Gençağa Karafazlı
(ORDU) – Ordu’nun Çaybaşı ilçesine bağlı İlküvez’de bulunan katı atık çöp tesisinin çevreye verdiği zararlar yeniden gündeme geldi. Çevre platformları ve bölge halkı “yeryüzü sofrası” etkinliğinde bir araya gelerek tesise tepki gösterdi.
Ordu Büyükşehir Belediyesi’ne ait Çaybaşı İlküvez’de bulunan katı atık bertaraf tesisinin çevreye verdiği zararlar nedeniyle çevre örgütleri ve bölge halkı bir araya geldi. Ünye Çevre Platformu’nun çağrısıyla düzenlenen “yeryüzü sofrası” etkinliğine Ordu Çevre Derneği, Fatsa İnisiyatifi ve çok sayıda vatandaş katıldı. Katılımcılar tesis çevresinde incelemelerde bulunarak çevredeki kirliliği yerinde gözlemledi.
Etkinliğin ardından yapılan basın açıklamasını Ünye Çevre Platformu Sözcüsü Serap Ersöz yaptı.
Tesisin yeri yıllardır tartışılıyor
Ersöz, Göksu Mahallesi Kepçeli Yaylası’nda, Çaybaşı, İkizce ve Akkuş yol ayrımında bir araya geldiklerini belirterek bölgede faaliyet gösteren katı atık bertaraf tesisinin uzun süredir ciddi çevresel sorunlara neden olduğunu söyledi.
Ordu’nun tüm ilçelerinden toplanan evsel atıkların bu alana getirildiğini belirten Ersöz, şunları kaydetti:
“Bu tesis sürekli çevreye verdiği zararlardan ötürü ceza almasına ve açılan davalar nedeniyle ruhsatı iptal edilmesine rağmen faaliyetlerine devam etmektedir. Hukuku bertaraf etmek için kağıt üzerinde işletme modelinin değiştirilmiş olması, bölgede ortaya çıkan çevresel sorunları ortadan kaldırmamıştır. Bu tesisin kurulduğu yer baştan itibaren ciddi tartışmalara konu olmuştur. Çünkü tesis yeraltı su kaynaklarının bulunduğu bir alanda, yani çevre ilçeleri besleyen içme suyu havzasının üzerinde kurulmuştur. Bugün yaşanan sorunlar aslında bu yanlış yer seçiminin sonuçlarıdır.”
Sızıntı suları dere yataklarına karıştı
Açıklamada, tesisten çıkan sızıntı sularının dere yataklarına karıştığı ve bunun bölgedeki ekosistemi olumsuz etkilediği vurgulandı.
Ersöz, “Tesisten çıkan sızıntı suları dere yataklarına karışmış, derelerde kirlilik oluşmuş, başta balık ve yengeçler olmak üzere birçok canlı türünde ölümler yaşanmıştır. Sızıntı suyunun etkisi yalnızca su canlılarıyla sınırlı değildir. Bu alanda kuşların, köpeklerin ve diğer canlıların sızıntı suyundan içtikleri için öldükleri bölge halkı tarafından defalarca gözlemlenmiştir” dedi.
Çöp sızıntı suyunun oldukça zararlı bir sıvı olduğunu belirten Ersöz, temas ettiği bitki örtüsünü dahi yok edebildiğini ifade etti. Tesise bugüne kadar çok sayıda idari para cezası uygulandığı ve ÇED mevzuatının üç kez ihlal edildiği gerekçesiyle Ordu İdare Mahkemesi tarafından faaliyet durdurma kararlarının verildiğini anlatan Ersöz, 2024 yılı başında bölgede ciddi bir çevre sorunu yaşandığını, Çaybaşı ilçe merkezini besleyen içme suyu şebekesinde kirlilik meydana geldiğini aktardı.
Ersöz, “İçme suyu havzalarının bu tür tesislerden etkilenmesi yalnızca doğa için değil, insan sağlığı açısından da büyük bir risk oluşturmaktadır. Bugün bulunduğumuz bu bölge, batısında Akçay’ın, doğusunda ise Curi Irmağı’nın doğduğu topraklardır. Karadeniz’de yaylalar, ormanlar ve dere yatakları birbirinden ayrı düşünülemez” diye konuştu.
Ersöz, dere yataklarının kirlenmesinin yalnızca suyu değil, toprağı, ormanları ve yaban hayatını da etkilediğini belirtti.
“Doğa kendi yurdundan göç etmeye zorlanıyor”
Bölgede yapılan incelemelerde orman içinde ve dere yataklarında çöplerin görüldüğünü belirten Ersöz, rüzgârın taşıdığı plastik atıkların ağaç dallarına kadar ulaştığını söyledi.
“Bu görüntü Karadeniz doğasıyla bağdaşmamaktadır” diyen Ersöz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sızıntı sularının dere yataklarına karışmasıyla birlikte suyun doğal dengesi bozulmuştur. Temiz ve doğal suya ihtiyaç duyan su canlıları bu ortamda yaşayamaz hale gelmiştir. Balıklar, yengeçler ve diğer su canlıları ya ölmüş ya da yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalmıştır. Temiz suya bağlı yaşayan pek çok orman canlısı da bu durumdan etkilenmiştir. Adeta doğa kendi yurdundan göç etmeye zorlanmaktadır. Bu durum bir ekosistemin sessiz çöküşüdür.”
“Doğaya ölümü konuşmak için değil, yaşamı tatmak için gelmek istiyoruz”
Bölgedeki sorunlara ilişkin yapılan resmi açıklamaların genellikle “işletmeyi uyaracağız” söylemiyle sınırlı kaldığını belirten Ersöz, doğanın uyarılarla değil, doğru kararlarla korunabileceğini vurguladı.
Ersöz açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bugün açıkça görüyoruz ki bütün Ordu’nun çöpünün bu bölgeye taşınması kısa vadeli bir çözüm olarak görülmüş olabilir. Ancak doğa bize bunun sürdürülebilir bir yöntem olmadığını açıkça göstermektedir. Yaylalar, ormanlar ve su kaynakları bu yükü taşıyamaz. Ekolojik olmayan hiçbir faaliyet ekonomik de değildir. Doğaya verilen her zarar yarın toplumun önüne daha büyük bir maliyet olarak çıkar.
Kimse bu yaylaları sahipsiz sanmasın. Bu yaylalar sahipsiz değildir. Bu dereler sahipsiz değildir. Bu ormanlar sahipsiz değildir. Çaybaşı sahipsiz değildir. İlküvez sahipsiz değildir. Göksu sahipsiz değildir. Akçay sahipsiz değildir. Curi Deresi sahipsiz değildir.
Biz doğaya çöp kokusu için değil, çiçek kokusu için gelmek istiyoruz. Biz doğaya kirli sular için değil, derelerden su içebilmek için gelmek istiyoruz. Biz doğaya uçuşan çöp poşetlerini değil, uçan kuşları izlemek için gelmek istiyoruz. Biz doğaya metan gazı solumak için değil, oksijen almak için gelmek istiyoruz. Biz doğaya ölümü konuşmak için değil, yaşamı tatmak için gelmek istiyoruz.”
Açıklama, doğanın korunmasının Anayasa’nın 56’ncı maddesi gereği yurttaşların sorumluluğu olduğunun vurgulanmasıyla sona erdi.

