(TBMM) – Yeni Yol Grubu’ndan Mustafa Bilici ile Mehmet Emin Ekmen, TBMM’deki Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun son toplantısında kalıcı çözüm için “hukuk devleti, demokratikleşme ve seçilmiş iradeye saygı” vurgusu yaptı.
TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında bugün 21’inci ve son kez toplandı. Toplantıda söz alan Yeni Yol grubundan Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Mustafa Bilici şunları söyledi:
“Bugün yalnızca basit bir rapor için toplanmadık. Bugün aynı zamanda Türkiye’nin yıllardır taşıdığı önemli, ağır bir meseleye nasıl baktığımızı da ortaya koymaya çalışacağız. Şiddetin, silahın ve vesayetin hiçbir meşru zemini olamaz. Demokratik bir ülkede hak aramanın yolu silahtan değil, sandıktan ve siyasetten geçer. Hiçbir amaç insan hayatından daha kıymetli değildir. Bu konuda en küçük bir tereddüdümüz yoktur. PKK ile Kürt meselesini eşitlemek, meseleyi bilinçli ya da bilinçsiz biçimde daraltmaktır. Kürt meselesi yalnızca bir güvenlik başlığı değildir. Bu mesele; eşit yurttaşlık, adalet, temsil, kimlik, kültürel haklar ve demokratik katılım meselesidir.
“Demokratik siyasetin önünü açmak istiyorsak seçilmişlerin iradesine saygı göstermek zorundayız”
Siyaset alanı daraldığında, ifade özgürlüğü kısıtlandığında, hukuk zayıfladığında toplumsal gerilim artıyor. İnsanlar kendilerini demokratik yollarla ifade edemediklerinde sorunlar birikiyor ve derinleşiyor. Oysa demokratik siyaset güçlendikçe sorunlar konuşulabilir hâle gelir. Konuşulabilen sorun çözülebilir. Bastırılan sorun ise elbette büyür. Seçilmiş belediye başkanlarının, yargı süreçleri tamamlanmadan idari kararlarla görevlerinden uzaklaştırılması ve yerlerine atama yapılması, demokratik temsil ilkesini zedelemektedir. Sandıkta ortaya çıkan iradenin idari tasarruflarla bertaraf edilmesi, sadece bir kişiyi değil, o kişiye oy veren milyonları etkiler. Demokratik siyasetin önünü açmak istiyorsak seçilmişlerin iradesine saygı göstermek zorundayız. Hukuki süreçler elbette işletilmelidir; ancak bunun yolu peşin hüküm ve toptancı uygulamalar olmamalıdır.
“Eşit yurttaşlık bir taviz değil, Cumhuriyet’in asli vaadidir”
Kalıcı toplumsal barış için güçlü bir hukuk devleti, gerçek bir ifade ve örgütlenme özgürlüğü, yerel demokrasinin güçlendirilmesi ve seçilmiş iradeye saygı gereklidir. Kimlik ve kültürel alandaki hakların güvence altına alınması bir ülkeyi zayıflatmaz, tam tersine güçlendirir. Eşit yurttaşlık bir taviz değil, Cumhuriyet’in asli vaadidir. Ülkemizin bir bölgesindeki demokrasi eksikliği diğer bölgesinde de hissedilir. Doğuda hukukun zayıflaması, batıda da güven duygusunu aşındırır. Adalet bir yerde yara alırsa, aslında hepimiz yara alırız. Gerçek milli birlik, herkesin kendini bu ülkenin eşit ve onurlu yurttaşı olarak hissetmesiyle mümkündür. Birlik inkârla kurulmaz, baskıyla kalıcı hâle gelmez, suskunlukla güçlenmez. Birlik; adaletle, özgürlükle ve karşılıklı saygıyla inşa edilir.
Demokrasi terörü meşrulaştırmaz; tam tersine, terörün beslendiği zemini ortadan kaldırır. Çünkü güçlü bir demokratik siyaset, şiddetin alternatifi değil, panzehiridir. Bugün burada tarihi bir sorumluluğumuz var. Şiddeti net biçimde reddeden ama aynı zamanda demokratikleşme cesareti gösteren bir perspektifi savunmak zorundayız. Eğer gerçekten kalıcı bir çözüm istiyorsak hukuk devletini yeniden güçlendirmeli, demokratik siyasetin önünü açmalı, engelleri kaldırmalı ve sandığın iradesine koşulsuz saygı göstermeliyiz. Türkiye bunu başarabilecek bir ülkedir. Yeter ki sorunları makyajla izlemek yerine cesaretle yüzleşelim ve çözümü demokraside arayalım.”
“Örgüt fesih iradesini ortaya koyduğu an yasa çıkmalıydı”
Bilici’nin ardından söz alan Yeni Yol Grup Başkanı, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen de şöyle konuştu:
“Böyle bir ortak raporun yazılmış olması şüphesiz de önemlidir. Ancak raporda hak ettiği yeri bulmayan özgürlükler, hukuk devleti, güçler ayrılığı ilkesi gibi Kürt meselesinin kök sebeplerini ortadan kaldırmak açısından ana dil, vatandaşlık, yerel yönetimler mevzusunun dahi yer almamış olmasını; ancak bu sürecin bir çözüm süreci değil, fesih ve silahsızlanmayı merkeze alan bir süreç olarak kabulü halinde anlaşılır olacaktır. Aksi durumda, hukuk devletini tesis etmeyen, tam demokrasiyi sağlamayan, kök sebepleri ele almayan hiçbir süreç kalıcı bir sonuç üretmeyecektir.
Kayyım uygulamasına son verilmesine dair tavsiye yerinde ancak eksiktir. Bakanlığın görevden alma işleminin Danıştay onayı ile tamamlanması halinde süreç, hukukuyla güçlendirilecek ve idari vesayet azaltılacaktır. Aksi durumda sadece meclisten seçim yapılması yeterli olmayacaktır. Yetişkinlerin dahi sokakta güvenli bir şekilde yürüyemediği, kadına ve çocuğa karşı her gün bir şiddet vakasının giderek arttığı bir dönemde, infaz yasasına ilişkin ilkeler arasında caydırıcılık ilkesinin sayılmamış olmasını ancak bir unutkanlık hali olarak kabul etmek mümkündür. Aksi takdirde caydırıcı olmayan bir infaz sistemine de referans verilemez.
Sayın Başkanım, bu sürecin çok olumlu yönleri oldu ama en belirgin eksikliklerinden biri yasama sürecinin gecikmesiydi. Örgüt fesih iradesini ortaya koyduğu an yasa çıkmalıydı. Burada teslim tespiti sürecine dair bir yumuşama gözüküyor ama yasanın çıkarılarak fesih ve tasfiye sürecinin eş zamanlı yürütülmesi gerektiği açıktır. Ümit ediyoruz, bayrama kadar bu yasa Meclis’e gelir ve bu raporda ortaklaşma gibi, yasanın hazırlanmasında arka planda ilgili kurumlar muhataplarıyla ortaklaşır. Sonra da siyasi partilerle ortaklaşma gözetilir.
“Çok kritik bir eşiği hep birlikte aşıyoruz”
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin süreçle tek bağı bu komisyondur. Bu komisyonun da görev süresinin sona ereceği dikkate alındığında mutlaka bir mekanizma üretilmelidir. Yürütme tarafından hazırlanacak raporlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin demokratik denetimine ve katılımına mutlaka açılmalıdır. Sayın Başkanım, çok önemli bir eşiği aştık. Herkesin eline sağlık ama işler aslında belki de yeni başlıyor.
Yasa, yasanın uygulanması, uyum ve devamında – ve o günleri beklemeden – demokratikleşme ve hukuk adımları önemlidir. Ama toplumun bu konuya iknası da önemlidir. Sayın Cumhurbaşkanı’nın artık komisyonumuza ve Meclis’imize referans vermekle birlikte, kendisinin de topluma bu yasanın neyi gerektirdiğini ve bu sürecin nihai amacının Türkiye’ye katkısını açıkça anlatması gerekir.
Aksi takdirde, toplumsallaşma yönündeki eksiklik; İmralı kararına toplumdan gelen itirazlarda olduğu gibi, yasama faaliyeti ve devamında birçok noktada da bazı itirazlar doğurabilir. Çok kritik bir eşiği hep birlikte aşıyoruz. İnşallah bu süreci başarıyla tamamlamayı da bu dönem faaliyet gösteren Meclis’imize ve bu iktidara nasip eder.”

