(ANKARA) – Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nu ziyaret etti. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı rapora ilişkin olarak, “Raporda bir kere bile ‘Türk milleti’ kavramından bahsedilmiyor. Cumhuriyeti kuran iradeden bahsedilmemesi demektir bu netice itibariyle. Ayrıca; Türk, Kürt, Arap gibi 3 ayrı unsura atıfta bulunarak, bu alanlara vurgu yapılarak sanki devletin yeniden milleti farklı bir biçimde tanımlayacakmış gibi bir hissiyat oluşuyor. Rapor İmralı’daki cani başı Öcalan ve PKK’ya meşruiyet kazandırma niteliği de taşıyor bir yönüyle. Bu konuyla alakalı olarak hem arkadaşlarımız çalışıyorlar. Ben şahsen çalışıyorum. Kapsamlı açıklamayı yarın parti genel merkezinde kamuoyuyla paylaşacağım” dedi.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’na nezaket ziyaretinde bulundu. Yavaş’ı Genel Sekreter Osman Ertürk Özel, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Kocamaz, İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan kapıda karşıladı. Yaklaşık 40 dakika süren görüşmenin ardından Dervişoğlu ve Yavaş ortak basın açıklaması yaptı. Dervişoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın ziyaretinden dolayı teşekkür ederek basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
“İYİ Parti, artık Türk siyasetinde vazgeçilmez ve tartışılmaz bir siyasi güç”
Dervişoğlu, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın katıldığı bir programda Gelecek Partisi, Deva Partisi ve Saadet Partisi ile bir ittifak çalışmalarının olduğunu bu ittifaka İYİ Parti’nin de katılmasından memnuniyet duyacağı yönündeki açıklamalarının sorulması üzerine, “İYİ Parti olarak şu ana kadar özellikle seçimlerden sonra başka siyasi partilerle yapmış olduğumuz bir ittifak görüşmesi yok. Ama bu ittifak görüşmelerinin tamamına doğal olarak İYİ Parti dahil ediliyor. Bizim bilgimiz dışında partimizin adının zikredilmesinden doğrusunu isterseniz bir rahatsızlık duymuyoruz. Çünkü İYİ Parti’nin olmadığı bir denklem artık Türk siyasetinde gündeme dahi getirilemiyordur sonucu çıkarıyor bu kabil tartışma. Ben bu soruların hep şahsen muhatabı oluyorum. İYİ Parti kurumsal kimliği ve varlığıyla da Türk siyasetinde önemli bir yer işgal etmektedir. Dolayısıyla bu kabil kararlar siyasi partilerin genel başkanlarının tek başına alacağı kararlar değildir. Dolayısıyla tekraren ifade ediyorum ki İYİ Parti’nin herhangi bir siyasi partiyle yapmış olduğu bir ittifak görüşmesi mevcut değildir. Böyle bir görüşme söz konusu olursa kamuoyuna açık bir biçimde yine milletimizle paylaşılarak gerçekleştirilir ve bunun kararı sadece genel başkanın inisiyatifine bırakılmaz. İYİ Parti’nin en yetkili organı kurultayıdır. Orada görüşülür. Genel idare kuruldur. Orada görüşülür. Başkanlık Divanı’nda değerlendirilir. Spekülasyon diye tanımlanabilecek hususlar üzerinden tartışma yapılmasını doğru bulmuyorum. Ama bir memnuniyetim var. Kim bir siyasi denklemden bahsediyorsa o denklemin içinde mutlaka İYİ Parti’nin ismini zikrediyor. Bu da İYİ Parti’nin artık Türk siyasetinde vazgeçilmez ve tartışılmaz bir siyasi güç olduğu gerçeğini ortaya çıkarıyor” dedi.
“Rapor İmralı’daki cani başı Öcalan ve PKK’ya meşruiyet kazandırma niteliği de taşıyor”
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı rapora ilişkin değerlendirmesi sorulan Dervişoğlu, şunları kaydetti:
“Şimdi benim komisyona hangi saikle karşı çıktığımı defalarca ifade ettiğimi biliyorsunuz. Gerekçesinin ne olduğunu biliyorsunuz. Kapsamlı bir rapor yazıldığı söyleniyor. Orada İYİ Parti’yi ilgilendiren taraf şu. Sanki Türkiye’deki bütün siyasi partiler ittifak halinde o raporun hazırlanmasına katkı sağlamışlar gibi birtakım ifadelere yer veriliyor ve İYİ Parti’den bahsederken de ‘Komisyona daha önceden katılmayacağını belirten parti’ diye bahsediyor. Raporun hiçbir yerinde İYİ Parti’den eser yok. Bu yönüyle baktığınızda raporu hazırlayanların niyetleri de ortaya çıkıyor. Raporla ilgili değerlendirmemiz sürüyor. Böyle kapsamlı konularda sathi verilere dayanarak derin yorumlar yapabilmek de pek tabii ki mümkün değil. O komisyona katılan siyasi partilerin şerhlerini de inceleyerek, üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalışacağız. Ayrıca dikkatimi çeken bir şey var: Raporu okudum ben birkaç kez. Raporda bir kere bile ‘Türk milleti’ kavramından bahsedilmiyor. Cumhuriyeti kuran iradeden bahsedilmemesi demektir bu netice itibariyle. Ayrıca; Türk, Kürt, Arap gibi 3 ayrı unsura atıfta bulunarak, bu alanlara vurgu yapılarak sanki devletin yeniden milleti farklı bir biçimde tanımlayacakmış gibi bir hissiyat da oluşuyor. Rapor İmralı’daki cani başı Öcalan ve PKK’ya meşruiyet kazandırma niteliği de taşıyor bir yönüyle. Ben satır başlarını veriyorum. PKK’ya münhasır özel bir yasanın hazırlanacağına dair de birtakım işaretlemeleri içinde barındırıyor. Son derece muğlak somut tarafı olmayan ve sorumluluğu TBMM’nin üzerine bırakan birtakım saptamaları da içinde barındırıyor. Bu konuyla alakalı olarak hem arkadaşlarımız çalışıyorlar. TBMM’deki parti grubumuz çalışıyor. Hem de ben şahsen çalışıyorum. Kapsamlı açıklamayı yarın parti genel merkezinde kamuoyuyla paylaşacağım.”
“Mansur Yavaş’ın karakteri başkasının kefaletine mani bir karakterdir”
Yavaş’a yönelik soruşturmaların ve erken seçim tartışmalarının sorulması üzerine Dervişoğlu, şunları kaydetti:
“Elbette ki eğer erken seçim bu kadar sıklıkla zikrediliyorsa bilin ki böyle bir ihtiyaç vardır. Ama seçim yapmanın şartları bellidir. O şartların nasıl oluşacağı da bellidir. Bir önceki soruya da ben cevapsız bırakmış olmayayım. Çünkü arkadaşlar sizlerle gayet iyi uyum sağlayabiliyoruz ama sosyal medyada bazı kendisini gazeteci ilan eden arkadaşlar var. Onları da tabii aşağılamak için söylemiyorum. Ama onlar bizim yaptıklarımız ve yapmadıklarımız üzerinden değerlendirme yapıyorlar. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımıza soruşturmayla ilgili yöneltilmiş ithamların başında benim kurduğum bir cümle var. Mansur Yavaş’ın karakteri başkasının kefaletine mani bir karakterdir. Çünkü mazisi kendisine kefil bir siyasetçi başka bir kefalet yoluna başvurmaz. Bu yönüyle baktığımızda kendisiyle olan hukukumuzdan da iftar ederiz. Türkiye’nin gündeminde seçim olacaktır. Erken seçim ne zaman olacaktır sorusu… Bu ülkeyi yönetenlere dönüp sorduğunuzda seçimin yani 2028’deki muhtemel seçimin 3 ay öncesindeki seçim bile erken seçim olarak değerlendirilebiliyor. Bu yönüyle bakıldığında bizim gerçekten erken bir seçim isteniyorsa bu seçimin takviminin iktidara bırakılmaması gerekliliği de ortaya çıkıyor. Ama neresinden bakarsanız bakın içinde iktidarın olmadığı bir nitelikli çoğunluğun TBMM’den seçim kararını çıkartması pek mümkün değil. Halk seçim isterse iktidar kaçamaz. Halk üzerine düşeni yapacaktır diye umut ediyorum.”
“Emeklilerin bayram ikramiyesi, asgari ücretin yarısı olmalı”
Dervişoğlu, ramazan ayının sosyal yardımlaşma ve dayanışma ayı olduğuna dikkati çekerek, “En düşük emekli aylığı 20 bin TL ile sabitlenirken bunun herhangi bir ihtiyacı karşılamadığını ifade etmiştik. Ama maalesef ülkeyi yönetenlerin kanaatlerini değiştiremedik. Şimdi üzerinde tartışma yapılan bir alan var, o da emekli ikramiyeleriyle alakalı. Bunun bir usule bağlanmasını talep ettik. Emekli ikramiyelerinin ilk ortaya çıktığı 2018 yılındaki bin TL’lik ikramiye 250 dolara tekabül ediyordu. O yönüyle baktığımızda bugün bu rakam en az 11 bin TL olarak karşımıza çıkıyor. Asgari ücret üzerinden bir değerlendirme yaparsanız da 17 bin TL’lik bir bayram ikramiyesi söz konusu oluyor. İşi kurala bağlamış olmak bakımından burada emekli bayram ikramiyelerinin asgari ücretin en az yarısı kadarıyla sabitlenmesini önerdik. Asgari ücret 28 bin TL ise bu ülkeyi yönetenler bilsin ki bayramda asgari ücretin yarısı kadar ikramiye verecek, o da 14 bin TL’ye tekabül edecek. Bir ihtiyacı karşılamış olmasa bile bayramda emeklilerimizin nefeslenmesine vesile olacaktır. Diler ve umarım ki bu teklifimizi dikkate alırlar” ifadesini kullandı.
“Bu devleti yönetenler bir gün bizi anlayacak”
Dervişoğlu, bir başka soru üzerine, “Örgütün beklentilerinin lehine birtakım yasal ve anayasal düzenlemeler yapmaya yönelik önermeleri içeriyor bu rapor. Anayasa değiştirmenin şartı bellidir. Ne kadarlık bir nitelikli çoğunluğa ihtiyaç duyulduğu belli. Türkiye’nin neyi tartışıldı bu zamana kadar 1,5 yıl içerisinde: Milli devlet vasfı, vatandaşlık tanımı, üniter devlet tanımı, entegrasyon, terör örgütünden hüküm giymiş olanların sosyal hayata dahil edilmesi ve Abdullah Öcalan denen İmralı canisinin özgürlüğe kavuşturulması. Bütün bu tartışmalarla Türkiye’de sorunu çözülmüş bir tane vatandaş olduğunu söyleyen varsa, kendisiyle tartışmaya hazırım. Kürt meselesi diye ele aldıkları sorun içerisinde, sorunu olan Kürtlerin hangi sorunu çözüldü gelsin bana anlatsın. Ben en başında söyledim, bir siyasi partinin genel başkanı Abdullah Öcalan’ı Meclis kürsüsüne çağırdığında ifade ettim, bu üsluptan anlaşılıyor ki İmralı canisinin hürriyetine kavuşturulmasına dair bir adım atılmak isteniyor demiştim. Ben bu ülkede yaşayan Kürt kökenli Türk vatandaşlarının neresinden bakarsanız bakın, adil ve uygar bir devlet arayışı içerisinde olduklarını biliyorum. Bütün bu olup bitenlerden toplumun bir kesimi olumsuz etkilenmemeli. Bu devleti yönetenler bir gün bizi anlayacak, aslında anlamaya başladılar da anladıklarını ikrar etmiyorlar. Ramazan ayı içerisinde Güneydoğu Anadolu’da birçok iftar rogramına katılarak, orada sevdası Türkiye, kaygısı Türkiye’nin geleceği olan Türk vatandaşlığını içine sindirmiş, Türk bayrağına aşık olan vatandaşlarımızın sofrasında iftar edeceğim” ifadesini kullandı.
Dervişoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı bu konuyla ilgili henüz bir şey söylemedi, ortağı konuşuyor. Ama benim söylediğim; eğer mesela Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşturulmasıysa, uzun çarşı boydan boya, tek imzayla yapabilir bunu. Milleti bulaştırmasın. Millet bu tartışmaların odağında kalmaz” ifadesini kullandı.
“Vatandaşın çağrısına cevap vermek lazım”
Öte yandan Yavaş da erken seçim sorusu üzerine, “Erken seçime ihtiyaç olduğu belli, anketlerde de yayınlanıyor, vatandaşın çağrısına cevap vermek lazım” yanıtını verdi.

