(TBMM) – MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısında yaptığı konuşmada, “Çalışmaları hepimiz biliyoruz. Kamu vicdanını sızlatmadan bazı düzenlemeler yapılacaktır. Öncelikle ezelden beri söylediğimiz bizim infaz sistemimiz gerçekten yamalı bohçaya dönmüştür. Bu infaz sistemimizin düzeltilmesi lazım. Burada eşitliğin sağlanması gerekir. Komisyonumuzun da ilk tavsiyeleri arasında infaz düzenlemesi gelmektedir” dedi.
TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında bugün 21’inci ve son kez toplandı. Toplantıda, ortak raporun oylanmasının ardından komisyonun görevi sona erecek. Toplantıda söz alan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, şu ifadelere yer verdi:
“Öncelikle yılmaz bir iradeyle bizlere özgür bir vatan, çağdaş bir cumhuriyet armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının ruhu şad olsun, mekanları cennet olsun diyorum. Bu süreçte söylenmedik söz kalmadı hatta partilerimize yapılmadık iftiralar da kalmadı ancak bunlara cevap vermeye bile gerek duymadık. Komisyonumuzun Türkiye Cumhuriyeti kuruluş felsefesine, temel anayasa ilkelerine, demokratik işleyişi, üniter devlet yapısını dönüştürmek gibi bir yetkisi ve misyonu yoktur. Bunun altını bir kere daha çiziyorum. Türkiye’nin üniter devlet yapısı, toprak bütünlüğü, ülkenin resmi dil statüsü, laik cumhuriyet ilkesi üzerinde tartışma yapılamayacak ortak temel değerlerimizdir. Milletimizin tamamını kucaklayan, toplumsal barış ve huzur için terörle mücadele kanunlarından taviz vermeden, hukukun üstünlüğü ilkesinden sapmadan ve milli güvenlik gözardı edilmeden bu elimizdeki çerçeve metin hazırlanmıştır.
Siyasi, sosyolojik, dini veya etnik hedeflere ulaşmak maksadıyla şiddetin sistematik olarak tatbiki suretiyle tezahür eden terör yalnızca doğrudan hedef aldığı kurbanlar üzerinde kalmayıp daha geniş kitleler üzerinde korku ve yıldırma yaratan, psikolojik etki bırakmayı arzulayan bir insanlık suçudur. Terör olgusu çağdaş devletlerin egemenlik, güvenlik ve toplumsal istikrar kavramlarını derinden sarsan çok boyutlu bir durumdur. Terörsüz Türkiye vizyonu işte tam burada salt bir güvenlik politikası olarak görmekten ziyade devletin beka meselesidir. Demokratikleşme süreci ve ekonomik kalkınmayı da kapsayan stratejik bir hedeftir.
“Bu tavır Türk demokrasisinin daha da güçlenmesi açısından önemli bir adımdır”
Ülkemizin jeopolitik durumu ile Terörsüz Türkiye yalnızca iç güvenlik stratejisi olmaktan çıkarıp bölgesel güvenliğin de merkezine yerleştirmektedir. Bunun için Anadolu coğrafyası Asya ile Avrupa arasında stratejik bir köprü olmanın yanı sıra enerji koridorlarının, ticaret ağlarının ve göç rotalarının kavşak noktasındadır. Bölgemizde uzun süredir devletleşme ve merkezileşme taleplerinin olduğu görülmektedir. Birçok ülke kendi egemenlik kapasitesini yeniden inşa etme sürecine girmiştir. Bu süreç devlet dışı aktörleri ya uyum sağlamaya veya tasfiye olmaya zorlamaktadır. Türkiye’nin iç istikrarı Ortadoğu’dan Avrupa’ya uzanan geniş bir güvenlik ekosistemi üzerinde doğrudan belirleyici olmaktadır. Bizim merkezi yapımız, milli devlet yapımız kuşatıcıdır, özgürlükçü ve demokratiktir. Vatandaşlık anlayışlı millet yapımız ve kurucu kodlarımız hiçbir zaman şiddetin ve terörün kaynağı olmamıştır. Aksi yönde iddialar her şeyden önce gerçekliği inkardır.
Türk siyaset kurumu tarihi bir adımla önemli bir sorunu çözmek için güçlü bir fikir birliği ile Meclis yapımızın kahir ekseriyetli çözüm odaklı bir yaklaşım inşa etmiştir. Bu tavır Türk demokrasisinin daha da güçlenmesi açısından önemli bir adımdır. Yapılan çalışmalar neticesinde ‘benim de bir diyeceğim var’ diyen herkesin sözcüleri dinlenmiş, bu tarihi mesele üzerine söylenen her söz tutanaklara geçmiştir. Tam bu sırada MHP’nin Sayın Genel Başkanı Devlet Bahçeli Bey Meclis grubunda yaptığı toplantı ve yaptığı çağrı siyasi hayatımızdaki tüm ezberleri bozmuştur. Çalışmaları hepimiz biliyoruz. Kamu vicdanını sızlatmadan bazı düzenlemeler yapılacaktır. Öncelikle ezelden beri söylediğimiz bizim infaz sistemimiz gerçekten yamalı bohçaya dönmüştür. Bu infaz sistemimizin düzeltilmesi lazım. Burada eşitliğin sağlanması gerekir. Komisyonumuzun da ilk tavsiyeleri arasında infaz düzenlemesi gelmektedir.
“Cezaevlerinde hasta ve yaşlı mahkumlarla ilgili düzenleme yapılacaktır”
Yine bazı tartışmalara neden olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyum konusundaki itilaftır. Bu konu da Anayasamızın emri açıktır. Anayasanın 90. maddesi ortadadır elbette Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına da Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına da bir hukuk devleti olarak uymak zorundayız. Cezaevlerinde hasta ve yaşlı mahkumlar var. Bunlara zaman zaman el atılsa da yine yüzlerce kişi ya hastaneye gidememekte ya da cezaevinde kendi bakımını, hayatını idame ettirecek durumda değildir. Komisyonumuz raporunda bu konuya da değinmiştir. Meclis’imizin ilk yapacağı işler arasındadır.”

