(ADANA) – Adana Büyükşehir Belediyesi Taş Bina önündeki Adalet Çadırı’nı ziyaret eden siyasetçi, gazeteci ve yazar Mustafa Balbay, “En kısa zamanda belediye başkanlarımızın tutukluluğunun sona ermesini ve yargılanmaların adil, acil ve tutuksuz devam etmesini istiyoruz” dedi.
Siyasetçi, gazeteci ve yazar Balbay, Çukurova 18. Kitap Fuarı için geldiği Adana’da, 195 gündür tutuklu bulunan Zeydan Karalar için Taş Bina önünde kurulan Adalet Çadırı’nı ziyaret etti. Balbay, ziyaretinde kitapseverlerle ve okurlarıyla buluştu, kitaplarını imzaladı.
“Adana sokaklarında Zeydan Başkan’la yürüyeceğimiz günü dört gözle bekliyorum” diyen Balbay, şöyle konuştu:
“Bu caddelerde onunla yürüyeceğimiz günü dört gözle bekliyorum”
“Adana Büyükşehir Belediyesi Taş Bina önündeyiz. Biz bu yollarda Zeydan Başkan’la çok yürüdük, biz bu yollarda Zeydan Başkan’la çok kişiye selam verdik, selam aldık. Hakikaten Zeydan Başkan Adana’dır diyoruz biz, Adana da Türkiye’dir. Buranın hassasiyetleri, buranın vatan duygusu, buranın adalet ve hizmet aşkı Türkiye’de örnektir. İçinden geçtiğimiz günler bir bakıma da bazen bir sınav günü olur, bir süreç olur. O dönemlerde asıl olan bu engelin büyüklüğü, karşılaştığımız sorunların büyüklüğü değildir. Onları aşma iradesidir. Aşma irademiz varsa bize bütün engeller 3-5 santimdir. Ama yoksa bütün engeller kocaman bir duvar gibi olur. Ben Zeydan Başkan’ın o ilk gün gözaltına alındığında ki metaneti ve kamuoyuna da yansıyan adı öne çıkan, dinlenen, kabul gören ‘Etkili siyasetçi, etkili gazeteci kim varsa alıyorlar’ sözü süreci özetlemeye yetiyor zaten. Bugün 17 Ocak 2026 Cumartesi. Bundan 10 gün sonra Silivri’de Zeydan Başkan’ın da aralarında olduğu belediye başkanlarımızın ve bürokratlarımızın yargılanmaları olacak. Biz oradan en kısa zamanda özgürlük istiyoruz, en kısa zamanda belediye başkanlarımızın tutukluluğunun sona ermesini ve yargılanmaların adil, acil ve tutuksuz devam etmesini istiyoruz. Bu ülkenin toprakları bereketli, insanlarımız bu ülkeye, bu vatana aşık. Bütün mesele bu bereketle bu aşkı buluşturmak. Zeydan Başkan bu bereketle bu aşkı buluşturmuş, Adana’ya hizmeti aşk eylemiş bir başkanımızdı. Ben bir an önce hakikaten bu caddelerde onunla yürüyeceğimiz günü dört gözle bekliyorum.”
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğundan sonra hayatını kaleme aldığı “Asla Vazgeçme” kitabının ardından yeni kitaplar yazmak zorunda kaldığını belirten Balbay sözlerini, şöyle tamamladı:
“’Ya Hep Beraber Ya Hiç’ kitabının sadece bir slogan olmadığını aynı zamanda bir direniş kitabı olduğunu aktarmaya çalıştım”
“Yeni kitap yazmak istemezdim fakat tutuklama dalgalarından sonra yeni kitap yazmak bize görev oldu. ‘Ya Hep Beraber Ya Hiç’ başlıklı kitabı dört ana bölümde işledim. 1. bölüm bu davaların ruhu yani Ergenekon sürecine benzerliği daha başlangıcından hukukun çiğnenerek operasyonlar yapılması. 2. bölüm ise Silivri’de tutsak belediye başkanlarımızın yaşadıkları, onlarla tek tek konuştum. Zeydan Başkan’la cezaevi sohbetimizde ‘ben 5 yaşımda Çukurova’da pamuk tarlaları arasında koşmaya başladım’ dediği an o yüzündeki Çukurova yüzünü, tunç yüzü hala gözümün önündedir. 3. bölümde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in Türkiye’yi karış karış gezdiği ve bugün 82’ncisini düzenlediği ‘Millet İradesine Sahip Çıkıyor’ mitinglerini tarihe not düşmek için tek tek kayda geçirdim. 4. bölümde ise görevde olan belediye başkanları bize düşüncelerini yazsın… Ve o bölümde de belediye başkanlarımızın bu süreç içinde hem duygularını ve düşüncelerini yazmalarını istedim. Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer de bu bölümde şu başlıkta düşüncelerini kaleme aldı: ‘Bu dönemin öğrettikleri, dayanışma ortak akıl ve halk iradesi.’ Vahap Seçer, Nuri Aslan, Mansur Yavaş ve daha birçok belediye başkanı düşüncelerini yazıya döktüler. Ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi’ni lime lime etmek istediler. Belediye başkanlarını, bürokratları birbirine düşürebilir miyiz diye düşündüler. Ben bunun böyle olmadığını, hepsinin böyle omuz omuza olduğunu gördüm. ‘Ya Hep Beraber Ya Hiç’ kitabının sadece bir slogan olmadığını aynı zamanda bir direniş kitabı olduğunu aktarmaya çalıştım.”

