Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Mustafa Yeneroğlu: “11. Yargı Paketi, deprem davalarında verilecek cezaların infazını daha da etkisiz hale getirecek; insanların feryadını dikkate alın”

Bağımsız İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, “11. Yargı Paketi deprem davalarında verilecek cezaların infazını daha da etkisiz hale getirecek, fiili bir cezasızlığa yol açacaktır. Bu nedenle Genel Kurul’da yapılacak değişiklikle deprem sanıkları infaz düzenlemesinin kapsamı dışına çıkarılmalıdır. İnsanların bu feryadını dikakte alın, toplumun vicdanını bu kadar gözardı etmeyin. Binalardan daha fazla para kazanayım diye inşa edenleri sokağa salmayın” dedi.

Bağımsız İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, "11. Yargı Paketi deprem davalarında

 

(ANKARA) – Bağımsız İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, “11. Yargı Paketi deprem davalarında verilecek cezaların infazını daha da etkisiz hale getirecek, fiili bir cezasızlığa yol açacaktır. Bu nedenle Genel Kurul’da yapılacak değişiklikle deprem sanıkları infaz düzenlemesinin kapsamı dışına çıkarılmalıdır. İnsanların bu feryadını dikakte alın, toplumun vicdanını bu kadar gözardı etmeyin. Binalardan daha fazla para kazanayım diye inşa edenleri sokağa salmayın” dedi.

Bağımsız İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek 11. Yargı Paketi’ne ilişkin açıklamalarda bulundu. 11. Yargı Paketi’nin bir reform belgesi değil iktidarın mevcut adalet anlayışı ve yargı politikasının bir fotoğrafı olduğunu söyledi. Her yargı paketinde olduğu gibi bu yargı paketinde de çok büyük söylemlerle yola çıkıldığına dikkati çeken Yeneroğlu, neticede ‘Türkiye Yüzyılı, Adaletin Yüzyılı’ sloganları eşliğinde sadece bazı teknik düzenlemeler yapıldığını belirtti. Bu düzenlemenin mevcut yapıyı hiç sorgulamadığını dile getiren Yeneroğlu, adalet sisteminin neden bu noktaya geldiği konusunda samimi bir yüzleşmeden kaçınıldığını ifade etti.

“Bugüne kadarki yargı paketleri esaslı çözümler üretemediği gibi, 11. Yargı Paketi de bu tabloyu değiştirmeyecektir”

Türkiye’de bugün yaşanan yargı krizinin teknik eksikliklerden veya birkaç maddelik yasal düzenlemeden kaynaklanmadığını vurgulayan Yeneroğlu, temel sorunun hukukun iktidar karşısında bağımsızlığını tamamen yitirmesi, yargının adalet dağıtan bir erk olmaktan çıkmasından kaynaklandığını belirtti. Yeneroğlu, “Bu tablo değişmedikçe, kaçıncı yargı paketinin çıkarıldığı sadece tarihi bir ayrıntıdan ibarettir. Bugün görüşülmeye başlanan bu paket, bu anlayışın bir devamıdır. Bugüne kadarki yargı paketleri esaslı çözümler üretemediği gibi, 11. Yargı Paketi de bu tabloyu değiştirmeyecektir” diye konuştu.

“Sansür mekanizması ve keyfiyet artacak”

Paketin en sorunlu yönlerinden birinin Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği düzenlemelerin neredeyse aynı içerikle kanun metnine tekrar alınması olduğuna dikkati çeken Yeneroğlu, teklifin 30, 31 ve 32. maddeleriyle internet kanununda yapılan düzenlemelerin ifade özgürlüğüne indirilen bir darbe olduğunu belirterek, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na tanınmak istenen yetkilerin Anayasa Mahkemesi’nin “yargı gasbı” diyerek iptal ettiği hukuksuzluğu adeta “hortlattığını” söyledi. Yeneroğlu, “Bu haliyle düzenleme, ifade özgürlüğünü korumak yerine dijital dünyadaki sansür mekanizmasını ve keyfiyeti daha da artıracaktır” ifadesini kullandı.

“Türkiye neden bu kadar insanın suç işleyip cezaevine girdiğiyle yüzleşmek zorunda?”

Paketteki infaz düzenlemesine ilişkin Yeneroğlu, şunları söyledi:

“Bu bir reform mu yoksa cezaevlerinde yer kalmadığı için yapılan bir yer açma operasyonu mu? Yargı sistemindeki krizin en somut ve en acı sonucu cezaevlerinde önlenemeyen nüfus artşıdır. Rakamlar dehşet verici. 2010’dan bu yana Türkiye’nin nüfusu yüzde 20 artarken cezaevi nüfusu yüzde 450 artmıştır. Bugün cezaevlerinde 433 bin insan var. Bu rakam, ülkemizdeki 35 ilin toplam nüfusundan daha büyüktür. 305 bin kapasiteli cezaevlerinde 433 bin kişi bulunuyor. Cezaevlerimiz fiziki kapasitesinin yüzde 40 üzerinde dolu. Tam 130 bin insan, insan onuruna aykırı koşullarında cezavelerinde tutuluyor. Türkiye neden bu kadar insanın suç işleyip cezaevine girdiğiyle yüzleşmek zorunda? Bunu yapmadığımız takdirde sorunlarımızın temeline inemeyiz.

Türkiye’de cezaevlerinde olanların sayısının artmasının 5 nedene bağlayan Yeneroğlu, bunları, ekonomik kriz, eğitimdeki fırsat eşitliğinin yok oluşu, kontrolsüz kentleşme ve gettolaşma, cezaevlerinin suç akademisine dönüşmesi ve ıslah sorunu ve uyuşturucu olarak sıraladı. Yeneroğlu, şu görüşleri dile getirdi:

“Gençlerimizi uyuşturucu bataklığına iten umutsuzlukla, işsizlikle ve sosyal destek eksikliğiyle ne zaman yüzleşeceğiz? Sadece yakalamakla övünülen ama talebi azaltmayan, tedavi merkezlerini yaygınlaştırmayan ve en önemlisi de gençlerine ülkelerinde bir gelecek, vizyon sunmayan bu anlayışla uyuşturucu belasını bitirmeniz imkansızdır.

“Kalıcı çözüm, yüzeysel önlemlerle değil, bütüncül bir ceza adalet politikasıyla mümkündür”

Bu tablo bize şunu göstermektedir: İnfaz düzenlemeleri, cezaevlerini geçici olarak rahatlatabilir. Zaten maksat öncelikli olarak bu ancak ceza adalet sisteminin yapısal, sosyolojik ve ıslah boyutundaki sorunların hiçbirini çözemez, şimdiye kadar gördüğümüz gibi. Suçun nedenleriyle yüzleşmeyen, ekonomide, eğitmde, istihdamda veya sosyal politikalarda iyileştirme yapmadan kaçınılmaz olarak daha fazla cezaevi, infaz düzenlemesi ve daha ağır toplumsal maliyet yani suçlular üretmek dışında bir beklentimiz olmasın. Kalıcı çözüm, yüzeysel önlemlerle değil, bütüncül bir ceza adalet politikasıyla mümkündür. Türkiye suç üretme mekanizmasına dönüştü, bununla yüzleşmiyoruz. Siyaset bunu tamamen yoksayıyor. Önümüze konan düzenleme ‘örtülü af’ niteliği taşıyor. Cezanın kısaltılması ya da ortadan kaldırılması, adından bağımsız olarak aftır. Anayasayı yoksayılan bir ülkede, hukuk devletinin esamesi okunabilir mi?

“Toplumun vicdanını bu kadar gözardı etmeyin”

Çifte standardın en çarpıcı örneklerinden biri de deprem davaları. Resmi verilere göre 54 bin vatandaşımızın hayatını kaybettiği, on binlerce binanın yıkıldığı büyük bir felaketin ardından açılan davalarda tutuklu sanık sayısı yalnızca 148. 11. Yargı Paketi ise bu davalarda verilecek cezaların infazını daha da etkisiz hale getirecek, fiili bir cezasızlığa yol açacaktır. Bu nedenle Genel Kurul’da yapılacak değişiklikle deprem sanıkları infaz düzenlemesinin kapsamı dışına çıkarılmalıdır. Insanların bu feryadını dikakte alın, toplumun vicdanını bu kadar gözardı etmeyin. Binalardan daha fazla para kazanayım diye inşa edenleri sokağa salmayın.”