Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Remzi Çayır: “Türkiye gibi bir ülkede aciz ve basiretsiz yöneticiler sayesinde bayramlar bayram olmaktan çıktı”

Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, “Türkiye’yi yönetenler, koskoca Türkiye gibi bir ülkede aciz ve basiretsiz yöneticiler sayesinde bayramlar bayram olmaktan çıktı. Yarını kutlayacağız. İçimizde huzur, güven, umut olmalı. Geleceğe umutla, şevkle bakabilmeliyiz. Üzülerek ifade edeyim ki her tarafa para bulanlar, emekliye para bulamadılar. Kendilerini itibar sayanlar, emekliyi, işçiyi, esnafı, dar gelirlileri yok saydılar. Ondan sonra bunun adına ‘adalet’ dediler, ‘idare’ dediler, ‘ülke yönetimi’ dediler” ifadesini kullandı.

Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, "Türkiye'yi yönetenler, koskoca

(ANKARA) – Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, “Türkiye’yi yönetenler, koskoca Türkiye gibi bir ülkede aciz ve basiretsiz yöneticiler sayesinde bayramlar bayram olmaktan çıktı. Yarını kutlayacağız. İçimizde huzur, güven, umut olmalı. Geleceğe umutla, şevkle bakabilmeliyiz. Üzülerek ifade edeyim ki her tarafa para bulanlar, emekliye para bulamadılar. Kendilerini itibar sayanlar, emekliyi, işçiyi, esnafı, dar gelirlileri yok saydılar. Ondan sonra bunun adına ‘adalet’ dediler, ‘idare’ dediler, ‘ülke yönetimi’ dediler” ifadesini kullandı.

Çayır, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ramazan Bayramı üzerinden iktidara eleştirilerini sıralayan Çayır, “Türkiye’yi yönetenler, koskoca Türkiye gibi bir ülkede aciz ve basiretsiz yöneticiler sayesinde bayramlar bayram olmaktan çıktı. Yarını kutlayacağız. İçimizde huzur, güven, umut olmalı. Geleceğe umutla, şevkle bakabilmeliyiz. Üzülerek ifade edeyim ki her tarafa para bulanlar, emekliye para bulamadılar. Kendilerini itibar sayanlar, emekliyi, işçiyi, esnafı, dar gelirlileri yok saydılar. Ondan sonra bunun adına ‘adalet’ dediler, ‘idare’ dediler, ‘ülke yönetimi’ dediler. Buruk da olsa içimiz sızlasa da öfkeler biriktirsek de yarın bayram. Milletin ve dünyadaki bütün Müslümanların bayramını kutluyorum” diye konuştu.

Çayır, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümüne ilişkin de açıklama yaptı. Çayır, şunları söyledi:

“111 yıl önce İtilaf Devletleri Çanakkale’den Anadolu’ya giriş yaparak Anadolu’yu işgal etmek, hükümranlık hakkımızı yok etmek ve bizi kendilerine kul etmek istediler. Bunların emelleri hiç değişmedi, bugüne kadar devam etmektedir. Karşımızda İngilizler vardı, Fransızlar vardı. Avustralya ve Yeni Zelanda’dan gelen, bizimle tarihin hiçbir döneminde karşılaşmamış, problemimizin olmadığı topluluklar vardı. Ama bir şeyi unuttular: İmanımızı, inancımızı, bağımsızlık aşkımızı. Biz yok olabilirdik ama bağımsızlığımızı yok sayamazdık. Ya istiklal içinde yaşayacaktık ya toprakta yaşayacaktık. Hem var olup hem de mandacılığı ya da bağımsızlığımızı şu veya bu şekilde feda etmeyecektik. Mandacılığı da kabul etmeyecektik. Aslında Çanakkale Zaferi’nin bize söylediği bir söz var: Ya tam bağımsızlık yahut yok oluş.”

“İran’a uçaklar, füzeler nereden fırlatılıyor, nereden kalkıyor?”

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına da değinen Çayır, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Üzülerek ve içimiz karayarak görmekteyiz ki hükümet, son dönemlerde İran’a saldıran İsrail ve Amerika’nın bu emperyal davranışları ve emperyal kimlikleri karşısında hiç mi hiç renk vermemekte, güya arabuluculuk etmek gibi bir tavır ortaya koymaktadır. Füzeler ve hücum İran’a nereden olmaktadır? Herhalde ABD’nin kendi topraklarından füze attığı söylenemez. Buradan kalkan uçaklar, Orta Doğu’da bütün Müslüman ülkelerde kurduğu üsler sayesinde Müslüman ülkeleri vuruyor. Bu ülkeler de seyretmeye devam etmektedir. Elbette ki İran’a karşı birtakım düşüncelerimiz farklı olabilir. İran’ın da tarih içerisinde ve bu süreçte bazı hatalarını tasvip etmeyebiliriz. Ama bir gerçek var. İran’a uçaklar, füzeler nereden fırlatılıyor, nereden kalkıyor? Katar’dan kalkıyor, Birleşik Arap Emirlikleri’nden, Suudi Arabistan’dan ve hatta Yunanistan’dan ve Rumların yönettiği Kıbrıs’tan kalkıyor ve gidip İran halkını vuruyor. Şimdi bu durumda İran halkının, füzenin ve uçağın geldiği yöne doğru füze fırlatması veya hücumlar yapması doğal mı? Doğal. Peki hükümetimiz bu durumda İran’ın bölgedeki yayılmacılığını öne sürerek ya da bölgesel bir savaş veya yeni bir dünya savaşının başlangıcı olacak bahanesiyle İran’ı kınadıysa, dönüp Amerika’yı ve İsrail’i de kınasın. Deyin ki ‘Yaptığınız yanlıştır. Siz bu coğrafyaya kötülük edemezsiniz. Bu coğrafyayı kan ve gözyaşına boğamazsınız. İşiniz ne, gücünüz ne? Nereden kalkıp da 12 bin kilometreden gelip buradaki bir ülkeye saldırmaktasınız?’ Dünya, geldiği bu noktada yaşanmaz bir hale gelmiştir. Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşların hepsinin hükmü kalmamış, varlık sebepleri ortadan kalkmıştır. Tek kutuplu bir dünyada, dünya hegemonyasına soyunmuş ve dünyayı zapturapt altına almış bir ABD görmekteyiz.”

“Siyasi anlamda manevra zayıflığımız olabilir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Çayır, “Ekonomik olarak zor durumda olabiliriz. Siyasi anlamda manevra zayıflığımız olabilir. Ama istiklali yok edecek, yarın bir gün bizim tarihimize kara bir leke olarak geçecek hiçbir adımı atmayın. Bu millet çarıkları yırtık, sırtında ceketi yokken amansız bir mücadeleyle emperyal güçleri defetti. Evet, ekmeğimiz az olabilir, ekonomik olarak zayıf düşmüş olabiliriz. Ama inancımız, varlığımız ve mazimiz bizi dik durmaya, haklının hakkını savunmaya ve bu coğrafyada emperyal güçlere karşı durmaya davet etmektedir” dedi.