Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

KESK’ten İzmir’de “Geçinemiyoruz” mitingi: “Bu bütçe Ege’nin değil, şirketlerin bütçesi”

Kamu emekçileri, KESK’in “Geçinemiyoruz – Halk İçin Bütçe, Demokratik Türkiye” çağrısıyla SGK İzmir İl Müdürlüğü önünden Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak’ın bütçenin halkın değil şirketlerin bütçesi olduğunu vurguladığı mitingde genel grev ve genel direniş çağrısı yapıldı.

Kamu emekçileri, KESK’in “Geçinemiyoruz – Halk İçin Bütçe, Demokratik Türkiye”

(İZMİR)- Kamu emekçileri, KESK’in “Geçinemiyoruz – Halk İçin Bütçe, Demokratik Türkiye” çağrısıyla SGK İzmir İl Müdürlüğü önünden Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak’ın bütçenin halkın değil şirketlerin bütçesi olduğunu vurguladığı mitingde genel grev ve genel direniş çağrısı yapıldı.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) “Geçinemiyoruz – Halk İçin Bütçe, Demokratik Türkiye” temalı mitingi kapsamında kamu emekçileri SGK İzmir İl Müdürlüğü önünde toplanarak Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. TÜRK-İŞ, İzmir Tabip Odası, İzmir Barosu ve TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu’nun da destek verdiği mitinge Ege Bölgesi’ndeki illerden çok sayıda kamu emekçisinin yanı sıra özel sektör emekçisi ve emekliler de katıldı. Mitingde yapılan konuşmalarda hükümetin hazırladığı bütçe “şirketlerin bütçesi” olarak nitelendirilirken, emekçilere ortak mücadele ve “genel grev, genel direniş” çağrısı yapıldı.

Mitingde konuşan KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Başak Edge Gürkan, emekçilerin yakıcı bir sürecin içinde geçtiğini belirterek “Zengin bir azınlık servetine servet katarken yoksul çoğunluk sefalet, geleceksizlik, umutsuzluk, güvencesiz bir yaşam kabullenilmesi şart bir kader olarak dayatılıyor. Ülkenin bütçesini hazırlayanlar bu bütçeyi zenginler için, savaş taraftarları için, silah için, doğal kaynaklarımızın yabancılara peşkeş çekilmesi için, ağır vergi yükü altında halkı ezmek için hazırlıyor. Ülke geliri zenginler, konsorsiyumlar, tekeller arasında paylaştırılırken yoksullara, ezilenlere, işçi ve emekçilere, memurlara, küçük esnafa, köylüye, öğrenciye, gence, yaşlıya, emekliye kırıntı dahi denemeyecek bir pay ayrılıyor. Bu eşitsizlik artık büyük bir özgüven ve pervasızlıkla, gözümüzün içine baka baka yapılıyor” dedi.

Genel grev genel direniş çağrısı

Emekçilerin taleplerini de sıralayan Gürkan, şunları kaydetti:

“Yüksek enflasyon altında ezilen, işsizlikte, yüksek faizde dünya rekorları kıran bir ülkede yaşam mücadelesi vermenin ne demek olduğunu patronlar bilemez. Bu düzen onların kârlarına kar katmakta olduğundan bilseler de buna ses etmezler. Bu yüzden emekçilerin yegane yolu kendi sınıf kardeşleri ile birlikte mücadele ederek haklarını almaktır. Bütçeyi hazırlayanlar bizlere neleri dayatmak istiyorlar hep beraber bakalım: Maaşlarımız enflasyon oranında kesinlikle artmayacak. Buna karşılık vergiler olağanüstü yükselecek ve yine zenginlerin ödemesi gereken 2.5 trilyon verginin yüzde 18’i muafiyet veya istisna adı altında affedilecek, bunun yükü yine emekçiye yüklenecek. Her 100 TL verginin sadece 11 TL’si sermayeden alınırken geri kalanı emekçilerin üzerine bırakılacak. Yine alınan her 100 TL’lik verginin 20 TL’si faiz, 5 TL’si teşvik primi, en az 16 TL’si silahlanma, 3 TL’si de hazine garantisi olarak sermayedarlara aktarılacak. Kamu hizmetlerine bütçeden ayrılan pay düşürülecek. Eğitim, sağlık başta olmak üzere kamu hizmetleri hızla paralı hale getirilecek, kamu hızla tasfiye edilecek. İşte tam da bu emek ve halk düşmanı bütçe nedeniyle sesimizi yükseltmek, duyulmasını sağlamak, emekten, yoksullardan yana bir devlet bütçesinin hazırlanması için haykırmak için bir araya geldik. Asgari ücretin ülkenin temel ücretlendirme modeli olmaktan çıkartılmasını istiyoruz. Asgari ücretin insanca yaşamayı elverir seviyeye yükseltilmesini talep ediyoruz. İşsizliğin ortadan kaldırılmasını, enflasyonun düşürülmesini, ekonomik refahın sağlanmasını, gelir dağılımında adaleti, vergi yükünün çok kazanandan çok az kazanandan az olacak şekilde eşit ve adil şekilde düzenlenmesini istiyoruz. Bütçe hakkımız için tüm işçi ve emekçileri, ezilenleri ortak mücadeleye genel grev, genel direnişe çağırıyoruz. Geçinemiyoruz. Halk için bütçe, demokratik bir Türkiye istiyoruz.”

Koçak: Biz ücretlerimizle yoksullaştırılırken, bir taraftan da kamusal hizmetlere ulaşırken yoksullaştırılıyoruz

KESK Eş Başkanı Ayfer Koçak da şunları söyledi:

“Gelir ve gider kalemleri sınıfsal tercihler şeklinde oluşturulur. Bu iktidarın 20 yıldır oluşturduğu bütçe sınıfsal tercihini ortaya koyuyor. Gelir oluştururken biz emekçilerden alıyor. Bugün oluşan verginin, yani bütçenin yüzde 82’si bizlerin maaşlarından, yine bizlerin yaşarken ekmeğimizden, elektriğimizden, suyumuzdan kesilen vergilerle oluşuyor. Peki pay edilirken ne oluyor? Pay edilirken çok açık ki yandaşa, yandaş olduklarına; kamu-özel iş birliğiyle bizim başımıza bela ettikleri faizlere gidiyor. Bu ülke bugün faiz giderlerinde dünyada birinci olmuş. Peki bizler yoksullaşırken başka neler oluyor? Dünyada dolar milyarder sayısı 2024 verilerine göre yüzde 1,2 artmış. Bizim ülkemizde yüzde 8 artmış. Biz bu kadar yoksullaşırken dolar milyarderleri nasıl bu kadar çoğalıyor diye soru sormak zorundayız. ‘Kaynak yok’ diyorlar ama belli ki kaynak var. Sorun, kaynağı kime verdikleri meselesidir. Sağlığa ve eğitime pay yok, kamu yatırımlarına pay yok. Peki kamu yatırımlarına pay olmayınca karşımıza ne çıkıyor? Elbette ki hepimiz biliyoruz: Hastaneye gittiğimizde tetkikler için altı ay sonrasına randevu verilebiliyor. Çocuklarımızı okula kaydetmek istediğimizde okul bulamıyoruz. Eğitimde nitelik düşüyor, kreş açılmıyor, yaşlı bakım evleri açılmıyor. Bütün sorumluluk biz yoksul emekçilere bırakılıyor. Biz ücretlerimizle yoksullaştırılırken, bir taraftan da kamusal hizmetlere ulaşırken yoksullaştırılıyoruz.”

“Bu bütçe Ege’nin değil, şirketlerin bütçesi”

“Kamu hizmetleri halk içindir ve kamu emekçileri bir ülkenin omurgasıdır” diyen Koçak, şunları kaydetti:

“Ama bütçe bizleri de bir kez daha kamu emekçisi değil, kapı kulu bekçisi olarak tarif ediyor. AKP iktidarında kamu çalışanlarına biat kültürü dayatılıyor. Muhaliflerin kamuda istihdamı engelleniyor. Kamuda liyakat yerine mülakat, torpil, kayırma istihdamın merkezi oluşturuluyor. Enerji fiyatlarında yılda yüzde 85 artış varken, gıda fiyatları yüzde 70’i aşarken, kiralar asgari ücretin üstüne çıkmışken hâlâ biz kamu emekçilerine sahte enflasyonla baskı maaş belirlemek istiyorlar. Toplu sözleşmede sahte sendika yasası, yandaş konfederasyon ve iktidar üçlüsünün marifetiyle biz kamu emekçilerine düşen yine Merkez Bankası’nın öngörülü enflasyon oranları oldu. Belli ki insana dair temel değerleri hiçleştiren bu düzen karşısında birlikte mücadele vermekten başka hiçbir şansımız yoktur. Bu bütçe sizin taleplerinize ve yaşam gerçekliğinize de kör bir bütçe. Bu bütçe Ege’nin değil, şirketlerin bütçesidir. Bu bütçe üreticinin değil, ithalat lobilerinin bütçesidir. Bu bütçe İzmir’in, Aydın’ın, Manisa’nın, Denizli’nin, Muğla’nın bütçesi değildir; Uşak’ın, Kütahya’nın bütçesi değildir.”

“Bütçe mücadelesi aynı zamanda bir demokrasi mücadelesidir”

İktidarın bütçe hakkını yok saydığını da ifade eden Koçak, “Oysa bütçe hakkı eşit yurttaşlık hakkıdır. Bugün Türkiye’de bütçe, halktan gizlenen, emek örgütlerinin dışlandığı, sadece yürütmenin belirlediği bir belgeye dönüşmüştür. Meclis’teki birkaç eleştirinin hiçbir hükmü kalmamıştır. Asıl karar, uluslararası sermayenin ve sarayın çıkarları doğrultusunda alınmaktadır. Tam da ondandır: Bize yıllarca yerlilik, millilik nutukları atanlar; madenlerimizi, topraklarımızı, kurumlarımızı uluslararası şirketlere peşkeş çekenlerdir. Halkın oyuyla seçilmiş belediyelere kayyum atanırken, halkın iradesi gasbedilirken, kentler şirket gibi yönetilirken, kayyumlar gelir gelmez demokratik kurumlarımız kapatılırken demokratik bütçe elbette mümkün değildir. Tam da o yüzden mitingimizi ‘Halk için bütçe’ derken aynı zamanda ‘Demokratik Türkiye’ dedik. Çünkü biliyoruz ki bir ülke demokrasiden uzaklaşırsa var olan haklar bir günde elimizden alınabilir. Bütçe mücadelesi aynı zamanda bir demokrasi mücadelesidir ve tarihe böyle geçecektir. Demokratik bir ülke, halk için bütçe istiyoruz. Bunun için mücadeleyi büyütmeye çalışıyoruz” diye konuştu.