Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kadri Atabaş ve Serap Selçuk Atabaş’ın eserleri sanatseverlerle buluştu

Mimar ve ressam Kadri Atabaş ile dalgıç ve ressam Serap Selçuk Atabaş’ın güncel eserlerinin yer aldığı yeni sergileri Ankara’da Emin Antik Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu.

Mimar ve ressam Kadri Atabaş ile dalgıç ve ressam Serap

(ANKARA) – Mimar ve ressam Kadri Atabaş ile dalgıç ve ressam Serap Selçuk Atabaş’ın güncel eserlerinin yer aldığı yeni sergileri Ankara’da Emin Antik Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu.

Ankara Kalesi sanat merkezlerinden Emin Antik Sanat Merkezi’nde Kadri ve Serap Selçuk Atabaş’ın kişisel sergilerinin açılışı yapıldı. Hayat arkadaşı iki ressamın eserlerine ev sahipliği yapan merkez, Kadri Atabaş’ın yaşamın içinden gelen duyguları ve estetik birikimini yansıtan sulu boya 25 eseri ile Serap Selçuk Atabaş’ın izleyenleri okyanusun derinliklerine davet ettiği, masalsı ve büyüleyici sualtı dünyasını anlatan yağlıboya ve akrilik çalıştığı eserlerini sergilemeye başladı.

Sergilerin açılışında Prof.Dr. Hasan Pekmezci, Ankara Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Tabiat Varlıkları Dairesi Başkanlığı Proje Koordinatörü Bekir Ödemiş, Prof.Dr. Mehmet Tuncer, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, gazeteci Şükrü Küçükşahin, heykeltıraş Metin Yurdanur, siyasetçi Şevket Bülent Yahnici, ressam Nihat Kahraman, yazar Özkan Aras ve çok sayıda davetli yer aldı.

“Zor ülkede, zor koşullarda bir tür kaçış”

Uzun süre önce başladığı sulu boya çalışmalarına bir süre ara verdiğini belirten Atabaş, bu teknikle resim yapmanın kendisi için önemini şu sözlerle anlattı:

“Sulu boyanın ansal ve beklenmeyen etkilerini seviyorum. Ben amatör bir ressamım. Yani yaşamımı ressamlık üstüne kurmuş değilim. Onun üstünden kazanmıyorum, mimarım. Bunları bir tür, kendiminle hesaplaşmak ve kendi dünyamdan kaçış için yapıyorum. Bir de esas sevdiğim ansal olması, ne çıkacak bilmiyorum. Bir resmi yapıyorsunuz, yalnız vurduğun fırçayı halletmek için uğraşman lazım. O ansallığı, heyecanı, beklenmeyeni hoşuma gidiyor. Onun için yapıyorum.”

Resimlerinin çoğunu bir tür kaçış için yaptığını söyleyen Kadri Atabaş, “Bu kadar zor bir ülkede ve bu kadar zor koşullarda biraz da kafamı meşgul etmek için yapıyorum açıkçası. Ben aslında koleksiyon da yaparım. Daha soyut çalışırım. Soyutu da severim. Kendi mimarlığımda da farklı çalışırım, burada da. Ama sulu boya yaparken onu yapmadım. Sulu boyada daha çok kafamı resme verip başka hiçbir şeyle düşünmemeye çalışıyorum. O nedenle de daha detaylı, daha düşünmemi engelleyip uğraşmamamı sağlayacak bir betimleyici resim çalışıyorum. Esası o, biraz kaçış…”

Yaşamın kendi akışının içinde ve özünde bir tedirginlik ve tekinsizlik olduğunu belirten Kadri Atabaş, “Başımıza ne geleceğini her an bir şey olurken olur. Resimlerimin ikinci bir kısmı da yaşamın o tedirginlik ve tekinsizliği üstüne özellikle yaşamın bu döneminde hissettiklerimi figürler üstünden anlatmak istedim. Farklı figürler özeti bu, yani biraz kavramsal çalışıyorum” ifadelerini kullandı.

Kadri Atabaş, sergide yer alan “Potemkin Zırhlısı” filmine atıfta bulunan resimlerini de “Potemkin Zırhlısı bence film tarihinin en muhteşem filmi. Bir anlamda onun Odessa merdivenleri yaşamın özeti. Pek çok devrim, karşı devrim, ansallıklar, onun karşısında özürlüden sağlama bir yığın tavır var. O nedenle çok önemsediğim bir dönem” sözleriyle anlattı.

Kadri Atabaş’ın sergisinde 25 tablo yer alırken üç ana tema bulunuyor. Atabaş, resimleri arasında kendisi için özel olanı seçmekte zorlandığını söyleyerek şöyle konuştu:

“Potemkin Zırhlısı’nda sevdiğim eser, gözünden vurulmuş müthiş bir tablodur. Filmi seyrederseniz bir küçük burjuva kadını çarın askerlerine karşı direnir ‘yapmayın ayıp ediyorsunuz’ diye ve oradaki bir yığın halkın temsilcileri de ‘Aa bizi savunan biri var’ der, onun etrafına toplanırlar. Bir kurşun gelir, tam gözünden vurur, kadın gider ve ona sığınmış olan herkes kaçışır. Bu müthiş bir insanlık tarihini anlatıyor ve bu anın aynısını ‘Baba’ filminde de kopya çektiler. O çok bilinen bir resimdir. Onun için o ansallık, o tedirginlik ve tekinsizliği de kapsıyor. O ana kadar bir güç var. Bir kurşun, tak o anda bitiyor. Öbür tarafta kendime göre uydurduğum bir balık resmim var. Onu da seviyorum.”

Serap Sulçuk Atabaş: “50 yaşımda dalmaya başladım”

Dalgıç ve ressam Serap Selçuk Atabaş da çocukluğundan beri resim yaptığını belirterek “Ortaokulda başladım sonra dersler alarak Hacettepe’ye kaydımı yaptırdım daha sonra da devam etti” diye özetledi öyküsünü. 28 eser bulanan sergisinin teması hakkında Serap Selçuk Atabaş, şu ifadeleri kullandı:

“Ben dalgıçım. Deniz altında fotoğraf çekiyorum. Ödüllerim de var. Fotoğrafları değerlendirerek resimler yapıyorum, 50 yaşımda dalmaya başladım. Üç yıldızlı dalıcıyım. Su altına başladım resim yapmaya ve bu arada kedilerimi de indirdim. Evrim geçirdiler. Daha önceki sergilerimde kedi daha çoktu. Muhakkak kedi vardı. Kedisiz su altı yoktu. Su altı benim için başka bir dünya. Yeniden doğmuş gibi oldum. O güzelliği de herkese yansıtmaya çalışıyorum.”

Ödemiş: “Kadri Atabaş iyi bir meslek insanıdır ama bugün bir yandan daha gördük ki iyi bir sanatçıda

Sergiyi ziyaret eden ABB Kültür ve Tabiat Varlıkları Dairesi Başkanlığı Proje Koordinatörü Bekir Ödemiş, “Bu benim Emin Antik’in Sanat Galerisi’ndeki ilk sergim değil. Ankara Büyükşehir Belediyesi’ndeki görevim dolayısıyla da Ulus ve Kale ile ilgilendiğim için buradaki tüm etkinlikleri elimden geldiğince katılmaya özen gösteriyorum. Sanatçıya destek vermeye de gayret ediyoruz tabii ama benim için özel bir yanı şu: Sayın Kadri Atabaş benim eski dostum. İyi bir belediyeci. Gerçekten Türkiye’de toplumcu, halkçı belediyeciliğin önemli isimlerinden birisi. Belki çok vitrinde olmadı ama geri planda Ankara’nın önemli projelerine imza attı. Bugün biz onun sanatsal yanını izleyeceğiz belki ama bir de onun az önce söylediğim gibi meslek disiplininden kaynaklanan, kente değer katan çok saygın projeleri var” dedi.

Kadri Atabaş’ın Batıkent’in yıllarca proje koordinatörlüğünü yaptığına dikkat çeken Ödemiş, “Batıkent Toplu Konut Projesi’nin bugüne gelmesinde de çok önemli emeği ve katkıları olmuştur. Ama hepinizin bildiği gibi Ankara’da da nitelikli diyebileceğimiz pek çok mimari yapıya da kente ileride değer katacak, kentin kültürel mirası kapsamına girebilecek nitelikteki yapılara da imza atmıştır. İyi bir meslek insanıdır ama bugün bir yandan daha gördük ki iyi bir sanatçı. Serap Hanım zaten sanatçı, yani hepimizce biliniyordu. Böylece karı-kocanın sanata, kültür hayatına yapmış oldukları katkıyı da hep birlikte burada izledik” ifadelerini kullandı.

Pekmezci: “Kadri bu sergisiyle biraz daha sürpriz yaptı”

Sergiyi değerlendiren ressam Prof.Dr. Hasan Pekmezci, Serap Selçuk Atabaş ile Kadri Atabaş’ın kişisel sergilerinin kendisi için birkaç yönden anlamının önemli olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Ben kendi alanının dışında başka alanlarla ilgilenen coşkuyla, sevgiyle ilgilenen insanlarla ilgili yazılar yazarım. Örneğin şair ressamlar, ressam şairler gibi. Bir uzun zamandır da mimar ressamlar üzerine çalışıyordum. Çok enteresan isimler var. Örneğin Zaha Hadid var. Dünyaca ünlü mimar. Onu kimse pek bilmez. Dünya kadın tarihinde de önemli isimlerden biri. Zaha aynı zamanda çok ünlü bir ressam, kimse pek bilmez. Mesela bizde Nuri Abaç mimardır ama imza bırakan bir ressamdır. Kadri’nin resimle ilgilendiğini biliyordum. Özellikle soyut sanatı çok savunan, soyut sanatı belki daha çok beğenen isimdi. Serginin de soyut bir sergi olacağını düşünüyordum ama bence daha önemli bir sergi gördüm. İçinden geldiği gibi yaşamdan kesitleri ya da kendi yaşamına değen filmler, olaylarla ilgili kesitleri resim olarak ifade edebilmesi yani mimariyi ifade edebilmesi benim çok hoşuma gitti. Serap’a gelince Serap zaten deniz altını çok seven biri. Kedileri çok seven biri. Onun çalışmalarını biliyorum. Benim evimde de var çalışmalarından ama Kadri bu sergisiyle biraz daha sürpriz yaptı. Her ikisini de kutluyorum.”

Bilgin: “Hepimiz sırtımıza oksijen tüpünü takacağız ve Serap’ın gözünden o derinliklerdeki güzellikleri göreceğiz”

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin de açılışta yaptığı konuşmada, Türkiye’nin artık entelektüel yetiştiremediğini söyleyerek “Geçtiğimiz yüzyıla kadar bu ülkede entelektüel yok. Hatta dünyada da yok. Onun için sevgili Kadri Atabaş gibi entelektüellere gerçekten bu ülkenin ihtiyacı var. Ankara’ya imzasını atmış bir mimar. İyi bir antika meraklısı, ressam ve resim koleksiyoneri, siyaset okulundan başarıyla pek iyi dereceyle mezun olmuş ama siyasetin üst taraflarında hiç gözü olmamış bir dost. Allah hepinize böyle bir dost nasip etsin” dedi.

Serap Selçuk Atabaş’ı “Kedilerin ressamı” olarak nitelendiren Bilgin, “Bu sergisi su altı ile ilgili. Bu yaştaki insanların genellikle evde örgü ördükleri, kitap okudukları veya torun baktıkları bir yaşta, önce dalgıç oldu. Bu çok önemli bir şey. Arkasından da su altı fotoğrafçısı oldu. Çektiği fotoğraflar pek çok önemli kurum tarafından değerlendi, birincilik kazandı. Şimdi o su altı fotoğraflarından yaptığı tabloları göreceğiz. Hepimiz sırtımıza oksijen tüpünü takacağız ve gözümüzde gözlüklerimizle bir anda onun gözünden, o derinliklerdeki güzellikleri göreceğiz” diye konuştu.

Her iki sergi de 2 Mart’a kadar Emin Antik Sanat Merkezi’nde ziyaretçilere açık olacak.