Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

“Özgürlük ve Sumud Filosu”nun 200’den fazla gemi ve tekneyle yeniden yola çıkacağı açıklandı

Gazze’deki ablukayı kırmak için sivil girişimler gerçekleştiren “Özgürlük ve Sumud Filosu”nun dünyanın birçok farklı ülkesinden 200’ü aşkın gemi ve tekne ile Akdeniz’e açılacağı düzenlenen basın toplantısıyla duyuruldu. Toplantıda konuşan İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım “Nuh’un gemilerini tekrardan yola çıkartıyoruz ve insanlık bu gemilere binecek. Bu gemiler 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan bu düzeni Allah’ın izniyle darmadağınık etmede önemli bir rol alacak.” dedi.

Gazze'deki ablukayı kırmak için sivil girişimler gerçekleştiren “Özgürlük ve Sumud

Haber: Oktay YILDIRIM – Kamera: Gencer KETEN

(İSTANBUL) – Gazze’deki ablukayı kırmak için sivil girişimler gerçekleştiren “Özgürlük ve Sumud Filosu”nun dünyanın birçok farklı ülkesinden 200’ü aşkın gemi ve tekne ile Akdeniz’e açılacağı düzünlenen basın toplantısıyla duyuruldu. Toplantıda konuşan İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım “Nuh’un gemilerini tekrardan yola çıkartıyoruz ve insanlık bu gemilere binecek. Bu gemiler 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan bu düzeni Allah’ın izniyle darmadağınık etmede önemli bir rol alacak” dedi.

Gazze’deki ablukayı kırmak ve insani yardım götürmek için sivil girişimler gerçekleştiren “Özgürlük ve Sumud Filosu”nun Akdeniz’e açılacağı duyuruldu. Dünyanın bir çok farklı ülkesinden 200’ü aşkın gemi ve teknenin katılacağı filonun Türkiye ayağı için düzenlenen basın toplantısı, Fatih Belediyesi Neslişah Sultan Kültür Merkezi’nde yapıldı. Toplantıya İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Filistin Dayanışma Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, YENİAD Genel Başkanı Selman Esmerer, Özgürlük ve Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi Dilek Tekocak, TÜGVA, Memur-Sen, Hak-İş, Milli İrade Platformu ve bazı STK’ların temsilcileri katıldı.

İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, yaptığı konuşmada, “Nuh’un gemilerini tekrardan yola çıkartıyoruz ve insanlık bu gemilere binecek. Bu gemiler 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan bu düzeni Allah’ın izniyle darmadağınık etmede önemli bir rol alacak” dedi. Yıldırım şunları söyledi:

“Bu sefer başaracağız, ablukayı deleceğiz”

“Bu düzen ne yazık ki katliamcı işgalci silahları çocuklar üzerinde, kadınlar üzerinde kullanan bir düzen. Bugüne kadar gemilerle ilgili yapılan bütün çalışmalar hayırlı sonuçlar verdi. Aslında suyun taşı deldiği gibi bir süreç. Şimdi başka bir pozisyona geldik. Bu sefer Allah’ın izniyle 200 gemi çıkartılacak. Bu gemiler yeryüzünün her tarafından harekete geçecek, dünya ayağa kalkacak çünkü savaş bitmedi. Hala daha katlediyorlar ve katletmeye de devam ediyorlar. Eğer biz sessiz kalırsak İsrail’in en önemli özelliği toplumlar sessizleştikçe katliamını arttırmaktır. Dünya halklarının ittifakı ateş kesmede nasıl rol oynadıysa, Özgürlük ve Sumud filolarını yola çıkardıysa, bu ateşkesin sağlanmasında bu gemiler ve meydanlar önemli rol oynadıysa bunu devam ettirmemiz lazım, başarı gördüğümüz yeri daha da güçlendirmemiz lazım. O nedenle buradan bütün dünyaya sesleniyorum, meydanları hareketlendireceğiz, Akdeniz’i hareketlendireceğiz, kara konvoyları yapacağız karadan ve denizden ablukayı deleceğiz. İlk etapta Refah Sınır Kapısı’nı açacaklar Allah’ın izniyle, hiç tereddüt etmeyin. Dünya ayağa kalktığı an bu olacak ama sessizleşirseniz çocuklar ölecek. Türkiye’den en az 100 gemi alacak bir bağış bekleniyor. Bu sefer başaracağız, bu sefer ablukayı deleceğiz. Bu insanlığın zaferi ile sonuçlanacak”

“Hesap sorulabilmesini sağlayacak adımların atılmasını da çok önemli görüyoruz”

Filistin Dayanışma Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe de şöyle konuştu:

“Dünyayı bir kan sunağı haline getiren 70 binden fazla insanı katleden 40 bine yakın kadın ve çocuğu öldüren bir İsrail zulmüyle siyonist zulümle karşı karşıyayız. Bu sefer de tekrar bundan önceki seferlerde olduğu gibi Türkiye’mizde de dünyadan da çok güçlü bir şekilde bu sessiz çığlığı çoğaltacak, bu sözü yüceltecek en büyük katkıyı sağlayacağına inandığımız filonun yola çıkmasını dört gözle beklemekle kalmıyoruz, aynı zamanda tüm gücümüzle de her türlü desteği filonun çıkışı ve ambargoyu deliş süreciyle alakalı elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Hep birlikte dur diyebilmeyi, hep birlikte zulme son verebilmeyi, hep birlikte çocuk ölümlerini, çocuk katillerini, kadın katillerini, bu yaptıklarınız dünyada insanlığın önüne sadece serilmesi değil bundan dolayı hesap görülebilmesini hesap sorulabilmesini sağlayacak adımların atılmasını da çok önemli görüyoruz”

“Çözüm müzakerelerle olacaktır”

Hanzala Gemisi’ne binebilmek için Birleşmiş Milletler’deki görevinden istifa eden Chloe Ludden, zorunlu olmamasına rağmen bu yola çıkmanın önemine işaret ederek, “Ben Birleşmiş Milletler’den gelmiş birisi olarak, bu savaş makinelerine bireysel olarak dur demek için burada olduğumuzu bildirmek istiyorum. Şunu bilmenizi istiyorum ki çözüm müzakerelerle olacaktır. Gelecekte iletişime devam edin, yardımları sürdürün ve buna katılın. Şunu sormanızı istiyorum, burada bir ateşkes var. Bu ateşkes Gazze’de. Peki doğru soruları sorduğumuzda Batı Şeria’daki, Kudüs’teki ateşkes nerede? Liderlerinize sormanızı istiyorum. Gemi sahiplerine sormanızı istiyorum. Neredesiniz?” diye konuştu.

Konuşmalarının “Özgürlük ve Sumud Filosu” Yönetim Kurulu Üyesi Dilek Tekoacak ortak bildiriyi okudu. Bildiride, şu ifadelere yer verildi:

“Uluslararası insani yardım misyonlarının neredeyse tamamı engellenmiştir”

“Gazze’de yaşanan insani felaket artık bir kriz değildir; sistematik bir yok ediş ve soykırımdır. Aylar boyunca süren abluka, kapalı sınırlar, engellenen yardımlar, hedef alınan sağlık altyapısı ve sivillere yönelik ağır ihlaller, Filistin halkının yaşam hakkını bilinçli ve planlı biçimde ortadan kaldırmaktadır. Uluslararası hukuk askıya alınmış, temel insani normlar işlevsiz hâle getirilmiştir. Bu açıklama yalnızca bugünün acil gündemine dair değildir. Gazze’de Filistin halkına karşı sürmekte olan İsrail soykırımı; 78 yıldır devam eden Nakba’dan, 78 yıldır adım adım inşa edilen yok etme siyasetinden, apartheid, mülksüzleştirme ve temel hakların inkârı üzerine kurulu sömürgeci düzenden bağımsız ele alınamaz. Ateşkes ilanının üzerinden 132 gün geçmiştir. Ancak sahada ‘sükûnet’ olarak sunulan tablo, gerçekte ablukanın devamı yoluyla işletilen sistematik bir boğma rejimidir. İlk 100 günde ateşkes binden fazla kez ihlal edilmiş, 477 Filistinli hayatını kaybetmiştir. 7 Ekim’den bu yana 76 bin 230 sivil, çocuk ve kadın öldürülmüş, 174 bin kişi yaralanmış; nüfusun neredeyse tamamı en az bir kez zorla yerinden edilmiştir. Suya erişim yüzde 98 oranında azalmış, uluslararası insani yardım misyonlarının neredeyse tamamı engellenmiştir.

“Abluka yalnızca bir güvenlik uygulaması değildir”

Bu koşullarda ‘ateşkes’, Filistinliler için bir koruma değil, ölüm ve yıkımın idaresini zamana yayan bir örtüye dönüşmektedir. Çünkü abluka yalnızca bir güvenlik uygulaması değildir. Abluka; insan yapımı kıtlık, kalori kontrolü ve stratejik aç bırakmadır. Sömürgeci tahakküm rejiminin ve soykırım amaçlı yıkımın temel araçlarından biridir. Bugün karşı karşıya olduğumuz bir diğer tehlike ise, ablukayı siyasi ve idari bir ‘normal’ gibi yeniden paketleyen yeni planlardır. BM Güvenlik Konseyi’nin 2803 (2025) sayılı kararı ile Trump Planı, BM mührü alıp hukuki nitelik kazanmıştır. Gazze’ye tam anlamıyla bir yabancı vesayeti, bir sömürgeci vesayet mahiyetinde bir yönetim layık görülmüştür. Gazze’ye fiili bir yabancı vesayet dayatılmakta, Filistin halkı idare edilecek bir nüfusa indirgenmektedir. Çözüm karada ve denizde özgürlük, yaşam hakkıyla birlikte siyasal öznellik ve kendi kaderini tayin hakkının fiilen kullanılabilmesidir.

“Bu metin bir temenni değil, açık bir irade beyanıdır”

Özgürlük ve Sumud Filosu bu bağlamda, küresel sivil direnişin somutlaşmış hâlidir. Bu girişim, uluslararası mekanizmaların yetersiz kaldığı bir zeminde ortaya çıkmış; yalnızca insani yardım değil, ablukanın hukuka aykırılığına karşı küresel ölçekte yükselen barışçıl bir sivil itirazdır. 2010 yılında Mavi Marmara ile başlayan bu onurlu yürüyüş, denizlere ve vicdanlara pranga vurulamayacağını göstermiştir. Bizler, Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye Ekibi olarak, bu adaletsizliğe karşı sessiz kalmamak için bir araya geldik. Bu küresel halk hareketinin yalnızca destekçisi değil; sahada, denizde ve tarihin bu kritik anında tekrar sorumluluk alan fiili bir parçasıyız. Bu metin bir temenni değil, açık bir irade beyanıdır. Global Sumud Filosu’na Türkiye olarak katıldığımızı ve burada olduğumuzu ilan ediyor; Gazze’ye yönelik hukuka aykırı ablukayı kırmak, Filistin halkının yaşama hakkını, insan onurunu ve kendi kaderini tayin hakkını fiilen savunmak üzere yeniden yola çıkışımızı duyuruyoruz. 150’yi aşkın ülkeden binlerce katılımcının yer alacağı Global Sumud Filosu, 100’ü aşkın gemi ve tekneyle 12 Nisan tarihinde İspanya’dan Akdeniz’e açılacaktır. Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye Yönetim Kurulu olarak bizler, bu küresel seferberliğin Türkiye ayağını temsil ediyor ve şunu net bir biçimde ifade ediyoruz: Bu filo bir merhamet gösterisi değil; Filistin halkının haysiyetini, özgürlüğünü ve eşitliğini savunan barışçıl bir sivil harekettir.”