Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Namık Tan: Trump, Avrupalı müttefiklerden beklediği ölçüde destek göremedi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan,  ABD – İsrail savaşına ilişkin “İran’daki yapının sıradan bir ‘tek adam’ rejimi olmadığı daha net görüldü. Savaş, İran’da bir çözülmeden ziyade sınırlı bir konsolidasyon üretti. Trump’ın savaş politikası, ABD’de sadece toplumsal tepki değil, kurumsal sarsıntı da yarattı. Trump’ın ‘liderlik’ tarzı, devlet aklıyla gerilimi ve güvenlik aygıtındaki çatlaklar, meşruiyet tartışmalarını derinleştirdi. Trump, Transatlantik ilişkilerdeki çatlağı büyüttü. Trump, Avrupalı müttefiklerden beklediği ölçüde destek göremedi. Tartışma, NATO’nun ne için var olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan,  ABD - İsrail savaşına

(ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, ABD – İsrail savaşına ilişkin “İran’daki yapının sıradan bir ‘tek adam’ rejimi olmadığı daha net görüldü. Savaş, İran’da bir çözülmeden ziyade sınırlı bir konsolidasyon üretti. Trump’ın savaş politikası, ABD’de sadece toplumsal tepki değil, kurumsal sarsıntı da yarattı. Trump’ın ‘liderlik’ tarzı, devlet aklıyla gerilimi ve güvenlik aygıtındaki çatlaklar, meşruiyet tartışmalarını derinleştirdi. Trump, Transatlantik ilişkilerdeki çatlağı büyüttü. Trump, Avrupalı müttefiklerden beklediği ölçüde destek göremedi. Tartışma, NATO’nun ne için var olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, ABD – İsrail savaşına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

“28 Şubat’ta başlayıp 8 Nisan’da geçici ateşkese giden; yerel, bölgesel ve küresel fay hatlarını derinleştiren İran-ABD/İsrail savaşı bize şimdiye kadar ne gösterdi? Bu, kırılgan bir ateşkes. Çünkü 28 Şubat’taki saldırılar da taraflar masadayken düzenlenmişti. Yakın hafızadaki bu deneyim, ateşkesi baştan güvensiz ve kırılgan kılıyor. İran’da rejim değişmedi. Ağır kayıplara rağmen sistem dağılmadı. İran’daki yapının sıradan bir ‘tek adam’ rejimi olmadığı daha net görüldü. Savaş, İran’da bir çözülmeden ziyade sınırlı bir konsolidasyon üretti. Trump’ın savaş politikası, ABD’de sadece toplumsal tepki değil, kurumsal sarsıntı da yarattı. Trump’ın ‘liderlik’ tarzı, devlet aklıyla gerilimi ve güvenlik aygıtındaki çatlaklar, meşruiyet tartışmalarını derinleştirdi. Trump, Transatlantik ilişkilerdeki çatlağı büyüttü. Trump, Avrupalı müttefiklerden beklediği ölçüde destek göremedi. Tartışma, NATO’nun ne için var olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

“Sivilleri ve insani altyapıyı hedef alan tehditler karşısında belirleyici olan yine fiili güç siyaseti oldu”

İran-Rusya-Çin ilişkisinin sanıldığı gibi sıkı bir blok siyaseti olmadığı görüldü. Çin ve Rusya, İran’a tam angajman yerine siyasi ve diplomatik destek sundu. İşbirliğinin, ulusal çıkarlar çerçevesinde yürüdüğü ortaya çıktı. Bu savaşın ağırlık merkezi, Hürmüz ve enerji politikaları oldu. Hesaplaşma, jeopolitik nüfuz ile enerji ve ticaret hatları üzerinde düğümlenen jeoekonomik bir güç mücadelesine evrildi. Ortadoğu siyasetinin kırılganlığı bir kez daha ortaya çıktı. Krizin kısa sürede Lübnan’a, Körfez’e yayılması ve küresel enerji güvenliğini tehdit etmesi; bölgede hiçbir denklemin yerel kalmadığını gösterdi. Körfez ülkeleri açısından ABD askeri koruyuculuğunun sınırları sorgulanır hale geldi. Washington’ın güvenlik şemsiyesinin ne kadar caydırıcı ve yeterli olduğu sorusu yeniden gündeme taşındı. Uluslararası hukukun sembolikleştiği bir kez daha anlaşıldı. Normatif aşınma derinleşti. Sivilleri ve insani altyapıyı hedef alan tehditler karşısında belirleyici olan yine fiili güç siyaseti oldu.

“Hükümet Körfez’den kaçan sermayeyi Türkiye’ye çekme arayışını ön plana çıkardı”

İsrail açısından, askeri üstünlüğün siyasi sonuç üretmeye yetmediği görüldü. Netanyahu’nun, iktidarını korumak için Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme çabasının dünya için nasıl da tehlikeli olduğu bir kez daha görüldü. Pakistan, bu krizi duraklatma konusunda en etkili aktörlerden biri oldu. İslamabad’ın diplomatik çabası, orta güçlerin bölgesel krizlerde yalnızca denge gözeten değil, müzakere zemini oluşturarak sürecin seyrini etkileyen aktörler olabileceğini hatırlattı. İsrail’i eleştirirken, ABD karşısında ne hikmetse suskun kalan AKP hükümeti ise bağımsız bir bölgesel tutum almak yerine Trump’ın takdirine mazhar olan, Washington’ın sınırlarını aşamayan pasif bir çizgide kaldı. Ekonomik sıkıntıların akut hale gelmesi üzerine hükümet Körfez’den kaçan sermayeyi Türkiye’ye çekme arayışını ön plana çıkardı.”