Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Milli Yol Partisi “28 Şubat ve Muhsin Yazıcoğlu” konulu panel düzenledi

“28 Şubat ve Muhsin Yazıcoğlu” konulu panelde konuşan Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, “Gerçekten 1995 yılından sonra Türkiye farklı bir yere doğru evrilmeye başlamıştı. Alışa gelmiş bir yapı, alışa gelmiş kurumlar, ezberlenmiş roller, ezberletilmiş duruşlar neticesinde dönemin birinci çıkmış Refah Partisi’ne karşı bir duvar örülmeye çalışılmıştı” dedi. 

"28 Şubat ve Muhsin Yazıcoğlu" konulu panelde konuşan Milli Yol Partisi

(ANKARA) – “28 Şubat ve Muhsin Yazıcoğlu” konulu panelde konuşan Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, “Gerçekten 1995 yılından sonra Türkiye farklı bir yere doğru evrilmeye başlamıştı. Alışa gelmiş bir yapı, alışa gelmiş kurumlar, ezberlenmiş roller, ezberletilmiş duruşlar neticesinde dönemin birinci çıkmış Refah Partisi’ne karşı bir duvar örülmeye çalışılmıştı” dedi.

Milli Yol Partisi, “28 Şubat ve Muhsin Yazıcoğlu” konulu bir panel düzenledi. Panele, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sabri Tekir ve çok sayıda partili katıldı.

Panel açılışında, Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun 28 Şubat döneminde verdiği röportaj izletildi.

Çayır: Gerçekten 1995 yılından sonra Türkiye farklı bir yere doğru evrilmeye başlamıştı

Açılış konuşmasını gerçekleştiren Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, Zafer Partisinin Genel Sekreteri Cezmi Polat’ın selamını ileterek, Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmetle andı. 28 Şubat 1997 tarihinde gazetecilik yaptığını belirterek, şöyle konuştu:

“Gerçekten 1995 yılından sonra Türkiye farklı bir yere doğru evrilmeye başlamıştı. Alışa gelmiş bir yapı, alışa gelmiş kurumlar, ezberlenmiş roller, ezberletilmiş duruşlar neticesinde dönemin birinci çıkmış Refah Partisi’ne karşı bir duvar örülmeye çalışılmıştı. Ben o dönem rahmetli Genel Başkanla beraber hemen hemen her anı paylaşan insanlardan birisiydim. Şimdi o dönemde gerçekten Muhsin Yazıcıoğlu’na birçok konuda şahitlik ettik ama bir yönüne daha yakından tanıklık ettik: Siyasette günübirlik değil, ilkesel davranılması gerektiğini hem varlığıyla hem de tutumuyla defalarca ortaya koymuştu. Bir Merkez Karar toplantısında arkadaşlar defalarca aynı konuyu gündeme getirdiler. ‘Çiller üç anahtar veriyor, öbürü dört anahtar veriyor. Ne olur, biz de birer anahtar versek de millet bize oy verse’ dediler. Bunun üzerine verdiği cevap tarihî nitelikteydi. ‘Ya şu geçici dünya için millete aldatma üzerine bir oy talebinde bulunursam, bu bana yakışık almaz’ dedi. Çok basit, yalın ama son derece ilkesel bir duruş ortaya koydu.”

Milli Yol Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Birey’de konuşmasında, Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmetle anarak “Darbeler tarihine baktığımızda, hedefleri farklı gibi gösterilse de özünde aynı amaca yöneldiği görülür. Bu durum Mısır’da da böyledir, Libya’da da böyledir, Türkiye’de de böyledir; Malezya’da ya da Endonezya’da da farklı değildir. Sistemi ve emperyal düzeni koruyabilmek için kurulan milletlerarası teşkilatlar aracılığıyla, özellikle 1960’tan sonra ülkemiz ayrı bir kontrole tabi tutulmuştur” dedi.

Türkoğlu: 28 Şubat’a direnen bir siyaset vardı, basın vardı, yargı vardı. Direnilebiliyordu, şimdi direninde görelim

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, “Demokrasiye indirilen darbeleri lanetliyor, direnenleri yad ediyoruz” diyerek, şöyle konuştu:

“Aradan geçen 29 yılın sonunda demokrasimiz kemale mi erdi? 28 Şubat karşısında verilen mücadele; kuvvetler ayrılığının tesis edilmesiyle, yargı bağımsızlığının sağlanmasıyla, hak ve özgürlüklerin genişletilmesiyle, temsilde adaletin gerçekleştirilmesiyle, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasıyla, hukukun önünde herkesin eşit olmasıyla ve sabah erken saatlerde kapımız çaldığında gelenin sütçü olduğundan emin olmanın huzuruyla mı sonuçlandı? Bunca yaşananın sonunda böyle mi oldu? 28 Şubat’tan aldığımız derslerle demokrasinin kitabını yeniden mi yazdık? İskandinav ülkeleri demokrasimizin seviyesini incelemek için Türkiye’ye mi geliyor? Hayır, bunların hiçbiri olmadı. 28 Şubat için ‘bin yıl sürecek’ diyenler acaba demokrasiyi bir araç olmaktan çıkarıp yalnızca güç tahkim eden bir seçim sandığına indirgeyen 23-24 yıllık AK Parti iktidarını mı kastediyorlardı? Bunu sormak istiyorum. Dönemin Batı Çalışma Grubu’nun yaptığı fişlemeler mi daha az maliyetliydi, yoksa yıllar boyunca devlet bürokrasisinde güç kazanan ve sonrasında FETÖ’ye dönüşen yapının fişlemeleri mi? 28 Şubat mı daha az maliyetliydi, 15 Temmuz mu? 28 Şubat’a direnen bir siyaset vardı, basın vardı, yargı vardı, kamuoyu vardı. Direnilebiliyordu, şimdi direninde görelim.”

Genel Başkan Yardımcısı Sabri Tekir, ramazan ayını kutlayarak, “Böyle bir programı tertip ederek hem Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nu hem de vefat yıl dönümüne denk gelmesi sebebiyle Erbakan Hocamızı anma imkanı sağladığınız için teşekkür ediyorum. Türkiye’de gerçek anlamda mücadele veren ve demokrasinin, temel hak ve özgürlüklerin müdafii olan bu iki zatı rahmetle anıyorum” dedi. Tekir, konuşmasının devamında 28 Şubat döneminde şahit olduklarını anlattı.