Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Özgür Özel: “Bir haftalık süreyi Akın Gürlek’e verdim, kendime süre vermedim. 11 Mart’ı beklemek istiyorum ki devletin kaydına girsin”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e mal varlığını açıklaması için verdiği bir haftalık sürenin geçtiğinin anımsatılması üzerine, “Ben bir hafta süreyi Akın Gürlek’e verdim, kendime bir süre vermedim. Kanunen göreve geldikleri zaman, bir ay içinde mal bildirimi vermesi gerekir. 11 Mart günü süresi dolacak. ‘Akın Gürlek’le bir pazarlığa mı giriyor?’ veya ‘Akın Gürlek CHP’yi tehdit mi etti?’ gibi bir düşünceye girilmesini hiç istemem. Onun hukuki süresi 11 Mart. Ben 11 Mart’ı beklemek istiyorum ki devletin kaydına girsin istiyorum. Yoksa bugüne kadar neyi açıklamamışız ki, bir adım geri atmamışız. Elimizde olmasa zaten söylemezdik” ifadesini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek'e mal

(ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e mal varlığını açıklaması için verdiği bir haftalık sürenin geçtiğinin anımsatılması üzerine, “Ben bir hafta süreyi Akın Gürlek’e verdim, kendime bir süre vermedim. Kanunen göreve geldikleri zaman, bir ay içinde mal bildirimi vermesi gerekir. 11 Mart günü süresi dolacak. ‘Akın Gürlek’le bir pazarlığa mı giriyor?’ veya ‘Akın Gürlek CHP’yi tehdit mi etti?’ gibi bir düşünceye girilmesini hiç istemem. Onun hukuki süresi 11 Mart. Ben 11 Mart’ı beklemek istiyorum ki devletin kaydına girsin istiyorum. Yoksa bugüne kadar neyi açıklamamışız ki, bir adım geri atmamışız. Elimizde olmasa zaten söylemezdik” ifadesini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, t24 Ankara Bürosu’nu ziyaret ederek, t24’ün sorularını yanıtladı. Özel, CHP’ye yönelik “mutlak butlan” tartışmalarının anımsatılması üzerine, “Partiyi tartışmak ve kamuoyunda tartıştırmak için yapılıyor. O dönem arkadaşlara bu mutlak butlan tartışmasına karşı mutlak sessizlik çağrısında bulunmuştum. Şu anda da hiçbir endişem ve telaşım yok. Sorun şurada bu partinin içinde dışında tartışılmaya devam ettikçe hasar veriyor sonuçta. Cumhuriyet Halk Partili herkesin bu meseleyi mutlak bir sessizlik ve çıldırtıcı bir sabırla takip etmesi lazım” dedi.

Özel, şunları kaydetti:

“Partiye ne butlan işler ne atom bombası”

“Bunun akılla, mantıkla, hukukla bağdaşır tarafı yok. O günün üstüne üç kurultay yapılmış. Üstüne üç kere yeniden seçilmişiz. Toplum zaten partinin iyi yönetilmediğini düşünüyorsa hiçbir dava ihtiyacı olmadan partide yönetim sarsılır, sallanır, mecburen gider kendisi güven tazelemek zorunda kalır. Anketlerde birinci parti, oy kullanan delegelerin geçerli oyların tamamını almış genel başkan. Tarihte ilk kez anahtar listesi delinmemiş bir çarşaf liste. Bu bizim büyük başarımızdan değil, partinin içindeki büyük kenetlenmeden. Parti böylesine kenetlenmişken bu işe ne butlan işler ne dışarıdan atom bombası işler. O yüzden de bu kadar parti kendi içinde sağlam bir zemindeyken suni tartışmalar bir sonuç almaz. Sonuç almayacak hukuki girişimler de AK Parti’ye zarar verir, başkasına değil.”

“Sen bugün partiyi bıraktın mı…”

Özel’in bir partiyi mutlak butlan ihtimaline karşı yedekte tuttuğu iddialarının anımsatılması üzerine Özel, “Parti tedbir alır tabii. Bir masamız var. Masamız çalışıyor ve bütün senaryolara karşı tedbir alıyor. Mesela ‘Bir parti kenarda tutuyor musunuz’ konusu. Bu butlana tedbir değil, öyle bir kaygımız yok. Onun panzehri o değildir. Butlan olursa biz gideriz asla olmaz. Parti kapatmanın panzehri kenarda bir parti tutmak. O yüzden yani kenarda bir ya da birkaç partiyle ilgili bir mevzu var ama bu butlanın panzehri değil, butlanın panzehri başka bir şeydir yani. Butlan ihtimaline karşı parti kenarda tutulmaz. Partimi bırakıp mı gideceğim? İstanbul’da bıraktım mı partiyi de butlan olsa burada bırakacağım yani. Sen bugün partiyi bıraktın mı bu bir bayrak meselesi. Sen bayrağı bıraktın mı? Bir daha sana vermezler. O bayrağı ölümüne tutacaksın, düşeceksen bayrakla düşeceksin. Ama parti kapatmaya bir tedbir almak lazım seçime doğru giderken. Onun bir panzehri olarak arkadaşlar… Savaş odası dediğimiz bir mekanizma var ve kapatma hamlesi yapıldığında böyle bir hazırlık yapıldı” ifadesini kullandı.

“Kayyımsı bir mekanizma var İstanbul’da”

Özel, partideki ihraçların bu süreçle mi ilgili olduğuna ilişkin soruya, “Bu ihraçlar parti genel merkezinin yaptığı ihraçlar değil. İstanbul İl Disiplin Kurulu’nun yaptığı ihraçlar. Ben partinin genel başkanı olarak bu ihraçlar olmuş ve bitmiş gibi bir şey söylersem Yüksek Disiplin Kurulundaki arkadaşlara haksızlık olur. Onlar temyiz merci olarak bu dosyalara bakacaklar. İhraç edilen arkadaşların ne yaptığına bakarsanız siyasetle ilgisi olan bir şeyden ihraç oluyor değiller. Parti ahlakı üzerinden ihraç ediliyorlar. İhraç edilen arkadaşların içinde doğrudan Ekrem Başkan’a ‘hırsız’ diyenler var. ‘Bana hırsızları savunma Özgür’ diye tweet atıyor adam. Öbür taraftan işte bir bildirge var. Çok ağır bir bildirge ama hiçbirisi sırf bildirgeden dolayı ihraç edilmiş değil ki savunmaya da gelmemişler. Bugün kayyımsı bir mekanizma var İstanbul’da. Kayyım da diyemeyiz yani. Kayyımsı bir yapı, organizma var orada” diye konuştu.

“CHP’nin kayyımı olarak çıkamıyor”

Özel, bir soru üzerine partide bölünme riski görmediğini belirterek, “Bu aşamada partiden bir bölünme çıkmaz. Sadece çok savrulan birisi varsa kendini dışarı atar. Onun dışında bir şey olmaz” dedi.

Özel, “Gürsel Tekin’le dünya kadar siyaset yapmışım. Ama o artık başka bir yere gittikten sonra tanıyamazsınız onu yani. Kim ne yaparsa yapsın parti bu kadar bütünleşik haldeyken İstanbul’daki kayyum ne durumdaysa buraya da atanacak kayyum o durumda olur. Gürsel Tekin sokakta en güçlü siyasetçi olduğunu kendisi için iddia ediyordu İstanbul’da. Çok olumsuz şeyler yaşadı. Gürsel Tekin olarak sokağa çıkabilir ama CHP’nin kayyımı olarak çıkamıyorsun işte sokağa, olmuyor” ifadesini kullandı.

“Fark ikinin altına düşmeye başlarsa her şeyi denerler”

Özel, bir başka soru üzerine, “Yüzde 5 fena fark değil. Yüzde 5’lik fark, çalarak kapanmaz. Ama yüzde 1’in altındaki farklar tehlikeli. Yerel seçimlerde de gördük. Özellikle merkez sağ seçmende bir kere kazanan tarafa oy verme eğilimi var. Mesela gidiyorsun sen oy istemeye adam diyor ki; ‘Kazanabilecek misiniz?’ Sürekli tartıyorlar. O yüzden biraz böyle özgüveni yüksek, rakamlarda önde olan, seçimi kazanmaya doğru gittiğini gösteren şekilde o yüzde 5 bence 15 de olur. Ondan hiçbir endişem yok. Ama yüzde birin altına doğru fark düşmeye başlarsa hatta ikinin altına doğru her şeyi denerler” ifadesini kullandı.

Özel, 19 Mart sürecine ilişkin bir soru üzerine, şunları kaydetti:

“İnsanlar bu yapılanların hukuki değil siyasi işler olduğunu görüyorsa bu AK Parti’ye yaramayacak. Bence çok da büyük bir bedel ödettirebilir bu iş onlara. Önemli olan seçmenin duygusunu doğru yakalamak. Kendimizi doğru anlatmak. Mesela diploma iptal oldu. Adayımız İmamoğlu diyorum. Neden? Tayyip Bey, Ekrem İmamoğlu’nu aday yapmamanın siyasi bedelini ödesin önce. Rakibinden korkmanın, rakibini hapse atmanın siyasi maliyetiyle karşılaşsın. En sonunda aday olamıyorsa o gün bakılır. Bizim adayımız İmamoğlu ve Tayyip Bey bunu hapiste tutuyor. Bazıları ‘Yeni bir aday ilan edin’ diyor. ‘Artık Ekrem Bey kendisi adaylıktan çekilsin, yeni biri gelsin.’ Olur. Sanki Türkiye’de serbest rekabet varmış gibi görünsün o zaman.

“Büyük bir pisliğe bulaşan biri varsa bir gün partide tutmuyoruz”

Gerçekten izah edilemez, rüşvettir bilmem nedir falan filan olursa o belediye başkanı veya belediye meclis üyesiyle biz parti olarak zaten yol yürüyemeyiz. Bu kadar ağır bir saldırı altındayken kumpasları falan da ihbar gibi kıymetlendirip de bir şey yapması da partinin doğru olmaz. Ama gerçekten büyük bir pisliğe bulaşan biri varsa bir gün tutmuyoruz partide yani.”

“Köken meselesi değil, kişilik meselesi”

Özel, Keçiören Belediye Başkanı’nın istifasına ilişkin bir soru üzerine, “Mesut Özarslan’ın şüphesiz Mansur Bey’in referansıyla aday olduğu doğru, bizim tanıdığımız biri değil. Ama Mansur Bey’i de hayal kırıklığına uğrattığı da doğru. PORTAŞ’la ilgili suç duygularıyla ilgili dosyayı Mansur Bey verdi. Mansur Bey’in PORTAŞ’la ilgili kendisiyle ilgili en ufak kaygısı yok. ‘Sorun bu PORTAŞ’la ilgili suç duyurusu ne olmuş, demek ki bunun bizim bilmediğimiz bir açığı varmış bunu yakaladıklarına göre’ dedi. Bu bir köken meselesi değil, bir ahlâk meselesi, bir kişilik meselesi bu yolsuzluk işleri” dedi.

Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik operasyon yapılacağı iddialarına ilişkin olarak, “Bu iktidarın kötülük yapma potansiyeli olarak bakarsanız her şeye ihtimal var ama bu PORTAŞ meselesinde olduğu gibi Mansur Bey’in ortaya koyduğu özgüven ve toplumun da ‘İlk rakibini ortadan kaldırdı, olası rakibine bunu yapıyor’ diyebileceği bir şey, bence bu iktidarın siyaseten taşıyabileceği bir yük değil. Türkiye ekonomisinin de taşıyabileceği bir yük değil. Artık bu vakitten sonra bir kez daha aynı yönteme başvururlar mı bilmiyorum ama akıllarına daha inovatif bir kötülük gelirse ondan Mansur Bey’i esirgemezler. Ama aynı yöntemle vatandaşı ikna edemedikleri bir şeye, yeniden Mansur Bey’i tabi tutabileceklerini sanmıyorum ben. Ama her şeyi yapabilirler. Her kötülük beklenir yani” ifadesini kullandı.

“Kendime süre vermedim, 11 Mart’ı beklemek istiyorum”

Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e mal varlığını açıklaması için bir hafta süre verdiği ve bu sürenin geçtiğinin anımsatılması üzerine, “Ben ‘Bunu bir an önce açıkla’ diye bir hafta süreyi Akın Gürlek’e verdim, kendime bir süre vermedim. Şundan dolayı söylüyorum; kanunen göreve geldikleri zaman, bir ay içinde mal bildirimi vermesi gerekir. 11 Mart günü süresi dolacak. 11 Mart’tan sonraya bırakır mıyız, bilmiyorum. Çünkü geçen salı günü Akın Gürlek’in süresi doldu. Çarşamba günü, ‘Mitingde neden konuşmadın?’ diye köşe yazısı yazanlar oldu. ‘Akın Gürlek’le bir pazarlığa mı giriyor?’ veya ‘Akın Gürlek CHP’yi tehdit mi etti?’ gibi bir düşünceye girilmesini hiç istemem. O yüzden, ‘Ben bir an önce kamuoyunu açıkla’ diye bir hafta süre verdim. Onun hukuki süresi 11 Mart. Ben 11 Mart’ı beklemek istiyorum ki devletin kaydına girsin istiyorum. Yoksa bugüne kadar neyi açıklamamışız ki, bir adım geri atmamışız. Elimizde olmasa zaten söylemezdik, zaten rakamları, tapu sayısını verdim, doğru olduğunu onlar da biliyor. Akın Gürlek’in süresi doldu ama sanki benim de sürem doldu gibi davranılıyor. Ben bunu en uygun zamanda belki ayrı bir basın toplantısıyla, belki bir başka yöntemle açıklarım, gizleyecek halimiz yok” ifadesini kullandı.

Özel, CHP Genel Merkezi’nde 2 Mart’ta yapacağı toplantıya ilişkin soru üzerine, “Politika Kurulu Başkanlıklarının önerilerinden süzülen ve toplumun beklentilerine uygun CHP iktidarına yönelik bazı vaatlerimizi açıklayacağız. Bir de nasıl bir büyük kampanyayı başlattığımızı açıklayacağız. Siyasi tarihimizin en uzun soluklu kampanyasının içindeyiz. Bizim, dünya siyasi tarihinin en kalabalık kampanyasını yapma hedefimiz var. Bunu kademe kademe güçlendireceğiz” dedi.

“CHP’nin olmadığı yerde o rapor başka yerlere de evrilebilirdi”

Özel, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yeni mesajının ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin TBMM’de kurulan komisyonun çalışmalarının sorulması üzerine, “‘Bizim olduğumuz değil, olmadığımız komisyondan korkun’ dedik. Şimdi o konudaki haklılığımız ortaya çıktı. Her ne kadar çıkan komisyon raporu üzerinden bir şey koparıp acaba bir şey yaratabilir miyiz diye bir çaba olduysa da karşılık görmedi. Çünkü rapora bakan, ‘Hadi canım, bir ihanet raporu denmez bu rapora’ diyor. CHP’nin olmadığı yerde o rapor başka yerlere de evrilebilirdi. CHP’nin oradaki hem destekleyici hem denetleyici hem düzenleyici rolü de önemli oldu. Numan Kurtulmuş’un kendi ağzından dinlediniz, raporun 6’ncı ve 7’nci maddelerinin hızla hayata geçirmesi gerektiğini söylüyor. Yedinci madde güçlü demokratik düzenlemelere atıf yapıyor ve CHP olmasa o yedinci maddenin orada olacağı yoktu” diye konuştu.