Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’li Tezcan: “İddia edilen fiillerin Kuşadası’nda geçtiği söyleniyor, peki bu dosyanın İstanbul Adliyesi ile ne ilgisi var?”

CHP’nin Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Genel Koordinatörü ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in gözaltına alınarak adliye sevk edilmesine tepki gösterdi. Tezcan, “Kuşadası’nda yürüyen bir soruşturmanın bu arkada gördüğünüz binada, İstanbul Adliyesi’nde ne işi var? İddia edilen fiillerin tamamı Kuşadası’nda geçtiği iddia edilmesine rağmen, iftira atılan her eylem Kuşadası’nda geçiyor denmesine rağmen, bu binayla ne ilişkisi var? Neden İstanbul’dayız” diye sordu.

CHP'nin Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Genel Koordinatörü ve Aydın Milletvekili Bülent

(İSTANBUL) – CHP’nin Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Genel Koordinatörü ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in gözaltına alınarak adliye sevk edilmesine tepki gösterdi. Tezcan, “Kuşadası’nda yürüyen bir soruşturmanın bu arkada gördüğünüz binada, İstanbul Adliyesi’nde ne işi var? İddia edilen fiillerin tamamı Kuşadası’nda geçtiği iddia edilmesine rağmen, iftira atılan her eylem Kuşadası’nda geçiyor denmesine rağmen, bu binayla ne ilişkisi var? Neden İstanbul’dayız” diye sordu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen “rüşvet” ve “irtikap” suçlarına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in de aralarında bulunduğu 6 şüpheli adliyeye sevk edildi.

İstanbul Adliyesi önünde toplanan heyet adına konuşan CHP’nin Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Genel Koordinatörü ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, şunları kaydetti:

“Uzun zamandan bu yana, özellikle de son bir buçuk yıldan bu yana İstanbul’da Çağlayan Adliyesi deyince aklımıza adalet değil, adaletsizlik; hukuk değil, hukuksuzluk; vicdan değil, kumpaslar üzerinde insanlara eziyet edilen bir sistem ve düzen geliyor. Yine Çağlayan Adliyesi’nin önündeyiz. Bundan önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız, Cumhurbaşkanı adayımız, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bürokratlarımız, meclis üyelerimiz, ilçe belediye başkanlarımız, Türkiye’nin dört bir yanından nedense İstanbul’a getirilen belediye başkanlarımız, belediye bürokratlarımız, çalışanlarımız, aydınlarımız; her birinin yolu bir şekilde Çağlayan’dan geçmeye başladı ve uzun zamandan bu yana Çağlayan adı, Adalet Sarayı olan Çağlayan’da adalet değil, adaletsizliğe itiraz etmek üzere buluştuk, bir araya geldik, geliyoruz. Maalesef…

“Neden İstanbul’dayız?”

Bakın, Kuşadası’nda yürüyen bir soruşturmanın bu arkada gördüğünüz binada, İstanbul Adliyesi’nde ne işi var? İddia edilen fiillerin tamamı Kuşadası’nda geçtiği iddia edilmesine rağmen, iftira atılan her eylem Kuşadası’nda geçiyor denmesine rağmen, bu binayla ne ilişkisi var? Neden İstanbul’dayız? Belediye başkanımız, bürokratlarımız, arkadaşlarımız neden İstanbul’da? Bu kadar vatandaş otobüslere dolup İstanbul’a niye gelmek zorunda kaldılar? Çünkü biliyoruz ki, Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarına yönelik her türlü kumpas soruşturmasının merkezi haline geldi. Ne yazık ki İstanbul ve Çağlayan Adliyesi, adalete, hukuka aykırı olarak bir Türkiye Başsavcılığı gibi çalışmaya başladı. Buradaki başsavcılık.

“Gizlilik kararına” tepki

Arkadaşlarımızdan bir tereddüdümüz yok. Güveniyoruz. Son zamanlarda alışıldığı üzere, hukuka aykırı bir şekilde gizlilik kararı var. Dosyaya erişemiyor, kişiyi suçluyorsunuz; arkadaşlarımızı suçluyorsunuz ama ne ile suçlandıklarıyla ilgili dosyadaki delil ve belgelere ulaşma yetkileri, imkanları yok. Yani şöyle düşünün, kendinizi bunun yerine koyun: Size bir iftira atıyorlar. Siz de ‘Nereden çıktı bu iftira, canım? Olur mu öyle şey? Göster delilini’ diyorsunuz. Yok, gösteremem. E, nasıl olacak? E, sen savun kendini. Ya delilini göster, gösteremem. Yaşanan aynen budur. Bugün gizlilik kararı, aynı şekilde savunma hakkını kısıtlayacak biçimde yürürlüktedir.”

“Ömer Günel’e ve arkadaşlarımıza yaşatılanlar, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı’nın transfer bedelidir”

Günel ve beraberindekilerin 4 gündür Vatan Emniyet’te gözaltında olduklarını hatırlatan CHP’li Tezcan, şöyle konuştu:

“Bugün şimdi adliyeye getirildiler. Niye gözaltına alıyorsunuz? Telefon etseniz, çağırsanız çıkıp gelecek. Kovalasanız bu memleketi bırakıp kaçmayacak arkadaşlarımızı neden gözaltına alıp derdest ederek, hürriyetlerinden mahrum bırakarak, eziyet ederek bu soruşturmaları yürütüyorsunuz? Tabii biz bunların sebebini biliyoruz. Türkiye’nin birçok yerinde Cumhuriyet Halk Partisi’ne dönük kumpas soruşturmaları var. Biz bunun özel bir şeklini Aydın’da yaşıyoruz. Aydın’da biliyoruz ki, sizleri, bizleri bugün Çağlayan’a getiren, arkadaşlarımızı gözaltında Çağlayan Adliyesi’ne çıkaran bundan bir süre önce, 6-7 ay önce, Ağustos 2025 yılında yapılan kirli bir pazarlık…

Günel’in bugün gözaltına alınması ve bu operasyonların yapılması, AK Parti’ye kendi paçasını kurtarmak için pazarlık yaparak giden; giderken 344 bin Aydınlı hemşehrimizin oyunu pazarlık masasına koyan; çalışan, emek veren, Aydın’daki her kardeşimizin alın terini pazarlık masasına koyan bir kişinin topuklayıp kaçan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı’nın transfer bedelidir.

Bugün Ömer Günel’e ve arkadaşlarımıza yaşatılanlar, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı’nın transfer bedelidir. Bu transfer bedeli üç taksitle ödeniyor, arkadaşlar. Bunun birinci taksiti şuydu: Aziz İhsan Aktaş soruşturmasında hanımefendinin ismi geçti; üç kere para istedi, para aldı, bizden diye ifade tutanağına ismi geçti. O ifade tutanağında ismi geçen bir başka arkadaşımızı, Zeydan Karalar’ı, ki o tutanakta bir rakam bile yoktu, aldılar, Adana’dan getirdiler; 10 ay burada yatırdılar haksız yere. Ama hanımefendi bununla ilgili pazarlık masası kurdu ve dedi ki, ‘Beni bu soruşturmadan kurtarın.’ Birincisi, o soruşturmadan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanını kurtarmaktı.

İkinci taksit, arkasından yıllarca devam eden ve bizim de itiraz ettiğimiz soruşturmalar, birer birer beraatle sonuçlanmış, sonuçlanmaya ve kapatılmaya başlandı. Demek ki ikincisi ne demiş? ‘Beni bu davalardan kurtarın.’ Üçüncüsü de, benim uzun zamandır husumetli olduğum ve siyaseten de beni yeneceğinden korktuğum; onunla mücadele edemediğim, uzun zamandır husumetli olduğum Ömer Günel’in kellesini istiyorum. Onun hapse atılmasını istiyorum. Yani, ‘Beni hapisten kurtarın, onu hapse atın.’ Pazarlık buymuş ve bu transfer bedelinin üçüncü taksitini de böyle almaya kalkıyorlar.

“Biz bu saldırılara boyun eğmeyeceğiz”

Biz bu saldırılara boyun eğmeyeceğiz. Dün ifadeler alındı, emniyette. Bir parça, zerre kadar ciddi bir şey yok. Bir yapı işleri müdürüne ‘Sen para alarak iskan ruhsatı vermişsin’ diye iddia ediyorlar. Temmuz ayında para almışsın, ruhsat vermişsin diyorlar. Oysa o yapı işleri müdürü bundan 7 ay önce, Ocak ayında, hem de devletin resmi sitesinde görülecek şekilde, iskan ruhsatına onay vermiş. Dosyadaki bilgi bu. Yani 7 ay önce onay verdiği bir işle ilgili bir yalancı ifade bulmuşlar. Yarım yamalak bir ifade. Tezgahı kurmuşlar. Kurgu şeklinin hangi masada nasıl yapıldığı belli. Bunun gibi, tepeden tırnağa ortada hiçbir delil, hiçbir ciddi iddia olmayan bir soruşturma yürütüyorlar.

Devlet bu kadar aciz duruma düşürülemez. Devlet hepimizin devleti. Adaletin olmadığı yerde devlet olmaz. ‘Adalet mülkün temelidir’ diyoruz. Adalet, devletin temelidir demek bu söz. Ve şimdi siz, devleti bir siyasi muhterisin ihtiraslarını karşılamak üzere ayaklar altına alınıp paçavraya çevrilmesine müsaade edemezsiniz. Onun için burada, Çağlayan Adliyesi’nin önünde bu soruşturmayı yapan makamlara sesleniyoruz. Soruşturmayı yürüten savcılık makamına sesleniyoruz: İnşallah, savcılık sorgusundan sonra hakimliğe sevk edilmez. İnşallah, savcılıktan serbest bırakılır. Olması gereken budur. Bugüne kadar yaşanan kötülüklerin hiç yaşanmaması gerekiyordu. Ama şu andan itibaren, en azından yapılması gereken, arkadaşlarımızın serbest bırakılmasıdır. Ve hâlâ adaletten ümidimizi kesmek istemediğimizi ifade etmek istiyoruz.”