Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Saadet Partili Yılmaz’dan “Epstein” tepkisi: “Bu bir fuhuş skandalı değil, küresel zulüm şebekesidir”

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yılmaz, yeni yayınlanan Epstein belgelerine ilişkin, “Bu, sadece bir fuhuş skandalı değil, dünyayı yöneten mekanizmaların ne denli kirli ve vahşi ellerde olduğunun resmidir” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yılmaz, yeni yayınlanan Epstein

(ANKARA) – Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yılmaz, yeni yayınlanan Epstein belgelerine ilişkin, “Bu, sadece bir fuhuş skandalı değil, dünyayı yöneten mekanizmaların ne denli kirli ve vahşi ellerde olduğunun resmidir” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yılmaz, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Epstein dosyalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kamuoyuna yansıyan belgelerin yalnızca bireysel suçlardan ibaret olmadığını, meselenin küresel sistemin işleyişini ortaya koyduğunu belirten Yılmaz, “Bu, sadece bir fuhuş skandalı değil, dünyayı yöneten mekanizmaların ne denli kirli ve vahşi ellerde olduğunun resmidir” diye konuştu.

Ortaya çıkan dosyaların dünya siyasetini, güç ilişkilerini ve uluslararası vesayet düzenini sorgulatacak nitelik taşıdığını ifade eden Yılmaz, yaşananların insanlık onuruna yönelik büyük bir tehdit olduğunu vurguladı. Epstein dosyalarının uzun yıllardır kurulan “ahlaksız bir düzeni” açığa çıkardığını vurgulayan Yılmaz, bu sürecin Necmettin Erbakan’ın yıllar önce dile getirdiği uyarıları doğrular nitelikte olduğunu söyledi.

Yılmaz şunları kaydetti:

“Merhum Erbakan Hocamızın yarım asrı aşan mücadelesinde uyardığı gibi, bu şer odakları dünyayı yönetmek için ahlaksızlığı bir silah olarak kullanmakta ve kurdukları şantaj düzeniyle devletleri ve liderleri esir almaktadır. Bu, insanlığı köleleştirme operasyonunun en çirkin yüzüdür. Bütün insanlığın bu kirli ağların kurbanı edilmesi, insanlık onuruna indirilmiş en büyük darbedir. Millî Görüş olarak bizler, aileyi toplumun kalesi, çocukları ise geleceğimizin teminatı olarak görürüz. Bu sapkınlıklar, aile kurumunu değersizleştiren ve insanı fıtratından koparmayı amaçlayan projelerin bir parçasıdır. Zalimin güçlü olduğu değil, haklının güçlü olduğu bir ‘adil düzen’ kurulmadığı müddetçe; güç sahipleri kendilerini her türlü hukuktan üstün görmeye devam edecektir. Bu ‘çürümüşlük’, ancak İslam’ın adalet anlayışı ve insan haklarına verilen gerçek değer ile temizlenebilir. Bir çocuğun feryadı, bütün bir dünyadan büyüktür. Türkiye olarak bizlere düşen görev; kendi nesillerimizi ve bütün insanlığı bu küresel saldırılardan korumak, millî ve manevi değerlerimize sarılmak ve bu sapkın ağların ülkemize uzanan kollarını en ince ayrıntısına kadar takip etmektir. Bu zulüm sistemine karşı ‘Bana ne?’ diyemeyiz. Milli Görüşçüler olarak, yeryüzünde iyinin, doğrunun ve adaletin hakim olması için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz. Bu çirkinlikleri yapanları, destekleyenleri ve sessiz kalanları tarih ve insanlık vicdanı asla affetmeyecektir.

“Kendi değerlerinden kopan toplumlar, bu küresel ifsat projelerine karşı savunmasız kalmaktadır”

Saadet Partisi olarak yıllardır haykırdığımız ‘Önce Ahlak ve Maneviyat”’ ilkesi, bugün dünya için yegâne kurtuluş reçetesidir. Maneviyatın dışlandığı, sadece maddi gücün ve hazzın kutsandığı bir sistemin varacağı yer ancak bu tür sapkınlıklardır. Kendi değerlerinden kopan toplumlar, bu küresel ifsat projelerine karşı savunmasız kalmaktadır. Bu lağım sistemi, mevcut uluslararası kurumlarla temizlenemez. Zira o kurumların sahipleri, bugün bu dosyaların baş aktörleridir. Çözüm; hakkı üstün tutan yeni bir dünya düzeni inşa etmektir. Türkiye’miz, bu gibi küresel tehditlere karşı kalkan oluşturacak mekanizmaları hayata geçirecek güç ve potansiyele sahiptir. Bizler Saadet Partisi olarak, mazlumun hakkının zalimden alındığı ve ahlakın her türlü makamın üstünde tutulduğu bir Türkiye ve dünya için mücadele ediyoruz. Zulüm ebedi olamaz. Kötülüğün bu denli ayyuka çıkması, aslında batılın zeval vaktinin geldiğinin göstergesidir. Ortaya çıkan tablo tek bir gerçeği ortaya koymaktadır: O da Milli Görüşçüler olarak her zamankinden daha büyük bir inanç ve daha büyük bir azimle çalışmamız gerektiğidir. Çünkü Millî Görüşçülerin mücadelesi sadece bir siyaset değil, bir iman ve haysiyet meselesidir.”