(AFYONKARAHİSAR) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Türkiye, büyük bir yoksullukla, işsizlikle boğuşan ve bu sorunların çözülmediği bir süreci gördü. Sadece yerel yönetimlerin veya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın pansuman tedbirler uyguladığı, üzerine ara ara pansuman yapıldığı, seçim yaklaşınca biraz daha iyi bakıldığı, sonra biraz daha ihmal edildiği bir süreci gördü. Dedi ki millet: ‘Bu AK Parti yoksulluğu yıllarca yönetti, ama görüyorum CHP gelirse yoksulluğu yok edecek’. Bunu milletin hissettiğini anlayıp ölçümler önlerine rapor olarak gelince ‘Bu yürüyüşü durdurmalıyız’ dediler. Geçtiğimiz günlerde bilinçaltındakini söylüyor ya; ‘Ey Özgür Efendi, bu gidişi durduramazsın’ diyor. Benim onun gidişini durdurmak gibi bir niyetim yok ama o, Cumhuriyet Halk Partisi’nin gelişini durdurmanın telaşına düştü” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Afyonkarahisar’da düzenlenen “İl Belediye Başkanları” toplantısında açıklamalarda bulundu.
Cumhuriyetin 100’üncü yılında Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal durumu değerlendiren Özel, “100 yıl sonra bir kez daha yoksulluğu yenmeyi istiyorduk. İşsizliği bitirmeyi istiyorduk. Her türlü adaletsizliği, başta gelir adaletsizliği olmak üzere bitirmeyi; mutfaktaki yangını söndürmeyi, cüzdandaki yangını söndürmeyi ve Türkiye’de hiç kimsenin hak etmediği şekilde emeklilerin yoksulluğunu, emekçilerin çaresizliğini ortadan kaldırmak, barınma krizini çözmek istiyorduk” dedi.
Gelir adaletsizliği, emekli ve emekçi yoksulluğu ile barınma krizini çözmek istediklerini belirten Özel,”‘Dört gençten üçü fırsatını bulursam yurt dışına giderim’ demesinin en büyük beka sorunu olduğunu görüp dünyanın gelişmiş ülkelerinin Türkiye üzerinde hesap yapmasından, hayal kurmasından korkmayıp; kendi gençlerimizin dünyanın öbür ucunda hayal kurmasından duyduğumuz rahatsızlıkla bu işi geriye çevirmek istiyorduk. Ve bunun için de cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk seçimlerini kazanmak istiyorduk” ifadelerini kullandı.
“Büyük bir duygusal kopuş yaşandı”
Mayıs seçimleri sonrası muhalif seçmende oluşan hayal kırıklığına dikkati çeken Özel, şöyle konuştu:
“Mayıs ayında yapılan seçimlerde büyük bir üzüntüye, büyük bir hayal kırıklığına uğradık. Devamında Türkiye adeta muhalif seçmenlerin hayata küstükleri, büyük bir duygusal kopuş yaşadıkları bir dönemi yaşadı. Partimiz anketlerde çok kötü bir durumdaydı. Yaklaşan yerel seçimlerde kimse oy kullanmayı düşünmüyor; kararsız değil ama tepki ve protesto oyları yüzde 30, 40’ları aşmış durumdaydı. Ve bu durumda burada bir ayağa kalkışa, bir öz eleştiriye ve ardından bir kenetlenişe ihtiyaç vardı. İşte biz hep beraber bunu başardık ve önce bir öz eleştiri yaptık; sonra kenetlendik ve hep birlikte yerel seçimlere doğru ilerledik.”
“Gazi’den kalan üç anahtarla kilitleri açtık”
Özel, yerel seçim stratejisinde bilimsel yöntemlere ve anketlere büyük önem verdiklerini dile getirerek, “Neredeyse 50 yıldır siyaset kalesinin başarı kapısı partimize kapalıydı. Üstündeki üç koca kilidi Gazi’den kalan üç anahtarla; gençlere, kadınlara ve bilime güvenerek açtık. Doğru yöntemlerle, bolca anket yaparak, 350 bin anketle adayları belirleyip 255 bin anketle onları sahada takip ederek; normalde kampanya bütçesinin yüzde yarımı ölçme-değerlendirmeyken yüzde 16’sını ölçme-değerlendirmeye ayırarak vatandaşın beklentilerini, taleplerini ve bunları çözebilecek belediye başkan adaylarımızı ölçtük. Afyon Burcu Köksal’ı çağırırken Adıyaman da Abdurrahman Tutdere’yi çağırdı. Her birinizi kendi şehirleriniz göreve çağırdı. Biz bu görevlendirmeleri yaptık ve gerisini size bıraktık” diye konuştu.
“TRT’ye büyük sürpriz: CHP birinci partidir”
31 Mart seçim akşamı yaşananlara ve TRT’nin yayın politikasına değinen Özel, “Hep diyordum ki: ’31 Mart akşamı saat dokuz gibi TRT’ye büyük bir sürpriz yapacağım’. Millet, TRT’nin önünde protesto yapacağımızı falan düşünüyordu. Ekrana TRT’yi yansıttık ve dedim ki: ‘TRT’ye büyük sürprizimizdir, 47 yıl sonra yeniden Cumhuriyet Halk Partisi birinci partidir. Buyurunuz TRT ekranlarında’. O başarıya, o zafere ulaşacağımızı biz biliyorduk. Birinci parti olacağımızı öngörmüştük” dedi. Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz o gece 30 büyükşehirden 15’ini kazanarak ve Türkiye’de yedi bölgede il ve büyükşehir belediyesi kazanan tek parti olarak; Ege’de 9’da 9 yaparak; Afyon, Uşak, Kütahya gibi il belediyeleri üçgeninde büyük bir başarı kazanarak; elimizdeki bütün büyükşehirleri koruyup üstüne yenilerini ekleyerek çok önemli bir zafer kazandık.
Nüfusun yüzde 65’i artık bizden hizmet bekliyordu ve ekonominin yüzde 80’ine CHP’li belediyeler dokunuyordu. Bunu hatırlarsınız; hem o geceki konuşmalarınızda tevazu göstererek -ki her birinizde fazlasıyla var arkadaşlar- rakibi kırmadan, üzmeden, ‘Bu seçimin kaybedeni yoktur, kazananı bütün millettir’ diyerek hareket ettik. Kolay değil; 47 yıl boyunca kaybetmişiz. 22-23 yıl boyunca Adalet ve Kalkınma Partisi kazandığı her seçimin akşamı alay etmiş. Daha İstanbul’dan Ankara’ya teşekkür konuşması, balkon konuşması yapmak için çıkacakken; evinin önünde bulduğu bir otobüsün üstüne çıkmış ve seçimi ilk turda yenemediği, ikinci turda küçük bir farkla geçtiği rakibiyle alay etmiş ilk bulduğu mikrofonda. Çıktığı her balkon konuşmasında tevazu göstermek yerine kibir göstermiş ve tüm Cumhuriyet Halk Partilileri, kendisine oy vermeyen herkesi bir şekilde rahatsız etmiş, rencide etmiş bir anlayışa karşı biz dedik ki: ‘Kornalara basmayalım, davulları çalmayalım. Kaybeden adayın evinin önünde bize çalınan davulu zurnayı çaldırmayalım. Bu gecenin kaybedeni yok, kazananı millet'”
“Millet bize yatırım kredisi verdi”
Halkın verdiği desteği bir “yatırım kredisine” benzeten Özel, şu değerlendirmede bulundu:
“Milletin bize verdiği yatırım kredisiydi. Yatırım kredisi önce verilen, sonra takip edilen bir kredidir. Eğer iyi şeyler oluyorsa ‘Aman daha çoğunu verelim, siz devam edin.’ deyip verenin fazlasını verdiği; ama krediyi riskte gördüğü zaman, iyi yönetilmediğini gördüğü zaman da geri çağırdığı bir şeydir. Ve yapılan yatırım şahsımıza, partimize değil; ülkenin geleceğine yatırımdır.
Geçen yıl ölçümler önümüze geldiğinde, vatandaşların Cumhuriyet Halk Partili belediyelerden memnuniyet oranı bizim ölçtüğümüz yüzde 59, AK Parti’nin anketinde ise yüzde 61’di. Başta çocuğa, kadına, yaşlıya dokunan; özellikle düşük gelir seviyesine, emekliye dokunan işler ve eşitsizliklere müdahale eden işler bir anda Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri kabul noktasına getirdi. Özellikle bir yalan boşa çıktı. Yıllarca alamadığımız il belediyelerinde, belde belediyelerinde hep şu durumla karşı karşıya kaldık: Millet aslında mevcut yönetenlerin iyi yönetmediğini biliyor ama korkutuluyorlar. Sosyal yardım veriyorlar ve diyorlar ki: ‘CHP gelirse sosyal yardımları keser’. Bu yalanın tuzla buz olduğunu gördük.
“Milletin hissettiğini anlayıp ölçümler önlerine rapor olarak gelince ‘Bu yürüyüşü durdurmalıyız’ dediler”
Zaten Türkiye; büyük bir yoksullukla, işsizlikle boğuşan ve bu sorunların çözülmediği bir süreci gördü. Sadece yerel yönetimlerin veya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın pansuman tedbirler uyguladığı, yaranın kanadığı, üzerine ara ara pansuman yapıldığı, seçim yaklaşınca biraz daha iyi bakıldığı, sonra biraz daha ihmal edildiği bir süreci gördü millet. Dedi ki millet: ‘Bu AK Parti yoksulluğu yıllarca yönetti; ama görüyorum CHP gelirse yoksulluğu yok edecek. İşsizliği yok edecek, umutsuzluğu umuda döndürecek. Bu şehirleri ranta değil, halka açıyor bunlar’, ‘Her birisi yeşil alanla övünüyor; çok katlılarla, gökdelenlerle, betonlarla konuşmuyor; yeşil alanın metrekaresini artırmakla övünüyorlar’.
Birileri hayvanları toplatmanın, katletmenin peşindeyken; bunlar ekonomik imkansızlıklara rağmen hala ‘Can dostlarım’ diyorlar. Sahip çıkıyorlar, mama üretiyorlar, sahiplendiriyorlar, iyileştiriyorlar dedi. Bunu milletin hissettiğini anlayıp ölçümler önlerine rapor olarak gelince ‘Bu yürüyüşü durdurmalıyız’ dediler. Geçtiğimiz günlerde bilinçaltındakini söylüyor ya; ‘Ey Özgür Efendi, bu gidişi durduramazsın’ diyor. Benim onun gidişini durdurmak gibi bir niyetim yok ama o, Cumhuriyet Halk Partisi’nin gelişini durdurmanın telaşına düştü.”

