(ANKARA) – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu’nun (PPK) 22 Ocak tarihli toplantısının özeti yayımlandı. Özette, küresel ekonomide jeopolitik risklerin arttığına, yurt içinde kredi faizleri ve rezervlerde önemli değişimler yaşandığına dikkat çekilirek, “Öncü veriler ocak ayında aylık tüketici enflasyonunun gıda öncülüğünde arttığına, ana eğilimdeki artışın ise sınırlı olduğuna işaret etmektedir. Gıda fiyatlarındaki yüksek artışta sebze ve kırmızı et kalemleri önemli rol oynamaktadır. Özellikle bir önceki yılı düşüşle tamamlayan sebze fiyatları, dönemsel arz koşullarına da bağlı olarak belirgin şekilde yükselmektedir” denildi.
TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın başkanlığında 22 Ocak’ta toplanan PPK’nın toplantı özeti açıklandı. Kurul, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 38’den yüzde 37’ye indirilmesine karar verdi. Özette, küresel ticaret politikalarına ilişkin belirsizliklerin azalmasına karşın jeopolitik risklerin belirgin şekilde yükseldiği belirtilirken, para politikasında ihtiyatlı ve veri odaklı duruşun sürdürüleceği ifade edildi. TCMB’nin gıda fiyatlarına ilişkin öncü değerlendirmesi, 3 Şubat 2026 Salı günü TÜİK tarafından açıklanacak 2026 Ocak enflasyon verileri öncesinde dikkat çekti.
TCMB’nin internet sitesinden toplantının özetinde küresel ticaret politikalarına ilişkin belirsizliklerin bir önceki PPK dönemine göre azalmaya devam ettiği belirtilerek, jeopolitik risklerin belirgin bir şekilde yükseldiği vurgulandı. Küresel büyüme tahminlerinde görülen sınırlı iyileşme eğiliminin devam ettiği belirtilerek, “Bu çerçevede, zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği; Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin 2025 yılında yüzde 2,1 artmış olduğu; 2026 yılında ise yüzde 2,4 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Küresel talep görünümündeki görece zayıf seyir ve arz yönlü gelişmeler ham petrol fiyatlarını baskılamaya devam ederken, enerji emtia fiyatları düşük seyrini korumaktadır. Diğer taraftan, endüstriyel ve değerli metal fiyatları kaynaklı olarak enerji dışı emtia fiyatları artış eğilimini sürdürmüştür. Jeopolitik riskler özellikle ham petrol ve değerli metal fiyatlarında artış olasılığını güçlendirmektedir” denildi.
Küresel ekonomiye ilişkin, “Enflasyon üzerindeki riskler küresel ölçekte geçerliliğini korurken, merkez bankaları söz konusu riskleri gözeterek faiz indirimlerini sürdürmektedir. Son dönemde, risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, ülkeler bazında ayrışmakla birlikte, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından portföy çıkışları gözlenirken, küresel belirsizlikler ve jeopolitik gelişmeler, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tutmaktadır” ifadeleri yer aldı.
Parasal ve finansal koşullarda kredi faizleri ve rezervlerde değişim
Özette, parasal ve finansal koşullara ilişkin ise şu değerlendirmeler yer aldı:
“Türk lirası (TL) mevduat faiz oranları, 12 Aralık ile biten haftaya kıyasla 95 baz puan azalarak 16 Ocak ile biten haftada yüzde 45,0 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde TL ticari kredi faizleri (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 557 baz puan azalarak yüzde 40,1 seviyesinde oluşmuştur. İhtiyaç kredisi faizlerinde bankaların bilanço ayarlamalarının etkisiyle görülen düşüş artışa dönmüştür. İhtiyaç kredisi (Kredili Mevduat Hesabı hariç) faizleri 615 baz puan artarak yüzde 64,0; konut kredisi faizleri 137 baz puan azalarak yüzde 36,3; zaman zaman oynak bir seyir izleyen taşıt kredisi faizleri ise 435 baz puan artarak yüzde 38,0 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması 12 Aralık–16 Ocak döneminde bir miktar artarak yüzde 3,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu artışta ihtiyaç kredileri ve kredi kartları etkili olmuştur. TL ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 3,5 seviyesine yükselirken, kur etkisinden arındırılmış yabancı para (YP) ticari kredilerdeki 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 1,1 ile daha düşük bir seyir izlemiştir.
Kasım ayında perakende satış hacim endeksinde aylık bazda yüzde 1,5, çeyreklik bazda ise yüzde 3,0 oranında artış gerçekleştiği belirtilen özette, altın hariç perakende satışların çeyreklik artışı daha düşük olduğu, aynı dönemde ticaret satış hacim endeksi, aylık bazda yüzde 0,5 oranında arttığı, çeyreklik bazda ise toptan ticaretteki azalış kaynaklı olarak yüzde 0,4 oranında gerilediği belirtildi. Özette, talep ve üretimle ilgili değerlendirme şöyle:
Enflasyonun ana eğilimi aralık ayında gerilemiştir. Mevsimsellikten arındırılmış aylık enflasyon B ve C göstergelerinde bir önceki aya kıyasla yatay seyretmiştir. Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplarda belirgin bir değişiklik göstermemiştir. Diğer taraftan, TCMB bünyesinde
takip edilen dağılım bazlı göstergeler aralık ayında enflasyonun ana eğiliminde gerilemeye işaret etmiştir. Tüm göstergeler bir arada değerlendirildiğinde, ana eğilim üç aylık ortalamalar bazında yüzde 1,9 seviyesine gerilemiştir. Aralık ayı itibarıyla son üç aylık dönemde mevsim etkilerinden arındırılmış ortalama fiyat artışı, temel mallarda (yüzde 0,97) bir önceki aya kıyasla gerilerken hizmet sektöründe (yüzde 2,88)
yatay seyretmiştir.
ilişkin enflasyon beklentileri de 1,3 puan düşerek yüzde 50,9 seviyesinde seyretmiştir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları iyileşme işaretleri göstermekle birlikte dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir. Öncü veriler ocak ayında aylık tüketici enflasyonunun gıda öncülüğünde arttığına, ana eğilimdeki artışın ise sınırlı olduğuna işaret etmektedir. Gıda fiyatlarındaki yüksek artışta sebze
ve kırmızı et kalemleri önemli rol oynamaktadır. Özellikle bir önceki yılı düşüşle tamamlayan sebze fiyatları, dönemsel arz koşullarına da bağlı olarak belirgin şekilde yükselmektedir. Buna ek olarak, ilgili ayda tüketici fiyatları üzerinde işgücü maliyet gelişmeleri, yönetilen/yönlendirilen fiyat ve maktu vergi güncellemeleri ile zamana bağlı fiyat belirleme ve geçmiş enflasyona endeksleme eğilimi yüksek hizmet kalemleri öne çıkmaktadır. Hizmet sektöründe sağlık, yeniden değerleme oranından etkilenen kalemler, ulaştırma, eğitim ve bakım–onarım gibi sektörler dikkat çekmektedir. Temel mal enflasyonu ise görece ılımlı seyretmektedir. Enerji grubunda aylık bazda şebeke suyunda, akaryakıtta ve Son Kaynak Tedarik Tarifesiyle elektrikte fiyat artışı gerçekleşse de grup yıllık enflasyonunun gerilemesi beklenmektedir. 2026 yılı ocak ayında yönetilen/yönlendirilen fiyat ve maktu vergi güncellemeleri geçmiş yıllara kıyasla daha ılımlı gerçekleşerek dezenflasyon sürecini desteklemiştir. Bununla birlikte, ocak ayı itibarıyla tüketici fiyat endeksi sepeti ve ağırlık yapısında gerçekleşecek değişimlerin etkileri yakından izlenecektir.”

