Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Migros depo işçileri, Tuncay Özilhan’ın evinin önünde ters kelepçeyle gözaltına alındı: Bu kadar zenginliği nereye götüreceksin? Hepimiz mezara gireceğiz

Yüzde 28’lik zamma karşı patron Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki evinin önünde yaptıkları eylem nedeniyle aralarında Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) Genel Başkanı Neslihan Acar’ın da olduğu Migros depo işçileri ters kelepçeyle gözaltına alındı. Eylemde konuşan 60 yaşındaki işçi, “Aldığın bu kadar zenginliği nereye götüreceksin? Hepimiz aynı mezara gireceğiz” dedi. Anahtarını yere fırlatan bir başka işçi de “Ben geçinemiyorum Tuncay Özilhan. Benim evimin anahtarı, al bunu. Gel, benim evimi geçindir” diye konuştu.

Yüzde 28’lik zamma karşı patron Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki evinin önünde

Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: GENCER KETEN

(İSTANBUL) – Yüzde 28’lik zamma karşı patron Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki evinin önünde yaptıkları eylem nedeniyle aralarında Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) Genel Başkanı Neslihan Acar’ın da olduğu Migros depo işçileri ters kelepçeyle gözaltına alındı. Eylemde konuşan 60 yaşındaki işçi, “Aldığın bu kadar zenginliği nereye götüreceksin? Hepimiz aynı mezara gireceğiz” dedi. Anahtarını yere fırlatan bir başka işçi de “Ben geçinemiyorum Tuncay Özilhan. Benim evimin anahtarı, al bunu. Gel, benim evimi geçindir” diye konuştu.

Migros depo işçilerinin yüzde 28’lik zam teklifine karşı başlattıkları eylem sürüyor. Geçen hafta patron Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki evinin önünde eylem yaptıktan sonra gözaltına alınan işçiler bugün bir kez daha aynı yerde buluştu. Polisin ve çevik kuvvet ekiplerinin yoğun güvenlik önlemi aldığı eylemde konuşan DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar, taleplerinin basit olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Bu talepler sadece bugün Migros işçilerinin talebi değil. Burada vücut bulmuş olabilir. Milyonlarca işçi yoksulluk kıskacında, sefalet koşullarında kendi başına da örgütleniyor. Dolabı açtığında açlık öyle bir şey. Bunlar ne yaptığını biliyorlar. Bakanlıklar ne yaptığını biliyor. AKP hükümeti ne yaptığını 20 yılda bu halkı ne kadar yoksullaştırdığını biliyor. İstediğimiz şey atla deve değil. Özilhan’ın evinin değeri kadarını istiyoruz. Yüzlerce milyon burada oturduğu ev. Bir kira ödeyebilmek, bir fatura ödeyebilmek haysiyet ve onurumuza sahip çıkmak istiyoruz. Yüzde 28 sanki Allah yazgısı gibi bugün herkese dayatılıyor. sendikanın oraya getirilmeye çalıştığını, market işçileri de biliyor. O aidatları kumarhanelerde yiyen, işçinin sesi çıktığı için orada burada döven, iş yerlerinden atan sendikayı şimdi Migros işçilerinin başına bela etmeye çalışıyorlar. Bugün kadroya geçireceğiz yalanıyla beraber Tez-Koop Sendikası dayatılıyor. Anayasal haklarına saygı duyduğunu söylüyorsunuz işçinin. İşçiler DGD-SEN’de kalmak istiyor.”

“Zam isteme suçunu işlemeye devam edeceğim”

Temizlik işçisi Mehmet Çelik de 8 yıldır Migros’da çalıştığını dile getirerek duygularını şöyle anlattı:

“Bugüne kadar kesinlikle ne bir tutanak ne de bir uyarı aldım. Ben kendime yapılanı başkasına yapmadığım için benim için ahlak önce gelir. Bu eylem başlarken beni uyardılar. Bana dediler ki ‘Ayrıl’. Ben de dedim ki ben niye ayrılayım. Bu arkadaşların hiçbiri suç işlemiyor ve ben de istemiyorum. Özellikle temizlik ekibini kesinlikle depoda hiçbir şeye katmıyorlar. Katmadıkları için de insan kaynaklarıyla kendim görüştüm, azar işittim. Ben bugüne kadar kıdem primini defalarca söyledim ama bana verilmedi. Bugün de arkadaşlarımla beraber buradayım. Bu arkadaşlarımın hiçbir tanesi kesinlikle suç işlememiştir çünkü hepimiz ekmek için bu yola kalkıştık. Bu ekmek bu kadar zor mu? 8 sene emek vermişim, kıdem pirimi istemişim diye bana niye hakaret ediliyor? Ben tek başıma olduğum zaman üstü de kapatılıyor. Diyebilirler ki ‘Bu adam bize iftira dağıtıyor’. Benim için Allah ilk önce gelir. 8 sene eğer bir insan bir yerde çalışmışsa ne bir tutanak ne bir uyarı yemişse bu zaten başlı başına bir şeydir. Biz bu yoldan dönmeyiz. Biz buraya geldiğimizde bakıyoruz ki buralara polisi yığmışlar. Peki biz ne yapmışız ki polisi yığmışsınız buraya? Adam mı vurmuşuz, yani ben zam isteyemez miyim? Zam istediğim zaman ben suç mu işliyorum? Ben orada 8 sene çalışırken suç işlemedim ama ben zam isterken suç işledim ha? O zaman ben o suçu işlemeye devam edeceğim.”

“Bu sokağa çıkmayı sen yarattın”

Yine temizlik bölümünde çalışan 60 yaşındaki Ayşe isimli işçi de şunları söyledi:

“Oturduğum binayı bir görsen Sayın Özilhan, merdivenleri ayrılmış durumda. Sen bu şekilde yaşayabilir misin? 70 yaşındasın. Hayatında neler gördün? Aldığın bu kadar zenginliği nereye götüreceksin? Hepimiz aynı mezara gireceğiz. Bu kadar mı zor? Yüzde 10’unu dağıtsan ne olacak? Hoşuna mı gidiyor bizim burada bu kadar bağırmamız? O şatafatın içinde yaşıyorsun. Varlığını biraz dağıtsan ne olacak? O yastığa sen başını nasıl koyuyorsun? Kendi çocuğuna nasıl anlatıyorsun? Bu insanlar aç, sefalet içinde yaşıyor. Hayatta insanı ayakta tutan nedir, biliyor musun; insanın onuru, şerefi, gururu. Ne yapayım ben? Kendi ekmeğim için savaşmayayım mı? Verdiğin ücretle geçinemiyorum, sefalet ücretiyle geçinemiyorum. Ben durup dururken bu sokağa çıkmadım. Bu sokağa çıkmayı sen yarattın. Herkes ‘kibirli’ diyor. Doğru söylüyor. Bunu sen yarattın. Sonuçlarına da katlanacaksın ya da ne yapacaksın? Aldığının birazını dağıtacaksın. Bu insanlar senin için üretim yapıyorlar. Şu anda benim yerimde olmak ister misin? Ben ne kadar doğal konuşuyorum, gerçekleri konuşuyorum. Sesleniyorum sana. Bu inadın niye? Hırsız mı, arsız mı olayım? Hey Tuncay Özilhan, kişisel sorunumu anlatacağım. Ben o kadar dürüstüm ki ben 2 yıl çalıştım senin fabrikanda. Ben seni fabrikana giderken her şey toz toprak içindeydi biliyor musun ama pislik içinde yaşamak bana göre değil. Bu kadar topraklarda. İnsanlara o ürünler sağlıklı bir şekilde gitsin diye elimle avucumla temizledim. Ben bir temizlik elemanıyım. Sen beni aşağı göremezsin. Ben olmazsam sen de olamazsın.”

Anahtarını yere fırlattı

Esenyurt depoda 4 yıldır çalıştığını belirten işçi, anahtarlarını yere fırlattığı konuşmasında şunları dile getirdi:

“Bize zam açıkladıklarında biz dedik ki bunu kabul etmiyoruz, biz bununla geçinemeyiz, aç kalıyoruz. Benim iki tane çocuğum var. Her şeyini tam olarak yapamıyorum. Villada oturan yapıyor ama ben Esenyurt’ta Fatih Mahallesi’nde oturuyorum. Kiranın en ucuz olduğu yerde oturuyorum. Niye biliyor musunuz? Gücüm ona yetiyor benim ama villada oturamıyorum. Villada oturanlara daha çok zenginleşsin diye bu alnımın terini veriyorum ama adam zenginleştikçe azıyor. Azdıkça da diyor ki ‘Kardeşim sana yüzde 28 yeter. Buna da sesini çıkarmayacaksın’. Nasıl çıkarmayacağım? Akşam evime gideceğim. Ekmek param yok. Ne götüreceğim çocuğuma. Ne diyeceğim? Oğlum ben işten geldim diyeceğim. Baba çikolata aldın mı, ekmek aldın mı’ diyecek, ‘Alamadım’ diyemiyorum. Buna da isyan edince arkadaşlarımız, bir mesajla diyor ki ‘İşten çıkarıldın’. Bir mesajlık mıydık biz? Bu kadar mı seviyordun bizi? Ben geçinemiyorum Tuncay Özilhan. Benim evimin anahtarı, al bunu. Gel, benim evimi geçindir.”

Gazeteciler uzaklaştırıldı

Konuşmaların ardından Özilhan ile görüşmek isteyen işçiler muhatap bulamadı. Oturma eylemine geçen işçilere polis 3 kez Beykoz Kaymakamlığı’nın yasak kararını hatırlatarak dağılma uyarısı yaptı. İşçiler ayrılmayınca polis, grubu ablukaya aldı, gazetecileri alandan uzaklaştırdı. Neslihan Acar’ın da aralarında olduğu onlarca işçi ters kelepçeyle gözaltına alındı.