Haber: Hakan KAYA-Kamera: Gencer KETEN
(İSTANBUL)- Kuzey Ormanları Savunması, 22 Mart Dünya Su Günü’nde, Belgrad Ormanı’ndaki betonlaşmaya, yapılaşmaya su kaynaklarının para ile satılmasına karşı eylem yaptı. İstanbul Valiliği’nin Belgrad Ormanı’ndaki yeraltı sularını 9 yıllığına ticari işletmeye açmak için ihaleye çıktığını anımsatan çevre gönüllüleri, “Bir dönem İstanbul’un içme suyu ihtiyacını karşılayan, tarihi bentlere ve çeşmelere ev sahipliği yapan bu ormanın suyuna dokunmayın. Bu ağaçlar, bu ormandaki bitki örtüsü, yaban hayatı su olmadan yaşayamaz. Belgrad’ın suyunu satmak ormanı öldürmek demektir. Orman olmadan İstanbul yaşayamaz. Belgrad Ormanı’ndaki su tesislerinin ruhsatları yenilenmemeli, yeni izinler verilmemeli, yeni ihaleler açılmamalı.“ dedi.
Kuzey Ormanları Savunması, 22 Mart Dünya Su Günü’nde, İstanbul’un akciğeri olarak nitelendirilen Belgrad Ormanı’ndak ibetonlaşmaya, yapılaşmaya su kaynaklarının para ile satılmasına karşı “Belgrad Ormanı İçin Harekete Geçin” çağrısıyla Neşet Suyu Yürüyüş Parkuru girişinde basın açıklaması gerçekleştirildi.
“Talancı şirketlerinizi de alıp doğamızdan defolun!”
Açıklamada, sadece Belgrad Ormanı’nın değil Kuzey Ormanları’nın tamamının da tehdit altında olduğu ifade edilerek, “Köprü, otoyol, havalimanı gibi mega rant projelerinin tahribi yetmezmiş gibi şimdi de Kuzey Demiryolu Projesi ile İstanbul’un Kuzey Ormanları, bir kez daha boydan boya yarık açılarak arsa ve rant alanına dönüştürülmek isteniyor. Hemen devamında, İğneada Longoz Ormanları’nın yanı başına yıllardır mücadelemizle yaptırmadığımız Nükleer Santral projesine yönelik sahada hareketlilik olduğu, ağaçların işaretlendiği bilgileri geliyor. Bu mega katil projeler ve Şile’deki taş ocaklarından, Kırklareli’ndeki RES’lere, Kirazlıyayla’daki maden atık barajına kadar bütün rant ve talan projeleri durdurulmak zorunda! Dünya Su Günü’nde ve Dünya Orman Haftası’nda söylenebilecek tek söz var: ‘Talancı şirketlerinizi de alıp doğamızdan defolun!” denildi
Belgrad Ormanı için başlattıkları yürüyüşten günler önce, TBMM genel kurulunda Milli Parklar Kanunu’nda değişiklik yapan kanun teklifinin kabul edildiğinin anımsatıldığı açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Bu değişiklik özetle şunları getiriyor:
-Daha önce Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle hizmet karşılığı gelir elde eden özel bütçeli idareye dönüştürülen Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Milli Parklar konusunda geniş yetkilerle donatılıyor, mevcut turizm ve işletme izinleri bu kuruma devrediliyor, yeni izinleri bu kurum verebiliyor. Bu kadar geniş yetkinin tek elde toplanması ve kurumun döner sermayeli işletme kurma hedefiyle donatılması koruma amacının geri plana atıldığını gösteriyor. Kurum müdürü olan Kadir Çokçetin’in daha önceki görevinin Milli Emlak Daire Başkanlığı olduğunu söylememiz neyle karşı karşıya olduğumuzu özetlemeye yeterli herhalde.
-Milli Parkları korumaktan öte gelir elde etmeye yönelen, gerek görülürse 99 yıllığına turistik tesisleşmeye açabilen, giriş ücretlerini arttırmaktan yaban hayatını tehdit eden avcılığı ücret karşılığı meşrulaştırmaya kadar birçok düzenlemeyi içeren, milli parkların kalbine petrol boru hattı, enerji hatları, atık su hatları, su işletmeleri kurmayı ‘kamu yararı’ adına yapacağını söyleyen bu kanun sadece Milli Parkları değil bütün korunan alanları aynı plan sistemine dahil ediyor.
“Yasayı iptal edin Milli Parklara dokunmayın.”
Böyle bir yasa Meclisten geçti. Ve maalesef muhalefet partileri bu yasaya gereken önemi göstermedi. Şimdi yapılacak iş; Milli Parklar Kanunu’nda yapılan değişikliklerin iptal edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle acil iptal davası açılması için kurumları göreve çağırıyoruz. Bu yasa koruma planından işletme planına geçişi ifade etmektedir. Daha önceki açıklamalarımızda sık sık dile getirdiğimiz gibi Türkiye’nin doğa koruma mevzuatı uluslararası statülere uygun hale getirilmelidir. Yasayı iptal edin. Milli Parklara dokunmayın.
“Belgrad Ormanı’na dokunmayın”
Belgrad Ormanı muhafaza ormanı statüsüyle korunan bir orman. Buna rağmen tabiat parkı ilan edilerek işletmeye açılan, kullanım baskısı altında olan bir orman. 2024 yılı sonunda Belgrad Ormanı’ndaki işletme alanlarının İBB’den alınarak Doğa Koruma ve Milli Parklar’a devredilmesi Belgrad Ormanı’nın statüsünün değişeceğine dair çeşitli tartışmaları açmıştı. Biliyoruz ki meclisten geçen bu yasa tüm korunan alanlar gibi Belgrad Ormanı için de tehdit oluşturuyor. Uyarıyoruz! Belgrad Ormanı’na dokunmayın. Bu tarihi orman muhafaza ormanı statüsünün gereklerine uygun olarak korunmak zorundadır.
“Bu orman mevcut iktidarın politikalarıyla sürekli saldırı altındadır”
Gördüğümüz gerçek şudur: Mutlak koruma altında olması gereken bu orman mevcut iktidarın politikalarıyla sürekli saldırı altındadır. Geçtiğimiz ay İstanbul Valiliği’nin Belgrad Ormanı’ndaki yeraltı sularını 9 yıllığına ticari işletmeye açmak için ihaleye çıktığı haberlerini gördük. Belgrad Ormanı’ndaki su tesisleri ve su dolum tesisleri, su varlıklarının kontrolsüz kullanımına, suyun ticarileştirilmesine, tarihi bentlerin zarar görmesine, ormanda yapılaşma riskinin, doğal alan tahribatının artmasına neden olmaktadır.
“Belgrad’ın can suyunu şişeleyip satmayın!”
Bugün Dünya Su Günü. Sadece bireylere su tasarrufunu anlatan göstermelik kamu spotlarıyla geçiştirilecek bugünde dünyaya bir kez de Belgrad’ın suyu için sesleniyoruz. Belgrad’ın can suyunu şişeleyip satmayın! Su bir meta değildir. Su yaşamın kaynağıdır. Suyu ticarileştirilen yaklaşımlar, ekolojik yıkım politikaları, su varlıklarını kritik eşiklere getirmiş durumda. Suya dokunmayın! Milli Parklar Kanun değişikliğinden bir gün sonra Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle Ulusal Su Planı Resmi Gazete’de yayınlandı. Standart bir formatta hazırlanan bu planın tek cümleyle özeti; ‘suyu kamusal bir hak olmaktan çıkarıp ekonomik bir kaynağa dönüştürmek.’
“Belgrad’ın suyunu satmak ormanı öldürmek demektir”
Su varlıklarını talan etme yaklaşımını tıpkı Sazlıdere ve Terkos’taki gibi Belgrad Ormanı’nda da görüyoruz. Bir dönem İstanbul’un içme suyu ihtiyacını karşılayan, tarihi bentlere ve çeşmelere ev sahipliği yapan bu ormanın suyuna dokunmayın. Bu ağaçlar, bu ormandaki bitki örtüsü, yaban hayatı su olmadan yaşayamaz. Belgrad’ın suyunu satmak ormanı öldürmek demektir. Orman olmadan İstanbul yaşayamaz. Belgrad Ormanı’ndaki su tesislerinin ruhsatları yenilenmemeli, yeni izinler verilmemeli, yeni ihaleler açılmamalı. Belgrad Ormanı’nın suyunu koruyamazsak İstanbul’un nefesini, sağlığını koruyamayız.
Belgrad Ormanı kırmızı çizgimiz. Sadece bizim değil bütün İstanbul’un kırmızı çizgisi olmalı. Bu şehirde her türlü adaletsizlikle, hak gaspıyla, eşitsizlikle mücadele ederken Kuzey Ormanları’nı ve İstanbul’un doğasını da unutmuyoruz. Bu ormana dört elle sarılıyoruz. Baharın ilk günlerinde herkesi mücadelemize katılıp, doğaya, suya, ormana, Belgrad’a, İstanbul’a nefes olmaya çağırıyoruz.”
Açıklamanın ardından çevre gönüllüleri, beşinci kez çevre yürüyüşü gerçekleştirdi.


