Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Milli Parklar Kanunu’nda düzenlemeler öngören kanun teklifi… TOD: Teklif derhal geri çekilmelidir

Türkiye Ormancılar Derneği (TOD), Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmekte olan Milli Parklar Kanunu’nda değişiklik öngören teklife ilişkin, “Teklif derhal geri çekilmelidir. Koruma statüleri zayıflatılmamalı, güçlendirilmelidir. Uzun devreli gelişme planları korunmalı ve uygulanmalıdır. Yerel halk, bilim insanları, meslek odaları ve sivil toplum karar süreçlerine dahil edilmelidir.  Kaçak avcılık ve habitat tahribatına karşı etkin denetim ve caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır” çağrısında bulundu.

Türkiye Ormancılar Derneği (TOD), Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmekte olan

(ANKARA) – Türkiye Ormancılar Derneği (TOD), Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmekte olan Milli Parklar Kanunu’nda değişiklik öngören teklife ilişkin, “Teklif derhal geri çekilmelidir. Koruma statüleri zayıflatılmamalı, güçlendirilmelidir. Uzun devreli gelişme planları korunmalı ve uygulanmalıdır. Yerel halk, bilim insanları, meslek odaları ve sivil toplum karar süreçlerine dahil edilmelidir. Kaçak avcılık ve habitat tahribatına karşı etkin denetim ve caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır” çağrısında bulundu.

Türkiye Ormancılar Derneği, yaptığı açıklamada, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni eleştirdi.

Teklifin, ülkenin en değerli doğal alanlarını korumak yerine, turizm, enerji, madencilik ve ticari faaliyetlere açan bir anlayışla hazırlandığı savunulan açıklamada, düzenlemelerin Anayasa hükümleri, uluslararası sözleşmeler ve doğa koruma hukukunun temel ilkeleriyle açık biçimde çeliştiği ifade edildi. Milli parkların “koruma alanı” olmaktan çıkarılıp “işletme alanına” dönüştürüldüğü ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Teklifin 5. ve 6. maddeleriyle milli park, tabiat parkı ve tabiatı koruma alanlarında; ulaşım, enerji iletim hatları, altyapı tesisleri ve çeşitli yapıların yapılmasına izin verilebilmekte, hatta bu alanların yönetimi özel şirketlere devredilebilmektedir. Oysa Anayasa’nın 169. maddesi, devlet ormanlarının ve korunan alanların devletçe yönetilmesini ve işletilmesini zorunlu kılar. Anayasa’nın 63. maddesi, tabiat varlıklarının korunmasını devletin görevi olarak tanımlar. Anayasa’nın 168. maddesi, doğal varlıkların kamu mülkiyetinde olduğunu ve kamu yararı dışında kullanılamayacağını açıkça belirtir. Teklif, bu hükümleri fiilen hükümsüz kılmakta; kamusal mülkiyet altındaki doğal varlıkların özel şirketlere tahsisine kapı aralamaktadır.”

“Milli parklar, turizm yatırımlarına açılacak alanlar değil; yaşamın sürekliliğini güvence altına alan ekolojik sistemlerdir”

Teklifin, korunan alanların sürdürülebilir yönetiminin temel aracı olan uzun devreli gelişme planlarını işlevsiz hale getirdiği kaydedilen açıklamada, “Aciliyet gerekçesiyle plan şartının kaldırılması, özellikle mutlak koruma zonlarında geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açacaktır. ‘Mutlak koruma zonunda bilimsel araştırmanın dışında hiçbir işlem yapılamaz’ ilkesi yok sayıldığında, korunan alan kavramı anlamını yitirir.” denildi.

Av ve yaban hayatının korunması ve yönetiminin özel şirketlere devredilmesine olanak tanındığı bu yaklaşımın nesli tehlike altında olan türleri, yaban hayatı koridorlarını, ekosistem bütünlüğünü ciddi risk altına soktuğu vurgulayanan açıklamada, şöyle devam edildi:

“Teklif gerekçesinde yer alan ‘av kaynaklarının milli ekonomiye faydalı olacak şekilde değerlendirilmesi’ ifadesi, canlı yaşamını ekonomik bir meta olarak gören sakıncalı bir anlayışı yansıtmaktadır.

Teklif, milli parklarda turistik tesislerin 49 yıl, ‘başarılı olmaları halinde’ 99 yıla kadar özel şirketlerce işletilmesine olanak tanımaktadır. Bu durum milli parkların uzun süreli ticari işletmelere dönüşmesine, kamu yararı yerine özel çıkarların belirleyici olmasına, ekosistemlerin parçalanmasına ve bozulmasına neden olacaktır. Milli parklar, turizm yatırımlarına açılacak alanlar değil; yaşamın sürekliliğini güvence altına alan ekolojik sistemlerdir.

“Milli parklar kuşaklara devredilmesi gereken ortak yaşam alanlarımızdır”

Teklif, tüm yetkiyi merkezi idareye bırakarak yerel yönetimleri, üniversiteleri, meslek odalarını ve sivil toplum kuruluşlarını karar süreçlerinin dışına itmektedir. Bu yaklaşım şeffaflığı azaltmakta, bilimsel denetimi zayıflatmakta, keyfi uygulamalara zemin hazırlamaktadır. Oysa korunan alanların yönetimi, katılımcı ve bilim temelli bir modelle yürütülmelidir. İklim değişikliğinin etkilerinin derinleştiği bir dönemde, ormanlar ve korunan alanlar ülkemizin en önemli doğal savunma mekanizmalarıdır. Bu alanların yapılaşmaya açılması su rejimlerini bozacak, karbon yutaklarını zayıflatacak, ekosistem sürekliliğini kırılgan hale getirecektir. Bu nedenle teklif, yalnızca çevresel değil, ulusal güvenlik ve gelecek kuşakların yaşam hakkı açısından da ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.

Teklif derhal geri çekilmelidir. Koruma statüleri zayıflatılmamalı, güçlendirilmelidir. Uzun devreli gelişme planları korunmalı ve uygulanmalıdır. Yerel halk, bilim insanları, meslek odaları ve sivil toplum karar süreçlerine dahil edilmelidir. Kaçak avcılık ve habitat tahribatına karşı etkin denetim ve caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, alanında uzman kadrolarla güçlendirilmelidir. Milli parklar; ağacıyla, suyu ve toprağıyla, yaban hayatıyla, kültürel mirasıyla gelecek kuşaklara devredilmesi gereken ortak yaşam alanlarımızdır. Bu alanların ticarileştirilmesi, parçalanması veya özel şirketlere devredilmesi kabul edilemez.”