(TBMM) – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun ilk günü TBMM Çankaya Kapısı önünde Beyaz Toros yakılmasına ilişkin “Her ne kadar sıradan bir adli olay gibi görünüyor ise de Meclis’in hemen Komisyonun toplanacağı, ilk dinlemeye başlayacağı gün Beyaz Torus’un yakılması da herhalde tesadüf değildir. Bunların farkında olmamız lazım. Yaptığımız işin ciddiyetine sahip olmamız lazım. Bu konu hiçbir şekilde ne kişisel ne de siyasi PR meselesi değildir. Eğer bu konuyu kazanırsak hep beraber kazanacağız. Kaybedeceğimiz zamanda maalesef tekrar Türkiye’nin terörlü günlere dönmesinin ne ağır bir bedel olacağını görüyoruz. Dolayısıyla burada herkes hassas olsun, dikkatli olsun” dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Anadolu Ajansı’nın Editör Masası programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun sürece ilişkin yasal çerçeveye ilişkin planan bir çalışma olup olmadığına ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:
”Komisyon üyesi arkadaşlarımızın her birisinin bir siyasi partisi olmasına rağmen arkadaşlar burada parti taassubuyla hareket etmiyorlar ya da parti öncelikleriyle hareket etmiyorlar. Teklifler geliyor, teklifler olgunlaşacak. Komisyon yukarıdan tepeden inme bir yasal düzenlemeyle değil, olgunlaşarak bunlar gündeme getirilecek. Kararı verecek olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Genel Kurulu’dur. Biz çerçeve oluşturacağız tek gündemimizi yapacağız diyeceğiz ki ‘şu konularda şu yönde bir yasaya şu yasalara ihtiyaç var.’ Şöyle düzenlemelere ya yeni bir yasa ya da birtakım farklı yasalarda değişiklikler yapılması teklifi gündeme getirilebilir. Henüz bunlar konuşulmadığı için net bir şey söylemiyorum.”
Aslolanın yasaların uygun bir şekilde çıkarılması ve Türkiye kamuoyunun çok büyük kesiminin buna ‘olur’ vermesi olduğunu belirten Kurtulmuş, “Esasında bu iş bir iktidar muhalefet meselesi değil. Hatta bir muhalefetten bir arkadaşımız ‘iktidar’ diye başladı. Dedim ‘müsaade edersen kendini iktidar gör.’ Bu masanın hepsi hep birlikte muktedir olması lazım. Eğer yasa çıkarmak herhangi bir şekilde yasa çıkarmak mevzu bahis olsa zaten iktidar ve onun istediği yasaya çıkaracak gücü parlamentoda var. Mühim olan mesele burada olgunlaştırılarak ve ortaklaşarak Türkiye’nin ihtiyacı olan meseleleri toplumun geniş kesimlerinin kabul edeceği şekilde yasalaştırmasını sağlamak” diye konuştu.
“PKK gerçekten kendisini feshetti mi? Buna karar verecek olan da Meclis’in komisyonu değildir”
Yasal düzenlemelerden kimlerin faydalanacağı üzerine tartışmalarla ilgili Kurtulmuş, Komisyonun kırmızı çizgisinden ziyade ortak bir kararlılık noktası olduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu Komisyon bir Anayasa Komisyonu değil. Anayasa’yı tartışmaya açmıyoruz ve anayasa değişikliği üzerine konuşmuyoruz ve bu çerçevede de tabii ki mevzu bahis olan PKK’nın kendisini feshetmesi süreci ile birlikte ortaya çıkacak çıkan durumdur. Bu durumun gerektirdiği birtakım yasal düzenlemeler varsa bunların yapılmasıdır. Burada başka terör örgütleri tabii ki mevzu bahis olamaz. Peki PKK gerçekten kendisini feshetti mi? Buna karar verecek olan da Meclis’in komisyonu değildir. Nihayetinde bu bir silah bırakma işlemidir. Gerçekten sahada örgütün tamamen kendisini fesettiğinin görünmesidir. Bunun için de devletin ilgili güvenlik birimleri, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Milli İstihbarat Teşkilatımız başta olmak üzeri sahada bütün bu gözlemlerini yaparlar. Raporlarını ortaya koyarlar. Sonunda da Türkiye’nin en üst güvenlik kurulu olan Milli Güvenlik Kurulu da der ki, ‘evet bu örgüt kendisini feshetmiştir.’ Ondan sonra zaten Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki bu komisyonun birtakım yasal düzenlemeleri kimin için örgüt kendisini feshetmiş örgütün eğer gerekli birtakım bununla ilgili düzenlemeler varsa bunları yapın.”
Kurtulmuş, “PKK her ne kadar ‘ben kendimi feshettim’ diyorsa da Türkiye Cumhuriyeti devleti henüz bunu tescil etmedi. Doğru mu anlıyoruz?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:
“İmralı’nın açıklamasını çok önemli ve değerli buluyorum. İmralı ne dedi? Bütün unsurlarıyla birlikte örgütün kendisini feshetmesini teklif etti. Buna mukabil örgüt bir araya gelerek kendisini feshettiğini ilan etti ve üçüncü adım olarak da sembolik bir törenle de silahlar yakıldı. Burada da şunu söylemek istiyorum. Asıl olan terörün arkasındaki bütün unsurların ortadan kaldırılması, terörü oluşturan o bataklığın kurutulmasıdır. Bugün bazıları şöyle bir eleştiride bulunuyor. Efendim ya ‘bunlar eski silahları teslim ettiler’ diyor. E kardeşim 100 yıllık cumhuriyet 50 yıllık terörle geçmiş. Ağır bir bedel ödemişiz. Bu terörün arkasında kimlerin olduklarını, hangi devletlerin hangi silah desteklerini, hangi istihbarat desteklerini, hangi siyasi destek verdiklerini biliyoruz.
“Sembolik de olsa silah bırakma süreci başladıktan sonra bu işin bir an evvel tamamlanması lazım”
Gün gün, sene sene bunları yaşamışız. Bu kadar büyük bir tecrübeden sonra yani diyelim ki örgüt elindeki son tabancayı dahi teslim etse eğer örgütü ortaya çıkaran bu bataklık kurutulmadan bu şartlar siyasi ve diğer şartlar ortadan kaldırılmadığı sürede diyelim ki bir müddet sonra örgütü bu şekilde silahlandıran ülkelerin tekrar silahlandırılması aşikârdır. Dolayısıyla burada teyakkuz halinde olmamız bir an evvel başlamış olan bu süreci dünkü eski dönem meclis başkanlarımızın da ortak söylediği hususlardan birisi ‘hayırlı işlerinizi acele ediniz.’ Bu iş hayırlı bir iştir. Bu kadar açıklamalar yapılmış, bu kadar sembolik de olsa silah bırakma süreci başladıktan sonra bu işin bir an evvel tamamlanması, bunun için de örgütün süratle silah bırakma ve kendisini feshetme sürecini hızlandırması lazım. Bu süreç olursa zaten buradaki çalışmalarda Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altındaki çalışmalara da önemli bir katkı sağlamış olur.”
Kurtulmuş’tan Yüksel Arslan’a tepki: “Bu süreci doğrudan doğruya baltalamaktır”
İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan’ın sosyal medya hesabında Komisyondaki DEM Parti milletvekillerinin içerisinde özerklik konusunun gündeme geldiği sekiz maddelik bir liste paylaşmasına ilişkin Kurtulmuş’un Meclis Başkanı olarak bu iddiayı gündeme getiren milletvekilleriyle konuşup konuşmadığı sorusuna Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Komisyon çalışmaları öncesinde, sırasında, sonrasında hiçbir şekilde özerkliktir, bağımsızlıktır, ayrı bir bölge, Kürtçe’nin resmi dil olmasıdır. Bütün bunlarla ilgili en ufak bir talep bizim bulunduğumuz hiçbir ortamda gündeme gelmedi ve zaten böyle bir talebin de olmadı aşikar bir şekilde ilgilileri tarafından dile getiriliyor. Hatta maalesef o kadar açık bir provokasyon oldu ki bir milletvekili arkadaşımız maalesef Komisyonda konuşulmamış hiçbir şekilde dile getirilmemiş bir konuyu madde madde ‘Komisyonda bugün şunlar şunlar şunlar DEM Parti tarafından konuşuldu’ diyerek her cümlesi yalan olan bir paylaşımda bulundu. Bu kabul edilemez. Bu süreci doğrudan doğruya baltalamaktır. Biz onun için dedik ki gelin komisyonda siz de olun, brada ne konuşuluyor, karşı çıkacağınız konulara karşı çıkın. Hassasiyet ne ise onları söyleyin.
“Burada kişisel ve siyasi PR’ların yeri yoktur”
Şimdi herkes Komisyonunda geliyor. Kendi pozisyonu bakımından hassasiyetlerini söylüyor ama hiç kimsenin böylesine önemli bir şekilde çalışan ve neredeyse Türkiye siyasi tarihinde görülmemiş bir siyasi ittifakla bugüne kadar getirdiğimiz Komisyon çalışmalarını provoke etmesini doğru bulmadığımı ifade etmek isterim. Yine açık söyleyeyim burada her ne kadar sıradan bir adli olay gibi görünüyor ise de Meclis’in hemen Komisyonun toplanacağı, ilk dinlemeye başlayacağı gün Beyaz Torus’un yakılması da herhalde tesadüf değildir. Bunların farkında olmamız lazım. Yaptığımız işin ciddiyetine sahip olmamız lazım. Çok net bir şey söyleyeceğim. Bu konu hiçbir şekilde ne kişisel ne de siyasi PR meselesi değildir. Eğer bu konuyu kazanırsak hep beraber kazanacağız. Kaybedeceğimiz zamanda maalesef tekrar Türkiye’nin terörlü günlere dönmesinin ne ağır bir bedel olacağını görüyoruz. Dolayısıyla burada herkes hassas olsun, dikkatli olsun. Burada kişisel ve siyasi PR’ların yeri yoktur. Buna tevessül edenleri de milletimiz görür.”
“Ahmet Şara ile Mazlum Abdi arasında imzalanan sekiz maddelik anlaşmaya bir an evvel uyulmasını bekliyoruz”
Kurtulmuş, Suriye’de yaşanan gelişmeler ve SDG’nin Suriye Gecici Hükümeti ile ilişkisi hakkında da şu değerlendirmeyi yaptı:
”Çok şükür 11 yıllık çok ağır bir tablodan sonra Baas rejimi değişti ve orada yeni bir yönetim kuruldu. Onun da getirdiği büyük sancıların olduğunun farkındayız. Bu yönetimin bizim en temel özel tavsiyemiz de en başından itibaren burada bütün farklı etnik mezhebi grupların bir çatı altında toplandığı üniter bir yapının sağlanması ve burada herkesin söz hakkının olduğu bir demokrasiye doğru geçişin temin edilmesidir. Bu çerçevede Suriye Devlet Başkanı Sayın Ahmet Şara ile Mazlum Abdi arasında biliyorsunuz sekiz maddelik bir anlaşma imzalandı. O anlaşma sekiz maddelik anlaşmada da zaten üniter bir Suriye yapısının kurulmasının alt açılımları var. Biz bu anlaşmaya bir an evvel uyulmasını bekliyoruz. Şunu da açık söyleyeyim. Suriye’deki bütün unsurlar için söylüyorum. Oradaki Kürtler için de söylüyorum. Herhalde Suriye Kürtleri yayılmacı, emperyalist, İsrail’in emellerine hizmet edecek bir hayalin içinde olmazlar.”
Kurtulmuş, ”Türkiye’nin Suriye’deki Kürtlerin İsrail ile anlaşma endişesi olup olmadığı” sorusuna, “SDG ve Suriye Kürtlerini ayrı görmek lazım. Örgütsel yapılar ayrı şeyler. Örgütsel yapıların hiçbirisi zaten toplumun tamamını temsil etmiyor. Dolayısıyla burada biz orada Kürtlerin, Türkmenlerin, Arapların bütün bu unsurların kardeşliğini sağlayacak bir çatının olmasını, bunun da ancak hak ve özgürlükler temelinde ve demokratik bir yapılanmayla herkesin taleplerinin gündeme getirildiği bir yapılanmayla mümkün olacağını düşünüyoruz” yanıtını verdi.
“İsrail Siyonist rejimi bölgedeki halkları kendilerine hizmet etmesi gereken birtakım mahluklar olarak görür”
“İsrail, Türkleri çok seviyor da Kürtleri sevmiyor değildir. Kürtleri çok seviyor da ya da Arapları sevmiyor değildir” diyen Kurtulmuş, İsrail’deki Siyonist rejimin bölge halklarının hepsinden nefret ettiğini söyleyerek “Bu bölge halklarının hiçbirisini insan yerine koymaz. Bunlar kendilerine hizmet etmesi gereken birtakım mahluklar olarak görür. Dolayısıyla bölge halklarının dini, mezhebi, meşrebi, etnik kökeni ne olursa olsun bu realiteyi görmelerini istirham ediyoruz, arzu ediyoruz. Bizim bizden başka dostumuz yoktur. Bu bölgede yaşayan insanlar hep beraber, birlikte, barışçın da inşallah daha güçlü bir bölgeyi tesis etmemiz lazım” değerlendirmesinde bulundu.
“Örgütün kendisini tamamıyla feshettiği tespit edildikten sonra bu süreçle ilgili de bir adım atılacak”
Kurtulmuş, Komisyonun TBMM’ye eski örgüt mensuplarının suça bulaşmamış olanlarıyla ilgili bir yasal düzenleme önerisinde bulunup bulunmayacağına ilişkin soru üzerine, “Şimdi henüz bu konular fiilen komisyonda konuşulmaya başlanmadı ama bir müddet sonra süreç ilerleyince tabii demin ifade ettiğim gibi örgüt silahlarını bıraktığı ve kendisini tamamıyla feshettiği tespit edildikten sonra bu süreçle ilgili de bir adım atılacak, konuşulacak. Ne konuşulacak, nasıl konuşulacak, hangi konularda komisyon yoğunlaşacak onu komisyon çalışmaları gösterecek” dedi.
Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından silahların bırakılmasıyla ilgili eş zamanlı izleme sürecinin devam ettiğini belirten TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Bu Komisyonun zaten varoluş sebebi örgütün kendisine feshettiğini ilan etmesidir. Yani o süreçtir. Dolayısıyla bu sürecin tamamlandığının görülmesi, bunun tespit ve tescil edilmesi şarttır ki geri kalan adımlar atılabilsin” dedi.