(TBMM) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Adalet Bakanlığı’na atanan Akın Gürlek’in, TBMM Genel Kurulu’nda yemini sırasında iktidar ve CHP milletvekilleri arasında kavga çıktı. Kavgaya ilişkin konuşan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, yeminin geçersiz olduğunu ileri sürerek, “İki bakanın usul gerçekleşmeden Anayasa’ya aykırı bir biçimde yemin ettirilmiş olması, böylesine çirkin görüntülere AK Parti grubu tarafından izin verilmiş olması ve yaratılmış olması asla kabul edilemez. Ama bilsinler ki bu atamanın doğru okuması, Cumhuriyet’in temellerine bir saldırı olduğu gerçeğidir ve eğer Cumhuriyet’in temellerine böyle bir saldırı varsa da bundan sonra hiçbir şey dün gibi olmayacaktır” dedi.
Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan karara göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevini yürüten Akın Gürlek Adalet Bakanlığı’na, Erzurum Valiliği görevini yürüten Mehmet Çiftçi ise İçişleri Bakanlığı’na atandı. Gürlek ve Çiftçi, yemin etmek üzere TBMM Genel Kuruluna geldi. Yeminler öncesi söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Gürlek’in atamasının Anayasa’a aykırı olduğunu, dolayısıyla yeminlerin yapılamayacağını söyledi. TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ’ın Gürlek’i yemini için kürsüye davet etmesinin üzerine, CHP’li milletvekilleri protesto için kürsüye yürüdü. Artan gerginlik AK Parti ve CHP’li milletvekilleri arasında yumruklu kavgaya dönüştü.
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, yaşananların ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, şunları söyledi:
“Biraz önce tüm milletimizin gözü önünde AK Parti Grubu’nun Anayasa tanımaz, İçtüzük tanımaz, demokrasiye ve adalete saygı durmaz tavrını hep birlikte izledik. Milletçe üzüldük. Biz de CHP Grubu olarak böyle bir yemin törenine tanıklık etmek istemezdik. Ancak bu yemin töreni mutlak butlandır, hiç gerçekleşmemiştir ve koşulları sağlanmamıştır. Divan oluşmaksızın çağrılmıştır, kendisi çağrılmadan gelmiştir, iki bakan kürsüde olmuştur, kürsü fiilen abluka halindeyken olmuştur ve bu şekliyle bu yemin geçersizdir. Bu yemin geçersiz olduğu için de şu anda Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı oluşmamıştır, yeterli işlem tamamlanmamıştır.
“O iddianameleri yazan başsavcının ödüllendirilmesi elbette kabul edilemezdi”
Akın Gürlek gibi İstanbul’da hukuku, adaleti katletmiş, siyasi davalar yürütmüş, siyasetçi kimliğiyle başsavcılık yapmış birisinin Türkiye’de Adalet Bakanlığı’na getirilmesi aslında Cumhuriyet’e ve demokrasiye meydan okumaktır. Bunu bir Adalet Bakanı ataması olarak değerlendirmemek gerekir. Şu ana kadar Recep Tayyip Erdoğan birçok bakan atadı ve biz de burada o bakanların yeminine eşlik etti. Anayasa’ya uygun yapılanlara elbette ki eşlik etti. Ama Anayasa çiğnenerek, İçtüzük ayaklar altına alınarak yapılacak bir yemini hem de Anayasa tanımayan, hukuk tanımayan, siyasallaşmış yargının aparatı haline dönüşmüş, İstanbul’da başta cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu olmak üzere, seçilmiş belediye başkanlarımızı, bürokratlarımızı cezaevine koymak için özel tasarım iftiracılarla oluşturulmuş iddianameleri yazan başsavcının, o tutumuyla ödüllendirilmesi elbette ki kabul edilemezdi. Elbette ki bunu kabul etmeyeceğiz. Biz Türkiye’de her zaman hukukun üstünlüğünden ve bağımsız yargıdan yana olacağız.
“Bu atamanın doğru okuması, Cumhuriyet’in temellerine bir saldırı olduğu gerçeğidir”
Akın Gürlek, İstanbul’a giderken bakan yardımcısıydı ve biz defaatle her konuşmamızda dedik ki ‘Bakan yardımcılığı yapmış siyasi bir kişiden başsavcı olmaz. O kişinin başsavcılığı bağımsız yargıya hizmet etmez, o kişinin başsavcılığı onu atayan Recep Tayyip Erdoğana hizmet eder, Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi operasyonlarının bir parçası olur. Ve aynı kişinin İstanbul’da bu hukuk tanımaz, Anayasa tanımaz ve kasten yürütülmüş düşman hukuku içeriğindeki iddianamelerle yaptığı operasyonlar sonucunda ödüllendirilmesi, aslında orada da siyasi nedenlerle tutulduğunun açık bir itirafı olmuştur. Bundan sonra bilinsin ki bu yaşadığımız görüntüler, iki bakanın usul gerçekleşmeden Anayasa’ya aykırı bir biçimde yemin ettirilmiş olması, böylesine çirkin görüntülere AK Parti grubu tarafından izin verilmiş olması ve yaratılmış olması asla kabul edilemez. Ama bilsinler ki bu atamanın doğru okuması, Cumhuriyet’in temellerine bir saldırı olduğu gerçeğidir ve eğer Cumhuriyet’in temellerine böyle bir saldırı varsa da bundan sonra hiçbir şey dün gibi olmayacaktır.
“Onlar hangi güçle, cesaretle, sertlikle üstümüze gelirlerse gelsinler misliyle mukabele edecek şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz”
Biz ülkemizi bu kirli akla, bu vicdansızlığa, bu hukuk ve Anayasa tanımamazlığa, adaleti ayaklar altına almaya, hukuk devletimizi yok etmeye asla izin vermeyeceğiz. CHP olarak dimdik ayaktayız. Kararlılıkla, cesaretle ve onlar hangi güçle, hangi cesaretle, hangi sertlikle üstümüze gelirlerse gelsinler misliyle mukabele edecek şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz. Milletimiz müsterih olsun. Biz bu ülkede adaleti de demokrasiyi de hep birlikte yeşerteceğiz.”
“AKP’liler Genel Kurul Salonu’nu terörize etmeye, saldırmaya, kavga etmeye hazırlıklı gelmişler”
Emir, Genel Kurul Salonu’nda yaşanan kavgayı kimin başlattığı sorusu üzerine ise şöyle konuştu:
“Kameralarda görüyorsunuz zaten. Orada şunun altını çiziyorum: Bakanlıklar, bakanlar için ayrıca bir bölüm düzenlenmemiştir. Milletvekili seçilme yeterliliği tarif edilmiştir. Dolayısıyla milletvekili seçilme yeterliliğine bakmanız gerekir. Milletvekilliği seçilme yeterliliği için hakim ve savcı sınıfı açısından istifa etmiş olma şartı vardır. Anayasa 76 son derece açıktır. Ben ısrarla konuşmamda, usul tartışması talep etmemde ve Sayın Meclis Başkanvekilini Anayasa’ya ve İçtüzük’e uymaya davet etmemdeki asıl husus da budur. Orada Akın Gürlek hala başsavcılığı görevini sürdürmektedir. Bir yanıyla da gecenin bir vakti onu İstanbul’a görevli gönderen, ‘İstanbul’da bulabildiğin herkesi cezaevine koy da cumhurbaşkanlığı seçiminde rahat edeyim’ diyen Tayyip Erdoğan’ın kalemindeki mürekkeple atanmış bir kişidir. Dolayısıyla Anayasa çiğnenmesin diye biz bir mücadele verdik. Ama bunun yerine AKP’liler Genel Kurul Salonu’nu terörize etmeye, saldırmaya, kavga etmeye hazırlıklı gelmişler. Bütün bunlar kameraların göz önünde gerçekleşti.”

