Haber: Oktay YILDIRIM – Kamera: Umut Emre GÖKBULUT
(İSTANBUL) CHP İstanbul İl Kongresi’ne hile karıştırıldığı iddiasıyla aralarında CHP İl Başkanı Özgür Çelik, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın da arasında bulunduğu 10 parti yöneticisi hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenlendi. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik “Neden düzenlendi bu iddianame? iki kişinin ifadelerinden kaynaklı. Kim bu insanlar? Bir tanesi sosyal medya trolü. Gelelim ikinci kişiye. Veli Gümüş isimli birisi. Bu 300 günlük operasyonlar kapsamında gözaltına alınmış. Hakkında 50 yıllık iddianame düzenlenmiş. Bir düzen kuruldu, iftira, at, kurtul düzeni. Bu iftira at, kurtul düzeninden faydalanarak cezaevinden çıkabileceğini düşünüp, tamamen yalan ve iftira söylemlerle bir etkin pişmanlık ifadesi vermiş ve onun ifadeleriyle şu anda bu iddianame düzenlendi” dedi. Çelik hakkında açılan diğer davalar ile ilgilide “Değil 15 buçuk yıl 150 yılla yargılasalar, bin 500 yılla yargılasalar, biz adalet, özgürlük, demokrasi mücadelemizden vazgeçmeyiz” dedi.
CHP İstanbul İl Kongresi’ne hile karıştırıldığı iddiasıyla aralarında CHP İl Başkanı Özgür Çelik, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın da arasında bulunduğu 10 parti yöneticisi hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenlendi. İddianamenin neden düzenlendiğine dair bilgi veren Özgür Çelik, Anka Haber Ajansına konuştu. Çelik şunları söyledi:
“İsmini hiç ağzıma almak istemiyorum, bir sosyal medya trolü”
“Neden düzenlendi bu iddianame? iki kişinin ifadelerinden kaynaklı. İki ayrı insan gidiyor savcılığa bir ifade veriyorlar ve bunların ifadelerinden sonra İstanbul Kongresiyle ilgili bir soruşturma başlatıldı. Peki kim bu insanlar? Bir tanesinin ismini hiç ağzıma almak istemiyorum, bir sosyal medya trolü. Aylardır Cumhuriyet Halk Partili belediyeler hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi’nde görev yapan siyasi insanları hakkında mesnetsiz dedikoduları, sosyal medyada paylaşan bir insan. O ismini ağzıma almadığım kişinin ifadelerinin özeti şu. Duyduğum kadarıyla, bildiğim kadarıyla şöyle şöyle olmuş. Tamamen muğlak ifadeler, tamamen dedikodudan ibaret ifadeler. Gelelim ikinci kişiye. Kim bu ikinci kişi. Veli Gümüş isimli birisi. Bu 300 günlük operasyonlar kapsamında gözaltına alınmış. Hakkında 50 yıllık iddianame düzenlenmiş ve bu 300 günlük zaman dilimi içerisinde hep söylüyorum ben bir düzen kuruldu, iftira, at, kurtul düzeni. Bu iftira at, kurtul düzeninden faydalanarak cezaevinden çıkabileceğini düşünüp, tamamen yalan ve iftira söylemlerle bir etkin pişmanlık ifadesi vermiş ve onun ifadeleriyle şu anda bu iddianame düzenlendi.
“Kaybetmenin hırsıyla ve öfkesiyle gidip bana menfaat teklif dediklerinde buralara soruşturmalar mı açılacak”
Peki ne diyor Veli Gümüş? Diyor ki İstanbul Kongresi’nde ben delegeydim diyor il delegesi. Bana diyor menfaat teklif edildi. Şimdi kimdir bu Veli Gümüş? Bakın İstanbul Kongresi’nde iki liste yarıştı. Beyaz liste Özgür Çelik’in listesi kırmızı liste Cemal Canpolat listesi. Kim bu Veli Gümüş? Tabii ki parti içerisindeki rekabetten bahsediyoruz günün sonunda hepsi Cumhuriyet Halk Partisi’nin listeleri. Benim İstanbul Kongresi’nde rekabet içerisinde olduğum Sayın Cemal Canpolat’ın listesinde 18’inci sırada yönetici adayı olan kişi. Şimdi bana menfaat teklif edildi diyen kişi Cemal Canpolat’ın yani benim yarıştığım kişinin listesinde 18’inci sırada yönetim kurulu üyesi adayı olan bir kişi. Şimdi bu ifadelerle yani rakip listede olan birisinin ifadeleriyle bir soruşturma başlatılacaksa Türkiye’de şöyle bir şeyin yolu açılmaz mı? Siyasi partiler listeler yarıştırıyor, spor kulüpleri listeleri yarıştırıyor, sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri listeler yarıştırıyor. O zaman şimdi kaybeden listelerdeki insanlar kaybetmenin hırsıyla ve öfkesiyle gidip kaybetmenin hırsıyla ve öfkesiyle gidip bana menfaat teklif dediklerinde buralara soruşturmalar mı açılacak? Kaldı ki sadece kaybetmenin hırsı öfkesi değil. Hakkında 50yıl iddianame düzenlenmiş, henüz yargılama süreci başlamamış iftira at kurtul düzeninden faydalanmak isteyen bir kişi. Birinci boyut bu.
“İnan Güney’in fotoğrafını o ses kaydının üzerine görüntüye monte etmişler”
İkincisi bir ses kaydından bahsediliyor. İşte efendim bir ses kaydı vardı bu ses kaydı içerisinde birkaç kişi İstanbul Kongresi’ne yönelik konuşmalar yapmışlar. Bu ses kaydının içerisinde benim tek bir kelime sesim yok. Bu ses kaydının içerisinde İnan Güney’i mesela ifadeye çağırdılar henüz tutuklanmamıştı o zaman. İnan Güney’in fotoğrafını o ses kaydının üzerine görüntüye monte etmişler. İnan Güney’in ses kaydının içerisinde tek bir kelime ifadesi yok. İfadesini alan savcı kendisine diyor ki ya kusura bakma başkanım seni de buraya çağırdık. Ses kaydının içerisinde sesin yok ama üstünde fotoğrafın vardı o yüzden çağırmak zorunda kaldık. Yani fotoğraf montaj yapıldığı için Beyoğlu Belediye Başkanı ifadeye çağrıldı.
“655 delegenin tamamını aradım”
Bunların iftira olduğunu anlayacağımız başka durumlar da var. Mesela diyor ki bu iftira at kurtul düzeninden faydalanmaya çalışan 18’inci sıradaki yönetici adayı diyor ki ifadesinde Özgür Çelik diyor, beni ağustos ayında aradı ve il kongresiyle ilgili benden destek istedi diyor. Bakın, ben ağustos ayında Bahçelievler ilçe başkanlığına adaydım. İlçe başkanlığı yürütüyordum. Ama aynı zamanda ilçe başkanlığına adaydım. 20 Ağustos’ta Bahçelievler ilçe Kongresi gerçekleşti ve ben orada tekrar başkan seçildim. Ben 8 Ekim’de İstanbul il kongresinde seçildim ve kendisini 8 Ekim’de aradım bir kere aradım kendisiyle bir konuşma yaptım ve burada da zaten iddianamenin içerisindeki HTS kayıtlarında var kendisini ekim ayında aradığım. Bu da zaten tespit edilmiş savcılık makamı tarafından. Nereden anlıyoruz yalan olduğunu beni ağustos ayında aradım diyor. Oysa ben kendisini 8 Ekim’de aradım. Ama ben herkesi aradım 8 Ekim’de. İstanbul il kongresinde oy kullanacak 655 delegenin tamamını aradım. Hepsiyle birer birer konuştum.
“Hani insan yalan söylerken şaşırır ya. Yalan söylerken şaşırdığını buradan da görebiliyoruz”
Hepsini aradığımda, hepsine de standart cümleler kullandım. Dedim ki, Sayın Cemal Canpolat kıymetli bir büyüğümüzdür. Daha önce il başkanlığı yaptı, belli bir yaşa gelmiş. Ben daha genç birisiyim. Benim de ilçe başkanlığı deneyimim var. Önümüzdeki süreçte partiyi daha iyi temsil edebileceğime inanıyorum. Bunun için sizden oy istiyorum dedim ve bütün delegeleri aradım bir bir. Ama kurduğum cümleler, standartlar bunlardır. Bir başka şey söylüyor. Diyor ki işte ben Cemal Canpolat’ın listesinde kurultay delegesi adayıydım diyor. Bakın bu da doğru değil. Yani ifadelerinin yalan ve iftira olduğunu buradan da anlayabiliriz. Bakın Sayın Cemal Canpolat’ın kurultay delegelerinin listesi burada. Kendisi orada il yöneticisi adayı. Hani insan yalan söylerken şaşırır ya. Yalan söylerken şaşırdığını buradan da görebiliyoruz. Ağustos’ta aradım diyor. HTS kayıtlarında var bir kere aramışım. Ne zaman? Ekim ayında. Oy istiyorum. Aday herkesi arayıp oy ister. Ne diyor? Ben Cemal Canpolat’ın listesinde kurultay delegesiydim diyor. Adayıydım diyor. Hayır il yöneticisi adayıydı.
“Herkes kendine oy verdiği için buraya bir hile karışması söz konusu değildir, olamaz”
Bir de İstanbul seçimine hile karıştı diye biliyorsunuz bugün bütün gazeteler manşet yaptı. Bakın niye karışmaz biliyor musunuz? Ben size anlatayım diye karışmayacağını. İstanbul Kongresi’nde toplam oy kullanma hakkına sahip 655 delege vardır. 600 tanesi ilçelerden seçilerek gelir 55 de doğal delege vardır. İşte il yöneticileri, disiplin kurulu üyeleri ve o ilin milletvekilleri. Şimdi iki liste yarıştı o kongrede. Neden hile karışmaz? İki liste yarıştı o kongrede. Bakın bu listede 290 kişinin ismi yazılı. Bu listede de 290 kişinin ismi yazılı. Zaten 600 yakın delege kendisine oy veriyor. Şu kırmızı listedeki herhangi bir isim burada il başkan adayına tabii ki oy verebilir ama ilk önce kendisine oy veriyor. Bu beyaz listedeki 290 kişilik isim kendisine oy veriyor. Zaten Fatih Kongresi iptal edilmişti belli bir sayıda delege de yoktu. 640 civarında delegeyle yapıldı İstanbul il kongresi. Zaten 600 yakın isim listelerde yazılı herkes kendisine oy verdi ben 32 oyla kazandım. Geriye kalan o hiçbir listeye yazılmayan delegelerin verdiği oylarla kazanmış oldum. Dolayısıyla zaten iki listeye 600 yakın isim yazıldığı için burada herkes kendine oy verdiği için buraya bir hile karışması söz konusu değildir, olamaz”
Hakkında açılan davaları değerlendiren Çelik şunları söyledi:
“Fıkra bu kadar”
“Şöyle söyleyeyim 15 buçuk yıllık Çağlayan Adliyesi olaylarından kaynaklı bir iddianame var. 22 Eylül’de bunun duruşması görülecek ama kurultayla ilgili dava var. Bu kurultay meselesini çok kısa anlatırım. Çünkü gerçekten fıkra gibi ve çok kısa. Hani kısa fıkralar olur ya bizim ülkemizde böyle. Kısacık üç beş cümlelik fıkralar ve çok komiktir. O kadar komik bir kurultay davasıyla karşı karşıyayız. Neden? Fıkrayı anlatayım şimdi. Beni buradan Ankara’ya, Ankara Adalet Sarayı’na davet etti savcılık makamı. Gittim sayın savcının karşısına oturdum. Dedi ki başkanım hoş geldin İstanbul’dan. Dedim hoş bulduk Sayın Savcım. Kurultayda Bursa İl Başkanı sizin bir oteldeki çalışma odanıza girmiş. Girerken suratı asıkmış. Çıkarken yüzü gülüyormuş. Böyle bir iddia var. Bu soruya nasıl bir cevap verirsiniz? Fıkra bu kadar. Bursa İl Başkanı benim hemşerim. Yani doğduğumuz topraklar birbirine çok yakın ve ben öyle olduğunu öğrenince kendisiyle bir tanışmak istedim. Davet ettim bir çay içtik ve çıkarken yüzü gülüyormuş. Yani bir hemşerisini görüp insanın yüzü gülebilir. Aramızda bir espri olmuş olabilir fıkra bu kadar. Bununla ilgili daha fazla söylenecek bir söz yok.
“Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşünü durdurmaya çalışıyorlar birincisi bu”
Çağlayan Adliyesi meselesine gelince biliyorsunuz Ekrem Başkanımız bir ifadeye davet edilmişti. Henüz tutuklanmamıştı ve orada Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel tarafından bir çağrı yapılmıştı. Herkesi Ekrem İmamoğlu’nu ve haklı davamızı savunmaya davet ediyorum demişti meclis kürsüsünden bu çağrıyı yapmıştı ve oraya yüz binlerce insan gelmişti ve orada aslında mesele Ekrem Bey’in adliyeden çıktıktan sonra basın açıklaması yapacağı bir ses sistemini ya bir aracı ya bir portatif ses sistemini ya bir platformu kurma çabası içerisinde yaptığımız konuşmalardan kaynaklı 15 buçuk yıllık bir iddianame. Bu süreci içerisinde bulunduğumuz 300 günlük süreçten bağımsız değerlendirmiyoruz. Ne yapmaya çalışıyorlar. 300 gündür işte Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu Silivri zindanında. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel hakkında her gün bir soruşturma, yaptığı her konuşmadan sonra soruşturma belki hazırlanan fezleke sayısı 50’yi geçmiş olabilir açılan soruşturma sayısı. İşte İstanbul il kongresi davalık, kurultay davalık, kongre, davalık, belediye başkanları tutuklu, bürokratlar tutuklu. Yetmedi aileler tutuklu, şoförler tutuklu. Ne yapmaya çalışıyorlar? Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşünü durdurmaya çalışıyorlar birincisi bu.
“Değil 15 buçuk yıl 150 yılla yargılasalar, bin 500 yılla yargılasalar, biz adalet, özgürlük, demokrasi mücadelemizden vazgeçmeyiz”
İkincisi bu toplumun gerçek gündemini örtmek istiyorlar. Üçüncüsü önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimini kendilerine göre dizayn etmek istiyorlar. Dördüncüsü de buna itiraz eden herkesi kim olursa olsun ister gazeteci Fatih Altaylı, ister sanatçı menajeri Ayşe Barım ister öğrenciler, ister TÜSİAD’ın başkanı, ister bir sendikanın başkanı, herkese soruşturma gözaltı, cezaevi, toplumu susturmaya, sindirmeye korkutmaya gözdağı vermeye çalışıyorlar. 15 buçuk yıllık bir Çağlayan Adliyesi davası 22 Eylül’de görülecek. Ne yapmaya çalışıyorlar? Cumhuriyet Halk Partisi meydanlara çıkmasın, itiraz etmesin. Sadece beni değil, 25 arkadaşım yargılanıyor aynı davadan. İçerisinde İl Gençlik Kolu Başkanımız var, ilçe başkanlarımız var. CHP’liler de korksun sokağa çıkmasın. Şunu söylüyoruz, değil 15 buçuk yıl 150 yılla yargılasalar, bin 500 yılla yargılasalar, biz adalet, özgürlük, demokrasi mücadelemizden vazgeçmeyiz. Biz bu ülkenin insanına, ekonomik refaha sağlanmış toplumsal barışı sağlanmış, tam bağımsız bir Türkiye’yi armağan etmeden bu mücadeleden vazgeçmeyiz. Dolayısıyla bu davalar bizim gözümüzü korkutamaz”