TBMM Başkanı Kurtulmuş, Hırvatistan Parlamentosu’nun ev sahipliğinde Zagreb Ulusal ve Üniversite Kütüphanesi’nde düzenlenen Üç Deniz Girişimi Parlamenter Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, bu toplantının, Türkiye’nin ilk kez “stratejik ortak” olarak katılım sağlaması bakımından kendileri açısından ayrı bir önem taşıdığını belirtti.
Üç Deniz Girişimi’ni, yalnızca bağlantısallığın güçlendirilmesine katkı sağlayan bir platform olarak değil, aynı zamanda bölgesel sahiplik ilkesi temelinde şekillenen kapsayıcı bir stratejik iş birliği ve istişare zemini olarak kabul ettiğini belirten Kurtulmuş, “Karadeniz’de en uzun kıyı şeridine sahip kıyıdaş ülke olarak Türkiye’nin girişim ile ilişkilerini daha da derinleştirmeye ve iş birliğini çok boyutlu şekilde geliştirmeye kararlı olduğunu ifade etmek isterim” diye konuştu.
Türkiye’nin, jeostratejik konumu ile gelişmiş ve modern altyapısı sayesinde, dünyanın farklı bölgeleri arasında bağlantı tesis edilmesine geniş fırsatlar sunduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Asya ile Avrupa’yı, Güney Kafkasya ve Orta Asya üzerinden birbirine bağlayan Orta Koridor ile Körfez’den Avrupa’ya uzanan kuzey-güney eksenli Kalkınma Yolu gibi projeler, bölgesel ve küresel bağlantısallığın güçlendirilmesindeki stratejik rolümüzü vurgulamaktadır. Bunun yanı sıra, akıllı ulaşım, yeşil lojistik ve dijital altyapı alanlarındaki ulusal stratejilerimiz de Üç Deniz Girişimi’ne ilave katkılar sağlayacaktır. Bu itibarla, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak Üç Deniz Girişimi hedeflerine ulaşılmasının kolaylaştırılması amacıyla parlamentolar arası diyaloğa katkıda bulunmaya hazır olduğumuzu belirtmek isterim”
“Kurallara dayalı uluslararası düzen hem meşruiyet hem de işlev bakımından ciddi bir aşınmaya uğramıştır”
İran’a karşı savaş ile Ukrayna ve Orta Doğu’da devam eden çatışmaların, küresel bağlantısallığın jeopolitik gerilimler karşısında ne denli kırılgan olduğunu hatırlattığını ifade eden Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Nitekim, kıtamızın ve dünyanın geleceği üzerinde kalıcı etkiler doğuracak önemli bölgesel ve uluslararası çalkantılarla karşı karşıyayız. Artık açıkça görülmektedir ki Sudan’daki insani felaket, Ukrayna’da dört yıldır süregelen savaş, Gazze’deki soykırım ve İsrail ile ABD’nin İran’a karşı savaşı, yalnızca bir küresel krize değil, 1945 sonrası kurulan uluslararası düzenin sarsıcı bir şekilde çözülmesine işaret etmektedir. Mevcut tablo, hukuksuzluğun olağanlaştığı, gücün hukukun yerini aldığı, uluslararası mekanizmaların ise büyük ölçüde etkisiz kaldığı sistemik bir krizi yansıtmaktadır. ‘Kurallara dayalı uluslararası düzen’ hem meşruiyet hem de işlev bakımından ciddi bir aşınmaya uğramıştır. Kurumlar şeklen varlığını sürdürmekte ancak etkileri son derece sınırlı kalmaktadır. Kurallar kağıt üzerinde mevcut olmakla birlikte, güçlüler karşısında uygulanabilirlikten yoksundur. Normatif kavramlar varlığını korusa da içerikleri büyük ölçüde boşalmıştır. Güncel gelişmeler geçici bir olgu olarak değerlendirilemez. Uluslararası sistemin köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiği çok merkezli bir dünya düzeninin şekillendiği bir sürece şahitlik ediyoruz. Bu bağlamda, değerlerimizin ve ilkelerimizin kaba kuvvet ve keyfilik karşısında korunması, stratejik bakış açısıyla şekillenen, ülkelerimiz arasında daha etkin ve sonuç odaklı bir iş birliğini zaruri kılmaktadır”
“Güney Kafkasya’da sağlanacak kalıcı barış, bölgesel bağlantısallığı önemli ölçüde güçlendirecektir”
Karadeniz’de güvenliğin kıyıdaş ülkeler, Avrupa ve ötesi için hayati önemde olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü ve beşinci yılına giren savaşın, bölge için başlıca tehdit unsuru niteliğinde olduğunu belirtti.
Türkiye’nin, savaşın başlangıcından bu yana, Ukrayna’nın egemenliği, bağımsızlığı ve Kırım dahil olmak üzere toprak bütünlüğüne olan sarsılmaz desteğini kararlılıkla ifade ettiğini aktaran Kurtulmuş, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler şartı çerçevesinde, Ukrayna ile Rusya arasında adil ve kalıcı bir barışın müzakereler yoluyla tesis edilmesi amacıyla yürütülen diplomatik çabalara da Türkiye olarak öncülük ettiklerini kaydetti. Kurtulmuş, “Güney Kafkasya’da sağlanacak kalıcı barış, bölgesel bağlantısallığı önemli ölçüde güçlendirecektir” dedi.
ABD ve İsrail’in İran’a karşı saldırıları
ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü ve İran ile Körfez ülkelerinde sivil halka ve altyapıya ciddi zararlar veren, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini kesintiye uğratan savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulunduklarını belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Orta Doğu’da yaşanan insani trajedi karşısında kayıtsız kalmamız mümkün değildir. İsrail’in İran ve Lübnan’a yönelik saldırıları ile Filistin halkına karşı işlediği vahim suçlar, bölgeyi istikrarsızlığa sürüklemekle kalmamakta aynı zamanda, Avrupa’nın güvenliğini, ekonomisini ve ahlaki duruşunu olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle, bölgedeki tüm ülkelerin toprak bütünlüğünü savunma yönündeki çabalarımızı artırmalı, Filistin halkına karşı işlenen suçlara karşı sesimizi daha güçlü yükseltmeli ve iki devletli çözüm temelinde, 4 Haziran 1967 sınırları çerçevesinde bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını desteklemeliyiz”
Kurtulmuş, TBMM’nin Üç Deniz Girişimi parlamentolarıyla yakın işbirliği içinde çalışmaya, iş birliğini güçlendirmeye ve girişimi kamuoyuna daha etkin şekilde tanıtmaya hazır olduğunu sözlerine ekledi.

