Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Numan Kurtulmuş: Yeni bir anayasa hazırlama konusu ülkemiz için yerine getirilmesi gereken ortak bir sorumluluktur

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısında yaptığı konuşmada, ortak rapora ilişkin, “Komisyonumuz tarafından titizlikle hazırlanan rapor bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösteren kıymetli bir başvuru metni olma özelliğini taşımaktadır. Komisyon raporumuz bu anlamda bir nihayet değil. Bilakis atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşı olarak kabul edilmelidir. Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte ülkemiz için tehir edilemez, yerine getirilmesi gereken ortak bir sorumluluk olarak, ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır” dedi.  

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu

(TBMM) – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısında yaptığı konuşmada, ortak rapora ilişkin, “Komisyonumuz tarafından titizlikle hazırlanan rapor bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösteren kıymetli bir başvuru metni olma özelliğini taşımaktadır. Komisyon raporumuz bu anlamda bir nihayet değil. Bilakis atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşı olarak kabul edilmelidir. Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte ülkemiz için tehir edilemez, yerine getirilmesi gereken ortak bir sorumluluk olarak, ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır” dedi.

TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında bugün 21’inci ve son kez toplandı. Toplantıda, ortak raporun oylanmasının ardından komisyonun görevi sona erecek.

Kurtulmuş’un taslak metni parti temsilcileriyle paylaşmasının ardından yapılan görüşmeler ve değerlendirmeler sonrasında, komisyonun gündeminde ortak taslak rapor yer aldı.

Kurtulmuş, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, komisyon raporunun kapsamına ilişkin bilgi vererek, raporun yedi bölümden oluştuğunu söyledi. Komisyon çalışmaları başlıklı birinci bölümde komisyonun çalışmaları ile ilgili sürecin anlatıldığını kaydeden Kurtulmuş, “İkinci bölümde komisyonun temel hedefleri üzerinde buradaki tartışmalarımız çerçevesinde vurgular yapılmakta. Üçüncü ana başlığımız Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku. Dördüncü başlığımız komisyonda dinlenen kişilerin yaptıkları söylem analizlerinden hareketle buradaki konuşmalarda ortaya çıkan mutabakat alanları” dedi.

Raporon diğer bölümlerine ilişkin de aktarımlarda bulunan Kurtulmuş, “Beşinci, PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması süreci. Altıncı, sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri. Yedinci ise demokratikleşme ile ilgili önerilerdir. Rapor sonuç ve değerlendirme kısmıyla sona ermektedir” ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, ana rapora beş ek hazırlandığını da aktararak, “Bunlardan birisi Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu komisyonumuzun üyeleri, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışma usul ve esasları, komisyondaki siyasi partiler tarafından sunulan raporların dijital nüshalarının web sitesi linkleri ve QR kodlarıyla kamuoyuyla paylaşılması, şimdiye kadarki yirmi toplantının özetleri, dinlenen kurum, kuruluş temsilcileri ve kişilerin listesi. Bu 21’inci toplantımızda partiler adına söz alacak arkadaşlarımızın konuşmalarını da içeren tutanak ekin sonunda yayınlanacaktır” diye konuştu.

“Kalıcı barış ve huzur ortamının sağlanması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır”

Kurtulmuş, komisyon raporuna ilişkin bilgi vermesinin ardından raporda kendi yazdığı “takdim” kısmını okudu. Kurtulmuş, Komisyon çalışmalarının, TBMM’nin temsil kapasitesi ve demokratik meşruiyeti çerçevesinde yürütüldüğünü kaydederek, bu sürecin toplumsal barışın, birlik duygusunun ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihsel bir sorumluluğun ifadesi olduğunu vurguladı.

Komisyon faaliyetlerinin, halkın uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek karşı karşıya kaldığı sorunların çözümüne Meclis’in yasama ve denetim yetkisi zemininde kalıcı bir perspektif kazandırmayı amaçladığını dile getiren Kurtulmuş, “Bugün terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte milli iradenin tecelligâhı olan Gazi Meclisimiz üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz bir biçimde üstlenmiştir. On yıllardır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen ve ülke olarak ağır bedeller ödediğimiz terör eylemleri kalkınma ufkunu daraltmış, sosyal bağları örselemiş ve siyaseti sadece güvenlik reflekslerine sıkıştırmıştır” dedi.

Kurtulmuş, Soğuk Savaş sonrasında terör örgütlerinin bölgede artan biçimde bölünme ve parçalanma projelerinde, ayrıca vekâlet savaşlarında araç olarak kullanıldığını belirterek, “Coğrafyamızı bir asır önce etnik, mezhebi ve dini farklılıklar üzerinden bölmeye çalışanların yine aynı hedef peşinde koşmalarını engellemek için terörün tamamen ortadan kaldırılması, tam manasıyla kalıcı barış ve huzur ortamının sağlanması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’de terörün kalıcı çözümü çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kılmaktadır”

Bölgede bugün yaşanan istikrarsızlık, adaletsizlik ve demokratikleşme sorunlarının arka planında emperyal müdahalelerin bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, bu müdahalelere verilecek cevabın “daha fazla kardeşlik ve daha fazla bütünleşme” olduğunu söyledi. Türkiye’nin, küresel emperyal güçlerin yaklaşımlarına rağmen, bölgede bütünleştirici politikaların öncülüğünü sürdürmeye devam edeceğini kaydeden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Güç dengelerinin değiştiği, jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda Türkiye’nin iç kalesini tahkim ederek bölgesinde kalıcı barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkan ve fırsatları ortaya çıkaracaktır. Türklerin, Kürtlerin, Arapların, bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifak bölgede emperyalistlerin kurguladığı dağılma ve parçalanma senaryolarını bozacak, planlarını etkisiz hâle getirecek bir dönemi başlatacaktır. Milletimiz dağılma ve parçalanmayı durduracak bozguncu emellerden daha güçlü bir birlik ve bütünleşme iradesine sahiptir.

Türkiye’de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesi sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kılmaktadır. Siyasal meşruiyet, toplumsal kabul ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirmektedir. Öte yandan dünyamız uluslararası kurumların meşruiyet tartışmalarıyla çöküşe geçtiği, kural bazlı uluslararası sistemin yerine sadece güçlülerin kendi kurallarını dayattığı bir döneme doğru hızla ilerlemektedir. Böylesi bir dönemde devletlerin egemenliğini, güvenlikleriyle toplumsal bütünlüğü aynı anda, aynı irade çizgisinde tutabilme kudreti üzerinden değerlendirmek gerekir.

“Ülkemizde kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her sözü ve her adımı en güçlü şekilde desteklemekteyiz”

Küresel sistemin her krizde ne yazık ki, en fazla yıpranan alanı insan onuru ve hukukun üstünlüğü olurken adaleti sağlama gücü zayıflayan her yapı toplumda umut yerine yeni kırılganlıklar meydana getirmektedir. Yakın çevremizde ve bölgemizde kimlik temelli fay hatlarının diri tutulması ve çatışma alanlarının genişlemesi ülkemize çok yönlü sorumluluklar yüklemektedir.

İçeride milli dayanışmamızı derinleştirirken bölgemizde barış sağlama yönünde çabalar, refahın artırılması ve adalet duygusunun güçlendirilmesi ile birlikte üstlenilmesi gereken yeni vazifeler olarak önümüzde durmaktadır. Ülkemizde kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her sözü ve her adımı en güçlü şekilde desteklemekteyiz. Bu mesele farklılıkları derinleştiren ezber kalıplarla değil, basiretli bakış, samimi yaklaşım ve kararlı adımlarla çözüme kavuşacaktır. Bu konu varlığımızı ve yarınımızı ilgilendiren niteliğiyle dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının konusu asla olamaz. Dar siyasi çıkarların ve risk hesaplarının çok ötesinde bir gerçektir.

“Zaman geçse de acıları geçmeyen kayıpları unutmadan hatıralarına saygıyla sahip çıkıyoruz”

Kalıcı sükunet, devletin sağlam temeller üzerinde yükselmesi; güvenliğin yanında hukuk devleti pratiğini, demokratik siyaset ahlakını ve milli dayanışma iradesini aynı anda kuvvetlendiren birliği gerektirmektedir. Terörün ülkemizin gündeminden çıkarılması her birimiz için tarihi bir sorumluluktur. Ortak geleceğimize dönük her adım Gazi Meclis’in denetimi ve toplumsal meşruiyetle ilerlediğinde alınan tedbirler hukukla temin edilmiş bir istikamete doğru sağlam bir şekilde ilerleyecektir. TBMM milli iradenin tecelligahı olarak milletimizin geleceğini ilgilendiren her meselenin meşru çözüm adresidir.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarihi sorumluluğunun Meclis zeminine taşınması için teşekkül ettirilmiş bir komisyondur. Bu çatı altında açık diyalog ve kararlı karşılıklı saygı içinde kardeşliğimizi güçlendiriyoruz. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu acılarımızı inkar etmeden geleceği birlikte kurma kararlılığının açık bir ifadesidir. Bu çerçevede zaman geçse de acıları geçmeyen kayıpları unutmadan hatıralarına saygıyla sahip çıktığımızı vurguluyoruz. Komisyonumuz milletimizin her türlü düşünceyi baskıdan, ön yargıdan ve çekincelerden ari biçimde ifade edebilecek kabiliyete, irfana ve olgunluğa sahip olduğunu da göstermiştir.

Ortak akıl ve asgari müşterekleri önceleyen bir yaklaşım benimseyerek uzlaşı zemininden uzaklaşmadan meseleler derinlikli biçimde tartışılabilmiş, ele alınabilmiştir. Siyasal hayatın son dönemde ürettiği temaslar, kamu vicdanının büyüyen huzur talebi ve örgütün silah bırakmasına dönük gelişmeler meclisimizin temsil gücünü daha görünür kılan bir istişareyi gerekli kılmıştır.

“Rapor, algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuk düzeninin belirlilik ilkesini merkeze alan yaklaşımı ortaya koyuyor”

Elinizdeki rapor, komisyon çalışmalarının olgunlaştırdığı müşterek idraki belirginleştirme amacı taşımaktadır. Partilerimizin raporun ekinde yer alan raporlarının okunmasını kolaylaştıracak kavramsal bir çerçeve sunmaktadır. Komisyona katkı sunan partilerimizin raporları her bir partinin kendi siyasal duruşunu bir tutum belgesi şeklinde kamuoyuyla paylaşan birer politika belgesidir.

Türkiye modeli olarak adlandırılan yaklaşımın kurucu ilkeleri, milli iradeye dayanan siyasal bir metin disiplini içinde kayda geçirilmektedir. Kamu düzeninin korunması, hak ve hürriyet alanının genişlemesi, toplumsal bütünleşmenin güçlenmesi, demokrasinin ilerlemesi ve refahın kalıcı biçimde büyümesi birbirini tamamlayan tek bir bütünün parçaları olarak ele alınmaktadır.

Komisyonun ortaya koyduğu yaklaşım, örgütsel yapının fesih ve silah bırakmasının güvenli biçimde teyidi ile birlikte yürürlüğe alınması düşünülen idari ve hukuki düzenlemelere rehberlik edecek ilkeleri belirlemeyi, tespit ve takip mekanizmalarında öngörülebilirlik sağlamayı, toplumla uyum adımlarını özgürlük ile güvenlik dengesini koruyan bir çerçevede tasarlamayı hedeflemektedir.

Rapor, mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuk düzeninin belirlilik ilkesini merkeze alan ve kamu vicdanının hassasiyetini gözeten yaklaşımının ana hatlarını ortaya koyarken; devlet aklı ile millet vicdanını koruyan demokratik iradenin aynı bütünlük içerisinde harekete geçtiğinde toplumsal barışın kalıcı zeminini kurduğuna da işaret etmektedir.

“Yaptığımız çalışmalar gelinen aşamayla sınırlı ve tamamlanmış bir süreç olarak değerlendirilemez”

Terörsüz Türkiye’de daha geniş bir ufukla terörsüz bir bölge tasavvuruna açılmaktadır. İç huzuru pekiştiren her adım bölgesel ve küresel adalet arayışında Türkiye’nin gücünü artırmaktadır. Meclisimizin görevi müşterek hayatın hukukunu kurmak, farklılıkların sesini ortak geleceğin sesine katmak, her yurttaşın kendini eşit, güvende ve saygın hissettiği demokratik yapıyı güçlendirmek ve hürriyet ufkunu genişletmektir. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumsal huzur ve sükunu zedeleyen terör eylemleri ve şiddet ikliminin sona erdirilmesi iradesini rapor hâline getirmiştir.

Raporun giriş bölümü ve değerlendirmeler kavramsal bir çerçeve sunmayı, komisyon çalışması boyunca oluşan ortak idraki ortaya çıkarmayı ve çatışma çözümleri konusunda uluslararası literatürde Türkiye modeli olarak tanımlanacağına inandığımız komisyon çalışmalarının ilke ve hedeflerini siyasi bir metin disiplini içinde kayda geçirmeyi amaçlamaktadır.

Şeffaf ve açık yaklaşımımız sayesinde komisyon toplantıları kamuoyu tarafından ilgiyle takip edilmiş, çalışmalara ilişkin gelişmeler medya organlarında geniş yer bulmuş ve süreç milletin denetimine açık bir şekilde ilerletilmiştir. Yaptığımız çalışmalar gelinen aşamayla sınırlı ve tamamlanmış bir süreç olarak değerlendirilemez.

“Komisyon raporumuz bu anlamda bir nihayet değil, atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşı olarak kabul edilmelidir”

Komisyonumuzun sergilediği sağduyulu, kapsayıcı ve çözüm odaklı yaklaşım yarının güçlü, etkili ve huzurlu Türkiye’sine uzanan sağlam bir çerçeve ortaya koymuştur. Komisyonumuz tarafından titizlikle hazırlanan rapor bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösteren kıymetli bir başvuru metni olma özelliğini taşımaktadır.

Komisyon raporumuz bu anlamda bir nihayet değil. Bilakis atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşı olarak kabul edilmelidir. Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte ülkemiz için tehir edilemez, yerine getirilmesi gereken ortak bir sorumluluk olarak, ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır.

Komisyon çalışmalarının neticesinde raporda bahsedilen düzenlemeler ve önerilere ek olarak siyasi partilerimizin daha önce çeşitli vesilelerle kamuoyuyla paylaştığı raporlarda ifade ettikleri daha demokratik, sivil, özgürlükçü, katılımcı ve kapsayıcı yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğu da aşikardır.

Kurtulmuş’tan siyasi parti liderlerine “destek teşekkürü”

Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü, Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunlarında yapılacak demokratik değişiklikler de yüce Meclisimizin sorumlulukları arasındadır. Komisyonumuzun adını oluşturan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi hedefi bu adımların atılması ile birlikte nihayete erecektir.

Bu çerçevede sorunun çözümü için ilk ve önemli adımları atarak meselenin bir devlet politikası olarak benimsenmesini sağlayan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, yaptığı kritik ve yol gösterici çağrılarla sürecin başlamasını sağlayan Sayın Devlet Bahçeli’ye, komisyona başta milletvekillerinin temsilini sağlamak olmak üzere samimi destek veren genel başkanlar Sayın Özgür Özel, Sayın Tuncer Bakırhan, Sayın Tülay Hatimoğulları, Sayın Mahmut Arıkan, Sayın Ali Babacan, Sayın Ahmet Davutoğlu, Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, Sayın Muhammed Ali Fatih Erbakan, Sayın Erkan Baş, Sayın Seyit Aslan, Sayın Önder Aksakal ve Sayın Gültekin Uysal’a da hassaten teşekkürlerimi ifade ediyorum.

Geçmiş dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanları, bakanlar ve ilgili kamu kurumlarının temsilcileri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı, şehit aileleri ve gaziler, sivil toplum temsilcileri, baro başkanları, hukuk çevreleri, insan hakları örgütleri, işçi ve memur sendikaları ile işveren temsilcileri, akademi camiası, düşünce kuruluşları, emekli güvenlik mensuplarımızın temsilcileri, gençlik ve kadın sivil toplum kuruluşları gibi alanlardan 137 kişi dinlenmiş ve bu dinlemelerin her birisi rapora büyük katkı sunmuş, raporun ufkunu genişletmiştir.

Büyük bir demokratik olgunluk ve iş birliğiyle çalışmalarını sürdüren komisyon üyesi milletvekillerimizin her birine, fedakâr gayretleriyle çalışmalarımızı kolaylaştıran idari teşkilat mensubu arkadaşlarımıza ve milletimizin doğru bilgiye erişmesi için büyük bir sorumluluk bilinciyle çalışan değerli basın mensubu arkadaşlarımıza bu tarihi görevdeki katkıları nedeniyle teşekkür ediyorum.

Sorumlu ve yapıcı tutumları sebebiyle katkı sunan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi ifade ediyorum. Uzlaşı ve diyalog kültürünün bundan sonraki süreçte de aynı kararlılık ve samimiyetle yürütülmesini canı yürekten temenni ediyorum. En büyük teşekkürümüz desteklerini her daim yanımızda gördüğümüz ve hissettiğimiz aziz milletimizedir.

Son olarak komisyonumuz teşekkür etmeden hemen önce aramızdan ayrılan, sürecin sükûnetle yürümesi, güven zemininin korunması ve ortak aklın güçlenmesi için büyük emek veren Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekilimiz değerli dostum Sırrı Süreyya Önder’i rahmet ve minnetle yad ediyorum. Komisyon çalışmalarımız kapsamında görüşlerine başvurduğumuz, sahada insan hayatına dokunmayı kendisi için vazife bilmiş insani yardım gönüllüsü eğitimci Vahdettin Kayan kardeşimi de rahmetle anıyorum.

Milletimizin huzuru, bölgemizin istikrarı ve toplumsal barış ülküsü için sivil toplumda, siyasette ve halkımıza hizmetin farklı alanlarında emek veren her bir kıymetli insanımızı şükranla; ortak vatanımızın esenliği uğruna canını veren şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi hürmet ve minnetle yâd ediyorum. Aziz hatıraları atacağımız her adımın insan onuruna, adalete ve ortak geleceğimize karşı taşıdığımız sorumluluğu hepimize daha güçlü biçimde hatırlatmaya devam edecek.”

Kurtulmuş’un konuşmasının ardından TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt, raporun somut önerilerle ilgili 6’ıncı ve 7’inci bölümlerini okumaya başladı.