(ANKARA) – Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, “Bugün Keşmir’e bakmak, sadece bir coğrafyaya bakmak değil; dünyanın adalet imtihanına bakmaktır. Bu imtihanda sessiz kalanlar, tarafsız değillerdir! Hatta ‘yanlış tarafta’ durmaktadırlar. Keşmir meselesinin tarihsel arka planı bize açıkça göstermektedir ki; bu sorun, güç dengeleriyle değil; ancak adalet, hukuk ve halk iradesine saygıyla çözülebilir” dedi.
Arıkan, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) ile Pakistan Büyükelçiliği tarafından düzenlenen “Keşmir Dayanışma Günü” programına katıldı. Programda yaptığı konuşmada Keşmir ve Gazze’nin aynı acı zincirinin halkaları olduğuna dikkat çeken Arıkan, emperyalizm ve siyonizmin dünya barışının önündeki en büyük engel olduğunu söyledi. Arıkan, konuşmasında şunları söyledi:
“Keşmir’de yaşananlar sadece bir sınır ihtilafı değil; sömürgeciliğin mirası, halk iradesinin yok sayılması ve yıllardır süren bir adaletsizliğin adıdır. Kökeni 1846 yılına kadar dayanan bu sorun; bir halkın 200 yıla yakındır her türlü baskı ve tehdit altında yaşamasına sebep olmuştur. Birleşmiş Milletler’in Keşmir halkına verdiği kendi geleceğini tayin hakkı ise hiçbir zaman uygulanmamış ve görmezden gelinmiştir. Bugün Keşmir’e bakmak, sadece bir coğrafyaya bakmak değil; dünyanın adalet imtihanına bakmaktır. Bu imtihanda sessiz kalanlar, tarafsız değillerdir! Hatta ‘yanlış tarafta’ durmaktadırlar. Keşmir meselesinin tarihsel arka planı bize açıkça göstermektedir ki; bu sorun, güç dengeleriyle değil; ancak adalet, hukuk ve halk iradesine saygıyla çözülebilir.
“‘Keşmir’ de ‘Gazze’ gibi acının coğrafyasıdır”
Çok açık bir hakikat var ki, bugün; ‘Keşmir’ de ‘Gazze’ gibi acının coğrafyasıdır. Haritalar farklı olabilir, sınırlar farklı olabilir; ama kurşun aynı kurşun, gözyaşı aynı gözyaşı, acı aynıdır, acıdır. Keşmir’i çözümsüz bırakanlar, bugün Gazze’de işgali meşrulaştırmanın hayalini kurmakta, Gazze’yi bir tatil noktası hâline getirmenin planını yapmaktadır. Kurulan Barış Kurulu’nda Irak’ta dökülen kanın iki numaralı ismi Tony Blair’in ve Siyonist aşığı, Trump’ın damadı Kushner’in de olması, niyetin ne olduğunu açıkça beyan etmektedir. Gazze’de; dökülen kanın, işlenen vahşetin ve sürdürülen soykırımın hesabını soramayanlar; hatta büyük bir destek vererek yaşanan katliamın arkasında duranlar; Gazze’ye barış getiremez. Keşmir’de; hiçbir çözüm önermeyen, Gazze’de soykırıma karşı durmayan hiçbir devlet, hiçbir yönetici; İslam topraklarına barış ve huzur getiremez.
Keşmir meselesinde; Hindistan’ı hukuka uymaya zorlamayan, Gazze’de soykırım yapan Siyonizm’in yanında duran vahşi emperyalizm bizim sorunlarımızı çözemez. Emperyalizmin Keşmir’de ortaya çıkardığı ve onlarca yıldır devam eden sorunlar; bugün sadece Keşmir halkının değil, tüm insanlığın sorunudur. Çünkü Keşmir’de yapılan hukuksuzluğu, işletilen vahşi süreci bugün biz; dünyanın farklı yerlerinde görmeye devam ediyoruz. Keşmir’de, Birleşmiş Milletler kararı uygulansaydı ve devletler Keşmir’in yanında dursaydı, bugün Gazze’de soykırım olmazdı. Dünya Keşmir’in haklarını savunsaydı, Venezuela’da korsanlık yaşanmaz, bir devletin lideri kaçırılmazdı. Liderler Keşmir için ortaya irade koysaydı, bugün dünyada başka işgaller, başka vahşetler konuşulmazdı. İşte bunlardan dolayıdır ki; bu 200 yıllık mesele, tüm insanlığın meselesidir. Vicdanı olan, aklı olan herkes Keşmir’in yanında, Keşmirlilerin yanında durmak zorundadır.
“Epstein Adası’nda yaşanan iğrençlik; bu sistemin ‘nasıl canilerin elinde’ döndüğünü bir kez daha göstermiştir”
Son günlerde ortaya dökülen belgelerle birlikte bu sistemin iç yüzü tamamen ortaya çıkmıştır. Epstein Adası’nda yaşanan iğrençlik, vahşet ve acılar; bu sistemin ‘nasıl canilerin elinde’ döndüğünü bir kez daha göstermiştir. Bebeklere, çocuklara, masumlara işkenceler yapanlar, bundan zevk alanlar bugün dünyanın geleceği hakkında karar veriyor. Şantaj, tehdit ve istihbarat faaliyetleri ile köle haline getirilen sözde liderler; adeta siyonizm’in maymuncuğu haline getiriliyor.
Erbakan Hocamızın yıllarca anlattığı bu gerçekler, bugün ortaya dökülen belgelerle ispatlanmıştır. Tam burada Erbakan Hocamızı bir kez daha rahmet ve minnetle anmak istiyorum. Dünya’nın Erbakan Hocamıza bir ‘hak’ borcu vardır. Son nefesine kadar ki hepimiz şahit olduk, son nefesine, son cümlesine kadar Siyonizm’i anlattı, bu sapkınlığı anlattı. Epstein, buzdağının görünen kısmıdır; hocamız bunun arkasındaki sistemi anlatmıştır. Erbakan Hocamız ve bizler bunu anlatırken ‘komplo teorisi’ diyenlerin, bugün eğer vicdanları varsa, hakkımızı teslim etmesi gerekir. Birileri tarafından kutsanan bu sistem sarsılmamıştır, yıkılmıştır.
Bu sistem iflas etmiştir. Erbakan Hocamız, iflas etmiş bu sistemi gördüğü için D-8’i kurmuş, D-60’ı hedef göstermişti. Yine bu sistemi iyi bildiği için Siyonizm ve emperyalizmin savaşına karşı barışı, sistemin istediği çatışmaya karşı diyaloğu, emperyalizmin çifte standardına karşı adaleti, Siyonizm’in üstünlük anlayışına karşı eşitliği, emperyalizmin sömürü isteğine karşı adil düzeni, Siyonizm’in baskı ve tahakkümüne karşı insan haklarını savundu. Necmettin Erbakan Hocamız, D-8’i bu amaçla kurdu. Çünkü Keşmir’deki sorunun emperyalizm ile çözülemeyeceğini biliyordu. Çünkü Siyonizm’in Keşmir’de huzur istemediğini biliyordu. D-8’i kurdu ve ‘biz bir iradeyiz ve bu kokuşmuş, çürümüş zihniyeti reddediyoruz’ dedi. Bugün tüm İslam ülkeleri aynı cesaret ve iradeyi gösterdiği takdirde Keşmir kendi geleceğini tayin eder, Gazze’de işgal biter, Doğu Türkistan’da zulüm kesilir, tüm insanlık huzura kavuşur. Bu yüzden bizler, kendi sistemimizi inşa etmek ve İslam ülkeleri arasında birliği sağlamak zorundayız.
“Keşmir’in acısını yüreğimizde hissediyoruz”
Değerli misafirler; istediğimiz bu birlikteliği sağlamak, acılarımızı paylaşmaktan, çözümü birlikte aramaktan ama en önemlisi birbirimizin davasını ‘ortak davamız’ görmekten geçer. Tam da burada, Keşmir ‘niçin bizim davamızdır?’ sorusuna cevap vermek isterim. Keşmir’i yalnızca Hindistan ve Pakistan arasındaki bir anlaşmazlık olarak algılayamayız. Bu, aynı zamanda vicdanın ve tarihin meselesidir. Bir adalet meselesidir. Bu yüzden bizim davamızdır. Keşmirliler masumdurlar. Bütün masumların yanında olmak mecburiyetindeyiz. Bu yüzden Keşmir bizim davamızdır. Keşmirliler mazlumdurlar. Bütün mazlumların yanında olmak mecburiyetindeyiz. Bu yüzden bizim davamızdır. Dünyanın her neresinde olursa olsun, masumların ve mazlumların yanında olmak, inancımızın bize yüklediği bir sorumluluktur.
Bugün gelinen noktada yapılanlar, Hindistan’ı Müslümanlardan arındırma ve Asya Pasifik’te İslam ülkelerinin gücünü kırma projesidir. Dolayısıyla bölgede işlenen zulüm, hak ve adalet adına bir beka meselesidir. Müslüman nüfusun yok edilme meselesidir. Keşmir, bu yüzden bizim davamızdır. Biz; yaşanabilir bir Türkiye, yeniden büyük Türkiye derken yanında ‘Yeni Bir Dünya’yı da ifade eden, Adil Düzen’in tüm insanlığa saadet getireceğine inanan bir topluluğuz. Bizim davamız, sınırların ötesinde bütün bir insanlığın refahı davasıdır. Bizim davamız, ellerin ve gözlerin renginin ötesinde; umudun ve insan onuruna yakışır bir dünyanın davasıdır. Bizim davamız, İslam ve insan kardeşliğinin davasıdır. Bu kardeşliğin gereği olarak Keşmir’in acısını yüreğimizde hissediyoruz. Haklı davalarında kardeşlerimizi asla yalnız bırakmayacağız.
“Hindistan sadece zulmünü artırmakta, çözümsüzlük yalnızca Keşmir halkına acı getirmektedir”
Bu sorunun pek çok cevabı var; ben, bir Babür İmparatoru’nun deyişiyle cevaplamak istiyorum: ‘Keşmir, Keşmirlilere sorulmadığı sürece çözülmeyecek.’ Ben de diyorum ki yapılacak ilk şey, Keşmirlilere kendi kaderini tayin etme hakkını tanımak olmalıdır. İkincisi, derhal uluslararası hukuk gerekleri yerine getirilmeli ve Birleşmiş Milletler’in kararları uygulanmalıdır. Üçüncüsü, uluslararası toplum aktif rol almalıdır; Birleşmiş Milletler, İslam İş Birliği Teşkilatı (İİT) ve diğer uluslararası kuruluşlar Keşmir’de adil bir çözüm için diplomatik baskıyı artırmalı, bağımsız gözlemciler göndererek durumu izlemelidir. Fakat gördüğümüz kadarıyla Hindistan yönetimi bütün bunları engellemek için elini kana bulamaktan çekinmiyor. Siyonizm ve emperyalizm, İslam dünyasını suni problemlerle meşgul etmeye devam ediyor; şunu da ifade edelim ki İsrail’in büyük dostu Hindistan yönetimi de bu oyunda rol almaktan oldukça memnun. Hindistan sadece zulmünü artırmakta, çözümsüzlük yalnızca Keşmir halkına acı getirmektedir; süreç bu şekilde ilerlediği müddetçe kazanan yalnızca savaş, kan ve gözyaşından beslenen küresel emperyalizm ve Siyonist güç odakları olacaktır.”

