(TBMM) – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, emperyalistlerin ne niyetlerinin ne de yöntemlerinin değiştiğine işaret ederek, “Buna karşı boyun eğmeyenlerin mücadelesinde de biz de Türkiye olarak öncü olan, bayraktar olan bir ülkeyiz ve bu ülkenin bu vasfını da sonuna kadar korumakla yükümlüyüz. Şükrederek ifade etmek isterim, bir asır sonra tablo aynı olmakla birlikte, çok daha güçlü bir Türkiye, aynı ruha sahip olan bölgesindeki bu kadar büyük türbülansa, bu kadar büyük çatışmalara, gerilimlere birtakım farklı gelişmelere rağmen istikrar içerisinde ortada duran bir Türkiye vardır” diye konuştu.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Trabzon Günleri kapsamında Birinci Meclis’e “Vefa ziyareti”nde bulundu. Programa, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, AK Parti Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu ve bazı bürokratlar katıldı.
Uraloğlu: “Trabzon’un kadim ruhunu, yiğitliğini ve vefasını başkentin göbeğinde hissedeceğimiz bir buluşma”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, burada yaptığı konuşmada, Kurtuluş Savaş’ında Trabzon’un gösterdiği fedakarlığın sembolü olan İstiklal madalyasının teslim edilmesinden sonra kendilerinin de minnettarlıklarını ifade etmek için burada bulunduklarını belirterek, “Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk binasında Ankara Trabzon Günleri’nin hemen öncesinde düzenlediğimiz bu küçük ama yürekten törende kadim şehrimiz Trabzon’a 1924 yılında layık görülen İstiklal Madalyası’nın manevi mirasına tüm Trabzonlular adına değerli Meclis Başkanımıza teşekkürlerimi, şükranlarımı arz ediyorum” dedi.
Milli Mücadele’nin en zor günlerinde, Karadeniz’in fırtınalı sularında adeta destan yazıldığını söyleyen Uraloğlu, “Düşman gemilerinin gölgesinde liman işçileri, kayıkçılar, denizciler, kadınlar, gençler, yaşlılar, yürüyebilen, eli tutan herkes gece gündüz demeden yokluk içinde silah, cephane ve erzağı Anadolu’nun dört bir yanındaki cephelere ulaştırmıştır. Trabzon kayıkçıları, onların oluşturduğu loncaların bu fedakarlığı sadece lojistik bir destek değil, bir milletin istikbaline, bağımsızlığına ve onuruna omuz vermenin ifadesi olmuştur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Trabzon’a gelerek, ‘Trabzon fedakarlığın adıdır’ sözleriyle taçlandırdığı bu kahramanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklal Madalyası ile onurlandırılmıştır. 2025 Ağustos’da Gazi Meclisimizde madalyanın Trabzon’umuza tevcihiyle bu vefa borcu ödenmiş” diye konuştu.
Uraloğlu, tüm Ankaralıları bugünden itibaren dört gün sürecek, Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen Ankara-Trabzon Günleri’ne katılmaya davet ederek, şunları söyledi:
“Elbette bu dört gün bol bol futbolu ve Trabzonspor’u da konuşacağımız günler olacak. Bu dört gün boyunca Trabzon’un kadim ruhunu, yiğitliğini ve vefasını başkentin göbeğinde yeniden hissedeceğimiz bir buluşma gerçekleştireceğiz. Ankara-Trabzon Günleri şehrimizin tarihini, kültürünü ve enfes lezzetlerini tanıtmakla kalmayacak, horon ve kolbastı gösterileriyle coşacak, konserlerle, defilelerle, sergilerle ve yöresel ürün standlarımızla Başkent’i Trabzon’un ve Karadeniz’in eşsiz renkleriyle, sesleriyle, kokularıyla inşallah donatacağız. Bu etkinlik Trabzon ile Ankara arasında sadece gönül köprüleri değil, kültür köprüleri, ekonomi köprüleri ve gelecek köprüleri de kuracaktır.”
Kurtulmuş: “Tarihe yazdığımız destansı mücadelenin bugünün dünyasına da nasihatlerde bulunduğunu görüyoruz”
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da konuşmasında İstiklal Madalyası’nın Trabzon’a fevkalade yakıştığını belirterek “İstiklal madalyası hiç şüphesiz sadece bir şehri onurlandırmak değil. O mücadeleleriyle İstiklal Harbi’mizin kazanılmasında büyük emekleri olan Trabzon’daki Balıkçılar Loncası’nın o muhterem zatlarını, o gerçekten kahraman büyüklerimizi, kadın, erkek, genç, yaşlı hep beraber en zor şartlarda mühimmat taşıyarak Anadolu’nun Kurtuluş mücadelesine verdikleri destansı kahramanlığı hatırlamaktır. Bir semboldür. Sadece bir madalyadan ibaret değildir. Bir hatırlama, bir anma, bir yad etme ve aslında o günlerdeki milli ruhu bugüne taşımanın kararlılığıdır. O madalyanın o büyük mücadeleye katkı sunan, bir kısmının ismini bildiğiniz, bir kısmının hatta önemli bir kısmının da ismini bilmediğiniz o isimsiz kahramanların ne büyük bir mücadele ile bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasına vesile olduklarını, Anadolu’nun dört bir tarafının işgalden kurtarılarak bağımsız egemen bir ülke olarak yeniden ayağa kalkmasını sağladığını hepimiz biliyoruz. Bütün bu kahramanlarımızı saygıyla minnetle şükranla yad ediyoruz. Allah hepsinden razı olsun. Makamları cennet olsun” ifadelerini kullandı.
Kurtuluş Savaşı kahramanlarına karşı şükran borcunun sadece bir madalyayla ödemenin mümkün olmayacağını vurgulayan Kurtulmuş, “Her zaman anmak, her zaman hatırlamak, onların bize bıraktıkları milli onuru, milli duruşu, milli ruhu her zaman genişleterek, büyüterek sonraki nesillere aktarmaktır. Bizim onlara karşı bir vefa borcumuz varsa tam da bu milli ruhu çoğaltarak sonraki nesillere bırakma azmimiz olmalıdır. Bunun için her vesileyle milli birliğimizi, beraberliğimizi artıracak, milli şuurumuzu ve milli duruşumuzu destekleyecek bu çalışmalara ihtiyacımız olduğu kanaatindeyim. Trabzon ve o zamanki Anadolu çok zor dönemler geçirdi. Şimdi tarihte okuduğumuz ve her bir sayfasını, her bir gününü altın harflerle tarihe yazdığımız o destansı mücadelenin bugünün dünyasına da büyük birtakım nasihatlerde bulunduğunu görüyoruz” dedi.
“Türkiye bir istikrar adası”
Gücü elinde bulunduran bazı emperyalistlerin “istediğimiz gibi dünyayı biz yönetiriz” diyerek, ülkelere baskı yaptıklarını dile getiren Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“İstedikleri ülkeleri uçaklarıyla, füzeleriyle, gemileriyle vuruyorlar. İstedikleri ülkenin devlet başkanını gece yatağından kaldırarak derdest edip başka bir ülkeye götürüp orada mahkemeye çıkarıyorlar. İstedikleri yerde yerde ülkelerin milli ekonomilerinin kaynağı olan yeraltı, yerüstü kaynaklarına el koyabiliyorlar. Aslında emperyalistlerin ne niyetleri değişti ne yöntemleri değişti ne taktikleri değişti. Buna karşı boyun eğmeyenlerin mücadelesinde de biz de Türkiye olarak öncü olan, bayraktar olan bir ülkeyiz ve bu ülkenin bu vasfını da sonuna kadar korumakla yükümlüyüz. Şükrederek ifade etmek isterim, bir asır sonra tablo aynı olmakla birlikte çok daha güçlü bir Türkiye, aynı ruha sahip olan, bölgesindeki bu kadar büyük türbülansa, bu kadar büyük çatışmalara, gerilimlere birtakım farklı gelişmelere rağmen istikrar içerisinde ortada duran bir Türkiye vardır. Türkiye’nin bu gücünü, kendi aramızda fikirlerimiz ne kadar farklı olursa olsun ifade ettiniz. Birinci Meclis’te sanmayın ki herkes aynı fikirdeydi. Farklı fikirlerde olan nice insanlar fikirlerini müzakere ettiler. Fikir mücadelesi yaptılar ama bir hedefe döndüler.
Hepimiz bugünün dünyasında, hele hele Orta Doğu gibi artık bir cehennem çukuruna döndürülen bu coğrafyada ayakta durmak istiyorsak bir olacağız, beraber olacağız, aynı hedefe yönelik olarak hareket edeceğiz. Bu çerçevede Türkiye, aynı ulusal kurtuluş günlerinin milli haysiyeti ve hassasiyeti etrafında birleşmesi, bütünleşmesi ve mücadelesini sürdürmesi lazım. Çok şükür yaptığımız bütün uluslararası temaslarda şunu görüyor ve bundan büyük memnuniyet duyuyoruz. Artık ülkeler Türkiye’ye farklı bir gözle bakıyor. Dünyada küresel sistemin çalışmadığını, Birleşmiş Milletler dahil birçok uluslararası kurum ve kuruluşun artık fonksiyon icra etmediği bir dönemde artık büyük güvenlik kuruluşlarının dahi, şemsiye kuruluşlarının dahi güvenlik sağlamada yetersiz kaldığı bir ortamda Türkiye bir istikrar adası olarak güçlü bir ülke olarak dostlarına karşı önemli bir güvenlik telkin ediyor ve düşmanlarına da karşı da ciddi bir caydırıcılığı barındırıyor. Bu Türkiye’nin gücüdür. Bu Türkiye’nin gücünü artıracağız. Daha da ileriye götürmek zorundayız. Bunun yolu öncelikle içeride iç kalemizi tahkim etmek, sözümüzü kuvvetli kılmak, sözümüzü kuvvetli kılmak için de gücümüzü tesirli kılmak mecburiyetindeyiz.”
Konuşmasının ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a, vefa plaketi takdim edildi.

