Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Numan Kurtulmuş’un TBMM’de parlamento muhabirlerine iftar yemeği… Kurtulmuş: Bölgeyi çekmeye çalıştıkları bu türbülansın içine Türkiye, asla çekilemeyecektir

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, parlamento muhabirlerine iftar verdi. Kurtulmuş, iftar sonrası yaptığı konuşmada, Türkiye’nin bölgesinde bir istikrar adası olarak yoluna devam etmesi için bütün kurumlarla gayretle mücadele edildiğini belirterek “Ümit ediyoruz ki bölgeyi içine çekmeye çalıştıkları bu türbülansın içine Türkiye asla çekilemeyecek, asla sokulamayacaktır. Türkiye hem insanlık cephesinin soylu bir sözcüsü olarak her türlü haksızlığa karşı sözünü söyleyecek hem de kendi iç cephesini tahkim ederek kendi ülkesini güçlü bir şekilde ayakta tutacaktır” diye konuştu. 

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, parlamento muhabirlerine iftar verdi. Kurtulmuş, iftar

(TBMM) – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, parlamento muhabirlerine iftar verdi. Kurtulmuş, iftar sonrası yaptığı konuşmada, Türkiye’nin bölgesinde bir istikrar adası olarak yoluna devam etmesi için bütün kurumlarla gayretle mücadele edildiğini belirterek “Ümit ediyoruz ki bölgeyi içine çekmeye çalıştıkları bu türbülansın içine Türkiye asla çekilemeyecek, asla sokulamayacaktır. Türkiye hem insanlık cephesinin soylu bir sözcüsü olarak her türlü haksızlığa karşı sözünü söyleyecek hem de kendi iç cephesini tahkim ederek kendi ülkesini güçlü bir şekilde ayakta tutacaktır” diye konuştu.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, parlamento muhabirlerine iftar verdi. İftarın ardından konuşan Kurtulmuş, sözlerine parlamento muhabirlerinin emeğine teşekkür ederek başladı. Kurtulmuş, parlamento muhabirlerinin çok yoğun mesai harcadıklarına şahit olduklarını belirterek “Parlamentonun faaliyetleriyle birlikte sizler de gece gündüz, sabah akşam hiç fark etmeksizin bu çalışmaları en yakinen takip etmek, gelişmelerin hiçbirisini aktarmayı aksatmadan görebilmek için büyük bir gayretle çabalıyorsunuz. Özellikle geçtiğimiz yaz ayları boyunca yoğun bir mesai harcadığımız, bu salonda gerçekleştirdiğimiz Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun uzun saatler süren çalışmalarında da fevkalade büyük emeğiniz var. Bu çalışmaların eksiksiz bir şekilde tüm kamuoyuna duyurulması bakımından çok yoğun çaba harcadığınızı biliyorum. Dikkatli bir şekilde komisyon çalışmalarını takip eden arkadaşlarımız oldu ve hem çalışmalarda olan biteni kamuoyuyla paylaşmak hem de komisyon çalışmalarıyla ilgili bilgilerin önceden verilmesiyle ilgili çok yoğun emeğiniz oldu. Bundan dolayı çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Ümit ediyorum ki kamuoyunda oluşmuş olan bu olumlu tablo siyasi partilerimizin yakın takibiyle belli bir noktaya gelecek”

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarının 21 toplantı sürdüğünü hatırlatan Kurtulmuş, “137 kişi ve kurum dinlenmiş oldu. Çok geniş bir alanda bu meselenin çözülmesiyle ilgili fikri olan hemen hemen herkes geldi ve büyük bir demokratik olgunlukla burada görüşlerini serdetti. Bunların hepsi kaydedildi. Hiçbir konuşmacı konuşmasını bitirdikten sonra onun arkasından ‘şöyle konuştu, niye konuştu’ diye bir eleştiri yapılmaksızın demokrasi, demokratik bir olgunlukla bu süreçteki gelişmeler takip edildi. Ben sonunda da hakikaten zor ve çetin bir müzakere sonrasında katılan gruplar içerisinde 50 milletvekilinin 47’sinin oyuyla birlikte hemen hemen ittifakla bir rapor ortaya çıktı” dedi.

Kurtulmuş, bunun Türkiye’nin siyasi tarihi bakımından önemli bir eşik olduğuna dikkat çekerek “Çünkü 103 yıllık cumhuriyetimizin 50 yılı, hepinizin bildiği gibi yaklaşık 50 yılı terörle geçmiştir. On binlerce insan terörde canını kaybetmiştir. On binlerce şehidimiz vatanı korumak için maalesef gencecik yaşta şehit olmuşlardır. Ülkenin kaynakları heba edilmiştir. Ülkedeki sosyal dayanışma ortadan kaldırılmış, toplumun arasına fitne sokulmaya çalışılmıştır ama çok şükür Türkiye bir siyasi kararlılıkla artık bu meseleden kurtulmamız gerekir. Türkiye ‘terörün tarihin o kirli, tozlu laflarında kalması gerekir’ diyerek bir irade ortaya koymuş ve ‘terörsüz Türkiye’ dediğimiz süreç böylece başlamıştır. Daha önceki dönemlerde de bu süreçle ilgili çalışmalar gerçekleştirilmiş olmasına rağmen ne yazık ki sonuç bu noktaya hiç ulaşamadı” diye konuştu.

“Kuralın artık ortada olmadığı, küresel kurumların hak ile yeksan olduğu bir dönemdeyiz”

“Ümit ediyorum ki çok kısa bir süre içerisinde Türkiye’de bu raporun ortaya koymuş olduğu, -özellikle 6 ve 7. bölümlerinde ortaya koymuş olduğu- teklifler Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde siyasi partilerimizin yine ümit ederim ki tamamının katılımıyla ortak teklifler olarak Meclis Genel Kurulu’na gelir ve süratle yasalaşması temin edilerek bu sürecin önemli bir işi daha aşılmış olacak” diyen Kurtulmuş, şu ifadelere yer verdi:

“Başından itibaren söylediğimiz gibi günümüzdeki özellikle bölgedeki her bir gelişme Türkiye’nin kendi iç kalesini tahkim etmesinin ne kadar zaruri olduğunu bir kere daha ortaya koyuyor. Türkiye’nin artık terörle, böyle siyasi ihtilaflarla, siyasi çatışmalarla zaman kaybedecek hali yoktur. Türkiye etnik farklılıkları, mezhebi farklılıkları, siyasi farklılıkları bir zenginlik vesilesi olarak kabul ederek birlik ve beraberlik içerisinde ortak milli hedeflere doğru yürümek mecburiyetindedir. Ümit ediyorum ki kamuoyunda da oluşmuş olan bu fevkalade olumlu tablo siyasi partilerimizin de yakın takibiyle birlikte belli bir noktaya gelecek, sonuç alınacak ve Türkiye bu önemli tarihi eşiği de geride bırakacaktır. Değerli arkadaşlarım, bölgemizdeki ve dünyadaki gelişmeleri görüyoruz. Dünya hep söylediğimiz gibi tahminlerin ötesinde bir şekilde hızlanarak yeni bir döneme girmiştir. Bir zamanlar tek kutuplu dünya sistemi, çift kutuplu dünya sistemi, çok kutupluluk vesaire gibi hususlardan bahsediliyordu. Ama artık dünyada küresel sistemin eğer bir tarifi gerekirse tam manasıyla bir sistemsizlik ve düzensizliğin hakim olduğu bir döneme girmiş bulunuyoruz.

Kuralın artık ortada olmadığı, hiçbir şekilde herkes tarafından kabul edilen ortak kuralların uygulanmadığı, kurumların da bu kuralları uygulayabilecek güç ve takatinin kalmadığı, küresel kurumların hak ile yeksan olduğu bir dönemdeyiz. Üzülerek söylüyorum ama bir kez daha söylemek durumundayım. Eğer bu dönemi tarif etmek gerekirse bu dönemi herhalde güçlünün gücünü istediği şekilde tatbik ettiği, orman kanunlarının geçerli olduğu bir dönem demek mümkündür. İşte böylesine bir dönemde özellikle Türkiye olarak içinde bulunduğumuz coğrafyada bizim çok güçlü olmamız lazım. Bu güçten kastımız da sadece askeri güç, sadece savunma sanayindeki güç değil. Ekonomide, siyasette, toplumsal yapıda, dayanışmada ve bu anlamda da milli olarak ortak noktalara yönelebilmede Türkiye’nin çok güçlü olması gerekir. Bunun için hepimize, mesleğimiz ne olursa olsun hepimize ayrı ayrı sorumluluklar düşüyor. Fikirler farklı olmakla birlikte hedef bir olmalı, yolumuz bir olmalı ve Türkiye’nin güçlü bir şekilde bu coğrafyada daha da ileriye gitmesini temin etmek için gayret sarf etmeliyiz.”

“Bu savaş devam ederse büyük bir istikrarsızlığın, büyük bir türbülansı ve yeni oluşları da dünyanın gündemine taşıyacaktır”

Kurtulmuş, özellikle son zamanlarda yaşananlara atıfta bulunarak “Biraz İsrail’in zorlamasıyla Amerikan hükümetinin de işin içerisine girdiği bir savaş maalesef öyle görünüyor ki bir müddet daha devam edecektir. Hiç şüphesiz bu savaş beraberinde sadece şehirlerin, tesislerin yıkılması, okulların, hastanelerin vurulması, gençlerin, kadınların öldürülmesi gibi çok acı tabloları bırakmayacak. Aynı zamanda bu savaş devam ederse büyük bir istikrarsızlığın, büyük bir türbülansı ve yeni oluşları da dünyanın gündemine taşıyacaktır. Onun için biz Türkiye olarak başından itibaren diyoruz ki diğer bütün bölgesel savaşlarda ve çatışmalarda olduğu gibi bu meselenin de çözümü için bir tek yol vardı. O da diplomasi masasıydı. Müzakere masasıydı. Zaten tarafların arasında fikirlerin farklı olması müzakere edilebilecek bir konunun varlığını gösterir. Savaş, asla bu bölgedeki sorunların, hatta dünyanın birçok yerindeki sorunların çözüm yolu olamaz” ifadelerini kullandı.

“Tanrı hiçbir toprağı, hiçbir din mensubuna vadetmedi”

Cenevre’de müzakere masası açılmışken, İsrail hükümetinin zorlamasıyla nasıl durdurulacağı belli olmayan çok yönlü bir savaşın başlatılmış olması sadece bölge için değil, dünyanın tamamı için büyük felaketleri getirecek potansiyele sahip olduğunu belirten Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Onun için diyoruz ki, çok gecikmeden bu savaşın durdurulması için kim ne yapabiliyorsa ortaya koysun. Bu ateşe kimse benzinle gitmesin. Bu ateşi söndürmek için herkes elindeki imkanları seferber etsin. Tabii bunları söylerken bunu da çok açık söylemek isterim. 7 Ekim’den bu yana sürekli olarak hem Türk kamuoyunu hem dünya kamuoyunu uyarmaya gayret ediyoruz. İsrail kendi planları bakımından ‘Büyük İsrail’i gerçekleştirmek için ramak kaldığını düşündüğü bir zaman dilimine girmiştir. Yani şartlar bu kadar elverişliyken, çevre ülkeleri, bölge ülkeleri bu kadar darmadağınık vaziyetteyken ve dünyanın en gelişmiş ordusunu yanı başında bu bölgeye getirmeye muktedir olmuşken kendisince son vuruşu yapmak istiyor. İsrail’in 7 Ekim’den bu yana bölge ülkelerine sürekli saldırmasının başka bir izahı yoktur. Şöyle bir filmi başa alın. 7 Ekim’den bu yana İran’a, Katar’a, Lübnan’a, Suriye’ye, Yemen’e ve birçok komşu ülkelere, bölge ülkelere hiçbir gerekçe göstermeksizin saldıran İsrail değil miydi? O saldırıların hangisinde bir meşru gerekçe vardı? Bunların hepsini kendi nihai planını gerçekleştirmek için bir adım olarak gördü ve bu şekilde hareketine devam etti. Ayrıca kendisince bu kutsal gördüğü savaşı yaygınlaştırmak için başka yerlerde, başka bölgelerde de istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine alabildiğince devam etti.

Örnek olarak Somali’nin bölünmesi ve orada yeni bir devletin ortaya çıkarılması ile ilgili çok şükür dünyadan hiçbir şekilde destek bulmayan teşebbüsü ise hiç şüphesiz Orta Doğu’daki savaşın başka bölgelere yayılması için aracı olarak kullandığı bir aparat. Türkiye olarak bütün bunları biliyor ve bu bölgedeki bütün halkların çıkarının birlikten, beraberlikten ve birlikte hareket etmekten geçtiğini biliyoruz. İsrail’in şimdi isimleri vermeyeceğim ama yani biraz da frene basarak konuşuyorum. Bir tanesi kalkıyor diyor ki Büyükelçi, ‘Bu topraklar, -Orta Doğu’yu kastediyor- Yahudilere vadedilmiş, tanrı tarafından vadedilmiş topraklardır.’ İsrail’de bir ülkenin büyükelçisi. Tanrı hiçbir toprağı, hiçbir din mensubuna vadetmedi. Eğer Filistin topraklarını kastediyorsanız, Filistin topraklarının tamamı bu ülke halklarının helal kanlarıyla kazanarak, mücadele ederek kazandıkları kendi vatan topraklarıdır. Yine aynı şekilde görüyorsunuz bir önemli kişi kalkıyor diyor ki, bu bölgede ‘bir din savaşı için hazırlık yapıldığını’ çok açık bir şekilde ifade ediyor. Bunlara karşı uyanık olmak mecburiyetindeyiz. Bu bölgedeki yangının bir an evvel söndürülmesi lazım. Bu bölgede hem de hiçbir şekilde kuralın ötesinde en ufak bir insani değer taşımayan bu saldırıların sona erdirilmesi için de gayret etmemiz lazım. Hiç şüphesiz Türk medyasında da bu çerçevede ortaya konulan olumlu fikirleri fevkalade değerli bulduğumu ifade etmek isterim.”

“Türkiye olarak hem bölgenin selametini düşünmek hem de kendi huzur ve istikrarımızı öncelikli olarak temin etmek mecburiyetindeyiz”

Kurtulmuş, İran’da 165 ilkokul öğrencisinin saldırılarda öldürülmesini değinerek “Hem de sonradan bunların Amerika füzeleriyle vurulduğu tespit ediliyor ve buna karşı maalesef dünyanın birçok yerinden ses dahi çıkmıyor. Bu kabul edilemez. Savaşta zaten kaybedenler hep kadınlar, yaşlılar ve çocuklar oluyor. Savaşlarda hep kaybedenler masum milletler oluyor. Savaşlarda kazananlar ise savaş baronları, silah tüccarları ve savaş endüstrisinden kazandıkları paralarla dünyayı boğmaya çalışanlar kazanır. Bu çerçevede bu savaşın bölgemize çok ağır bedeller ödettireceğinden eminiz. Bundan endişe duyuyoruz. Türkiye olarak hem bölgenin selametini düşünmek hem de kendi huzur ve istikrarımızı öncelikli olarak temin etmek mecburiyetindeyiz” dedi.

Devlet olarak bütün birimleriyle birlikte bu süreçte Türkiye’nin korunması, Türkiye’nin istikrarının muhafaza edilmesi ve Türkiye’nin bölgesinde bir istikrar adası olarak yoluna devam etmesi için bütün kurumlarla gayretle mücadele edildiğine dikkat çeken Kurtulmuş, “Ümit ediyoruz ki bölgeyi içine çekmeye çalıştıkları bu türbülansın içine Türkiye asla çekilemeyecek, asla sokulamayacaktır. Türkiye hem insanlık cephesinin soylu bir sözcüsü olarak her türlü haksızlığa karşı sözünü söyleyecek hem de kendi iç cephesini tahkim ederek kendi ülkesini güçlü bir şekilde ayakta tutacaktır. Bu Ramazan ayının bölgemize, İslam dünyasına ve bütün insanlığa barış ve huzur getirmesini temenni ediyorum” diye konuştu.