ağır. Türkiye’nin gelmiş olduğu noktayı çok güzel gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin yer altı kaynaklarının ülkenin yararına nasıl kullanılacağına ilişkin hazırladıkları Türkiye Kalkınma Planı’na da değinen Ekinci, “Türkiye’nin sanayi ve ticaret noktasında maddi kalkınmaya ihtiyacı olduğu gibi manevi kalkınmaya da ihtiyacı var ki sosyal çürüme bunu ortaya koyuyor. İnşallah önümüzdeki süreçte ahlakın, adaletin temel alındığı manevi kalkınma planımızı açıklayacağız” dedi.