(ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, 2026 yılı bütçesinde faiz giderlerine ayrılan kaynağın yatırım harcamalarının 10 katını aştığını belirterek, “İşçi ve memur kölelik şartlarında çalışıyor. Emekli açlık sınırının altında maaş alıyor. Ne yatırım yapılıyor ne de vatandaşa refah sağlanıyor. Para nereye gidiyor? Faize ve borçlara… Böylece yeni borçlanma yapılıyor. Bu bütçe, otoriter bir rejimin yarattığı yıkımın bütçesidir. Zengini daha zengin eden, fakiri iyice sefalete batıran projenin adıdır” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 2026 bütçesine ilişkin verileri paylaştı. Bütçede faize ayrılan kaynağın büyüklüğüne dikkati çeken Karabat, bu kaynağın yatırıma ayrılan kaynağın 10 katından fazla olduğunu söyledi.
Bütçe gelirlerinin iki aylık dönemde yüzde 69,1 artışla 2 trilyon 774 milyar 838 milyon liraya ulaştığını, vergi gelirleri tahsilatının ise aynı dönemde yüzde 67,2 artarak 2 trilyon 303 milyar 196 milyon lira olduğunu açıklayan Karabat, “Bütçe gerçekleşmeleri TÜFE’nin üzerinde artıyor. Bu da bize ayrıca TÜİK’in enflasyon hesaplamalarının gerçeği yansıtmadığını gözler önüne seriyor. Peki, bu bütçede ne var? Yine günü kurtaran, tüketimi pompalayan, sorunları çözmeyen bir bütçe ile karşı karşıyayız. Yılın ilk 2 ayında faiz iki katına çıkıyor, cari harcama patlıyor, yatırım kalemleri küçülüyor” ifadelerini kullandı.
Faiz giderlerine ilişkin bir tablo da paylaşan Karabat, 2025 Ocak ve Şubat ayları ile 2026’nın Ocak ve Şubat aylarını karşılaştırdı. Karabat’ın paylaştığı tabloya göre, 2025 Ocak ve Şubat aylarında faiz gideri toplam 302 milyar lirayken 2026 yılının aynı döneminde faiz gideri 640 milyar lirayı aştı.
“Faizdeki her artış; eğitimden, sağlıktan, yatırımdan kesilen pay anlamına geliyor”
Bütçede en kritik kalemlerden birinin cari transferler olduğunu vurgulayan Karabat, şunları kaydetti:
“Bu kalem, emekli maaşları, sosyal yardımlar, SGK açıkları gibi devletin karşılıksız yaptığı ödemeleri kapsar. Artması ilk bakışta ‘sosyal devlet güçleniyor’ gibi görünse de vatandaşın alım gücü düştüğü ve yoksulluk arttığı için burada ciddi bir verimsizlik ve sistem sorunu var. Devletin yatırım yapılması için ayırdığı para olan sermaye giderleri ve transferleri ise gittikçe geriliyor. Üretime, altyapıya, büyümeye yatırım yoluyla yapılması gereken katkı yapılmıyor. Borçlanmaya ve tüketime yol açılıyor. Bu da AKP’nin en büyük stratejisi olarak karşımıza çıkıyor. Faiz giderleri hızla artıyor. Devlet kaynakları üretim ya da yatırım yerine borç ödemeye ayrılıyor. Faizdeki her artış; eğitimden, sağlıktan, yatırımdan kesilen pay anlamına geliyor.
“Duvara toslamak üzereyiz, ancak tünelin sonunda ışık arıyoruz”
Emekliye bin TL fazla ikramiye veremeyenler, faiz baronlarına trilyonlar aktarıyor. Cari transferlerin Ocak ve Şubat aylarında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 31 artarak 1 trilyon lirayı aştığını görüyoruz. Faiz gideri ise yüzde 111 artarak 302 milyar TL’den 640 milyar TL’ye ulaştı. Cari transfer ve faiz giderleri artıyor. Yani AKP, geleceğe yatırım yapmak yerine günü kurtarmaya çalışıyor. Kısa vadede refah gibi görünen bu model, uzun vadede çok derin ekonomik sorunlara yol açıyor. Şu an yaşadıklarımız da tam olarak bu sürecin başlangıcı. Sermaye giderleri ve transferleri, yani yatırım için ayrılan tutar 63 milyar TL. Faize ödenen miktar ise 640 milyar TL. Yani AKP’nin bütçesinde faize, yatırımın 10 katından fazla para ödeniyor. İşçi ve memur kölelik şartlarında çalışıyor. Emekli açlık sınırının altında maaş alıyor. Ne yatırım yapılıyor ne de vatandaşa refah sağlanıyor. Para nereye gidiyor? Faize ve borçlara… Böylece yeni borçlanma yapılıyor. Bu bütçe, otoriter bir rejimin yarattığı yıkımın bütçesidir. Zengini daha zengin eden, fakiri iyice sefalete batıran projenin adıdır. Duvara toslamak üzereyiz, ancak tünelin sonunda ışık arıyoruz.”


