Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Özgür Özel: “Ben basit bir şüpheyi ifade ediyorum, bu şüpheyi kaldırmak Adalet Bakanı’nın elinde”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığına ilişkin yaptığı açıklamaya ilişkin olarak, “Ben bir soruşturma başlasın diye basit bir şüpheyi ifade ediyorum. Milletin vekili olarak şöyle bir basit şüpheye sahibim. Beyefendinin görev yaptığı kritik görevler oldu. Bu görevi sırasında çok sayıda kişi, kendisine mal varlıklarına çöküldüğünü, bu malları geri almak için itirafçı olmalarının telkin edildiğini ve mal varlıklarının bir kısmının verilmesi gerektiğini söylediler. Avukatların aracılık ettiğini söylediler. İBB iddianamesini yazan kalemi tutan, acaba parmağını mı yalamış. Bu basit şüphe. Bu şüpheyi ortadan kaldırmak Adalet Bakanı’nın elinde” ifadesini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in mal

(ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığına ilişkin yaptığı açıklamaya ilişkin olarak, “Ben bir soruşturma başlasın diye basit bir şüpheyi ifade ediyorum. Milletin vekili olarak şöyle bir basit şüpheye sahibim. Beyefendinin görev yaptığı kritik görevler oldu. Bu görevi sırasında çok sayıda kişi, kendisine mal varlıklarına çöküldüğünü, bu malları geri almak için itirafçı olmalarının telkin edildiğini ve mal varlıklarının bir kısmının verilmesi gerektiğini söylediler. Avukatların aracılık ettiğini söylediler. İBB iddianamesini yazan kalemi tutan, acaba parmağını mı yalamış. Bu basit şüphe. Bu şüpheyi ortadan kaldırmak Adalet Bakanı’nın elinde” ifadesini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’de katıldığı programda, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığına ilişkin bugün yaptığı açıklamaların ve Bakan Gürlek’in yanıtının sorulması üzerine, “Bir iddiayı yalanlamanın basit bir yolu var. O kadar iddialıyım ki bu konuda, Türkiye’de tapu sorgusu yapmaya yetkili herhangi bir yerden bunlara bakılır. Ben ‘Duydum böyle bir tapu var’ demiyorum. Bu, işlemin ID numarası diyorum. Benim kendisiyle ilgili iddialarımdan hiçbir tanesi ‘duydum, yaptım, ettim’ değil. Olunca söylüyorum. Mesela yat meselesi duyduğumuz bir konu, ispata muhtaç bir konu. ‘Bu ID bana ait değil’ diyecek. Ben devletin elinde bu sorgunun imkanının olduğu 12 tane tapu söylemişim, dört tane de sattığını söylemişim. Bir tanesi yanlış olacaktı da bu vakte kadar beni tutacaklardı. Beyefendiye destek atan iki kişi var, o da kendisine destek değil, bana husumet. Bir tanesi Süleyman Soylu, bir de MHP’de bir genel başkan yardımcısı var, onun da kişisel husumeti var bizimle. Yüksek yargı çevreleri, Ankara çalkalanıyor. ‘İddialar zaten vardı, ispatlandı’ diye” ifadesini kullandı.

Özel, şunları kaydetti:

“Biz bu yükü taşıyamayız”

“AK Parti’deki temel duygu ‘Biz bu yükü taşıyamayız’. Yargıdaki temel söylem, ‘Söyleniyordu, ispatlandı’. Ortak laf, ‘Böyle yalanlama olmaz’. 16 tane tapu biriktirmiş adam, ömrü boyunca aldığı bütün maaşların 10 katına kadar daire ya da satılmış daire bulunan… Verdiği mal varlığını açıklasın, benim verdiğim ID’lerin olmadığını bir göstersin. Ben gittim yargıya. İstanbul Başsavcısı’na karşı yargıya gitmenin yolu HSK’ya gitmektir. HSK’ya gittim, yedi tane başvurum varmış bekleyen, işlem yapmadıkları. Herkesin rahatsız olduğu bir yapısı vardı, ‘Şimdi bu yükü nasıl taşıyacağız, Erdoğan’a zarar veriyor’ diyor AK Partililer. Bu kişi hakkında yaptığımız bütün iddialar HSK’da bekliyordu, bu kişiyi HSK’nın başına getirdiler şimdi Adalet Bakanı yaparak. Davacı, kadı olursa Allah yardımcın olsun derler. Kadı, davacı olmuş şimdi. Hodri meydan diyorum. Eğer bu işten çekinmiyorsa, mahkemeye vereceğim kendisini, iki tane yol var dokunulmazlıktan kurtulması için. Yargılanması için istifa etmesi, yargılanması ve göreve dönmesi lazım. İkincisi daha basit 400 imza lazım. 138 tanesi bizde var, geri kalanını da AK Parti’de var. Madem yargıdan kaçmıyor, madem alnı açık, hadi Anayasa Mahkemesi yargılasın onu Yüce Divan sıfatıyla. Bir bakanın yargılanacağı yer Anayasa Mahkemesi’dir. Mal beyanım ellerinde, onun mal beyanını bir görelim. Örneğin bu ID mal beyanında yoksa, bu malı sattı demektir, o da görülür.

“Ben soruşturma başlasındiye basit bir şüpheyi ifade ediyorum”

Nereden buldun diye kendisine soruyoruz, açıklaması lazım. Ben kendi adıma nereden edindiğimi söylüyorum. Bunun aldığı bazı yerlerde senetle ödendi deniyor, kim ödedi, kim bozdurdu, kim aracılık etti, bunların hepsi izaha muhtaç. Ben bir soruşturma başlasın diye basit bir şüpheyi ifade ediyorum. Milletin vekili olarak şöyle bir basit şüpheye sahibim. Beyefendinin görev yaptığı kritik görevler oldu. Bu görevi sırasında çok sayıda kişi, kendisine mal varlıklarına çöküldüğünü, bu malları geri almak için itirafçı olmalarının telkin edildiğini ve mal varlıklarının bir kısmının verilmesi gerektiğini söylediler. Avukatların aracılık ettiğini söylediler. İBB iddianamesini yazan kalemi tutan, acaba parmağını mı yalamış. Bu basit şüphe. Bu şüpheyi ortadan kaldırmak Adalet Bakanı’nın elinde. Ben soruyorum şimdi, bekleyin Akın Gürlek versin cevabını. Ben basit bir şüpheye sahibim.

AK Parti siyaseti şunu tartışıyor şu anda, bu kadar teşkilata hizmetin hiç mi karşılığı yok, hep atanmışlar, hep atanmışlar… Bir hakkaniyet açısından baktığımızda bir parti bunu kaldıramaz. Akın Gürlek, özel bir durum. Bugün AK Parti, üç kişilik bir heyet kursa, iyi hukukçuları var ellerinde. Bu heyet gitse, İBB tutuklularını dinlese. ‘Sana, ailene, kardeşine, çocuğuna şantaj yapıldı mı, tehdit oldu mu’ diye bir rapor çıkarsa. Partinin yetkili kurullarına götürsün, Erdoğan’a götürsün… Erdoğan’ı yenme suçundan dolayı, öyle bir işe giriştiler ki, ‘İktidarımız el değiştiremez, devir teslim bizim için görevi devredip eve gitmek değildir’ diyorlar. İmamoğlu’nu içeride tutmak ve CHP kadrolarına iktidar yüzü göstermemek için büyük bir kumpasın içine girdiler. Girerken bulacağız diye düşünüyorlardı, hiçbir şey bulamadılar.

“Hiç Özgür Özel’i yenebildiniz mi Ömer Bey”

Daha ne belge konacak. Bu daha belge değil de ne? Ömer Çelik, bu belge değilse ben senin alnına ne yapıştırayım. Ona soruyorum, burada 12 tane tapu var hepsi Akın Gürlek’in. Bu belge değilse ne belge? Bu belge sahte diye açıklayaydın. Ömer Çelik’e dediğim şu, size karşı doğruları söyledikçe, saldırıyorsunuz ya. Devam edin kardeşim. 47 yıldır birinci parti olmamıştık, girilen ilk seçimde birinci parti olduk, Ömer Bey’in masasındaki son ankette de birinci partiyiz. Partiyi kurdular, 23 yıldır iktidar oldular. Son seçimi kim kazanmış Ömer Bey? Siz hiç Özgür Özel’i yenebildiniz mi Ömer Bey? Siz hiç Ekrem İmamoğlu’nu yenebildiniz mi Erdoğan?

Partimin oyu kararsızlar dağıtılmadan yüzde 32,4. Son seçimde altı parti yüzde 25 almışız. Bu şartlarda bu parti nasıl sıfırlanacakmış, ne kastediyormuş? Apaçık tehdit ediyor ama millet bunu görüyor. Beni seçimde yenemeyeceğini biliyor Erdoğan, Akın Gürlek yenecek bizi. Buna mı güveniyormuş Ömer Çelik. Adana’nın yiğit evladı butlana mı kalmış, millet seni şutlayacak. Sen bu kadar butlana bel bağlarsan sonunda başına gelen şutlanmak olacak. Millet seni şutlayacak. Yoksa bilek burada, gelsin büksün. Akın’a mı kalmış koskoca AK Parti. Ömer Çelik’in umudu tanktan inip cübbe giyen darbecilerse, orada burada başarı hikayesi anlatmayacak bana.

“Yedi itirafçının ‘imzalamak zorunda kaldım’ ifadeleri var”

Benim bildiğim 16 tapu vardı, dördünü sattı. Ama ben takısını bilmem, altınını bilmem, pırlantasını bilmem. Ama bunu bilmesi gereken biri var, devlet. Bundan ayrıca ben de Akın Gürlek’in kendi malları dışında eşine ilişkin mallara ilişkin bir döküm yok. RTÜK’te bir emekli polis var. Bu personelin üzerinde çok mal alınmış, çok mal satılmış. Bunun gibi üç kişi var. Burada Çayyolu’nda bir avukatlık bürosu var. Bu konuyla ilgili yağmur gibi ihbar var, somut deliller oldukça takır takır koyarız. Bunun üzerinden de yine oturur, konuşuruz. Önce bana bugünkü durumu bir açıklayacak. Şimdiye kadar benim bildiğim yedi itirafçının, ‘Sorgum sırasında benim söylediklerim dışında şeyler yazıldı, imzanı atarsan gidersin, yoksa Silivri’ye dönersin dendiği için imzalamak zorunda kaldım’ ifadeleri olduğunu ve bunların İBB yargılamaları sırasında ortaya çıkacağı kuvvetle ihtimal. Bu yedi, 77 olsa şaşırmam.”

(SÜRECEK)