(ANKARA) – Nebil Özgentürk’ün yönetmenliğini üstlendiği “1 Mart 2003 Direnişi” belgeselinin ilk gösterimine katılan Özgür Özel, burada “Yine aynı Amerika, bu sefer Trump, yine masum çocuklar bombardımanla öldürülürken, Müslüman kanı dökülürken bugün Türkiye’de yine o gün Irak’ta yaşananlara ‘Evet’ diyen Recep Tayyip Erdoğan iktidarda. O gün eğer üç oy farkla 1 Mart tezkeresi geçmiş olsaydı bugün Türkiye’de Doğu’da, Güneydoğu’da o gün taahhüt edilen en az altı, belki çok daha fazla Amerikan üssü olacaktı. Fiilen ülke işgal altında olacaktı. O gün Irak bahane edilmişti, sonra Suriye bahane edilecekti, sonra İran bahane edilecekti ve Amerika burada kalıcı olarak duracaktı. Şimdi Amerika’nın çıkarları neyi gerektiriyorsa Amerika istemeye ve maalesef Sayın Erdoğan da onların bu isteklerini yerine getirmeye devam ediyor” dedi.
Nebil Özgentürk’ün yönemenliğini üstlendiği “1 Mart 2003 Direnişi” belgeseli bugün Ankara’da, Muhsin Ertuğrul sahnesinde gösterildi. Gösterime CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Mamak Belediye Başkanı Veli Gündüz Şahin, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu, CHP’li TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl, eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, CHP’nin eski Genel Sekreteri Önder Sav, eski CHP milletvekili Muharrem İnce, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, CHP’li genel başkan yardımcıları, PM üyeleri ve milletvekilleri, CHP’nin önceki dönemlerden milletvekilleri ile İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ve Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Başkanı Güldal Mumcu katıldı.
Veli Gündüz Şahin: “1 Mart kahramanları önünde saygıyla eğiliyorum”
Programın açış konuşmasını Mamak Belediye Başkanı Veli Gündüz Şahin yaptı. Şahin şunları söyledi:
“Tarihi 1 Mart direnişi gösterimine ülkemizin aydınlanma yürüyüşünde çok önemli yeri olan büyük sanatçılar yetiştirmiş, tarihi Musiki Muallim Mektebi’nin ev sahipliği yapmasının ayrı bir anlamı ve önemi olduğunu düşünüyorum. Komşu ülke Irak’ın işgali için ülkemizi kullanma planı yapan ABD’nin emperyalist amaçlarına hayır oylarıyla geçit vermeyen, isimleri tarihe altın harflerle yazılacak, şu anda da hayatta olan, çoğunluğu aramızda bulunan 1 Mart 2003 tarihinde TBMM’de görev yapan kahramanlarımızı sımsıcak duygularımızla kucaklıyoruz. Başta Genel Başkanımız Deniz Baykal olmak üzere, yitirdiğimiz 34 milletvekilimizi minnet, şükran, saygı ve özlemle anıyoruz. Aramızda olanlarla birlikte 1 Mart kahramanlarına büyük alkışlarımızı yolluyoruz. Sayın Genel Başkanım böyle bir heyetin huzurunda konuşmak benim için biraz heyecan yarattı. Çünkü isimleri tarihe altın harflerle yazıldı. Böyle bir heyetin karşısında saygıyla eğiliyorum.”
Özgür Özel: “Bu hafta bir kez daha 1 Mart oylamasının bütün tutanaklarının aleniyet kazanması için teklifte bulunacağız”
Açış konuşmasının ardından belgesel gösterildi. Belgesel gösteriminin ardından CHP Lideri Özel konuşma yaptı. Özel, şunları söyledi:
“Parlamento tarihinin belki en kritik oylamalarından bir tanesinde, kendi siyasi geçmişlerine olduğundan çok partimizin siyasi geçmişine ve ailelerine muhteşem bir miras bırakan 22’nci Dönem milletvekillerimizi, ailelerini saygıyla selamlıyor; aramızda olmayanları rahmet ve minnetle anıyorum. Nebil Özgentürk’e, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’na ve emeği geçen herkese, Mamak Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum. Çok önemli bir iş, çok gecikmiş bir iş, iyi ki yapılmış bir iş. Çok zor bir konu, kapalı oturumda yapılmış bir meselenin belgeselini yapabilmek. Hala daha siyasi sonuçları olan, olmasından ürkülen bir tutum üzerine yapılan bir belgesel bu. Grup Başkanvekilimiz Murat Emir de aramızda. Biz bu hafta bir kez daha 1 Mart oylamasının bütün tutanaklarının ve gizli oturum tutanağındaki tüm eklerin aleniyet kazanması için bir teklifte bulunacağız. Bu bir kez daha oylanacak, emin olun ki bir kez daha reddedilecek.
“Oturum tutanakları açıklandığında, gizli kalması gereken tutanağın 2007 yılında Erdoğan’ın elinde olduğu ortaya çıkacak”
Çünkü mesele tabii parlamento tekniği açısından ve gündelik kullanımla aradaki farklardan dolayı biraz anlaşılması güç hale gelebiliyor. Örneğin oylama, gizli oylama değil. Oylama, tezkere olduğu için aslında işari oylama. Ancak bu işari oylamanın, işari olduğunda, oylar kullanıldığında kimin ne oy kullanacağı bilinmeyeceği için orada görüntülerde var aslında, AK Parti’nin grup yöneticisi dolaştırıyor ve 20 imza topluyor. Oylama 20 AK Parti milletvekilinin önerisiyle önce açık oylamaya dönüyor. Meclis Başkanı, açık oylamanın şeklini sorunca da ‘Elektronik yapalım’ diyorlar. Böyle olmasa pusula olmaz, bakanlar vekaleten oy kullanmaz. Meclis İçtüzüğü’ne baktığınızda oylamanın AK Parti tarafından açığa çevrildiği ve ardından da pusulaların da kabul edildiği ve vekaleten oy kullanıldığı için de elektronik bir açık oylama yapıldığı anlaşılıyor. İşte bu yüzden 1 Mart oturumunun belgelerini açıklamıyorlar. Açıklandığı anda ekinde tezkerenin aleyhinde oy kullanan bütün AK Partililerin isimleri olacak. O isimler olduğunda da o isimlerin hepsinin siyaseten tasfiye edildiği ortaya çıkacak. Böylelikle gizli kalması gereken tutanağı bir şekilde Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk seçimden, daha 2007 yılında elinde olduğu ortaya çıkacak. Eğer değilse, aksini ispat etmek istiyorsa versinler yarın önergemize desteği ve oylama tutanakları açıklığa kavuşsun.
“O gün kaybetti gibi görünen hükümete de verilmiş çok büyük bir güçtür”
Yoksa kapalı oturumda Sayın Baykal’ın o muhteşem hitabeti, defalarca 20 dakikalık sözünün uzatılması, çok değerli hatiplerimizin şahıslara adına yaptıkları katkılardan korkmuyorlar. Zaten bunlar öyle ya da böyle biliniyor. Esas korktukları, bir tane bile eksik olmadan 2007 seçimine giderken Meclis’in gizli oturum tutanaklarına erişmiş ve o biletleri çoktan kesmiş olmaları. Onun görülüyor olması. Meclis ile Tayyip Erdoğan’ın hesaplaşması çok isabetle belgeselde de vurgulandığı gibi, güçlü bir Meclis istememesi, yetkilerine el atması ve hatta baktığınızda bazen diyorsunuz ki ‘İktidar partisi Meclis grubunu bu kadarı mı işlevsiz kılar? Kendi elleriyle bu kadar mı itibarsızlaştırıyorlar?’ Güçlü ülkelerin güçlü kurumları olur. O kurumların en başında da seçimle oluşturulan kurumlar olur. Bir ülkenin güçlü bir meclisi varsa, parti disiplinine rağmen bazı kritik kararlar alabilen; ülkeyi savaştan, işgalden esirgeyen bir meclisiniz varsa bu çok güçlü bir duruş. Aslında bu o gün kaybetti gibi görünen hükümete de verilmiş çok büyük bir destektir, çok büyük bir güçtür. Artık dünyadaki muhataplarınıza gidince ‘Bizden öyle her şeyi isteyemezsiniz. Benim de içeride ikna etmem gereken bir meclis var. Buradan sonrasını olmaz, bu bizim meclisten geçmez’ diyecek gücünüz vardır.
“1 Mart tezkeresinin gücünü arkasına alamayan, Amerika’ya karşı bir mahcubiyete giren, AK Parti’nin kötü yönetimi yüzünden bir çok şey olmuştur”
Daha dün 150 İranlı çocuğun ölümüne sebep olan uçağın kalktığı Ford uçak gemisi gelmiştir ve TBMM izin vermedi diye geri gitmiştir. Bu Türkiye Cumhuriyeti devletlerinin eline verilmiş en büyük güçtür. O günden bugüne yaşanan berbat işler var ya sayılan, hepsi bu gücü iyi kullanamayan AK Parti’nin bu ülkeye yaşattıklarıdır. 1 Mart tezkeresi yüzünden ülkenin başına onlar, bunlar, şunlar gelmemiştir; 1 Mart tezkeresinin gücünü arkasına alamayan, rüzgârını yelkenine dolduramayan, Amerika’ya karşı bir mahcubiyete giren, bedel ödemeye çalışan, onun gönlünü almak için birçok eksiklikler yapan AK Parti’nin kötü yönetimi yüzünden bir çok şey olmuştur.
“Bugün aslında saflar değişmemiş”
Tam da böyle bir güne geldi 1 Mart. Bu sefer de bir başka Müslüman ülke, yine uçaklar, yine havadan bombardıman, rejim değişikliği için gerekirse -sanmıyorum ama- göze bile alınabilecek kara harekatı ve yine dünya kadar masumun kanı dökülecek. Irak’ta nükleer silahları bulacaklardı, başka yerde narkoterörü durduracaklardı. Şimdi burada İran’ın güya elindeki nükleer kapasiteyi ortadan kaldıracaklar. Ama sonuçta bir ülkenin geleceğine ilişkin kararları o ülkenin halkının vermesi yerine İsrail’in, Amerika’nın vermesine olanak sağlayan bir durumdayız. Burada yine dönüp baktığınızda, ‘Geçen sefer Irak’ın işgali sırasında kim ne diyordu? Bugün İran’ın işgaline ya da İran’da rejim değiştirilsin umuduyla yapılan tarihin en büyük hava harekatına kim, ne tepki veriyor’ derseniz aslında saflar değişmemiş. Ama bazı saflarda saflaşma olmuş, kendilerince arınma olmuş. Belki bugün koysanız İran’a karşı benzer bir tezkere getirseniz Türkiye’ye bu sefer buna Meclis’te ‘Hayır’ diyecek, saflar yine değişmemiş, bir CHP grubu var ama AK Parti grubunun içinde buna ‘Hayır’ diyecek kimseyi bulabilir misiniz? Recep Tayyip Erdoğan’ın o grup üzerindeki operasyonlarından sonra artık 2002’deki gibi 99-100 altın adam oradan bulunur mu, vatansever bulunur mu? İşte meselenin orası çok şüpheli.
“Yine masum çocuklar bombardımanla öldürülürken Türkiye’de o gün Irak’ta yaşananlara ‘Evet’ diyen Erdoğan iktidarda”
Yine aynı Amerika, bu sefer Trump, yine masum çocuklar bombardımanla öldürülürken, Müslüman kanı dökülürken bugün Türkiye’de yine o gün Irak’ta yaşananlara ‘Evet’ diyen Recep Tayyip Erdoğan iktidarda. O gün eğer üç oy farkla 1 Mart tezkeresi geçmiş olsaydı bugün Türkiye’de Doğu’da, Güneydoğu’da o gün taahhüt edilen en az altı, belki çok daha fazla Amerikan üssü olacaktı. Fiilen ülke işgal altında olacaktı. O gün Irak bahane edilmişti, sonra Suriye bahane edilecekti, sonra İran bahane edilecekti ve Amerika burada kalıcı olarak duracaktı. Şimdi Amerika’nın çıkarları neyi gerektiriyorsa Amerika istemeye ve maalesef Sayın Erdoğan da onların bu isteklerini yerine getirmeye devam ediyor. Biz hepimiz Meclis’te daha sonra, herhalde 26’ncı dönemde Mavi Marmara’ya yapılan saldırıdan sonra, ailelere İsrail’in ‘20 milyon verdim, sussunlar’ dediği, açtıkları davaların düşeceği, Mavi Marmara konusunda kimsenin bir hak iddia edemeyeceği, İsrail’in gönlünü yapan bir anlamayı bir gece yarısı Meclis’ten yine bu AK Parti iktidarı geçirdi.
“O gün Amerika’nın taleplerine ‘evet’ diyenler, bugün de Trump’ın çılgın taleplerine kendi siyasi çıkarları için ‘evet’ demektedirler”
O yüzden milletimiz görmelidir ki, çok net bir şekilde anlatabilmeliyiz ki Amerika’da değişen bir şey yok. O kendi çıkarları için Müslümanların kanını akıtmaya, masum sivilleri öldürmeye, çocukları öldürmeye devam ediyor, edecektir. AK Parti’de değişen bir şey yok. Değişen, içinden 100 karşı çıkanın artık çıkamayacağı bir grup oluşturması. Ona uygun bir düzen oluşturması. Artık parlamentonun bunu başaramayacak bir hale dönüştürülmüş olmasıdır. O gün Amerika’nın taleplerine kendi siyasi çıkarları için ‘evet’ diyenler, bugün de Amerika’nın taleplerine, Trump’ın çılgın taleplerine kendi siyasi çıkarları için ‘evet’ demektedirler. Bir dönem daha iktidarda kalmak için sandıkta meşruiyeti bulamayanlar, sandıktan güç alamayanlar bu gücü Trump’tan almaya çalışmaktadırlar. Bundan sonra da bu konuda her türlü tavizi vermeye yakındırlar ve yatkındırlar. Bu ülkenin nadir elementlerinin Trump’a söz verilmesinden tutun da verdikleri, bildiğimiz ve bilmediğimiz dünya kadar taviz bir kez daha Türkiye için milli güvenlik sorunudur.
“Bu yüzden bu ülkenin 22’nci dönem CHP Meclis grubu ruhunu taşıyan bir iktidar partisi grubuna ihtiyacı vardır”
Bu yüzden bu ülkenin 22’nci dönem CHP Meclis grubu ruhunu taşıyan bir iktidar partisi grubuna, bir CHP grubuna, yetmez Türkiye İttifakı dediğimiz sosyal demokratlarla muhafazakar, milliyetçi, Kürt ama bu ülkenin ulusal birliğinde bayrağında, bağımsızlığında ve Atatürk sevgisinde birleşmiş bir Türkiye İttifakı’nın iktidarına ihtiyaç vardır. Bundan sonra bunun için çalışmak, 1 Mart’ta olup da bugün aramızda olmayanlara gösterebileceğimiz en büyük vefa duygusudur. Bu kahraman, CHP 22’nci dönem grubuna gösterilebilecek en büyük vefa duygusudur. Ben o günden bugüne böyle bir siyasi miras bırakanları bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Partinin bugünkü Genel Başkanı olarak o ruhun Türkiye’nin sadece ana muhalefet partisine değil, iktidar partisine hakim olduğu yarınların Türkiye’nin gerçek kurtuluşu olduğuna inanıyorum.”
Özel’in konuşmasının ardından sahneye gelen Nebil Özgentürk, Özgür Özel’e teşekkür ederek, “Bu salonda yurtseverlerle olmaktan olağanüstü mutluyum. Yurtseverlik bulaşıcı diyoruz ya bu bulaşıcılığın gökyüzüne bir martı olup uçmasını ve ülkenin her yerine konması dileğiyle” ifadelerini kullandı. Özgentürk ardından Önder Sav, Güldal Mumcu, Kemal Anadol ve belgesel yapım ekibiyle ABB Başkanı Yavaş ve Mamak Belediye Başkanı Şahin’i sahneye davet ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.

