Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Memur-Sen, ABD Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bıraktı: “Eninde sonunda bu katil düzen hesap verecek, çocukların kanı yerde kalmayacak”

Memur-Sen Konfederasyonu ABD’nin Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bıraktı. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Çocukların öldüğü bir düzen adını ne koyarsa koysun, insanlık dışıdır. İnsanlık dışı olan hiçbir güç, ne kadar büyük görünürse görünsün, tarihin hükmünden kaçamaz. Buradan hep birlikte yüksek sesle çocuk katliamına, savaşı büyüten emperyalizme, insanı yok sayan siyonizme, hayır diyoruz. Bütün mazlum coğrafyalarda adalet diyoruz, ve eninde sonunda bu katil düzen hesap verecek, çocukların kanı yerde kalmayacak” dedi.

Memur-Sen Konfederasyonu ABD'nin Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bıraktı. Memur-Sen

Haber: Hilal ACAR / Kamera: Cemal Berk AYTEKİN

(ANKARA) – Memur-Sen Konfederasyonu ABD’nin Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bıraktı. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Çocukların öldüğü bir düzen adını ne koyarsa koysun, insanlık dışıdır. İnsanlık dışı olan hiçbir güç, ne kadar büyük görünürse görünsün, tarihin hükmünden kaçamaz. Buradan hep birlikte yüksek sesle çocuk katliamına, savaşı büyüten emperyalizme, insanı yok sayan siyonizme, hayır diyoruz. Bütün mazlum coğrafyalarda adalet diyoruz, ve eninde sonunda bu katil düzen hesap verecek, çocukların kanı yerde kalmayacak” dedi.

Memur-Sen Konfederasyonu, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği önünde “Savaşa hayır” eylemi düzenledi. Türkçe, İngilizce ve Arapça “Savaşa hayır” yazan dövizler taşıyan konfederasyon üyeleri, “İşte burası katillerin yuvası”, “Katil İsrail, katil ABD” ve “Ülkemde siyonist istemiyorum” sloganları attı.

Eyleme katılanlar basın açıklaması öncesinde, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını protesto etmek amacıyla büyükelçilik önüne siyah çelenk bıraktı.

Memur-Sen Konfederasyonu adına basın açıklamasını okuyan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, ABD’nin zihniyetini “teşhir” etmek amacıyla bir araya geldiklerini belirtti. Yalçın, bırakılan siyah çelengin ise “bu çağın üzerine çöken karanlığın, çocukların kanıyla büyüyen bir düzenin, demokrasi ve özgürlük söylemiyle süslenmiş bir yıkım siyasetinin ifşasını” temsil ettiğini söyledi.

“Bu manzara karşısında dünyanın bütün iyi insanları güçlü bir hat oluşturmalıdır”

“Bu saldırı gerçekten İran’la mı ilgili, yoksa bütün bölgeyi kuşatan bu ateş daha önce Irak’ta, Afganistan’da, Suriye’de gördüğümüz zincirin yeni halkası mı?” diye soran Yalçın, şunları kaydetti:

“Karşımızda iki ayrı ama birbirini tamamlayan akıl var, birincisi ABD’nin emperyal aklı. Kaynağı kontrol etmek isteyen, enerji hatlarını yönlendirmek isteyen, coğrafyayı parçalayarak yönetilebilir hale getiren akıl. İkincisi terörist İsrail’in siyonist aklı. Kendisini merkeze koyan,
kendi dışındaki varlığı tehdit olarak gören ve ortadan kaldırmayı meşru sayan anlayış. Biri ‘çıkarlarımız’ der, diğeri de sözde sapkın inancı adına ‘hakkımız’ der. Ama ikisinin kesiştiği yerde ortaya çıkan şey aynıdır, yıkım, şiddet ve insan hayatının yok edilmesi. Şimdi soruyorum, bu mu demokrasi, bu mu özgürlük? Bugün bazı yetkililerin, bakanların ağzından çıkan cümlelere bakıyorsunuz, çocuklar bombalar altında feryat ederken, kadınlar enkazların altında can verirken, ‘daha yeni başladık, daha büyük saldırılar olacak’ diyebiliyorlar. Bu, yalnızca bir siyasi söylem değildir, bu, bir zihniyetin dışa vurumudur. Bu manzara karşısında dünyanın bütün iyi insanları bir an önce birleşmeli, güçlü bir hat oluşturmalıdır.”

“Bir okul hangi askeri hedefin parçasıdır?”

Yalçın, Malcolm X’in “Eğer dikkat etmezseniz, medya size zulmedenleri sevdirecek, zulme uğrayanlardan nefret ettirecektir” sözünü hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Bugünün kayıtsızlığının arkasında işte bu sistem var. Bombalayanlar, kendilerini savunuyor gibi gösteriliyor, ölenler ise sadece birer rakama indirgeniyor. Savaşın ilk mağdurları elbette çocuklar, çünkü bu düzenin en çıplak, en inkar edilemez yüzü burada ortaya çıkıyor, Gazze’de on binlerce çocuk öldürüldü, yaralandı, sakat bırakıldı. İran savaşının ilk gününden itibaren tüm coğrafyada 2 binden fazla çocuk öldü. Sadece İran’dan bahsetmiyorum, savaşın bütün etki sahasından, diğer ülkelerdeki çocuklardan da bahsediyorum. İran’da biliyorsunuz okullar hedef alındı. Bir çocuk hangi tehdidi oluşturur? Bir okul hangi askeri hedefin parçasıdır? Eğer bu soruların cevabı yoksa, orada savaş yoktur. Orada sistematik bir katliam yöntemi var. Bu yüzden artık şunu söylemek zorundayız, çocuk katliamı bu düzenin istisnası değil, kaidesidir. Biz bu sahneleri 20 binden fazla çocuğun sistematik şekilde katledildiği Gazze’den biliyoruz. Burada çok ağır bir gerçekle karşı karşıyayız, bu zihniyet, çocukların ölümünü yalnızca ‘kaçınılmaz’ görmüyor, onu sistemin doğal parçası haline getiriyor. İşte bu noktada mesele, sadece siyaset değil, ahlaki çöküş, hatta insanın, insanlığın infilakıdır. Tam bu noktada Nurettin Topçu’nun dediği gibi ‘isyan, insanın zulme karşı başkaldırmasıdır.’ İran’a yönelik saldırıyı bu çerçevede okumak zorundayız, bu saldırı, tekil bir askeri hamle değildir, bu saldırı, bir düzenin sürekliliğidir. Emperyalizm sahayı ateşe atar, siyonist akıl bu ateşi genişleme fırsatına çevirir. Sezai Karakoç şöyle der, ‘İnsanlığın dirilişi, insanın yeniden insana dönmesiyle mümkündür.’ Bugün bu cümleyi yeniden hatırlamak zorundayız çünkü karşımızda insanı merkeze almayan bir düzen var.”

“İnsanı dışlayan hiçbir düzen kalıcı değildir”

Büyükelçilik önüne bırakılan siyah çelengin yas değil, kayıt olduğunu vurgulayan Yalçın, “O kayıt şudur, demokrasi adıyla yıkım üreten hiçbir güç masum değildir, çocukların ölümünü sistematik hale getiren hiçbir akıl meşru değildir, insanı dışlayan hiçbir düzen kalıcı değildir. Şimdi bu sözleri bir cümlede topluyoruz, çocukların öldüğü bir düzen adını ne koyarsa koysun, insanlık dışıdır ve insanlık dışı olan hiçbir güç ne kadar büyük görünürse görünsün tarihin hükmünden kaçamaz. Buradan hep birlikte yüksek sesle çocuk katliamına, savaşı büyüten emperyalizme, insanı yok sayan siyonizme, hayır diyoruz. Bütün mazlum coğrafyalarda adalet diyoruz, ve eninde sonunda bu katil düzen hesap verecek. Çocukların kanı yerde kalmayacak” diye konuştu.