Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Özgür Karabat: “AKP’nin yaptığı, gelecek nesilleri döviz borcuna ipotek etmektir”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, “Aldığımızdan fazlasını geri ödeyeceğimizi baştan kabul ederek borçlanıyoruz. Bu borçlanma yatırıma, istihdama, fabrikalara dönüşmüyor. Tüketimin körüklendiği borçlanma sisteminde sahte refah yaratılıyor; ancak bunun yol açtığı kırılganlık ve kriz ihtimali düşünülmüyor. Ekonomi tasarrufla, verimlilikle, üretimle ve gelir adaletiyle değil, borçla canlı tutulmaya çalışılıyor. Bu canlılık gerçek değil, suni solunumdur. AKP’nin yaptığı, gelecek nesilleri döviz borcuna ipotek etmektir” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, "Aldığımızdan fazlasını geri ödeyeceğimizi

(ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, “Aldığımızdan fazlasını geri ödeyeceğimizi baştan kabul ederek borçlanıyoruz. Bu borçlanma yatırıma, istihdama, fabrikalara dönüşmüyor. Tüketimin körüklendiği borçlanma sisteminde sahte refah yaratılıyor; ancak bunun yol açtığı kırılganlık ve kriz ihtimali düşünülmüyor. Ekonomi tasarrufla, verimlilikle, üretimle ve gelir adaletiyle değil, borçla canlı tutulmaya çalışılıyor. Bu canlılık gerçek değil, suni solunumdur. AKP’nin yaptığı, gelecek nesilleri döviz borcuna ipotek etmektir” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, sosyal medya hesabından “Sahte refah döviz borcuyla sağlanıyor, gelecek nesiller ipotek altına alınıyor” başlığıyla bir dizi paylaşım yaptı. Karabat, şunları kaydetti:

“Merkezi yönetim borç stoku 2025 sonunda faiz hariç 13,7 trilyon TL oldu. Sadece bir yıllık artış 4,4 trilyon TL. Bu, bütçe disiplini değil, borç patlamasıdır. Başkanlık sisteminin devreye girdiği 2018’de; 1 trilyon TL olan borç stoku, yedi yılda 14 katına çıktı. Hız o kadar yüksek ki borç her 18 ayda bir ikiye katlanıyor. Bu sürdürülebilirlik değil, alışkanlık. AKP ise borçlanmayı ekonominin doğası gereği gibi gösterip, borcun milli gelire oranını öne sürüyor. Sorun borcun oranı değil, borcun yapısı. Devlet kendi parasıyla değil, döviz ve altınla borçlanıyor.

“Oranlar düşüyor gibi görünüyor ama miktar düşmüyor”

Döviz ve altınla borçlanmak; bugün TL harca, yarın kur farkı ve faiz öde demek. İç borç stoku bile dolarizasyon sarmalında. Dövizli borç toplamının Hazinenin toplam borcuna oranı, 2010’lu yıllarda yüzde 25’ler seviyesindeydi. 2021’de yüzde 65’i geçen bu oran şimdi yüzde 55 seviyesinde. Oranlar düşüyor gibi görünüyor; ama miktar düşmüyor. 2025’te içeriden döviz ve altınla borçlanma 44 milyar doları aştı.
Yani risk azalmak bir yana daha da derinleşiyor. Borçlanmada daha vahim tablo ise şu: 2025’te Hazine kasasına giren net nakit 2,5 trilyon TL, ama borç stoku 4,4 trilyon TL arttı. Kur ve faizin faturası işte budur. Yurt içinde ve dışında yaşanan krizlerde borçlanma kısa süreli yapılabilir. Ama bu durum sürekli hale gelirse, borç ulusal para yerine dolarla ve altınla yapılırsa borç stoku dolarize olur.

“Aldığımızdan fazlasını geri ödeyeceğimizi baştan kabul ederek borçlanıyoruz”

Aldığımızdan fazlasını geri ödeyeceğimizi baştan kabul ederek borçlanıyoruz. Bu borçlanma yatırıma, istihdama, fabrikalara dönüşmüyor. Tüketimin körüklendiği borçlanma sisteminde sahte refah yaratılıyor; ancak bunun yol açtığı kırılganlık ve kriz ihtimali düşünülmüyor. Ekonomi tasarrufla, verimlilikle, üretimle ve gelir adaletiyle değil, borçla canlı tutulmaya çalışılıyor. Bu canlılık gerçek değil, suni solunumdur. AKP’nin yaptığı, gelecek nesilleri döviz borcuna ipotek etmektir.”