Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Özgür Özel: “Ara seçimden kaçmak, Anayasa’yı ihlal suçuyla birlikte siyasi bir tükenmişliğin de itirafıdır”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ile ara seçim gündemli yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Ara seçimden kaçmak, Anayasa’yı ihlal suçuyla birlikte siyasi bir tükenmişliğin de itirafıdır. Bahsettiğimiz seçim bölgelerinin tamamında son milletvekili seçiminde birinci çıkmış bir parti, şimdi Meclis’te boş sandalyeleri seçime girip de AK Partililerle doldurabilecek olsa neden bundan kaçmaktadır? Kaybettiğinizi, tükendiğinizi gördüğünüzden, giriştiğiniz darbe girişimi milletin vicdanından döndüğünden ötürü şimdi bu durumdasınız” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin

(ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ile ara seçim gündemli yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Ara seçimden kaçmak, Anayasa’yı ihlal suçuyla birlikte siyasi bir tükenmişliğin de itirafıdır. Bahsettiğimiz seçim bölgelerinin tamamında son milletvekili seçiminde birinci çıkmış bir parti, şimdi Meclis’te boş sandalyeleri seçime girip de AK Partililerle doldurabilecek olsa neden bundan kaçmaktadır? Kaybettiğinizi, tükendiğinizi gördüğünüzden, giriştiğiniz darbe girişimi milletin vicdanından döndüğünden ötürü şimdi bu durumdasınız” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim gündemiyle çıktığı siyasi parti turu kapsamında DEM Parti, TİP, EMEP, İYİ Parti, Gelecek Partisi ve Yeniden Refah Partisi’nin ardından bugün Celal Bayar Köşkü’nü ziyaret ederek Demokrat Parti Genel Başkan Gültekin Uysal ile görüştü.

Ziyarette Özel’e; CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Kurumsal İlişkiler ve Siyasi Partilerle İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Serkan Özcan, Adalet Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen’den oluşan CHP heyeti eşlik etti.

Uysal, Özel ve beraberindeki heyeti kapıda karşıladı. Görüşmede Uysal’a Parti Sözücüsü Haydar Altıntaş, Medya Tanıtım ve İletişim Başkanı Abdulbaki Mert, Siyasi İşler Başkanı Gürcan Dağdaş eşlik etti. Saat 11.00 itibarıyla başlayan görüşme, bir saat 15 dakika sürdü. İki lider görüşmenin ardından ortak basın açıklaması düzenledi.

Özel, şunları söyledi:

“Bugün Celal Bayar Köşkü’ndeyiz. Demokrat Parti’nin kurucularından, Demokrat Parti’nin tarihinde çok önemli görevler üstlenmiş olan rahmetli Celal Bayar’ın ikamet ettiği bu köşkteyiz. Daha sonra aynı siyasi hareketin 1980 sonrası genel merkez binası olarak da görev yapmış olan bu mekandayız. Sayın Genel Başkan ifade etti, bu oda Atatürk ile rahmetli Celal Bayar’ın birlikte oturup sohbet ettikleri bir oda. Bu odada resimleri var. Böyle bir yerde bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum.

“Birlikte çalışmamız, demokrasinin üzerine ne kadar çok titreme gerektiği konusundaki kararlılığımıza vurgudur”

İçinde bulunduğumuz süreç, seçimi kazanırken her şeyin yolunda olduğunu düşünen, öyle gören ve milli iradeyi baş tacı eden, kurulduğu günden sonra ilk kez seçim kaybettiği akşamdan itibaren de milletle kavgaya girişen ve bunu milletin seçtiği belediye başkanlarına bir saldırı, haysiyet suikastı ve görevlerinden uzaklaştırma, hatta milletin seçtikleri yerine seçmediklerini atama ya da milletin seçtikleri yerine kendi partisinden birilerinin seçilebileceği imkanları zorlama olarak sürdüren bir sivil darbe anlayışıyla karşı karşıyayız. Burası Demokrat Parti. CHP ile Demokrat Parti 1950 seçimlerinde yarışmış, 1950 seçimlerini Demokrat Parti kazanmış ve ilk kez çok partili rejimde seçim yoluyla iktidar değişimi olmuş ve Türkiye gerçek anlamda demokrasiyle 14 Mayıs 1950 günü tanışmıştır. Bu anlamda Demokrat Parti ile CHP’nin her türlü münasebeti, iş birliği, birlikte çalışması aslında köklü demokrasi anlayışımıza ve tarihten aldığımız, hatalarımızdan aldığımız derslere ve demokrasinin üzerine ne kadar çok titreme gerektiği konusundaki kararlılığımıza bir vurgudur.

Polis Teşkilatımızın tüm üyelerini bir kez daha saygıyla selamlıyorum

Günün ilk programı olduğu için bugün Polis Teşkilatımızın kuruluş yıl dönümüdür. Canımızın, malımızın emanet olduğu, gece gündüz çalışan, durmadan, yorulmadan çalışan, mesai kavramı olmadan çalışan ve maalesef emeklerinin karşılığını hakkaniyetle alamayan, hele hele emekli olduklarında çok büyük sıkıntılarla karşılaşan Polis Teşkilatımızın tüm üyelerini saygıyla selamlıyorum. Hakları ödenmez. Polis Teşkilatı’nın şehitlerini rahmetle, gazilerini minnetle anmak istiyorum.

“Emekliler ve emekçiler için ara zam konusundaki çalışmalarımızı paylaştık

İran’daki gelişmeleri konuştuk. Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin hazırlamış olduğu raporu, Genel Başkanımıza arz ettik. Türkiye’nin yükselen petrol fiyatlarını doğrudan pompa fiyatlarına ve diğer enerji alanlarına yansıtmasıyla yüzde 25’lik elektrik zammıyla, doğal gaz zammıyla birlikte yeni bir enflasyon dalgasının yarattığı güçlükleri ve bunun için toplumun yoksul kesimlerine katkı sağlamak gerektiğini, onların kollanması gerektiğini, bunun da en kısa yoldan bir ara zam olarak emekliler ve emekçiler için hayata geçirilmesi konusundaki çalışmalarımızı kendileriyle paylaştık. Ayrıca KOBİ’sinden küçük esnafına, sanayicisinden ihracatçısına bu süreçte devletin birtakım paketler açıklamak suretiyle kendilerini korumaya alması gerektiğini, bunun da bilhassa hem ekonomi açısından, kalkınma açısından, büyüme açısından önemlerini, hem de istikrar açısından çok kritik olduğunu ve yeni bir işsizlik dalgasına yol açmaması gerektiği hakkındaki çalışmalarımızı paylaştık. Kendilerinin kıymetli görüşlerinden istifade ettik.

Siyasi Etik Yasası ile ilgili çalışmalarımızı, bunların yerel yönetimleri, tüm belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini, milletvekillerini, parti genel başkanlarını, bakanları ve cumhurbaşkanını kapsayacak şekilde mal varlıklarının kamuoyunu ilanı hem de o mal varlıklarının edinilişiyle ilgili olarak en şeffaf şekilde izahı noktasındaki beklentimizi, çalışmamızı, kararlılığımızı ifade ettik. Bu konuda her zaman olduğu gibi, Sayın Genel Başkanın Greco Kriterleri’ni de kapsayacak, aşacak bir Siyasi Etik Yasası konusundaki desteğini ve geliştiren önerilerini dinleme fırsatı bulduk.

“Dayatmayla belediye başkanı transfer eden anlayış inanılmaz bir tansiyon yaratmış durumda

Ara seçim gündemi, bir süredir Türkiye’nin gündeminde. Çünkü Sayın Erdoğan doğrudan sandığa saldıran, sandığın sonuçlarını kabul etmeyen ve adeta yerel seçimde kullanılan oyları hor gören, hiçe sayan bir tutum içinde. Bunun bir tek sebebi var. O da başta çok eleştirdiğimiz, ‘Siz bir kişiyi beş yıllığına seçiyorsunuz, gerisine karışmıyorsunuz. Siz seçiyorsunuz, sonra kenara çekiliyorsunuz. Demokratik bir yönetim, hukuka uygun bir yönetim talebiniz de olamaz. Buna itirazlarınız varsa bunu ancak seçim sandığına kavuşursanız kullanacağınız oyla belli edersiniz’ yaklaşımı var. Ve seçim sandığının verdiği mesajı almayan, onunla inatlaşan, onunla kavga eden bu yönetim anlayışına karşı bizim çok yönlü sandık talebimiz var. En başta erken seçim talep ediyoruz. Bunu tüm muhalefet liderleri ayrı ayrı bugüne kadar dile getirdiler, dile getirmeye devam ediliyorlar. Biz Aydın gibi, Bursa gibi, Gaziosmanpaşa gibi, Bayrampaşa gibi milletin başka bir siyasi partiye görev verdiği yerde, o siyasi partinin belediye başkanlarını bir bahaneyle gözaltına alıp, tutuklayıp yerine AK Parti’den belediye başkanları seçen ya da belediye başkanına ‘Ya partime geçeceksin ya Silivri’ye gideceksin’ dayatmasıyla belediye başkanı transfer eden bu anlayış, bilhassa bir an önce saydığım Gaziosmanpaşa’da, Bayrampaşa’da, Aydın’da, Bursa’da inanılmaz bir tansiyon yaratmış durumda.

“Ara seçimin Anayasal bir zorunluluk olduğunu okumasıyazması olan herkes anlıyor

Erdoğan’a seslendik: ‘Gelin, buraya sandığı koyalım ve millet sizin ithamlarınıza, iftiralarınıza inanıyorsa size versin görevi. Ama iddia ediyoruz ki çok daha yüksek bir oranda seçtiğinin arkasında duracak’ dedik. Bu konuda cevap duymadık. ‘Erken seçim yapacaksanız, erken yerel seçim de yapalım, iki seçimi birleştirelim. Biz ona dahi varız. İki yıl önce yüzde 65’ini kazandığımız bu coğrafyanın seçimlerinin yenilenmesine varız. Çünkü milletin kararına güveniyoruz’ dedik. Bunda da bir şey duymadık. Son olarak seçimle ilgili beklenti ve talebimizi dile getirdik. Ara seçim yapmanın bir zaruret olduğunu ve boş sandalyeler için bir an önce bu kararın alınmasının Anayasal bir zorunluluk olduğunu şimdi okuması-yazması olan herkes anlıyor, herkes kabul ediyor. Ve bu konuda adeta suç üstü durumuyla karşı karşıyayız.

“Erdoğan, yürütme olarak direktif verme gibi bir tarihi hatayı yapmış durumda

AK Parti erkenden sözü tüketip hele hele bir de Erdoğan’ın ‘Ara seçim gündemimizde yok’ lafıyla adeta Anayasa’yı açıkça ihlal etme, Meclis’in sorumluluğunda olan bir meseleye yürütme olarak direktif verme gibi bir tarihi hatayı yapmış durumda Sayın Erdoğan. Ara seçim Meclis’in görevidir, Anayasal zorunluluktur. Bu konuda Meclis Başkanı’na da Meclis’te milletvekili olan tüm siyasi partilere de önemli görevler düşmektedir. Bu konudaki mesele artık toplumsal bir mutabakata, işin gerekliliği toplumsal bir kabule dönüşmüştür. 1960’tan bugüne kadar ne rahmetli Demirel ne rahmetli Ecevit ne Erbakan ne Özal ne Türkeş ara seçimden kaçmışlardır. Sayın Erdoğan, ilk iktidar oldukları dönemde, Siirt seçimlerinin iptal edilmesiyle AK Parti ile CHP’nin mutabakatıyla bahsettiğimiz 78’inci madde, yani ara seçim maddesine 3’üncü fıkra eklenerek ‘Bir ilin tüm milletvekilleri boşaldıysa 90 günü takip eden pazar günü ara seçim yapılır’ maddesiyle yapılan ara seçimle milletvekili olmuş ardından da Başbakan olmuştur. Ve bugüne kadarki siyasi yolculuğu başlamıştır. O yüzden de o ilk dönemde anayasada, ‘Ara seçim bir kere yapılır’ dendiği için bir daha ara seçim yapılmamıştır. Sonra milletvekili seçim süresinin beş yıldan dört yıla indirdiği için ve ara seçim maddesini düzenledikleri için o özensiz Anayasa değişikliğiyle birlikte, bu durumda da bu sefer dört yıllık sürede 30 ay kısıtı ve bir yıl kısıtı gelince ara seçimlerin yapılmasına fiili imkansızlık ortaya çıkmıştır. Şimdi yeniden beş yıla çıkmış olan milletvekili seçim sürecinde 30 ay dolmuş, 1961’den beri olan 1982 Anayasası’nda da olan tüm dokümanları Genel Başkanlarıma da arz ettim, tutanaklarda da bir ara ‘yapılabilir’ yazılıp sonra ‘yapılır’açevrilen ve daha o kanun, o Anayasa maddesi görüşülürken ‘yapılabilir’ demeyelim yapılması zorunlu olsun diye tutanakların da mevcut olduğu durumda şimdi Sayın Erdoğan, ‘Ben 78’inci maddedeki ara seçimi yapmayacağım’ demektedir.

Ara seçimden kaçmak, Anayasayı ihlal suçuyla birlikte siyasi bir tükenmişliğin de itirafıdır

O zaman kendisine soru şu: 77’nci maddede ‘yapılır’ denen Cumhurbaşkanlığı seçimiyle gelirken Anayasa uygulanacak, ‘Beş yılda bir milletvekili seçimi yapılır’ ile milletvekili seçimleri yapılacak. Ama ara seçime gelince, siz son genel seçimlerde birinci çıktığınız Afyon’da, Kırıkkale’de, Kastamonu’da, İstanbul birinci bölgede, Hatay’da seçime gireceğiniz takatiniz olmadığı için, birinci parti çıkamayacağınızı bildiğiniz için, güç kaybettiğinizi gördüğünüz için ara seçimden kaçacaksınız. Ara seçimden kaçmak, Anayasa’yı ihlal suçuyla birlikte siyasi bir tükenmişliğin de itirafıdır. Bunu bu zeminde bir kez daha sayın Erdoğan’a hatırlatıyorum. Bahsettiğimiz seçim bölgelerinin tamamında son milletvekili seçiminde birinci çıkmış bir parti, şimdi Meclis’te boş sandalyeleri seçime girip de AK Partililerle doldurabilecek olsa neden bundan kaçmaktadır? Kaybettiğinizi, tükendiğinizi gördüğünüzden, giriştiğiniz darbe girişimi milletin vicdanından döndüğünden ötürü şimdi bu durumdasınız. Bunu açık ve net bir şekilde görüyoruz. Bir kez daha sizi Anayasa’yı çiğnememeye ve gelip mertçe rekabet etmeye davet ediyoruz. Ama siz bunun yerine son yerel seçimdeki mağlubiyetin intikamını almak, oradaki seçimi kazananlara saldırmak, operasyonlar yapmak ve darbe yoluyla memlekette verilmemiş yetkileri almaya çalışmayı tercih ediyorsunuz. Bunu da milletin takdirlerine sunuyorum.”

Erdoğan, 2002’de milletvekili grubuna aynı benim bugün söylediğim gibi, ‘Ara seçim isteyin’ talimatı vermiştir”

Özel ve Uysal, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özel, Ak Parti’den gelen Erdoğan’ın ara seçimle milletvekili seçilmediğine ilişkin açıklamaların sorulması üzerine, şunları söyledi:

“Dün bahsettiğimiz kanun teklifi, 21 Haziran 2002 günü, 21’inci dönemde, AK Parti muhalefetteyken o günkü iktidara, yani üçlü koalisyon hükümeti sırasında verilmiş bir kanun teklifidir. O gün de kanun teklifini veren milletvekili, AK Parti’nin seçim ve hukuk işlerinden sorumlu milletvekilidir o gün. Demektedir ki ‘Süresi dolmuştur, ara seçim yapılmalıdır. Boş olan sandalyeler doldurulmalıdır. Bu bir Anayasal zorunluluktur. Derhal bu yapılmalıdır.’ Bu kanun teklifi ortada ve sizlerle paylaştım. Bu kanun teklifine göre AK Parti’nin o sırada Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Milletvekili değildir ama partinin Genel Başkanı’dır. Milletvekili grubuna verdiği talimat, ‘Ara seçim isteyin. Anayasal zorunluluktur. Milletin önüne ara seçim sandığı gelsin’dir. Aynen bugün benim söylediğim gibi. Bu kanun teklifi Meclis’e verildikten sonra görüşülmesi gündeme alınmadığında ki 40 gün geçmesi gerekiyor görüşülmesi için, süre daha gelmeden Sayın Bahçeli tarafından erken seçim çağrısı yapıldığı ve 3 Kasım 2002 gününe erken seçim kararı alındığı için ara seçim talebinin hayata geçmesi mümkün olmamıştır. Ama isteyen AK Parti’dir. AK Parti’nin Seçim ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Kocaeli Milletvekili teklifi vermiştir. Teklif elinizde.

Erdoğan mevcudiyetini ara seçime borçludur

Erdoğan’ın ara seçimle gelmesi bu ara seçimle değildir. 22’nci dönemde Erdoğan hani hepimizin bildiği ‘Muhtar bile olamaz’ diye değerlendirilen ve almış olduğu cezadan dolayı siyaset yasağı olduğu için milletvekili adayı olamamıştır. Partisinin Genel Başkanı’dır ama milletvekili değildir. Bu yüzden Başbakan değildir. Sayın Abdullah Gül o sırada Başbakan’dır. O sırada CHP seçimi kazanmış bir genel başkanın, başbakan olmamasının demokratik olmadığını değerlendirmiş, AK Parti ile görüşmüş, Siirt seçimlerinin de iptal edilmesiyle birlikte Anayasa’ya biraz önce bahsettiğim üçüncü fıkra eklenmiştir. Bu fıkra hükümünce yapılan ara seçimlerde, Siirt’ten milletvekili seçilmiştir. Bu detayı düşünmeyen AK Partili birtakım sözcüler, ‘Siirt seçimleri, Siirt boşaldığı için orada yapıldı. Yapılan ara seçim değildir’ diyor. Oysa ki Aralık 2002 tarihinde ek fıkra, ‘Yukarıda yazılı belirtilenlerden ayrı olarak bir ilin veya seçim çevresinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde üyesinin kalmaması halinde boşalmayı takip eden 90 günden sonraki ilk pazar günü ara seçim yapılır’ maddesi eklendiği için Siirt’te ara seçim yapılmıştır. O ara seçimde Erdoğan Siirt’ten milletvekili olmuştur ve Başbakanlık görevini üstlenmiştir. 22’nci dönemde başka bir ara seçim de bu ara seçim yapıldı diye yapılamamıştır. Olay bu kadar açık ve ortadadır. Sayın Hayati Yazıcı, Anayasa’daki bu değişikliğin ara seçim maddesine eklendiğini hatırlayamadığı için ‘Siirt seçimleri iptal olduğu için Erdoğan geldi, ara seçimle gelmedi’ demektedir. Oysa ki bu düzenleme yapılmamış olsa bir bölge boşalsa da orada ara seçim hemen yapılamıyordu. Çünkü yukarıdaki 30 ay kuralına takılıyordu. 30 ay beklenmeden ara seçim yapılması bu düzenlemeyle mümkün olmuştur. Erdoğan mevcudiyetini ara seçime borçludur. Bugün ara seçimin Anayasal zorunluluk olduğunu inkar etmek, kendisini inkar etmektir.”

“Yenişehir Belediyesi’nde Belediye Başkanıyla ya da siyasilerle ilgili herhangi bir durum yok”

Özel, Yenişehir Belediyesi’ndeki gözaltılar ve belediyede yapılan aramanın sorulması üzerine şöyle konuştu:

“Mersin Yenişehir Belediye Başkanımızla konuştuk. Yenişehir Belediyesi’nde birtakım ihbarlar, duyumlar üzerine bazı aramaların yapıldığını, kendilerinin de konu hakkında tam olarak bilgi sahibi olmadıklarını, belediye başkanıyla ya da siyasilerle ilgili şu an itibarıyla herhangi bir gözaltı veya soru, soruşturma ve odalarında arama gibi bir durumun olmadığını bana ifade etti. Dikkatle takip ediyoruz. Ama şu kadarını söyleyeyim: Türkiye’nin dört bir yanında Cumhuriyet Başsavcılarına ya da doğrudan bazı savcılara Ankara’dan, ‘Hiç mi ihbar yok? Soruşturma dediğin basit şüpheyle başlar.’ Hatta ilk göreve geldiği gün Adalet Bakanı bir gaf yapmıştı, ‘Kuvvetli şüphe ile başlar’ demişti. Soruşturmanın basit şüpheyle başladığı, kuvvetli şüpheyle de kovuşturma evresine geçilebildiği konusu kendisine hatırlatılmıştı. O travmatik bir düzen içinde zihin işlediğinden ötürü, her telefona ‘Soruşturma basit şüpheyle başlar. Hiç mi ihbar yok, hiç mi söylenti yok? Sosyal medyada da mı bir şey yok’ diyerek, Cumhuriyet Başsavcılarına birtakım operasyonlar telkin edilmekte veya birtakım soruşturmaların yapılması noktasında baskılar yapıldığı kulağımıza geliyordu.

Akın Gürlek’in varlığı, hukuka güven ve yargı bağımsızlığı noktasında taşınamaz yük haline dönüşmüştür

Bunların hangisi bu tip bir noktadan hareketle yapılmıştır? Hangisi Cumhuriyet Başsavcılıklarına gelen ve değerlendirilmesi hukuken de gerekli ihbarlar neticesinde yapılmaktadır? Onu zaman içinde iddialar ortaya çıktığında, iddianameler oluşacaksa iddianamelere dönüştüğünde göreceğiz. Ama şu anda öyle bir noktadayız ki Akın Gürlek, ‘İki kere iki dört’ dese, bunun asla doğru olmadığını düşünen toplumda yüzde 75’lik kesim var. Bugüne kadar yaptıkları her şey onları bu noktaya getirdi. Türkiye’nin herhangi bir yerinde gerçekten hukukun gerektirdiği bir soruşturma açılacak olsa… ‘Yoktur ama, olmaz ama, asla kabul etmem ama içimizde gerçekten bir hırsız varsa herhalde kendini en güvende hisseden kişi odur.’ Çünkü o kadar haksız işler yapıyorlar ki artık bundan sonra yaptıkları her işte ciddi bir şüphe vardır. Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı’nda oturduğu her gün Türkiye’nin dört bir yanında görev yapan ve görevinin gereğini yaptığını düşünen tüm savcılar, hakimler açısından şüphe uyandırmaktadır. Akın Gürlek’in varlığı, hukuka güven ve yargı bağımsızlığı noktasında taşınamaz yük haline dönüşmüştür.

AK Parti’de müebbet hapisten kurtulabilecek belediye başkanı bir elin parmaklarını geçmez

Türkiye’nin herhangi bir yerinde yapılan herhangi bir operasyona kimsenin ‘Hukuki bir operasyondur’ diyecek durumu yoktur. Zaten dün Bornova Belediye Başkanımızın muhatap olduğu süreci biliyorsunuz. Kendisi telefonla görüşüne başvurulmak üzere davet ediliyor. Ardından bunun bir gözaltı sürecine dönüşmesi telkin ediliyor. Kendisi gözaltına alındığını öğreniyor. Sonra ifadelerini veriyor. O basit ve kendisiyle ilgili olmayan hususta, doğrudan kendisinin sorumluluğu olmayan hususta ve kalkıp eve gideceğini düşündüğü sırada, tutuklama talebiyle sevk ediliyor hakime. Allah’tan hakim bakıyor ve ne kendisi ne diğer arkadaşlar için tutuklama gibi bir tedbire ihtiyaç duymuyor. Dünkü konu gibi yani kendisinin haberdar olduğunda soruşturma açtığı ve kamu zararını kendi cebinden karşıladığı ve bunu bir özeleştirel şekilde kamuoyuyla paylaşan kişiye tutuklama talep ediyor. Bir personelin işte o kamuoyunda işe gitmeden maaş alan bankamatik personel gibi bir personelin birkaç aylık maaşıyla ilgili bir durum. Eğer Türkiye’de bankamatik personel çalıştırma yüzünden belediye başkanı tutuklanacaksa, AK Parti’nde müebbet hapisten kurtulabilecek belediye başkanı bir elin parmaklarını geçmez. Bulsunlar. Bu kadar net söylüyorum.”