(ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Akın Gürlek’in istifasını bekliyor musunuz?” sorusuna, “Bu tapu senetleri yukarıda yazıyor ‘örnektir’ diye. ID girince orijinalini görürsünüz, orijinal tapu senedi çıkar. Kişiye ait veya işlem çıkar. Bunların inkar edilecek bir tarafı yok. Normalde bu istifa getirir mi? Vallahi bakanın değil hükümetin, hatta hükümetin yedi ceddinin istifasını getirir. Normal bir demokraside böyle bir mal varlığı ediminin izah edilememesi üstüne hükümet 15 dakika ayakta durmaz. Ama bizimkilerin hazmetme kapasitesi çok yüksek” yanıtını verdi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yaptığı “mal varlığını açıkla” çağrısının cevapsız kalmasının ardından CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısının ardından, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Özel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik Silivri’de görülen davada, milletvekillerinin girişine sınırlama getirilmesine ilişkin soru üzerine, şöyle konuştu:
“Milletvekiline sınır olmaz, kilit olmaz, barikat olmaz. Bugün arkadaşlar, sabahleyin dünkü o kargaşalar bilmem neler… Arkadaşlara talimat verdim: Görüşmeye gidilecek, girilecek. Olmazsa bayramdan sonraki duruşmaya ben giderim. Bir milletvekili bir duruşmaya nasıl girer, nasıl çıkar, o konuyu bir kez daha hatırlatırız. Meclis Başkanımız bu konudaki sorunun çözümüne yönelik olarak da katkı sağlamış, teşekkür ederiz kendisine. Geçen hafta da benzer bir şey oldu ama şöyle bir şey var, canlı yayından bir korkan var, bir korkmayan var. Millet takdir etsin. Canlı yayın isteyenin gizli diyecek bir şeyi olabilir mi? Canlı yayından korkan ne için korkuyor? Biz canlı yayın isteyen tarafız. AK Parti canlı yayın istemeyen taraf, MHP isteyen ama oylayamayan taraf.”
“Biz ne şantajlar gördük”
Özgür Özel, Akın Gürlek’in mal varlığıyla ilgili ilk açıklamayı 17 Şubat’ta yaptığının hatırlatılması ve “Bir hafta süre vermiştiniz. O süre doldu, 11 Mart’ı işaret ettiniz, o da doldu. Bu açıklama neden gecikti?” sorusu üzerine, “Birkaç arkadaş da sormuştu, bunu yanıtladım. Ben bir hafta süreyi Gürlek’e verdim, kendime vermedim. Ben açıklamayı ne zaman ve ne şekilde yapacağımı kendim planlarım. O bir hafta süreyi verdik. Mal bildirim süresi bir ay. O 11 Şubat’ta olunca 11 Mart demiştik. Şubat 28 çekiyor, bir ay da 30 gün tartışmasından 13 Şubat oldu diye geçen hafta perşembe günü doldu” dedi.
Toplantıyı, tüm belge ve bilgiyi basınla paylaşabilecek şekilde yapmak istediklerini söyleyen Özel, şunları kaydetti:
“AK Parti’den bir bilgi geldiği söylendiğinde, bunu zaten ben söylüyorum, gidin kendi partinize verin, bana niye veriyorsunuz? Bu bilgileri elde etmek için benim AK Parti’ye ihtiyacım yok. Bu bilgileri elde etmek için kendi imkanlarımız buna olanak veriyor. Tapudaki bir bilgiye erişmek öyle çok uzun zaman alan bir şey değil. Ama üzüldüğüm, sıkıldığım konu, bir yıldır bir mücadele veriyoruz, gözümüzü hiçbir şeyden sakınmıyoruz. Sonra süre veriyoruz, bir hafta süre doldu, ‘acaba şantaj mı oldu?’ Ne şantajı arkadaşlar? Bize şantaj yapacak adam daha anasının karnından doğmadı. Biz ne şantajlar gördük. Şantajı gördüm ben 6 Nisan günü, gördünüz şantajın cevabını. Şantajı gördüm 21 Eylül’de, gördünüz şantajın cevabını. Şantajı gördük Kasım sonunda, gördünüz şantajın cevabını. Şantajlara karşı büyüyen, güçlenen, hep birlikte mücadele eden bir parti var burada. Yok efendim, butlanla tehdit ediyormuş… Ya butlanla tehdit edecek… Hadi denemesi bedava, hodri meydan.
Cumhuriyet Halk Partisi gibi bir partiyi tehdit, şantaj bilmem ne… Biz bunlara teslim olacak olsaydık hiç o kadar şehit vermezdik, işgal ordularına teslim olurduk. İşgal ordularına kırmızı halı serenlerin tutunduğu tutumla, ‘geldikleri gibi gidecekler’ diyenlerin tutunduğu tutum arasında fark var. Biz mücadele ederiz, direniriz. Ayrıca da sürekli yurt dışındaki bazı FETÖ’cü hesaplardan beslenen, iki tane tık fazla alayım diyen, muhalif kişileri heyecanlandıran, yüzünden kaygılandıran birtakım dezenformatif kişisel paylaşımlara karşı herkes dikkatli olsun.
Cumhuriyet Halk Partisi diyeceksin, ben sana süre veriyorum, açıklarsan açıkla; sonra açıklamayacaksın… Efendim, ‘bir şey mi oldu, anlaşma mı oldu, bilmem ne mi oldu?’ Ben açıklamasam biri açar açıklar zaten. O işin o kısmı gerçekten çok saçma sapan bir kısım. Ama işin içinde güya hem hükümetten nefret eden, darbeye geçit vermedik diye onların teknesine su taşımadık diye bizden nefret eden, CHP’nin başında bizim olmamızdan dolayı iktidar değişse de kendileri açısından elverişsiz bir ortam olacağını düşünen birtakım FETÖ’cü hesapların yalan yanlış şişirmelerine kimse gelmesin.”
“Göreyim o kaynağı”
Özgür Özel, Akın Gürlek’e ait olduğunu açıkladığı gayrimenkullerin nasıl alındığına ilişkin bilgi olup olmadığının sorulması üzerine de şunları söyledi:
“Benim Akın Gürlek ile ilgili bildiğim geliri, hakim ve savcıyken aldığı gelir. O gelir ortada. Edindiği malın mülkün karşılığı ortada. Bunu o açıklayacak. Biz diyoruz ki bu olmaz. Ama şunu da soruyorum, sen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı iken yürüttüğün bir soruşturmada, ikisini bizzat benim tespit edip yakalattığım, onlarcasını duyduğumuz ve mahkemede yavaş yavaş da dökülen ve dökülmekte olan itirafçı beyanlarına göre, özellikle iş adamlarına bazı avukatların gidip bir imza ve bir miktar para karşılığında bu işi yaptığı, birtakım avukatlık bürolarının buna aracılık ettikleri söz konusu. Orada ortaya bir para çıkıyorsa, o paranın bir kısmı acaba bu mal varlığında mı kendisini vücut olarak bulmuş? Yani bunları açıklaması lazım. Yoksa bana diyecek ki ‘buraya 98 milyon TL ödedim, kaynağı da budur.’ Göreyim o kaynağı. Öyle bir kaynak gösterilebilir, ispat edilebilir değilse, varsa ortaya dökülecek. Eşinin maaşını söylerse, onların toplamı 25-30 milyon TL, ömrü boyunca aldığı maaşlar olarak belki bir daireyi kurtaracak olur. Ama o zaman eşinin tapu kayıtlarına da bakmak lazım. ‘Turbun büyüğü’ lafını ilk siz kimden duydunuz? Ben de Sayın Erdoğan’dan duydum. Turbun büyüğü belli, turbun küçüğü de 1.50.”
“Bir basın toplantısıyla bütün soruları cevaplaması lazım”
CHP Genel Başkanı Özel, bir başka soruya karşılık da Parlamenter sistem devam etseydi, bu basın toplantısı yerine sözlü soru önergesi verebileceğini belirterek, “Sonra da 10 gün içinde mecburen gündeme alınacaktı. Kürsüye çıkacaktık, Akın Gürlek orada oturacaktı, tüm milletvekilleri burada oturacaktı. Biz iddialarımızı söyleyecektik, o kendini savunacaktı. Milletvekilleri de oy kullanacaktı; salt çoğunluk ‘kal’ derse kalacak, ‘git’ derse bakanlıktan düşecekti. Erdoğan bu hakkı aldı milletin elinden. Bugünleri düşünerek, iktidarın normal yollardan sürdüremeyeceği bir noktaya gelirsem ‘gensoru olmasın, sözlü soru olmasın, bakan düşmesin, hükümet gitmesin, 5 yıl boyunca perçinli olarak yerimizde oturalım, iktidarda kalmak için de her yolu deneyelim’ diye ara denetim mekanizmalarını kaldırdı” diye konuştu.
Akın Gürlek’in mal varlığındaki hareketleri de anlatan Özel, “4 tanesini satmış, birisini almaya kalkmış. Ama son bir ayda, biz bunu söyledikten sonra sattıkları olabilir; banka hesaplarında parasını görmemiz lazım. Aldıkları olabilir, tapusunu görmemiz lazım. Onun için de çıkıp bir basın toplantısıyla bütün soruları cevaplaması lazım. Ama Halk TV’nin de davet edileceği, ANKA’nın da girebileceği, Evrensel’in bulunacağı, BirGün’ün özgür soru sorabileceği bir basın toplantısına ihtiyaç var. Öyle TGRT ile MGRT ile bu işleri kurtaramazlar” dedi.
“Yatın maddi değerinin Türkiye’dekinin 86 yıllık maaşa denk olduğunu biliyoruz”
Özel, “Bir de yattan bahsettiniz. Bu mal varlığı dışında, Lüksemburg’da Akın Gürlek’in üzerine olan bir yat mı, ya da aileden bir tespitiniz var mı? Bir de bir maddi değeri var mı?” sorunu da “Yatın maddi değerinin Türkiye’dekinin 86 yıllık maaşa denk olduğunu biliyoruz. O zaman kendi üzerine olduğunu sanmıyorum. Yatı burada bakılmış, orada birileri tarafından alınmış diye biliyorum; ama bu ispata muhtaç, o yüzden tapusunu koymadık. Ama burada alıcı gözle bakılan yatın Lüksemburg’dan alındığı, Hollanda taraflarında birilerinin üzerinde olduğu söyleniyor. Bunu ispat ettiğim gün zaten paylaşırız” diye yanıtladı.
“Gelecekteki bir yargılamaya iddianame olarak bunu sunuyoruz”
Bir gazetecinin, “Bu bir siyasi tartışma başlangıcı mı? Yoksa hukuki süreci mi başlatıyor?” sorusuna Özgür Özel, şu yanıtı verdi:
“Kendisi bakan olduğu için benim şu an hukuki süreci başlatmam mümkün değil. Hukuki sürecin başlaması için 400 milletvekiline ihtiyaç var. Yargılanacağı yer belli, ama günü gelince orada atacak adımlarımız elbet olur; ama iktidar olmamız lazım. Bugüne kadar ben hukuki süreç başlatılsın diye HSK’ya başvurdum, HSK başlatmadı hukuki süreci. O yüzden bunu siyasi olarak söylüyoruz, milletin hafızasına emanet ediyoruz, gelecekteki bir yargılamaya iddianame olarak bunu sunuyoruz. Ama bunun dışında varıp da bunu görüp, AK Parti’de bir vicdan harekete geçer, ‘Biz bunu taşıyamayız. Bu ne demek?’ derse, bunun üstünden AK Parti olmaz da ama paralel evrende ‘ya bunları bilmiyorduk, araştıralım’ derler, ‘izah et’ derler. İzah edemeyince görevden alırlar, mahkemeye verirler. O ayrı bir mevzu. Ama şu anda milletimize söylüyoruz, bu davanın savcısı da hakimi de karar vericisi de millet olacak. Sonra dava öbür tarafta tekrar görülecek.”
Özel’den Kurtulmuş’a “Atalay” hatırlatması: “İlk önce ilk adımı kendisinin atması, kendisine de yakışır bir tutum olur”
Özel, “‘AYM kararına nerede direnç varsa arkasında Akın Gürlek var’ dediniz. AYM kararına bir direnci de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Can Atalay kararı ile görüyoruz. Süreç raporunda da AYM kararlarına uyum sözü verildi. Meclis’te AYM kararına direnç devam edecek mi?” sorusu üzerine ise şunları kaydetti:
“Meclis Başkanlığı bize geçtikten sonra direnç devam etmeyecek. Numan Bey istese bir günde bu işi çözebilir. Komisyon kararı, kendi başkanlığındaki bir komisyon bunu önerdiğine göre, Numan Bey’e düşen, doğrudan bu kararı, AYM kararını bir kez de kendi başkanlığında okutup Can Atalay’ın serbest bırakılması için çağrıda bulunup kendisine yemin ettirmesidir. Çünkü kendisinin başkanlığında 50 kişilik komisyon rapor yazmış ve ‘AYM’e kararlarına uyulsun’ deniyor. İlk önce ilk adımı kendisinin atması, kendisine de yakışır bir tutum olur.”
“Başkalarının mal varlıkları konusunda ilerleyen zamanlarda devam ederiz”
Özgür Özel, “Gürlek ile ilişkili isimlerin mal varlığına ilişkin bir açıklamanız olur mu?” sorusuna karşılık da “Mal varlığının geçmişte çok kabardığı, ama şimdi boşaltıldığı söyleniyor. O kişinin bir dokunulmazlığı olmadığı için, şu anda o kişinin mal varlığını direkt araştırabilirler, bakabilirler. Bize gelen duyumlar, uzun yıllardır RTÜK’e uğramayan bir emekli polis olan kişinin üzerine mallar alıp mallar sattığı yönünde. Bu konuda bütün kahraman Cumhuriyet Başsavcılarımız harekete geçebilir, her türlü denetçi harekete geçebilir. Onun geliri ve mallarının açıklanması lazım. Meselenin biraz daha dallanıp budaklanması, bizim istediğimiz netliği biraz bulandırabilir. Başkalarının mal varlıkları konusunda ilerleyen zamanlarda devam ederiz” şeklinde konuştu.
“Bu tapuların hepsi Ağrı Dağı kadar gerçek”
Bir başka gazetecinin, “Bu belgeleri, sahte deyip geçiştirebilirler, yalan diyebilirler, bir teyit mekanizması nasıl işleyecek? Bu konu nasıl gündemde tutulacak?” sorusuna karşılık, CHP Genel Başkanı Özel, şunları söyledi:
“Konya, Kayseri, Malatya, Gaziantep büyükşehir belediye başkanlıklarının sistemlerinden bu ID numarasını girsinler; başka bir tapu çıkıyorsa yalanlasınlar. Bu ID numaralarının tamamını gizlemeden veriyoruz. ID numaralarının tamamı yapılan işleme dairdir. Hangi ada, hangi parsel, hangi numara, ne kadar… Hepsi. ID numaralarını vermesek ‘böyle tapular var’ desek, yok diyebilirler. Şimdi bu ID numarasını Türkiye’deki tapu sorgulaması yapabilen herhangi bir bilgisayardan girilsin, bazı arkadaşlar korkuyor, girenin kimliği belli oluyormuş diye. AK Partililiğine çok güvenen girer, başka bir şey çıkıyorsa da ‘Özgür Özel’in verdiği ID’de Akın Gürlek’e ilişkin bir alım-satım hareketlilik, tapu giriş-çıkışı, satışı olmadı’ derler mesela. Çevre ve Şehircilik Bakanı bunları sorgulayıp hemen yalanlayabilir, mesela neden olmasın? Bu tapuların hepsi Ağrı Dağı kadar gerçek. Meclis açıldığında bunlar bolca konuşulur. Bakanlığın duvarına tapu asar mıyız bilmiyorum ama bir yolu bulunur.”
“Millet bu kadar haksızlığı ve arsızlığı hazmetmez”
Genel Başkan Özel, “Akın Gürlek’in istifasını bekliyor musunuz?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Bu tapu senetleri yukarıda yazıyor ‘örnektir’ diye. ID girince orijinalini görürsünüz, orijinal tapu senedi çıkar. Kişiye ait veya işlem çıkar. Bunların inkar edilecek bir tarafı yok. Normalde bu istifa getirir mi? Vallahi Bakanın değil, hükümetin, hatta hükümetin yedi ceddinin istifasını getirir. Normal bir demokraside böyle bir mal varlığı ediminin izah edilememesi üstüne hükümet 15 dakika ayakta durmaz. Ama bizimkilerin hazmetme kapasitesi çok yüksek. Hazım meselesi bu. Onlar hazmedebilir ama millet bu kadar haksızlığı ve arsızlığı hazmetmez. Mutlaka hesabını sorar.”
“Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel yaklaşımı, mahkemelerin ilerlemesi yönündedir”
İstanbul’daki duruşmalarda tartışmaların özellikle çıkartıldığı iddialarına da yanıt veren Genel Başkan Özel, şöyle konuştu:
“Yani çok korkarım bundan. Şundan dolayı, bizim bütün beklentimiz, hatta ben arzu ediyorum ve söylemiştim. Ramazan Bayramı’ndan önce bir tutukluluk inceleme olsun. O güne kadar da çok sayıda arkadaşımıza sorular sorulsun, ifadesini versin, tutuksuz yargılamaya geçilsin diye. Maalesef bu imkan olmadı. Dün orada bir tatsız durum ortaya çıktı ve Mahkeme Başkanı belki 5-10 dakika içinde halledilebilecek bir şey için bir gün kaybettirdi mahkemeye. Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel yaklaşımı, mahkemelerin ilerlemesi yönündedir. Bugün orada iki Grup Başkanvekilimiz var. İl Başkanımız var. Benim talimatım, mahkemenin hızlı şekilde akması yönünde. Benim gördüğüm kadarıyla, mahkemeyi uzatmaya çalışan mahkeme heyetinin başkanı ve oradaki iddia makamıdır. Yoksa altı günde üç kere bırakıp bırakıp kaçmak niye? O mahkeme salonlarında ne davalar görüldü. Ancak şöyle bir şey var, biz davayı erteletemiyoruz. O erteleyip kaçıyor. Daha az bir salonda, milletvekilleri daha azken, daha az avukat varken, psikolojik olarak kendi acemiliği ve amatörlüğü görünmez bir haldeyken mahkeme görmek için seyircilere, avukatlara, milletvekillerine kendince yıldırma taktiği yapıyor. Kapatıp kaçıyor, kapatıp kaçıyor. Bir an önce kürsüde durması ve mahkemenin yürümesi lazım. Bizim burada yüzde birlik bir kusurumuz olduysa bundan sonra olmaz. Biz mahkemenin akmasından ve karara doğru ilerlemesinden yanayız.”

