Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Özgür Özel: “Bu ülkede tartışılmayacak tek çatı Cumhuriyet çatısıdır”

Büyük Taarruz’un 103’üncü yıl dönümünde Afyonkarahisar’da düzenlenen Zafer Yürüyüşünün başlangıcında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bu ülkede tartışılmayacak çatı, Cumhuriyet çatısıdır. Bu ülke Cumhuriyeti, tam bağımsızlık şiarıyla kazanmıştır. Bir tane çatı var, Cumhuriyet çatısıdır. Onun taşıyıcı kolonu da Türk’ün de, Kürt’ün de, Arap’ın da herkesin bu Cumhuriyete sadakatle ve eşit vatandaşlık bağıyla bağlı olmasıdır” dedi.

Büyük Taarruz'un 103'üncü yıl dönümünde Afyonkarahisar'da düzenlenen Zafer Yürüyüşünün başlangıcında

Haber: İleyda ÖZMEN / Kamera: Berkin GÜLSOY – Yasin KABADAYI

(AFYONKARAHİSAR) – Büyük Taarruz’un 103’üncü yıl dönümünde Afyonkarahisar’da düzenlenen Zafer Yürüyüşünün başlangıcında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bu ülkede tartışılmayacak çatı, Cumhuriyet çatısıdır. Bu ülke Cumhuriyeti, tam bağımsızlık şiarıyla kazanmıştır. Bir tane çatı var, Cumhuriyet çatısıdır. Onun taşıyıcı kolonu da Türk’ün de, Kürt’ün de, Arap’ın da herkesin bu Cumhuriyete sadakatle ve eşit vatandaşlık bağıyla bağlı olmasıdır” dedi.

Özel, Büyük Taarruz’un 103’üncü yıl dönümü kapsamında Afyonkarahisar’da düzenlenen Zafer Yürüyüşü’ne katıldı. Yürüyüş öncesi konuşan Özel, Büyük Taarruz’un planlandığı ve karara bağlandığı gecenin tarihi önemine vurgu yaparak, şunları söyledi:

“Değerli arkadaşlar, Büyük Taarruz’un kararının verildiği akşamın 103’üncü yılındayız. 25 Ağustos’u 26 Ağustos’a bağlayan gece, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Sakarya Meydan Muharebesi’ni kazandıktan sonra, yani Ankara’nın işgal edilmesine, Anadolu’nun düşmesine mani olduktan sonra; uzun, sabırlı, hem lojistik hem taktiksel açıdan son derece önemli hazırlıklardan sonra, bütün Anadolu artık düşman işgalinden kurtarılmayı beklerken, sabırla beklediği; daha sonra 20 Ağustos’ta Ankara’da bambaşka bir program ilan ettiği, yani istihbarata karşı koymanın en iyi örneklerinden birini verdiği; ardından karargahını 24’ünde buraya taşıyıp kendisine tahsis edilen bir konaktan Büyük Taarruz’u planladığı ve tam da gece bu saatlerde kararını verdikten sonra, bu önümüzdeki 13,5-14 kilometrelik yolu hep birlikte yürüdükleri bu kurtuluş yolunu bugün bir kez daha yürümek için buradayız.

Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençlik kolları üyelerimiz yürüyorlar. Yolda bizimle birlikte yürüyecekler. Afyon örgütümüzle, genel başkan yardımcılarımızla, milletvekillerimizle beraber, Sayın Muharrem İnce ile birlikte bu yolu bu gece yürüyeceğiz. Güneşin ilk ışıklarını Kocatepe’de gördükten sonra, bu ülkenin ne şartlarda, ne zorluklarla, ne fedakarlıklarla, ne kahramanlıklarla kurtarıldığını bir kez daha iliğimize, kemiğimize kadar hissedeceğiz. Sonra da bu ülkenin kıymetini bilmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha idrak etmiş olarak, bunu hep birlikte sizlerin de emekleriyle görünür kılmış olarak görevlerimizin başına döneceğiz. Görevlerimizi bu bilinçle yapacağız.”

“Bir tane çatı var, Cumhuriyet çatısıdır”

Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türk, Kürt, Arap” vurgusuna ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Son günlerde ağzına geldiği gibi konuşulan birçok konu var. Ülkedeki Amerika Büyükelçisinden tutun da ülkeyi yöneten kişinin ‘Cumartesi günü kampımızda çok büyük bir açıklama yapacağız’ deyip 11 kez üst üste ‘Türk, Kürt, Arap’ demesinden, bugün de aynısını tekrar etmesinden kaynaklı bir ‘çatı’ tartışması var. Bu ülkede tartışılmayacak çatı, Cumhuriyet çatısıdır. Bu ülke Cumhuriyeti, tam bağımsızlık şiarıyla kazanmıştır. Bu ülke Cumhuriyeti kazanırken ilk başta Amerikan mandasını, İngiliz himayesini reddetmiştir. İngiltere’nin Amerika’yla birlikte vardığı uzlaşıyla, İsrail’le birlikte yaptıkları bir planlamada Türkiye kendisine biçilecek bir role razı gelemez.

Vaktiyle ‘Büyük Ortadoğu Projesi’sinin eşbaşkanıyım’ diye övünenlerin, daha sonra Türkiye’yi ve kendilerini ne hale getirdiklerini gördük. Şimdi benzer bir şekilde motive edilmeye çalışılıyor. Türkiye’nin Osmanlı’da da daha sonra başarısız olmuş, mezhebe dayalı, inanç gruplarının ayrı ayrı yapılarına dayalı, çok hukukluluğa dayalı, herkesin başka hukuka tabi olduğu bir sürece özenme ve öykünmeyi bu millet topyekun reddediyor. Zaten vatanını, milletini, bayrağını, Atatürk’ü seven ve bu gece yapacağımız yürüyüşten heyecan duyan, 103 yıl önceki bu yürüyüşten gurur duyan, onur duyan kimsenin dönüp de bugünlerde Amerikan Öüyükelçisinin söylediklerine, Tayyip Erdoğan’ın da peşinden takıldığı bu söylemlere prim vermesi mümkün değildir.

Bir tane çatı var, Cumhuriyet çatısıdır. Onun taşıyıcı kolonu da Türkiye’de Türk’ün de, Kürt’ün de, Arap’ın da, Laz’ın da, Çerkes’in de, Pomak’ın da, göçmenlerin de herkesin ama herkesin bu Cumhuriyete sadakatle ve eşit vatandaşlık bağıyla bağlı olmasıdır. Bu ülkede Cumhuriyet, kimseyi geride bırakmamak, ayrımcılığı reddetmek ve ayrıcalıklı zümreleri reddetmek üzerine kurulmuş bir yönetim biçimidir. Ne sadece Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı sayarak diğerlerini yok sayabilirsiniz, ne de bunun üzerinden ayrı ayrı yapılar üzerinden hayaller kurabilirsiniz.”

“Biz iktidarın mütevazı, halkın zengin olduğu bir rejimi kurmak zorundayız”

Özel, şunları kaydetti:

“Bizim ortak hayalimiz, Misak-ı Milli sınırları içinde tam bağımsız Türkiye’nin güçlü olmasıdır. Biz, Türkiye’nin yeniden güçlenmesi, yeniden şaha kalkması ve Cumhuriyet’in 1’inci yüzyılının ilk çeyreğinde yaptıklarını, 2’nci yüzyılın ilk çeyreğinde de yapabilmesi için göreve talibiz. Bir tane örnek aldığımız model var. O da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize kurduğu, bıraktığı; sonra da Cumhuriyet Halk Partisi’nin onun çok istediği çok partili rejimi, sandığı, demokrasiyi getirdiği sistemdir.

Dünyada sandığın kıymetli olduğu, parlamentoların güçlü olduğu yerlerde her şeyin en güzeli var ve zenginlik var. Nerede liderlerin sarayları var, uçan sarayları, yüzen sarayları, şatafatlı yaşamları var ama vatandaş fakir. Biz liderin mütevazı, iktidarın mütevazı, halkın zengin olduğu bir rejimi kurmak zorundayız. Bunun için güçlü bir parlamentoya, Atatürk’ün emaneti parlamentoya sahip çıkmaya ve hem parlamenter sistemimizi güçlendirmeye, hem kurumları ve kuralları güçlendirmeye ihtiyacımız var.

Bunun için çalışıyoruz. Bugün de burada bir yeniden idrak akşamı yürüyüşü için buradayız. Hissettiklerimizi hissedenlerle paylaşmak için buradayız. Bu memleketin kimlere karşı ve hangi duyguyla kurtarıldığını, hangi cesaretle kurtarıldığını hatırlamak ve hatırlatmak için buradayız. 103 yıl sonra aynı cesaretle buradayız ve her hafta meydanları dolduran yüzbinler ‘Yürüyelim arkadaşlar’ diyor, yürüyoruz. Hangi azimle yürüyeceğiz? Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları 103 yıl önce bu gece hangi azimle yürüdüyse, o azimle yürüyeceğiz. Şimdi hep birlikte yürüyüşümüzü başlatıyoruz. Buraya emek veren, katkı sağlayan, sesimizi Türkiye’ye duyuran her birinize teşekkür ediyoruz.”