Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ordu Demokrasi Platformu’ndan İran’a saldırılara tepki: Halkların nasıl yaşayacağına Washington’dan, Tel Aviv’den karar verilemez

Ordu Demokrasi Platformu, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarına tepki gösterdi. Platform adına basın açıklamasını yapan Sol Parti İl Başkanı Ethem İştar, “Bizler, bu toprakların kardeş İran emekçi halklarına karşı kullanılmasının tam karşısındayız ve bu suça ortak olunmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

Ordu Demokrasi Platformu, ABD ve İsrail’in İran'a saldırılarına tepki gösterdi. Platform

Gençağa Karafazlı

(ORDU) – Ordu Demokrasi Platformu, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarına tepki gösterdi. Platform adına basın açıklamasını yapan Sol Parti İl Başkanı Ethem İştar, “Bizler, bu toprakların kardeş İran emekçi halklarına karşı kullanılmasının tam karşısındayız ve bu suça ortak olunmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik saldırıları ve Orta Doğu’daki savaş politikalarına Ordu Demokrasi Platformu’ndan tepki geldi. Tahıl Pazarı’nda yapılan eylemde platform adına basın açıklamasını okuyan Sol Parti İl Başkanı Ethem İştar şunları söyledi:

“ABD ve İsrail’in, İran’a başlattığı savaş on günü geride bırakırken, savaşın daha ne kadar süreceği belirsizliğini koruyor. Açık olan şudur ki; İran’ı yağmalamak, petrol başta olmak üzere doğal kaynaklarını sömürmek ve küresel güç mücadelesinde rakip olarak görülen Çin’i geriletmek için stratejik enerji ulaşım hatlarını kontrol altına almak istiyorlar. Bunu gerçekleştirmek için rejimi yıkıp işbirlikçi bir kukla iktidar yaratmayı ise gizleme gereği bile duymuyorlar. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de gerçekleştirilen soykırım, Lübnan ve Yemen’e yapılan bombardımanlar ve Suriye’de sağlanan rejim değişikliği ile BOP kapsamında emperyalizmin çıkarları ve Siyonizmin yararı gözetilmektedir. Bölge halklarının payına ise yıkım, yağma ve ölüm düşmektedir.

“Emperyalizm halklara özgürlük ve demokrasi getirmez”

Bu emperyalist-kapitalist sömürgenler ihtiyaç duydukları müddetçe uluslararası hukuku tanır, insan haklarını gözetirler. İşlerine gelmediğinde ise hukuku rafa kaldırmaktan asla çekinmezler. Onlar için insan haklarının ve insan hayatının hiçbir önemi yoktur. ABD emperyalizminin ve soykırımcı İsrail’in halklara neler getirdiğini Afganistan’dan, Irak’tan, Libya’dan, Yemen’den, Suriye’den, Lübnan’dan ve Filistin’den biliyoruz. Emperyalizm halklara özgürlük ve demokrasi getirmez. Emperyalizmin halklara getirdiği tek şey; sömürü, baskı, katliam, doğanın talanı, geleceksizlik, kadın emeğinin ve bedeninin sömürüsü ve köleliktir. Emperyalist barbarlar haydutluklarına demokrasi ve özgürlükler elbisesi giydirirler.

“Bu gözü dönmüş haydutlar halkların düşmanıdır”

Oysa tarih, emperyalizmin halklara ölümden, gözyaşından, bitmeyen iç çatışmalardan ve parçalanmışlıklardan başka bir şey getirmediğini göstermiştir. İstedikleri şey olağanlaşmış ve kurumsallaşmış bir sömürge ilişkisidir. Bu nedenle demokrasiden, özgürlüklerden, eşitlikten, laiklikten ve bağımsızlıktan nefret ederler. Kendileri için kukla görevi gören monarşileri destekler ve tercih ederler. Üstelik bunu açıkça ifade etmekten de çekinmezler. Emperyalizm özgürlük değil, kölelik getirir. Emperyalizm barış değil, savaş, yıkım ve katliam getirir. Tarih boyunca kapitalist-emperyalizmin yaşandığı dönem kadar yıkıcı ve yok edici bir dönem yaşanmamıştır. Bu gözü dönmüş haydutlar halkların düşmanıdır. Yaptıkları kötülükleri dincilik söylemiyle meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar. Amerikan Başkanı’nın medyaya yansıyan görüntüleri ve Netanyahu’nun savaş için sarıldığı dini söylemler bunun göstergesidir. Ne yazık ki bölgenin siyasal İslamcı Arap rejimleri, dün Filistin’de olduğu gibi bugün de İran konusunda emperyalist ABD ve Siyonist İsrail’in yanında saf tutmakta ve onların politikalarına hizmet etmektedir. Türkiye’deki Kürecik Radar Üssü İsrail’e istihbarat sağlarken, ülkedeki ABD ve NATO üslerinin İran’a yönelik saldırılarda kullanılma ihtimali bulunmaktadır.

“NATO üslerini kapatın”

Bizler, bu toprakların kardeş İran emekçi halklarına karşı kullanılmasının tam karşısındayız ve bu suça ortak olunmasına izin vermeyeceğiz. Biz, emperyalizme karşı kazandığı bağımsızlık mücadelesiyle mazlum halklara esin kaynağı olmuş bir ülkeyiz. Bağımsızlıktan yana, yurtta ve dünyada barıştan yana bir anlayışa sahibiz. Bu nedenle siyasi iktidarı uyarıyoruz: Sakın ülkemizi bir oldubittiyle bu savaşın içine sürüklemeyin. NATO üslerini kapatın. Ülkemizin çıkarı barıştadır. Yaşadığımız tüm sorunların temelinde emperyalizmle kurulan bağımlılık ilişkileri ve kapitalizmin ürettiği eşitsizlik ile sömürü düzeni bulunmaktadır. Eğer bir ülkede yoksulluk, açlık ve sefalet varsa; ülkenin zenginlikleri ve doğal kaynakları özelleştirilerek sermayeye devredilmişse; kamusal varlıklar talan ediliyorsa; emekçilerden alınıp patronlara veriliyorsa; gelir dağılımındaki adaletsizlik derinleşmişse, o ülkede mutlaka emperyalizmin etkisi ve onun desteklediği iktidarlar vardır. Bu iktidarlar sıkıştıkça adaletsizlik artar, hukuk göz ardı edilir, baskılar çoğalır ve toplum farklılıklar üzerinden ötekileştirilmeye çalışılır. Sömürü daha da derinleşir. Farklı inanç ve kimliklerin eşit biçimde bir arada yaşamasının teminatı olan laiklikten uzaklaşılır. Halkların nasıl yaşayacağına Washington’dan, Tel Aviv’den karar verilemez.”