(İZMİR)- KESK’in çağrısıyla SGK İl Müdürlüğü önünde toplanan kamu emekçileri, bütçenin emekten yana hazırlanması talebiyle Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. Mitinge katılan emekçiler, iktidarın emekçilerin taleplerine kulaklarını tıkadığını vurgulayarak, “İnsanca yaşayacak bir ücret ve demokratik Türkiye istiyoruz” dedi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) “Geçinemiyoruz – Halk İçin Bütçe, Demokratik Türkiye” temalı mitingi kapsamında kamu emekçileri SGK İzmir İl Müdürlüğü önünde toplanarak Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. Yürüyüşün ardından düzenlenen mitinge katılan kamu emekçileri ANKA Haber Ajansı’na konuştu.
HABER-SEN Genel Örgütlenme Sekreteri Ayhan Zengin, “Halk için bütçe, demokratik Türkiye talebimiz var. Halktan kesilen vergilerin tekrar halka dönüşmesi için, sermayeye değil emekçiye bütçe talebimiz var. Son 5 yıllık dönemde kamu kaynaklarından ayrılan paylar yüzde 40’lardan yüzde 17’lere kadar düştü. Biz bu kesilen vergilerin tekrar halka, emekçiye, emekliye, köylüye, kadınlara, çocuklara, eğitime ve sağlığa dönmesini istiyoruz. Maalesef kamu emekçileri hiçbir zaman dikkate alınmadığı gibi, bu yıl yapılan 2026 ve 2027 toplu sözleşmelerinde de yok sayıldı. 2026 için yüzde 11’lik, 2027 için yüzde 7’lik bir enflasyon farkı öngörüldü. Bundan 10 yıl önce olduğu gibi, bugün de kamu emekçisi, halk bütçe görüşmelerinde dikkate alınmıyor. Son dönemde dünyada milyarder sayısı yüzde 1,2 artarken Türkiye’de bu oran yüzde 8’lere kadar çıkmış durumda. Gördüğümüz kadarıyla hükümet, bütçeden kesilen payı sermayeden yana değerlendiriyor; emekçiden yana hiçbir zaman değerlendirmedi. Bu yüzden biz de KESK olarak tüm gücümüzle meydanlarda haykırarak halktan kesilen verginin tekrar halka dönmesi için mücadele ediyoruz” dedi.
“Maalesef sesimiz meclisin duvarlarında yankılanıp geri dönüyor”
Eğitim Sen üyesi Tahsin Yelkovan ise “Kamu emekçilerinin talebi, insanca yaşayacak bir ücret ve demokratik Türkiye’dir. Ülkemizde son zamanlarda biliyorsunuz kayyumların atanması, siyasilerin hapse atılması, emekçilerin, işçilerin, özellikle asgari ücretle geçinenlerin yoksulluk sınırının altında bir yaşam sürmek zorunda kalması, emeklilerin aynı şekilde…Biz bugün bütün bunlara ‘hayır’ demek ve emekçilerin sesini dile getirmek için bu alanda bir araya geldik” dedi. TBMM’deki bütçe görüşemlerinde kamu emekçilerinin gözetilmediğini de aktaran Yelkovan, “Kamu emekçileri tarih boyunca pek gözetilmedi. Sadece kamu emekçileri değil; asgari ücretliler, diğer işçiler, memurların talepleri hiçbir zaman tam olarak gözetilmedi. Elbette emekçilerin hakkını savunan vekiller var; fakat iktidar bir şekilde kulağını tıkamış durumda. Maalesef sesimiz Meclis’in duvarlarında yankılanıp geri dönüyor bize. Kamu emekçilerinin taleplerini karşılayacak bir bütçe şimdiye kadar görmedik” diye konuştu.
“Duymamak için kulaklarını kapatıyorlar”
Ambar işçisi Serkan Karaağaç da “Bugün emeğin sömürüldüğü bir sistemde, bu sisteme karşı çıkmak için buradayız. Kamu emekçilerinin taleplerini bugüne kadar kimse dikkate almadı. Bu saaten sonrada kimse almaz. Emekçinin sesi duyuluyor ama duymamak için kulaklarını kapatıyorlar. Ama biz sesimizi yükseltiyoruz. Onlar da duyuyor, sadece örtbas ediyorlar” dedi.
“Halktan ve emekçiden yana bir bütçe planlaması yapılmadığını düşünüyoruz”
Kamu emekçisi Metin Erözcan ise “Bugün burada olma sebebimiz; bütçenin halktan ve emekçiden yana olmayıp, belli bir kesime para aktarılmasına isyan etmemiz. Biz kamu emekçileri olarak, KESK olarak örgütlü emekçilerin tepkisini dile getirmek için buradayız. Bütçenin kamu emekçisinden, halktan yana olmasını istiyoruz ve bütçe düzenlemelerinde özellikle sermayeye ayrılan payların halka dayalı şekilde yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz. Türkiye’de yaşayan herkes hissediyordur. Halktan ve emekçiden yana bir bütçe planlaması yapılmadığını düşünüyoruz. Durum çok net: Herkesin ekonomiden alınan pay ortada. Türkiye’de halkın büyük bir kısmı bütçeden çok sınırlı pay alıyor ve yaşam şansı bulamıyor. Bugün yaşanan bütün olumsuzluklar da ekonomik tablonun ne kadar kötü olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.
“Birleşe birleşe kazanacağız”
Grevdeki Digel Tekstil işçisi Bahar Tunçer de şöyle konuştu:
“Yedi yıllık Digel Tekstil çalışanıydım. 17 Ocak’ta sefalet ücretine ‘hayır’ dediğimiz için ilk önce dört arkadaş aynı gün işten atıldı. Aynı gün yetkiyi de aldık, çoğunluğu elde ettik. Sonrasında 4 Şubat’ta ‘atılan işçileri geri alın’ dediğimiz için üç arkadaşı da haksız, hukuksuz ve tazminatsız şekilde kodlarla işten attılar. Ardından 13 Haziran’da sekiz arkadaşı işten attılar. Onlar da çalışma saatleri bittikten sonra, evlerine giderken işten çıkarıldılar. 317 gündür direniyoruz. Direnişimizi ve mücadelemizi hiçbir güç kıramaz. Yetki itiraz davasını, İzmir’de olan bir fabrika olan Digel Tekstil, sırf mücadelemizi kırmak için Ankara’da açtı. Ama bizim mücadelemizi hiçbir şekilde kıramayacaklar. Toplu sözleşme masasına oturacaklar, o imzayı atacaklar. O günü umutla bekliyoruz. Bugün KESK’in düzenlemiş olduğu programa katıldık. İşçi sınıfının ve diğer emekçi sınıfların birleşmekten başka bir yolu yok. Birleşe birleşe kazanacağız.”

