Gençağa KARAFAZLI
(RİZE) – Rize-Artvin Su Ürünleri Kooperatifleri Bölge Birliği Başkanı Barış Zaman, “Ağ kurduğumuz, ağ sardığımız, rızkımızı taşıdığımız alanlar devasa çiftliklerle örümcek ağı gibi sarılmış durumda. Artık bunu işgal olarak görüyoruz. Kıyı balıkçılığı bitti” dedi.
Karadeniz’de geleneksel kıyı balıkçılığı, hızla yayılan balık çiftlikleri ve çevre kirliliği nedeniyle yok olma noktasına geldi. Rize ve Artvin’de faaliyet gösteren su ürünleri kooperatiflerinin temsilcileri, denizin adeta “devasa kafeslerle örümcek ağı gibi sarıldığını” belirterek, küçük ve orta ölçekli balıkçıların yaşam alanlarının ellerinden alındığını söylüyor. Balıkçılar, yetkililerin taleplerine kulak tıkadığını, kıyı balıkçılığının göz göre göre bitirildiğini vurguluyor.
Çevre kirliliği ve denetimsizlik balığı da denizi de yok ediyor
Rize-Artvin Su Ürünleri Kooperatifleri Bölge Birliği Başkanı Barış Zaman, yaptığı açıklamada, sürdürülebilir balıkçılığın temelinin balığı korumak olduğunu söyledi. Ancak bu işin sadece balıkçılarla olmadığını vurgulayan Zaman, “Evsel atıklardan tarım atıklarına kadar her şey denize akıyor ve bu da çevre kirliliğine büyük ölçüde neden oluyor. Bunların düzenlenmesi, biyolojik arıtmadan geçirildikten sonra denize salınması gerekiyor. Fakat maalesef ülkemizde böyle bir çalışmanın olduğunu sanmıyorum. Varsa da benim bilgim yok. Bu arıtmanın mutlaka yapılması gerekiyor. Yani mesele sadece balık tutmamak değil, yaşam alanlarını da çevre kirliliğinden korumak zorundayız” diye konuştu.
“Devasa balık çiftlikleri örümcek ağı gibi Karadeniz’i sardı”
İskandinav ülkelerinde işlerin küçük ve büyük balıkçıya zarar vermeden yapıldığını anlatan Zaman, şöyle devam etti:
“Şimdi herkes bu gece denize çıkacak, rızkını arayacak. Çoluk çocuğunun geleceği için, ekmek için, rızık için mücadele ediyorlar. Denize çıkanlar, somon ve alabalık çiftliklerinden yer bulabilirlerse ağ serecek, rızkını arayacak. Bizim mera alanlarımız işgal edildiği sürece onlarla çatışma gibi bir durumumuz olmaz. Biz defalarca yetkililere bilgi verdik. Sadece Doğu Karadeniz değil; Batı ve Orta Karadeniz’deki çiftlikler için de söylüyorum. Küçük ve büyük balıkçının mera alanlarında bu tür yapıların olması balıkçıyı ciddi şekilde sıkıntıya sokuyor. Ağ kurduğumuz, ağ sardığımız, rızkımızı taşıyıp evimize götürdüğümüz yerlere bakıyorsunuz; devasa çiftlikler, devasa yapılar örümcek ağı gibi bütün Karadeniz’i işgal etmeye başladı. Artık bunu bir işgal olarak görüyorum. Çünkü onların istediği her şey oluyor ama balıkçının istediği olmuyor. Biz diyoruz ki, bunu 70–80 metre derinlikte yapın. Bunun örnekleri İskandinav ülkelerinde var. Küçük ve büyük balıkçıya zarar vermeden bu işler yapılabiliyor. Ama maalesef ülkemizde süreçler çok yavaş ilerliyor.”
“Sahibimiz yok, ticari kıyı balıkçılığı bitirilmek isteniyor”
Rize Eminettin Mahallesi Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Ali Köseoğlu da şunları söyledi:
“En büyük sorunumuz, başımızda yetkili bir merci olmaması. Hepsine tek tek dilekçe yazdım, toplantı istedim. Bugüne kadar hiçbirisi bizimle toplantı yapmadı. Valinin yanına en az 20–30 defa çıktım, toplantı sürekli ertelendi. Sahibimiz yok. Ticari amaçlı balıkçılar tamamen ortadan kaldırılmak isteniyor. Bunun başka alternatifi yok. Çünkü biz trilyonlar kazanan insanlar değiliz, eve kuru ekmek götürüyoruz. İşimiz sadece balıkçılık. Bize ‘Gidin kahvede oturun’ diyorlar. Şimdi burası zenginlerin yeri oldu. Vali Bey bana böyle söyledi. Ben de kendisine dedim ki, ‘Sayın Valim, burayı bir kooperatife teslim ettiniz de mi zenginlerin yeri oldu?’ Girişe kapı koymaya çalıştım, tarım müdürü beni durdurdu. Sonra video çekmeye başladım. Kapı koydular ama kapı çalışmıyor. Ne yazık ki biz ticari kıyı balıkçıları bitmek üzereyiz. Şu an gerçek anlamda ticari balıkçılık yapan 1083 kişi var, yaklaşık 6 bin sandal bulunuyor. O sandallar kimin? O insanlar oltayla balık tutuyordu, evini geçindiriyordu. Onlardan yıllık 300–500 bin lira kira istendi. Mecburen kayıklarını sattılar. Oltayla tuttukları 1-2 kilo balıkla ne yapabilirlerdi?”
“Balıkçı barınakları rant alanına dönüştürülüyor”
Rize Sınırlı Sorumlu Merkez Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Mesut Rakıcı da kıyı balıkçılığının yok edildiğini, kafes balıkçılığında üretilen balıkların ise Türkiye’de değil, yurt dışına satıldığını anlattı.
Rakıcı, şöyle konuştu:
“Denetim olmadığı, sahibimiz olmadığı için bu noktaya geldik. Halk görüyor; kıyı balıkçılığı ortadan kaldırılıyor. Balıkçı barınakları devlet eliyle kafe ve restorana çevriliyor. Yapacak bir şeyimiz kalmadı. İnşallah halk gördüğüne sahip çıkar da bu günlerden kurtuluruz. Kıyı balıkçılığı yok oluyor. Kafes balıkçılığında üretilen balıklar Türkiye’de satılmıyor, Türk halkına verilmiyor; yurt dışına gidiyor. Türk halkı kapısının önündeki denizden faydalanamıyor. Sonumuzu halk belirleyecek. Ben buna inanıyorum”

