Haber: Çağatan Akyol – Kamera: Gencer Keten
(İSTANBUL) – Çok sayıda meslek örgütü tarafından Kadıköy İskelesi önünde “Marmara-İstanbul depremine hazır mıyız” konulu açıklama yapıldı. İstanbul Tabip Odası’ndan Hasan Oğan, “İstanbul’da toplanma alanları yetersiz ve afet durumuna uygun altyapılardan yoksundur. Geçici barınma alanları net biçimde planlanmamıştır. Moloz yönetimi için somut, şeffaf bir yol haritası bulunmamaktadır. Kentsel dönüşüm ranta teslim edilmiştir. Depreme karşı alınması gereken önlemlerin sorumluluğu asgari ücretliye, geçinemeyen emekliye, yoksullara yüklenmiştir. Marmara-İstanbul depreminde halk olarak en çok zarar görecek olan bizleriz” dedi.
Deprem Çalışma Grubu, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Barosu, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, İstanbul Dişhekimleri Odası ve SES İstanbul Şubeler tarafından “Marmara-İstanbul depremine hazır mıyız” konulu eylem düzenlendi. Kadıköy İskelesi önünde yapılan eylemde hazırlanan ortak açıklamayı İstanbul Tabip Odası adına Hasan Oğan okudu.
Kahramanmaraş merkezli 11 ilde yıkıma neden olan 6 Şubat 2023 depremlerinin etkilerinin devam ettiğini belirten Oğan, şunları söyledi:
“Hazırlık için yapılan plan ve projeler büyük ölçüde kağıt üzerinde kalır. Afet azaltma, risk azaltma ve hazırlık ilkeleri hayata geçirilmemiştir. Deprem ve kritik anda yanıt verecek olan kamusal sağlık sistemi sona ermiştir. Sermayenin ve siyasi iktidarın karşı karşıya kaldığı önemi vermediğini, temel yaklaşımın krizi fırsata dönüşme olduğunu bilmekteyiz. Şubat 2023’te deprem olayının yaşanması bunu açık biçimde ortaya koyuyor. İstanbul’da birçok kamu sağlık kurumu tamamen ya da kısmen yıkılmış, taşınma adı altında kapasiteleri büyük oranlarda azaltılmıştır. İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi, İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi, Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi bu süreçten doğrudan etkilenmiştir. Depremde en çok gereksinim duyulacak olan kamu hastanelerinin zayıflatılması, sağlık hizmetini fiilen özel sektör hegemonyasına bırakmaktadır.
“En çok zarar görecek olan bizleriz”
Ülkemizde mevcut afet yönetim anlayışları hayvanları kapsamamakta ve yeterince korumamaktadır. Hayvanlar eşya olarak değerlendirilmekte ve afet karşısında yaşam hakları yok sayılmaktadır. İstanbul’da toplanma alanları yetersiz ve afet durumuna uygun altyapılardan yoksundur. Geçici barınma alanları net biçimde planlanmamıştır. Moloz yönetimi için somut, şeffaf bir yol haritası bulunmamaktadır. Kentsel dönüşüm ranta teslim edilmiştir. Depreme karşı alınması gereken önlemlerin sorumluluğu asgari ücretliye, geçinemeyen emekliye, yoksullara yüklenmiştir. Marmara-İstanbul depreminde halk olarak en çok zarar görecek olan bizleriz. Bu nedenle depreme bağlı afet yönetim süreci yalnızca sermayenin ve onunla iş birliği içindeki siyasi iktidarın inisiyatifine bırakılamaz, bırakılmayacaktır. Demokratik kitle örgütleri olarak bu sürecin asli öznesiyiz ve afetlere karşı hazırlık, risk azaltma ve kamusal denetim süreçlerinde aktif biçimde sorumluluk almaya devam edeceğiz.”

