Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
GÜNDEM

Özgür Özel: “Sumud’un yanında ona TSK’dan bir Deniz Kuvvetleri unsuru eşlik etmelidir. Bununla ilgili tezkereye ihtiyaç varsa emre amadeyiz”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İspanya ve bazı ülkelerin Gazze’ye doğru yol olan küresel Sumud filosu için gemiler görevlendirdiğini anımsatarak, “Sumud’un yanında ona TSK’dan bir Deniz Kuvvetleri unsuru eşlik etmelidir. Bununla ilgili bir tezkereye ihtiyaç varsa emre amadeyiz. Meclisi çağırma yetkisi Numan Kurtuluş’ta. Çağırsın Meclisi, hemen gidelim. Sumud gemisine Deniz Kuvvetlerinin ilgili unsurları eşlik etsin. Bu konuda hemen desteği vermeye hazırız” dedi. 

(ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İspanya ve bazı ülkelerin Gazze’ye doğru yol olan küresel Sumud filosu için gemiler görevlendirdiğini anımsatarak, “Sumud’un yanında ona TSK’dan bir Deniz Kuvvetleri unsuru eşlik etmelidir. Bununla ilgili bir tezkereye ihtiyaç varsa emre amadeyiz. Meclisi çağırma yetkisi Numan Kurtuluş’ta. Çağırsın Meclisi, hemen gidelim. Sumud gemisine Deniz Kuvvetlerinin ilgili unsurları eşlik etsin. Bu konuda hemen desteği vermeye hazırız” dedi.

Özgür Özel, TELE1’de Sabah Pusulası programına konuk oldu, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Bazı konser harcamalarıyla “kamu zararına neden olmakla” suçlanan Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) personeline yönelik soruşturmaya değinen Özel, şunları söyledi:

“Mansur Bey’in kendisinden önceki dönem belediyenin koridorlarından pislik akıyordu. Bu kadar korkunçtu. Melih Gökçek’ten bahsediyoruz. Mansur Bey hızlı bir çalışmayla zaten herkesin gözünün önünde olan 96 tane dosyayı çıkardı ve savcılığa verdi. Süleyman Soylu geldi, dosyalara el koydu, ‘Biz yapacağız’ dedi ve akışı durdurdular. 96 dosya var, her birinden hapis yatması gereken dosya var. Nasıl istifa ettiğini hatırlayalım Gökçek’in, Erdoğan demişti ki ‘Bazı arkadaşlarda metal yorgunluğu var. Onlar istifa edecek’. Bu sözü duyunca bazıları güle oynaya, bazıları da ağlaya ağlaya istifa etti. Sebep neydi? Erdoğan ‘Ya istifa edecekler ya da biz gereğini yaparız’ dedi. Bir belediye başkanını partinizden istifa ettirebilirsiniz ama belediye başkanlığından istifası kendi isterse yapar, yapmazsa gereğini yapacaksanız önünüzde iki yol var; ya terörle ilişkilidir yani FETÖ’cüdür; o dönem yapıyorlardı ya, FETÖ’cü diye alıp kayyum atarsınız ya da yolsuzluk yapıyordur. Soruşturma açarsınız ki böyle olmaz ama alıp atarsınız yerine başkası gelir. Suçunu ispatlamanız lazım ama maalesef onlar yapılmıyor şimdi. Bu adam ya FETÖ’cüydü ya hırsızdı. Bir gün adliyeye gidip ifade vermedi, bir gün evinden gözaltına alınmadı. Bir gün tutuklu kalmadı. 96 tane dosya orda duruyor, Mansur Yavaş gibi Ankara gibi bir yerde yüzde 60’ın oyunu almış, dürüstlük timsali, çalışkanlık, liyakatlik, şeffaflık timsali bir ismi lekelemeye çalışıyorlar. Suçu ne? Ekrem İmamoğlu’na atılan suçla suçlanıyor. Bir sonraki seçimde Erdoğan’ı yenecek olma suçu.

“Yarın CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu olsa, bir daha yenecek. O yüzden içeride”

Yarın CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu olsa bir daha yenecek, o yüzden içeride. Mansur Yavaş olsa bir daha yenecek, o yüzden onunla uğraşılıyor ya da CHP hangi Cumhurbaşkanı adayını belirleyip arkasında durursa o kazanacak, o yüzden CHP de kurumsal olarak saldırı altında. Bu davaların, soruşturmaların siyasi olduğuna hiç şüphe yok. Konser konusunda Mansur Bey kendisi bir iç denetim yapmış, hatta bazı kişileri kendi tedbiren görevden uzaklaştırmıştır. Yapılan araştırmalarda bu arkadaşların hepsinin suçsuz olduğu ortaya çıkmış. Ayrıca Sayıştay gelmiş denetlemiş, ayrıca başka müfettişler gelmiş denetlemiş, bir şey bulunmamış. Şimdi burada yaşanan şöyle bir mevzu; hukuk devletinde şu vardır ortada, suçu görürsünüz, gidersiniz delillere bakarsınız, suçlunun peşine düşersiniz, hırsızı yakalarsınız ve cezalandırırsınız. AK Parti’nin şu andaki hukuk devletinde mevzu şu; birisinin cezalandırılmasına karar veriliyor. Kim o? Ekrem İmamoğlu. ‘Bu suçlu. Suçu hırsızlık. Buna bir suç bulun’ diyorlar ve suçludan suça gidiyorlar. ‘Bu kişinin görevde olduğu dönemdeki tüm dosyalarını getirin bakalım, buradan bir şey bulacağız. Bulamıyorlar ama orada bir satır buluyor, çağırıyor birini, ‘Bununla ilgili bir iftira at’ diyor. Buradan delil üretip hedefteki suçludan suç buluyorlar. Şimdi Mansur Yavaş’ta da ortada bir suç yok, usulsüzlük yok, dosyalara bakılmış temiz. Mansur Yavaş’a kara çalmak için ‘Zor duruma düşürecek bir dosya bulun, o dosyadan suç icat edin’ diyorlar. O yüzden kimse ortada hukuki bir şey varmış gibi düşünmesin. İstinafın süresini de bilerek bekletiyor ki erken olursa Yargıtaya gider ve orada bozulursa diye. Şu anda Yargıtaydaki o daireye tam hakimiyet kuramayız, bekleyin, Yargıtaydaki onay süresine kadar o daireyi değiştiririz. Böyle dakika dakika planladıkları işleri yapıyorlar.”

“Ekrem İmamoğlu benim değil, milletin adayı”

Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığına ilişkin, “Adayınız hala Ekrem İmamoğlu mu?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Tabii Ekrem İmamoğlu. Benim adayım olsa belki düşünürüm, belki değiştiririm. Neden? Ben karar vermişim, derim ki ‘Ekrem Bey içeride, onun yerine şu daha doğru aday olur.’ Bunu yapamam çünkü benim adayım değil. Partinin adayı olsa partinin ilgili kurullarını toplarım, derim ki ‘Bir düşünelim, bakalım, değiştirelim.’ Ekrem İmamoğlu milletin adayı. Ekrem İmamoğlu’nu 19 Mart günü içeriye alana kadar CHP’nin aday adayıydı. 23’ünde de sandık kuracaktık, 2 milyon üyemizi çağıracaktık. Ekrem İmamoğlu, CHP’nin adayı olacaktı. Ama bu yapılan haksızlıktan sonra Ekrem İmamoğlu’na 15,5 milyon insan gitti, oy kullandı ve artık onu milletin adayı noktasına getirdiler. 15,5 milyon kişinin aday gösterdiği birini ben değiştiremem, kendi bile vazgeçemez. Ama Ekrem İmamoğlu’nun bu sürecinden CHP’lilerin tamamı, başta da Mansur Bey olmak üzere ‘Ekrem Bey bu haldeyken biz var gücümüzle onun yanındayız, önce adalet sağlanacak’ dedik, bu yolda yürüyoruz. Ta ki seçimler yaklaşır, adaylığına hukuki bir engel çıkarsa, diplomasını geri alamadık diyelim, mücadele ediyoruz ya da bu istinafta onaylandı, bir yasak geldi; o zaman Ekrem Bey’in de benim de partinin de yeni Cumhurbaşkanı adayı olur. Hep beraber arkasına geçeriz, bu seçimi yine kazanırız.

“Ben kurultayda çıktım ve ‘Arkadaşlar ben bu takımı şampiyon yaparım’ dedim”

Ben partinin genel başkanıyım, zaten olabilecek en üst konumdayım. Adaylık manasında benim pozisyonum en doğru adayın belirlenme sürecini yönetmek. Ben kurultayda çıktım ve ‘Arkadaşlar ben bu takımı şampiyon yaparım’ dedim, ‘Golü ben atacağım, son penaltıyı ben kullanacağım’ demedim. Deseydim o başka bir iddia olurdu. Benim iddiam, bakın penaltıyı kimin atacağını bilmiyorum ama en doğru kişiye attıracağımızı biliyorum. Kaçırmayacak birine attıracağız.

Eğer Ekrem Bey’in adaylığı teknik ve hukuken mümkün olmayacak bir güne denk gelirse, adayı yine ben belirlemeyeceğim. Partinin bütün kurullarıyla tartışarak, her şeye bakarak, önümüze bütün verileri koyarak… Ama bence yine son kararı millet verir. Biz artık şunun tadına vardık, aday göstermek riskli bir iş. Geçmişte, kimseyi suçlamak için söylemiyorum, partimiz adaylar gösterdik, genel başkan olmayan birisini aday gösterdik, genel başkanımızın kendisini aday gösterdik. Hepsini bir yükü var. Doğru mu yaptım, yanlış mı yaptım? Ama en güzeli şu; genel başkan en iyi tartışma ortamını yaratsın, partinin kurulları en doğru yöntemi belirlesin ama en sonunda millete sormak gibisi yok. Artık oradan dönemeyiz. Bu bir demokratik kazanım. Günün birinde bir aday çıkaracaksak biz onu millete sorarak yürümemiz lazım.

“Altılı masa tarihteki yerini hatalarıyla, sevaplarıyla aldı”

Altılı masa tarihteki yerini hatalarıyla, sevaplarıyla aldı. Altılı masa bir daha yeniden olmaz. Çünkü altılı masa örneğinden öğrendiklerimiz var. Mesela dün akşam Filistin meselesinde altılı masa diye anılan partilerden dördü, ki müsait olsa altısı, ki ben birşey söyleyeyim Yeniden Refah Partisi müsait olsa birlikte olacaktık. On parti gelse on parti birlikte olur. Altılı masadan farklılıkları değil, birliktelikleri konuşmayı, farklı renklerin aslında ayrılmaya değil, birlikteliğe vesile olabileceğini öğrendik. Ancak kalabalık, milletin sorunlarını çözmede bu kalabalıkla bu işler nasıl olacak gibi meselelerde de eleştiri aldığımızı öğrendik. Uzun mesailerin, milleti yoran görüşmelerin zarar verdiğini öğrendik.”

“Sumud’un yanında ona TSK’dan bir Deniz Kuvvetleri unsuru eşlik etmelidir”

Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın görüşmesinin basına kapalı olacağı ifade edilerek, “Acaba bir risk beklentisi mi var? ‘Sumud’u koruyun’ ne demek?” şeklindeki soruya şu yanıtı verdi:

“İspanya filoyu korumak üzere 5-6 tane gemisini görevlendirdi, gidiyor. Başka ülkeler de görevlendirdi. Zaten bu bir uluslararası ittifaka dönüşmüş durumda. Sumud filosunun sahipsiz olmadığını gösterin. Zaten tutup da ne Türkiye’ye ne İspanya’ya ne Almanya’ya ne bir başka ülkeye bir şey diyecek bir hali yok. Ama yalnız bıraktığınızda saldırıya açık hale geliyor. Sumud’un yanında ona TSK’dan bir Deniz Kuvvetleri unsuru eşlik etmelidir. Bununla ilgili bir tezkereye ihtiyaç varsa emre amadeyiz. Meclisi çağırma yetkisi Numan Kurtuluş’ta. Çağırsın Meclisi, hemen gidelim. Sumud gemisine Deniz Kuvvetlerinin ilgili unsurları eşlik etsin. Bu konuda hemen desteği vermeye hazırız.

Şimdi bakın mevzu şu, Trump‘ın ayarı yok, Erdoğan’ın da Trump‘a karşı göstermesi gereken duruşu gösterecek mecali yok. Çünkü onunla bir çıkar ilişkisine girmiş durumda. Birçok liderle basına açık görüşmeler yaptılar. O görüşmelerde Trump‘ın tavrını, tarzını biliyorsunuz. Erdoğan çok basit bir şey söyledi, ‘Trump savaşı bitireceğim demişti, yapamadı’ dedi. Bunun üzerine Amerikan Dışişleri Bakanlığı çıkıyor, diyor ki ‘Bizimle çalışmayan bütün liderler, Erdoğan da bunlardan bir tanesi, 5 dakika görüşmek için bize yalvarıyorlar. Şimdi çıkmış konuşuyorlar. Yine sorunları Amerika çözüyor, yarın da Erdoğan gelecek görüşecek.’

“Trump’a, ‘Sen Filistinlileri Gazze‘den sürüp nasıl oraya kumarhane açacaksın’ de”

Bu nasıl bir şey? Bu Türkiye’ye saygısızlıktır. Ben kendi adıma Erdoğan’ı istediğim kadar eleştireyim, onun orada bulunduğu sıfat Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olduğu için dedim ki ‘Bu ne hadsizlik? Sen Türkiye Cumhurbaşkanına nasıl bunu diyorsun?’ Kimin cevap vermesi lazım? Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın. Her zamanki gibi tık yok. Ama imkanı olsa çeker TİKTOK videosu, oradan poz verir. Altta Kurtlar Vadisi verir. Ben o ana kadar konuşmamıştım. Ömer Çelik çıktı, bu konuya ilişkin açıklama yapıyor. Ama Amerikan Dışişleri Bakanlığı’na bir kelime söylemek yerine bu durumu eleştiren liderleri eleştiriyor veya siyasileri eleştiriyor. Şimdi bugün Erdoğan oraya gidecek, ben Erdoğan’a bir çağrıda bulunmuştum. ‘Git’ dedim, ‘Trump‘un karşısına geç, ‘Sen bu Netenyahu’ya niye kahraman diyorsun? Bu savaş suçlusudur. Bu katliam yapıyor. Sen Gazze’yi nasıl boşaltıp da yani Filistinlileri Gazze‘den sürüp nasıl oraya kumarhane açacaksın? Bunlar doğru değil’ de. ‘Ben Amerika dönüşü Esenboğa Havaalanı’nda protokol sırasındaki yerimi alacağım, Cumhurbaşkanı Yardımcısı’ndan sonra, varsa Meclis Başkanı’ndan sonra orada seni karşılayacağım, seni tebrik edeceğim’ dedim. Bu tebrik umudu şimdiden suya düştü. Neden? Kapalı yapacaklar toplantıyı. Erdoğan tarihi bir fırsatı, tarihi bir çekinceyle, çekingenlikle tepmiştir. Maalesef ‘İçeride şunu söyledim, bunu söyledim’… Bundan sonra onlara bu milletin karnı tok.

“Biz kalıcı sorunlara yapısal sorun üretmek üzere söz veririz”

Atanamayan uzman çavuşların durumunun da sorulduğu Özel, “7 yıl görev yaptıktan sonra ayrılıyorlar. Ayrılınca hakları kamu kurumlarında bir başka göreve geçmek. Yani kamu görevlisi olarak göreve devam etmek. Onu yapmıyor devlet. O konuda biz elimizden geldiği kadar belediyelerimizde zabıta olarak falan istihdam ediyoruz ama olmuyor. Kim ne diyor bilinmez canlı yayında olmaz öyle işler yani. Biz kalıcı sorunlara yapısal sorun üretmek üzere söz veririz” dedi.

“Erdoğan seçim rüşvetine dönüştürüyor”

Emeklilikte Adalet Derneği’nin (EMAD) mücadelesi hakkında da konuşan Özel, şunları kaydetti:

“Büyük haksızlıklara uğradı insanlar. Yani şöyleki bir düzenleme yaptılar; kişi 7 gün önce sigortalı olsa emekli olacakken 7 gün geç sigortalı oldu diye 16 yıl daha çalışıyor. Bu olacak bir şey değil. Hakkaniyetsiz bir şey. Bunlar tabii kötü yasama örnekleri. Yıllarca, ‘Gelin şu emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili mağduriyetleri azaltacak, devletin sırtında da sizin tarif ettiğiniz gibi yük bindirmeyecek, doğru bir kademelendirme yapalım’ denildi. Dinlemediler. Sonra seçim zamanı apar topar bir iş yaptılar. Bazılarımız açışından sorun çözülmüş gibi görünse de yeni mağduriyetler doğurdular. Bu işlerin çözümü kaliteli yasamadır. Hem uzman çavuşlar açısından öyledir. Bizim önerimiz şu, oturacaksınız, her bir uzman çavuşun ayrıldıktan sonra istihdam edilmesiyle ilgili yasal düzenlemeyi yapalım; bitti. Yoksa 20 kişiyi şu belediyeye koyalım, 6 kişiyi bu belediyeye koyalımla o işler bitmiyor. Çok yaptık bunları ama olmuyor. Burada da oturup enine boyuna bu sorunu çözecek bir şey yapmak lazım. Arkadaşlarımız kanun tekliflerini, önerilerini yaptılar. Biz bunun arkasındayız. Ama bunun için çözüm iradesi lazım. Erdoğan bu tip işleri seçim sathımailine girildiğinde bir seçim rüşvetine rüşvetine dönüştürüyor sadece. Onun yerine eğer bir samimiyet gösterirlerse Plan Bütçe’de ve Çalışma, Sosyal Güvenlik Komisyonlarında tüm partilerin çok yetkin isimleri var, bu sorunu şimdiden çözebiliriz. Seçim sathımailine bırakmamak lazım.”

“Bakanın açıklaması çok talihsiz, çok yersiz”

“Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, ‘Emeklilerden, dar gelirlilerden kısmayıp da bütçeyi neyle dolduracağız biz? Nereden kısacağız?’ gibi bir açıklama yaptı, emekli mevzusunda” şeklindeki ifadeler üzerine Özel, bunun çok talihsiz bir açıklama olduğunu söyledi.

AK Parti geldiğinde en düşük emekli aylığıyla 8 çeyrek altın alınabildiğini anımsatan Özel, şöyle konuştu:

“Bakın Türkiye’de her hesap şaşar, altın hesabı şaşmaz. Bugünkü paraya çevirdiğinizde en düşük emekli aylığı 56 bin liraydı. Bugün 16 bin lira. Arada 40 bin lira fark var. Bugün emekliye 16 bin lira değil, 56 bin lira verin, yani Erdoğan’ı hayatlarından çıkarın, bugün 56 bin lira maaş alıyorlardı. Sadece 7 yıllık bir karşılaştırmayla 2018 yılında, bundan 7 yıl önce bir emekli maaşı neredeyse bir buçuk asgari ücretti. 1,4 asgari ücretti. Bugün asgari ücret 22 bin lira. Bence 30 bin lira olması lazım. Biz hep 30’u savunduk. Bir buçuk emekli maaşı desen 45 bin olacak bakın. Kendilerinden önceki dönem bugünkü düşük asgari ücretle bile 1,5 asgari ücret verseniz 33 bin lira olması lazım. Değil mi? Ama bugün emekliler alıyorlar 16 bin lira. Son 7 yılda ne oldu? Türkiye’de Başbakanlıktan, yani parlamenter sistemden, bizim ‘tek adam rejimi’ dediğimiz, Erdoğan’ın ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ dediği rejime geçildi. Geçildiği gün, bugünkü parayla 33 bin lira olan emekli maaşı 16 bin liraya düşmüş. Bu, bu rejimin emekliye iyi gelmediğini gösteriyor. Bu rejim, kadına iyi gelmiyor, çocuğa iyi gelmiyor, ormana iyi gelmiyor, sokaktaki canlara iyi gelmiyor. Emekliye de iyi gelmiyor, emekçiye de iyi gelmiyor, kimseye iyi gelmiyor. Ama bakan öyle bir yanlışın içinde ki, ‘Biz bunlardan kısmayacağız da neyden kısacağız’ diyor. Daha neyinden kısacaksınız? Şu anda birçok aile bir emekli maaşıyla geçinmeye çalışıyor. 88 bin lira yoksulluk sınırı. 5 emekliyi bir araya getirseniz 70 bin lira alıyor, 6 emekliyi bir araya getireceksiniz ki yoksulluk sınırını aşsın. Açlık sınırı emekli maaşının yüzde 45 fazlası. Aç insanlar bu maaşla. Bir kişi, yani tek başına bir kişi evi kendinin olsa, kira ödemesi mümkün değil, bir emekli maaşı alsa o parayla açlık çekecek. Bakanın açıklaması çok talihsiz, çok yersiz.

“Trump’a parayı buluyorlar, emekli Turgut amcaya bulamıyorlar. Meselenin özü bu”

Bir de şunu söyleyeyim, günün diğer gündemi ile uyumlu olarak. Bugün Erdoğan-Trump görüşmesi Trump’a giderken hediye paketi yaptı biliyorsunuz böyle hediye paketi. Cevizden pirince, Amerikan otomobillerinden Amerikan viskilerine kadar… Amerika’dan Türkiye’ye ithal edilen ürünlerde yüzde 70’e varan vergi indirimi yaptı. Bu ne demek? Türkiye’de ceviz üreten, elleri simsiyah olmuş o ceviz üreticileri Amerika’dan gelen sıfır gümrüklü ceviz yüzünden emeklerinin karşılığını alamayacaklar. Neden? Bir anda Amerikan cevizinde rekabet edemez hale gelecekler. Çünkü ondan vergi almıyor. Bugün emekliye para bulamayanlar Trump’ın, Türkiye’ye sattığı viskiden vergiyi kaldırıyorlar. Amerikan arabalarında vergiyi kaldırıyorlar. Amerika’da üretilen tarım ürünlerinden vergiyi kaldırıyor. Trump’a parayı buluyorlar, emekli Turgut amcaya bulamıyorlar. Meselenin özü bu. ‘Nereden bulacağım parayı?’ diyor. Nereden bulacaksın? Peki Trump‘la görüşmenin bir diğer şartı neydi? 300 tane Boeing alacağım. 50 milyar dolar. Ben Türk Hava Yolları’nın porsenelinden, kurumundan, yönetiminden, yani yönetilişinden razıyım. Türkiye’yi temsil edişinden razıyım. Dünyanın en iyi havayolu şirketlerinden bir tanesi. Elbette filosunu güçlendirecek, elbette yeni uçaklar alacak, en iyi hizmeti verecek, Türkiye’ye de para kazanacak.

Şu anda ülkeyi AK Parti yönetiyor, Türk Hava Yolları onlarda. Elbette partizanlıklar falan filan en üst yönetimde var. Yönetim kurulunda çift maaşlar, üç maaşlar geçmişte bunlar var. Ama bugün Türk Hava Yolları cansiperane bir şekilde müthiş bir kadro tarafından dünyanın en iyi havayolu olması yolunda büyük bir mücadele veriyor. Bu başka bir şey. Erdoğan’ın Trump randevusu için rüşvet verir gibi Türk Hava Yolları’nın kurumsal olarak doğru bir analiz sonunda vereceği bir kararı, Trump‘a kendisinin oğlu üzerinden teklif etmesi ayrı bir şey. Son derece yanlış bir noktada. Ve ağzından çıkan lafın karşılığı 50 milyar dolar. Emeklilere vermesi gereken para açısından şu karşılaştırmayı yapayım: Sadece 19 Mart darbesini yaparken yaktığı rezerv emeklinin talebinin 150 katı. Bu kadar. Bunun üzerine bir şey söylemeye gerek yok. Türkiye’deki bütün emeklileri güldürmek için lazım olan paranın 150 katını 19 Mart darbesinde krizi bastırmak için, dolar fırlamasın diye yaktıkları rezerv, ihtiyacın 150 katı. Daha ne konuşuyorlar?”

 

 

DİĞER VİDEOLAR