(HATAY) – Hatay’da 6 Şubat depremlerinde 269 kişinin yaşamını yitirdiği Rönesans Rezidans davasında tutuklu sanık Bülent Seküçoğlu’nun avukatı Mahmut Levent Civelek, müvekkilinin “kusursuz” olduğunu öne sürerek, “kamuoyu baskısı kurularak bağımsız yargı üzerinde algı oluşturulmaya çalışıldığını” iddia etti.
Hatay’da 6 Şubat depremlerinde 269 kişinin yaşamını yitirdiği Rönesans Rezidans davasının tutuklu sanığı Bülent Seküçoğlu’nun avukatı Mahmut Levent Civelek, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Rönesans Rezidans binasının yargılamasının yapıldığı dosyaya son bilirkişi raporunun geldiği günlerde 16 Ocak tarihli duruşma öncesi bazı basın organlarında birtakım katılan vekilleri yayıncı ile konuşmasında şimdiye kadar yaklaşık 6-7 rapor alınmış olduğuna dair bir söyleşi yapılmış ve hemen hepsinde müvekkilimize yönelik kusur tayini yapıldığı belirtilmiştir. Bu söylemler gerçeği yansıtmamaktadır.
Dosyadaki Karadeniz Teknik Üniversitesi raporunun içeriği ile sonuç kısımları birbiri ile çelişmektedir. Raporun içeriğinde tamamen olumlu hususlardan bahsedilirken, raporun sonuç kısmındaki bazı hususlar sehven kusurlu gibi işaretlenmiştir. Yani rapor içeriği ve sonuç bölümü birbirini doğrulamamaktadır. Dosyadaki bu raporda müvekkil aleyhine kusur tayini sebebi sonuç kısmında sehven yapılan bir yanlış işaretlemeden ibarettir. İddia edilen eksikliklerin doğruluğu kabul edilse dahi yine aynı rapor heyeti tarafından hazırlanmış olan belli sayıdaki emsal dosyalara ait binaların projelerinde daha fazla eksiklikler olmasına rağmen kusur tablosunda hiç kimseye kusur izafe edilmediği gibi bu eksiklikleri çökme ve yıkımla arasında bir illiyet bağı olmadığını itiraf etmişlerdir. Emsal dosyaların dikkate alınması halinde aynı şartlara sahip dava konusu binanın kusur tablosunda proje denetçisine kusur tayin yapılmaması gerektiği ortaya çıkacaktır.
“Medya ve kamuoyu baskısı kurularak bağımsız yargının üzerinde bir algı ve etki yaratılmaya çalışılıyor”
Yine dosyaya sunulmuş olan İTÜ Afet Yönetimi Enstitüsü tarafından hazırlanmış olan teknik raporda binanın yapıldığı tarihteki deprem yönetmeliğine uygun ve binanın kontrollü hasar seviyesini sağladığı belirtilmiş ve kusur atfı yapılmamıştır. Dosya sonrasında 6 üniversiteden 12 akademisyenin kontrolüyle hazırlanan bilirkişi raporunda proje denetçisi olan müvekkilimin kusursuz olduğu açıkça belirtilmiştir. Böylelikle şu ana kadar 8 üniversitenin ki bunlar Türkiye’nin en saygın üniversitelerindendir tamamı müvekkilin kusursuz olduğunu açıkça ifade etmişlerdir. Birtakım katılan vekillerinin yaptığı basın açıklamalarında ifade edilen hususların gerçeği yansıtmadığı, medya ve kamuoyu baskısı kurularak bağımsız yargının üzerinde bir algı ve etki yaratılmaya çalışıldığı kanaatindeyiz.
Dosyaya son eklenen ve Pamukkale Üniversitesi’nden gelen raporda ise müvekkilimizin yönetmelikte belirtilen görev ve sorumluluğu hakkında eksik verilerle sahip olunması ve yanlış yorumlamalar nedeni ile kusurlu gösterilmiş. Oysa yapılan inceleme dahi gerekli hiçbir teknik yeterliliği sağlamamaktadır ve bunu sayın mahkemenin son celsesinde ispatlamamız sebebiyle dosyanın bir sonraki celse yeniden bir bilirkişi heyetine gönderilmesi hususu gündeme alınmıştır.
Yukarıda izah ettiğimiz tüm bu nedenlerle Rönesans Rezidans adlı bina ile ilgili yapılan yargılama üzerinden müvekkil Bülent Seküçoğlu’nun görev ve unvan tanımlarının dahi bilinmediği, raporların basın açıklamaları eliyle farklı yansıtılarak sayın mahkeme üzerinde baskı kurulmaya çalışıldığı ve böylelikle gerçek suçluları aramak yerine masumiyeti sekiz bilirkişi heyeti tarafından tespit ve tescil edilmiş birinin medya ve kamuoyu baskısıyla ceza alması sağlanmaya çalışıldığı kanaatindeyiz. Konunun hukuki ve cezai olarak takipçisi olacağımızı bir kez daha saygıyla beyan ederiz.”
İddianameden…
Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanık Bülent Seküçoğlu için şu ifadelere yer verildi:
“Şüpheli Bülent Seküçoğlu’nun kusuru yönünden yapılan değerlendirmelerde;
Şüpheli Bülent Seküçoğlu’nun proje aşaması kısmında yapı denetim firma yetkilisi olarak görev aldığının, statik betonarme projesi evrakında Yetkin Yapı Denetim Limited Şirketi adına imza ve kaşenin bulunduğu, aynı zamanda yine iş yeri teslim tutanağında proje ve uygulama denetçisi inşaat mühendisi olarak imzasının bulunduğu, aynı şekilde A blok iş bitirme tutanağında proje ve uygulama denetçisi inşaat mühendisi olarak imzalarının bulunduğunun belediye evraklarından tespit edildiği, Karadeniz Teknik Üniversitesinin soruşturma dosyamıza tanzim ettiği Ocak 2024 tarihli ek bilirkişi raporunda yapı denetim firması yetkilisi olarak kusur atfedildiği, Ticaret Sicil Gazeteleri incelendiğinde Yetkin Yapı Denetim Limited Şirketinde imza yetkisi olan müdürler arasında yer aldığı, aynı zamanda Rönesans Rezidans sitesinden sorumlu statik proje denetçisi ve statik uygulama denetçisi olarak imzalarının yer aldığı, kolon ve perde boyutları yetersizlikleri, kolon ve perde donatı alan yetersizlikleri ve yetersiz donatı detaylandırması kısımlarında denetim yükümlülüğünü ihlal ettiği, yapım aşaması kısmında malzeme kalitesi yetersizliğinin denetim yükümlülüğünü ihlal ettiği, bu haliyle hem proje aşamasında hem de yapım aşamasında söz konusu yukarıda açıklanan kalemler neticesinde kusurlu olduğu, şüphelinin vermiş olduğu ifadesinden özetle; söz konusu denetim yükümlülüklerini bilgisayar üzerinden prosedüren imza atarak yaptığını, projenin ismini dahi hatırlamadan attığı imzaların olduğu, söz konusu ifadenin suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmiştir.
Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (2007) ve 4708 sayılı kanunun 2. maddesinde belirtilen görev ve sorumlulukları olan denetleme yetkilerine aykırı davranmak suretiyle Rönesans Rezidans’ın inşası sırasında denetleme görevlilerinin bulunduğu, projeye uyulmadığı, yönetmeliğe ve TSE aykırı malzeme ile bina inşası durumunda denetim yaparak bu hususu görevli belediyeye bildirmeleri gerekirken bilirkişi heyetince tespit edilen ve yukarıda belirtilen bina inşa edilirken deprem yönetmeliği esaslarına aykırı bulunan hususları fiilen denetlemeyerek 1. dereceden deprem kuşağında bulunan yerde yıkılabileceği ve ölümlerin meydana gelebileceği şeklindeki ön görülebilir neticelere dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak söz konusu binanın inşasını gerçekleşirken deprem yönetmeliği ve imar kanunu gereği denetim görevlerini ihmal ederek, fiilen denetim yapmayarak, öngörülebilir neticeyi objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle öngörmeyerek binanın yıkılması neticesinde meydana gelen ölümlerden bilirkişi raporu doğrultusunda denetleme aşamasında görev almış olan Mehmet Haşim Eraslan, Bülent Seküçoğlu, Ayhan Karan, Önder Artun’un asli kusurlu olarak sorumlu olduklarının tespit edildiği nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2023/2439 Esas 2023/2401 Karar sayılı ilamı doğrultusunda kusur düzeyinin bilinçli taksir olarak kabul edilerek şüphelilerin eylemlerinin bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebep olma suçunu oluşturduğu, bu suretle şüphelilerin yukarıda anlatılan eylemleri nedeniyle üzerlerine atılı suçu işledikleri hususunda kamu davası açmaya yeterli şüphenin oluştuğu anlaşılmıştır.”

